banner374
17 Nisan 2013 Çarşamba 08:50
MEB Mevzuatı Anayasa Gibi Yamalı Bohçaya Döndü
 Eğitim-Bir-Sen Van 1 No’lu Şube’nin istişare toplantısında konuşan Çakırcı, Milli Eğitim Bakanlığı, değişimi, çalışanlarının desteğini alarak sürdürmelidir. Bunun için ek ödeme sorununu hükümet çözmek zorundadır” dedi.
Birbiriyle uyumsuz ve birbirine aykırı yönetmelikler, genelgeler ve yazılı talimatlarla Milli Eğitim’in en önemli problemlerinden birinin mevzuat olduğunu ifade eden Çakırcı, MEB mevzuatının Anayasa gibi yamalı bohçaya döndüğünü, her yeni değişikliğin başka arızalara neden olduğunu kaydetti.
Kan ve Gözyaşı Kaderimiz Olmamalıdır
Gündemdeki konulara da değinen Ramazan Çakırcı, “Ülkemizin bir barış iklimine ve huzura ihtiyacı vardır. Türkiye’de yıllardır etnik temel üzerinden akıtılan kan sona ermelidir. İnsan merkezli devlet anlayışından uzak, ötekileştiren politikalarla ulusalcılık hastalığı gereği yıllardır etnik ayrımcılık körüklenmiştir. Türkiye’nin ayak bağlarından kurtulmasını, prangalarını kırmasını arzu ediyor ve çözüm süreci kapsamında ortaya konulan olumlu çabaları destekliyoruz. Yıllardır bu ülkede akan kandan beslenenler artık susmalı, özgürlük ve kardeşlik hukuku konuşmalıdır. ‘Akil İnsanlar’ı eleştirenler, önce kendi akılsızlıklarının bu ülkeyi getirdiği kan çukuruna baksınlar. Kan ve gözyaşı, bu ülkenin ve bizlerin kaderi değildir, olmamalıdır. Başkanlarının felaketi üzerinden saadet arayanlara milletimiz prim vermeyecektir” şeklinde konuştu.


Dicle Üniversitesi’nde Yaşananlar Kaygı Verici
Dicle Üniversitesi’nde yaşanan öğrenci olaylarının son derece kaygı ve üzüntü verici olduğunu vurgulayan Çakırcı, şöyle devam etti: “Bu olayların son bulmasını istiyoruz. Herkesi hoşgörülü olmaya davet ediyoruz. Çözüm sürecini baltalamaya dönük olası provokasyonların oluşmaması için her kesimi sorumluluk almaya ve sağduyulu olmaya davet ediyoruz.”


Rotasyon Değil, Çalışma Şartları İyileştirilmeli
Son günlerde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu üzerinden sürdürülen tartışmaların kimseye yarar sağlamayacağını dile getiren Çakırcı, “Eğitim-Bir-Sen olarak kamu emekçilerine rotasyon anlamına gelebilecek her türlü uygulamaya şiddetle karşıyız ve karşı duracağız. Kazanılmış haklardan geriye gidişi ifade eden hiçbir uygulamaya göz yummayacağız. Bu konuyu gündeme getirenler şunu çok iyi bilmelidir ki, yapay gündemlerle kamuoyunu meşgul etmek, suyu bulandırmak dışında kimseye bir şey kazandırmaz. Devleti yönetmek ciddi bir iştir, ciddi meselelerle uğraşın. Artık halkın gündemine dönün ve çalışanların gündemiyle ilgilenin diyoruz” ifadelerini kullandı.
Öğretmen istihdamında güçlük çekilen bölgelerde çalışanlara pozitif ayrımcılık yapılması gerektiğini belirten Ramazan Çakırcı, söz konusu bölgelerde çalışanların çalışma şartlarında iyileştirme yapılmasını, ilave özel hizmet tazminatı ödenmesini, lojman imkânı sağlanmasını ve daha fazla hizmet puanı verilmesini istedi.

