banner374
29 Kasım 2012 Perşembe 17:20
MEB'de çalışma barışını bozan gerçekler

İsimsiz dilekçeler, mektuplar ve BİMERbaşvurularıyla ilçe ve il yöneticileri hakkında sürdürülen inceleme ve soruşturmalar dayanılmaz noktalara geldi. Mesnetsiz ve zorlama iddialar doğrudan işleme konulmak suretiyle yöneticiler taciz edilmeye devam ediliyorlar. 


Özellikle 652 sayılı KHK ve 18 Kasım'da yayınlanan Milli Eğitim Müdürlükleri yönetmeliğiyle İl Eğitim Denetmenlerinin (İlköğretim Müfettişleri) il müdürü dışında tüm teşkilata denetleme, rehberlik ve iş başında yetiştirme görevlerinin verilmesi bu furyayı daha da arttırdı.


Bizlere ulaşan birçok ilçe milli eğitim müdürü ve şube müdürü saçma sapan iddialar nedeniyle ilköğretim müfettişlerine ‘ana adı, baba adı, TC kimlik no' söylemekten dolayı oldukça rencide olduklarını ifade ediyorlar. 


Daha geçen yıla kadar lise öğretmenini denetleme yetkisi olmayan ve lise öğretmeninin soruşturmasını yaptıkları için Danıştayca ‘yetkisizlik' nedeniyle soruşturmanın iptal edildiği ilköğretim müfettişlerinin birden bire palazlanarak ilçe yöneticilerini ve il milli eğitim müdür yardımcılarını ‘iş başında yetiştiren' bir konuma getirtilmelerinin şaşkınlığı hala sürüyor.

Bu işte sakatlık içinde sakatlık var. Örneğin şube müdürünü denetleyen ilköğretim müfettişi, ceza uygulamak üzere dosyayı ilçe milli eğitim müdürüne gönderiyor. Aynı ilköğretim müfettişi yine gerektiğinde ilçe milli eğitim müdürünü soruşturabiliyor.


Bir başka sakatlık da şu: ilde tüm yetki il milli eğitim müdüründedir. İl müdür yardımcıları ve şube müdürleri tüm iş ve işlemleri il müdürü adına yaparlar. Parafladıkları evraklar il müdürü tarafından imzalanır. Bu durumda ilköğretim müfettişi il müdürünü denetleyemeyecekse onun yardımcılarını hangi yetkiyle denetler?


652 sayılı KHK bilgisizce, aceleyle ve yalan yanlış hazırlanmıştır. İddia ediyorum bu KHK'yı hazırlayanlar arasında taşrayı ve yönetim kademelerini bilen bir Allah'ın kulu yoktur. Yöneticileri çalışamaz hale getiren bu düzenleme derhal değiştirilmelidir.

Bir söz de il milli eğitim müdürlerine. Tamam koltuklarınızı koruma reflekslerinizi anlıyorum. Ama kısık sesle de olsa bunun yanlışlığını birilerine söyleyin. Bu iş böyle yürümez. Bugün buna sessiz kalan il müdürleri yarın başlarına daha başka sıkıntı geldiğinde söz söyleme hakkına sahip olmayacaklar.


Son söz ilçe milli eğitim müdürleri ve şube müdürlerine: 
onurlarınız ayaklar altına alınırken buna daha ne kadar sessiz kalacaksınız? Gruplar halinde randevular alıp Bakanlık yetkililerine durumun yanlışlığını anlatacak kimse yok mu?

UEYDER yetkilileri konuyu nasıl değerlendirmektedirler? Bakanlığa çıkarma yapıp bu rahatsızlığın ifade edilmesi lazımdır.


Bu uygulama sürerse yöneticilik yapılamaz hale gelir biline!



Metin KOÇER



banner182
Son Güncelleme: 29.11.2012 17:20
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol