banner374
13 Ocak 2014 Pazartesi 19:23
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINDA NELER OLUYOR.
 


            MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINDA NELER OLUYOR.

 

Milli Eğitim Bakanlığında, son yıllarda ortaöğretime geçişte her yıl değişik bir sınav sistemi, yöneticilerin atanması, fişleme iddiaları, denetimin birleştirilmesi gibi gelişmelere bakıldığında, eğitim sisteminde ciddi sorunlar yaşandığı,  hatta giderek Milli Eğitim Bakanlığının kendisini sorun üreten bir kuruma dönüştürdüğü görülmektedir. Özellikle son 4-5 yıl içerisinde görevde bulunan Bakan ve Müsteşarlar yeniden yapılanma ve değişim adı altında operasyonel bir dizi işlemler yapmakta ve eğitimde var olan sorunları çözme yerine daha da derinleştirmektedir.

Son olarak, yapılan bu operasyonel işlemlerden bir tanesi de Bakanlığın en köklü kurumu olan Rehberlik ve Denetim Başkanlığına İçişleri Bakanı Efkan ALA’nın kardeşi Atıf ALA’nın getirilmesi olayıdır. Bakanlıkta müfettişlik ve yıllarca Genel Müdürlük yapmış olan sayın Hüseyin ACIR görevden alınmış ve abisi Bakan olduğu için Atıf ALA bu göreve layık görülmüştür.

 Yaklaşık 300 Bakanlık Müfettişinin görev icra ettiği kuruma, İl Eğitim Denetmeni kökenli birinin, Başkan olarak görevlendirilmesi olayını, Bakanlık Müfettişlerine karşı bir  “meydan okuma” yada “hakaret” olarak algılamak, herhalde yanlış bir yaklaşım olmasa gerek. Tam bu noktada sormamız gereken hayati soru şudur. Madem ki Bakanlık Müfettişleri içerisinden Başkanlık yapabilecek bir başka ifadeyle kendi kurumunu yönetecek nitelikte bir müfettiş olmadığını düşünüyorsunuz bu hükümet döneminde yaklaşık 220 müfettişi neden göreve başlattınız? Eğitim camiasında Bakanlık Müfettişlerine karşı bir güven duygusunun hakim olduğu bilinmektedir. Bu güven duygusunu sarsmanın sisteme nasıl bir katkısı olacaktır?

Tüm bu yaşananlar bir tarafa, etkinliği ve verimliliği artırmak adına Bakanlıktaki yapısal değişimin devam ettiği gözlenmektedir. Elbette ki eğitimi politikadan çıkarmak mümkün değildir. Bu durumda işlerin ehli olana yani layık olduğu kimselere verilmesi önem arz etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığının üst yönetimine sadece siyasi gücü  olan kimseler yerine, buna ilaveten işleri hakkı ile yapabilecek kimseler getirilmesi, işlerin sağlıklı yürütülmesi açısından son derece önemlidir. Burada Bakanlığın sorun üreten bir kuruma dönüşmesinde, başta son dönemde Bakanlık yapan kişiler ile birlikte Sayın Başbakanın da sorumlu olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Adaletle hükmetmenin bir gereği de işi ehline vermektir. Kayırma sisteminde kişinin bir devlet görevine alınmasında veya tayininde akrabalık, eş-dost münasebetleri ve partizanlık hâkimdir. Akraba kayırmacılığı, eş-dost kayırmacılığı ve siyasal kayırmacılık iyice yozlaşmış bir devlet yönetiminin hastalıklarıdır. Maalesef ki bu görevlendirme de kayırmacılık anlayışı açıkça ortaya çıkmıştır. Bu durumda, isminde Adalet bulunan bir parti lideri olan Sayın Başbakanın bu duruma engel olması beklenirdi.

Diğer taraftan; millî eğitim denetçileri,  oldukça geniş bir alandan  (en az dört yıllık lisans eğitimi veren eğitim, fen-edebiyat, hukuk, siyasal bilgiler, iktisadî ve idarî bilimler, iktisat, işletme fakülteleri ile hizmet birimlerinin görev alanına giren ve yönetmelikle belirlenen yükseköğretim kurumlarından veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurtiçindeki veya yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar arasından) giriş sınavı ile seçilirler. Üç yıllık yetişme döneminde tez hazırlarlar, tezlerinin kabul olmasından sonra yeterlik sınavına girerler ve başarılı olmaları halinde yabancı dil yeterliliğine (en az KPDS-C) sahip olma şartıyla atamaları yapılır. İl eğitim denetmenleri ise, sadece öğretmenler (en az dört yıllık lisans mezunu) arasından seçilirler ve üç yıllık yetişme dönemini takiben yapılacak bir yeterlik sınavı sonucuna göre atanırlar.  Ayrıca mevcut il eğitim denetmenlerinin yaklaşık 2/3 ünün branşı sınıf öğretmeni olup, bir kısmı da ön lisans mezunudur. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 14 Nisan 2011 tarihli resmi gazetede yayınlananilköğretim müfettişlerinin yürüttükleri görevin niteliği ve kapsamı, ilköğretim müfettişlerini Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yer alan müfettişlerden farklı kılmaktadır. Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yer alan müfettişlerin tâbi oldukları kurallar yönünden bir yeknesaklık bulunmamakla birlikte bu müfettişlik sınavlarına Devlet memuru olmayan kişilerin de girebilmesi, bu müfettişler ile ilköğretim müfettişleri arasındaki bir diğer farkı oluşturmaktadır. Bir başka deyişle, müfettişliğe giriş koşulları ile müfettişlerin görev ve yetkileri bakımından ilköğretim müfettişleri ile Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yer alan müfettişler farklı hukuki konumda bulunmaktadırlar” hükmü de bu durumu doğrular niteliktedir. Üzücü olan nokta, ülkemizde yaşanan her türlü krizin arkasında, doğru işe doğru insanları koyma hedefine uygun hareket etmeme yatmaktadır. Bu yüzden kurumları yönetenler, emaneti ehline verme veya liyakat yönetim sistemini ihmal etmenin ülkemize çok pahalıya mal olacağını hiçbir zaman unutmamalıdırlar.

Sonuç olarak Milli Eğitim Bakanlığının sigortasını oluşturan, onurlu bir meslek icra eden yaptıkları görevin gereği, siyasi örgütlerden ve siyasetçilerden uzak duran ve hiçbir sendika ile temas kurmayan, sadece kendilerine verilen görevleri adalet anlayışı içiresinde yerine getiren bu meslek grubu üyelerine karşı,  kayırmacı bir anlayışla İl Eğitim Denetmeni bir Başkan görevlendirilmesinin hukuk, hakkaniyet ve eşitlik ilkelerine uygun olmadığı aşikardır.

 

 

Nurettin METİN -  Eğitim Yönetimi Uzmanı

banner182
Son Güncelleme: 13.01.2014 19:24
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
denetçim 3 yıl önce

bahsi geçen anayasa mahkemesi, hükmü 14 eylül 2011 tarih ve 28054 sayılı resmi gazetede yayınlanan 652 sayılı khk den önceydi ve ilköğretim müfettişi diye b,r kavram artık yok

Avatar
muallim 3 yıl önce

bakanlıkta iç denetim birimi, rehberlik ve denetim başkanlığı ve illerde il eğitim denetmenliği var.soru: neden 3 ayrı denetim birimi tek bakanlık bünyesinde. birleşse kıyamet mı kopar

Avatar
öğtetmen 3 yıl önce

nedir bu öğretmen kökenlilere düşmanlık ayıptır be

Avatar
öğretmen @muallim 3 yıl önce

bey efendi dnetçilerin içdenetim biriminin ve denetgmenlerin yaptığı işi araştır ondan sonra üç ayrı dnetim tabirini kullan anlaşılan sen milli eğitim bakanlığındaki sistemi bilmeden konuşuyorsun

Avatar
adaletli 3 yıl önce

kayırmacılığın bu kadarına pes...

Avatar
Ahmet Karatarla 3 yıl önce

sayın nurettin metin yazınız bilimsellikten uzak, bir düşüncenin amigoluğunu yapacak kadar taraf bir yazı olduğunu belirtmek isterim.lütfen yazdığınız bir makaleden önce biraz araştırın ve eğitim müfettişlerinin işe alınma ve birtirdikleri okulları, kaçının doktara yaptığını kaçının yüksek lisanslı olduğunu araştırın, siz hala çok gerilerden takip ettiğiniz belli, eğitim müfettişleri içinde 2 yıllık yüksek okul mezunu yoktur artık bunu bilin lütfen.

Avatar
müdür @Ahmet Karatarla 3 yıl önce

sayın karatarla, yazara hakaret edeceğinize bir yazı da siz yazın da okuyalım. adam görüşlerini yazmış, ilköğretim müfettişlerine herhangi bir hakaret göremedim yazıda, bakanlığın uygulamalarını eleştirmiş, sonuç olarak söyleyecek sözü olmayanlar hakaret eder. sizin gibi