Bakanlık, Değişimi Eğitim Çalışanlarının Desteğini Alarak Sürdürmelidir

Milli Eğitim Bakanlığı’nın problemleri aşmasında sahip olduğu insan kaynakları potansiyeli ve vasıflı personelin varlığının bir avantaj olduğunu fakat sahip olunan fırsatların etkili kullanılmadığı zaman doğal bir tehdide dönüştüğünü ifade eden Çakırcı, şunları söyledi:
“Çünkü vasıflı insanların muhalefeti ve direnci de oldukça etkili ve yıpratıcı olur. Bakanlığın bu gerçeği göz ardı ederek attığı adımlar, camiayı mağdur ediyor. Öğretmenlerin mali hakları Türkiye’nin gelişmesine, büyümesine paralel büyümüyor. Her yeni düzenlemeyle çalışanların özlük haklarının düne göre daha geriye götürülmesi anlaşılır bir durum değildir. Eğer eğitim sistemimizde bir şeyler değişecekse, buna, eğitim çalışanlarının desteğini sağlamakla başlamak gerekir. Milli Eğitim Bakanlığı, değişimi, çalışanlarının desteğini alarak sürdürmelidir. Bunun için ek ödeme sorununu hükümet çözmek zorundadır.”
Bakanlığın teşkilat yasasının değiştiğini ancak bunun tek başına bir anlam ifade etmediğini söyleyen Çakırcı, bakanlığın, her yeni düzenlemede, birbiriyle uyumsuz mevzuat kaynaklarını birbirine uyumlu hale getirmek için sarf ettiği çabanın çok yetersiz olduğunu ifade etti. Milli Eğitim mevzuatının adeta yamalı bohçaya döndüğünü, kanun ve yönetmeliklerin ihtiyaca cevap vermediğini belirten Ramazan Çakırcı, 222, 1702, 4357 ve 1739 sayılı temel kanunlar başta olmak üzere Milli Eğitim mevzuatının günümüz ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak olduğunu vurguladı. Bakanlığın sorunu kökten çözmeye yönelik adımlar atmamasının sorunları içinden çıkılmaz bir noktaya sürüklediğini dile getiren Çakırcı, 6287 sayılı Kanun aracılığı ile yapılan değişikliğin günü kurtarmaya yönelik bir pansuman olarak değerlendirdiklerini söyleyerek, şöyle konuştu:
“Birbiriyle uyumsuz ve birbirine aykırı yönetmelikler, genelgeler ve yazılı talimatlarla Milli Eğitim’in en önemli problemlerinden birinin mevzuat olduğu muhakkak. MEB mevzuatı, Anayasa gibi yamalı bohçaya dönmüş durumda. Her yeni değişiklik başka arızalara sebebiyet veriyor. 2009 yılından beri sürekli değişikliğe uğrayan ve son değişiklikle birlikte ‘atamama’ yönetmeliğine dönüşen Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği bunun örneklerinden sadece biri. Yaşanan belirsizlik, camianın motivasyonunu bozmakta, bu durum da verimi düşürmektedir. Yeni düzenlemede mutlaka Ocak ve Şubat aylarında atama bekleyen yönetici adaylarının öncelikli atama duyuruları yapılmalıdır. Adalet duygusu daha fazla zedelenmemelidir.”

Mevzuat Yeni Sisteme Uyarlanmadır


Eğitim sistemini kökten değiştiren 4+4+4 ile işlevleri ve işleyişi değişen kurumların yönetmeliklerinin kapsamlı bir çalışma ile yeniden hazırlanması gerektiğini kaydeden Çakırcı, bu yıl özür durumuna, il içi, il dışı isteğe bağlı yer değişikliği ve alan değişikliği ile ilgili sorunların temelinde de konuyla ilgili düzenlemelerin bulunduğunu belirtti.
Mevcut mevzuat kaynaklarının önemli bir kısmının kökten değiştirilmesinin zaruri olduğunun altını çizen Ramazan Çakırcı, her işlemi dava konusu olan Milli Eğitim Bakanlığı’nın son yıllarda yaptığı çoğu düzenlemeye ilişkin kılavuz, genelge ve yazılarla kafaların allak bulak olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı: “Milli Eğitim Bakanlığı’nın eski teşkilat yapısında Mevzuat Daire Başkanlığı diye bir birim vardı. Yeni teşkilat yapısında ise bu birim kaldırıldı. Yeni dönemde böyle bir birimin olmaması nedeniyle 652 sayılı KHK sonrası yeni hatalar yapmamak için ikincil mevzuat çalışmasının yapılmasına cesaret edilemedi. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan talebimiz, beklentimiz, mevzuatı ihtiyaçlara cevap veren bütüncül bir yaklaşımla ele alması ve gerekli düzenlemeleri ertelemeden yapmasıdır. Bunun için evvela MEB’in, öncelik arz eden konularda gereken düzenlemelere ilişkin bir acil eylem planını kısa vadede uygulamaya geçirmesi gerekir.”
 
Şakar: Vakit, Eğitim-Bir-Sen Ailesini Daha da Büyütme Vaktidir


Eğitim-Bir-Sen Van 1 No’lu Şube Başkanı Süleyman Şakar ise, ilke ve fikirlerimizden ödün vermeden yollarına devam ettiklerini belirterek, “Ülkenin selameti, milletin demokrasi ve özgürlük taleplerinin savunucusu, aldatmayan ve aldanmayan sendikacılık diyerek abartıdan ve sahte vaatlerden uzak durarak bugüne kadar vaat ettiği çağdaş ve üretken sendikacılık adına önemli kazanımlar elde ederek üzerimize düşeni yapmaya çalıştık ve çalışıyoruz. Siyasal ve ideolojik sendikacılığın sığlığına muhtaç olmadan yolumuza; insan merkezli, temel hak ve özgürlükleri esas alan, ülkesinin, milletinin ve ait olduğu kitlenin sorunlarını dert edinerek çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Şu an gündemde olan sorunları ve bundan sonra doğacak tüm sıkıntıları hep birlikte omuz omuza vererek yıkacağımıza, çözeceğimize inanıyorum. Vakit, Eğitim-Bir-Sen ailesini daha da büyütme vaktidir” dedi. 
banner182
Son Güncelleme: 17.04.2013 08:50
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol