banner374
08 Mart 2013 Cuma 14:04
Memur ve Öğretmenleri Suskunluğa Gömen Soru!
 Hele hele her dilin basit soru cümleleri, uygun yerde uygun zamanda

sorulduğunda, sözün büyüsüyle halelenmiş ya da kutsallığın sorgulanmazlık
zırhına büründürülerek servis edilmiş nice açıklamanın, söz oyunları ve
demagojik ifadelerle bezenmiş nice hamaset nutkunun yüzündeki peçeyi
aralayıverir. Çelişki ve  tutarsızlıkların , gerçekliğin hakikatine aykırı
yanılsamaların arz-ı endam eylemesine kapı aralar.

Yeri gelir, soruyu kendine yöneltenin, herhangi bir alanda var olanı, neliği
ve gerçekliği temelinde, yeniden anlamlandırmaya, sorup sorgulamaya
yönelmesine vesile olur. Onun, insana, topluma, dünyaya, evrene, genel olarak
hayata bakış ve yeniden anlamlandırışında paradigmal değişikliklere yol açar.

Yeri gelir, küçücük ve basit bir soru bile, ona muhatap olanı, eğer yüzü
kızarmayacak denli pişkinleşmemiş, arsızlıkta, kompetanlıkta “ gemi  azıya
alma”mış ve yalanda ustalaşmamışsa, suskunluğa gömer. Böyle insanlar için,
yanıtı “Evet/Hayır” kadar basit olsa bile, gerçeklikte yaşanan çelişkinin farkına
varılmasına neden olan bu tür bir sorunun karşısında sessizliğin koyakları
sığınak olur. Açıkça veremezler sorunun yanıtını. Ama bu, basit sorular söz
konusu olduğunda, zihinlerde peyda oluveren cevabı ortadan kaldırmaz.

İşte O Malum Soru

Bu durum, bu güne dek, yazdığım yazıların altına, ne anlatıldığını bile kavrayıp
anlamadan, yazının bütünüyle uzaktan yakından ilişkisi olmayan sözleri ‘yorum'
diye karalayan birçok memur ve öğretmenlerin başlıkta kastedilen soru
karşısında sessizliğe gömülüşleri için de geçerlidir.

İlgili yazının başlığı olan o malum soru ise şuydu: Öcalan'ın Başkanı Erdoğan;
ya Memur ve Öğretmenlerinki?1

Yanıtı, “Evet/Hayır” ya da birkaç kısa sözle verilebilecek bu basit sorunun
karşısında, ne ilginçtir ki kimse “Gık” bile demedi. Belki de diyemedi.

Oysa, “Memurdan Öğretmen, Öğretmenden Memur Olur Mu?”, “Öğretmenlerin
Cumhuriyet Aşkı Neden ve Nasıl Bitti?” “Öğretmenler Neden Susar?” vb.
yazılarda, hem de ne anlatıldığını bile anlamandan ahkâm kesenler, söz
konusu soru karşısında sanki küçük dillerini yuttular. Görmediler. Okumadılar.
Bilmediler.

Kim bilir belki de bu yazıdan sonra görmeye, okumaya, bilmeye yeltenirler.
Kim bilir belki de beni yanıltmak istercesine, birbiri ardına yanıtlarını telaffuz
edip yazmaya girişirler. Ve derin bir sessizliğe gömülmediklerini gösterirler,
cümle âleme!

Not: İlgilileri için o malum soruyu taşıyan yazıya2 ait iki linki aşağıda
veriyorum, istediğinizden okuyabilirsiniz. Kolay gelsin efendim!

banner182
Son Güncelleme: 08.03.2013 14:04
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol