banner374
08 Şubat 2012 Çarşamba 15:39
Milli Eğitim İl Müdürlüklerinin Başarısı ve Başarısızlığı
Her geçen günün eğitimin önemini daha yüksek sesle dile getirmekte olduğu Ülkemizde eğitimin insan davranışlarını geliştirici özelliği ikinci plana itilerek yarışmacı yanının ön plana çıkarılmış olması insanları Millî gelecek kaygısına itmektedir. Kişisel gelecek kaygıları insanları yarışmacı eğitimin içerisine çekerken bu acımasız yarışmaya her kes bir adım önde başlamak istemektedir. Bu yüzden akla gelen ilk yanlış “daha fazla çalışmak”tır. Oysa çocuklarımızı yarış atlarına döndüren daha fazla çalışmanın yerini “verimli çalışma” almalıdır.
 
Başarıda Pay ve Sorumluluk
Toplumumuzda başarılı eğitim denince yarışmalarda başkalarından önde olmak anlaşılmaktadır. Bu ise son derece yanlış bir düşüncedir. Millî varlığımızı koruyucu eğitim önceliğimizi oluşturmadıkça geleceğimizin tehlikede olduğu bilinmelidir.
Başarıya giden yolları eğitim camiası içinde bulunan herkes bilmekte fakat; sinerji oluşturarak üstün performans gösterecek ekibi kurmak ayrıntılı beceri istemektedir. Eğitimdeki başarı ya da başarısızlıkta pay sahibi sadece öğretmenler değil; en yetkili kişiden en yetkisiz kişiye, öğrenciden veliye, zenginden fakire herkes sorumludur. Kimi yapması gerekeni yaparak kimisi de yapmaması gerekeni yapmayarak katkıda bulunur. Yani başarıda bütün paydaşların payı olduğu gibi başarısızlıkta da herkes sorumludur.
Şurası unutulmamalıdır ki; başarı ayrıntılarda gizlidir.
 
            Başarının Şartları
            Görev yaptığım illerden birinde ilimizi hep son sırada görmekten bıkan vali, başarının artması için toplantı düzenlemişti. İlköğretim Müfettişleri Başkanı olan arkadaşımız 2 klasörlük bir çalışmayla “biz bu işin kitabını yazarız” der gibi başarısızlığın sebep ve sonuçlarını ortaya koymuşlardı. Fakat bu kadar evrak hazırlayarak akademik çalışma yapmaktansa pratik çözümler üretilmesi gerektiği daha sonraları anlaşıldı. Çünkü ilimiz uzun yıllar son sıralarda devam etmişti. Başarılı illere baktığımızda çalışmaların şu başlıklar altında toplandığı görülecektir:
 
            1-Okul Kalitesi: İlde bulunan ve yüksek puanla öğrenci alan okulların genel okul sayısına oranı başarı tablosuna yansımaktadır. Bu nedenle Fen Lisesi, Anadolu Öğretmen Lisesi gibi okulların sayısının fazla olduğu iller az olan diğer illere göre 10 sıra yukarılarda bulunmaktadır. Bu konuda girişimde bulunan illerin bunun sonuca yansıması için 4 yıl beklemeleri gerekmektedir. Mesela benim görev yaptığım ilde 5 yılda 7 değişik müdürle çalıştığımı düşününce hiç kimsenin bekleyecek kadar süresi olmadığı anlaşılmaktadır. Yani bir müdür ve ekibinin çalışmaları kendisinden sonraki kaçıncı müdürün başarı hanesine yansıyacağı bilinmemektedir.
 
            2-Öğrenci Kalitesi: Bazı iller çok başarılı öğrencilerini diğer illere kaptırırlar. Geriye normal ve başarısızlar kalır. Onlarla mücadeleye devam ederler. Kaliteli öğrencilerini içerde tutarken başka illerin kalburüstü öğrencilerini çeken iller diğerlerinden10 basamak daha yukarıdadırlar.
 
            3-Personel Kalitesi ve Motivasyonu: “Marifet iltifata tabîdir.” Düsturunu unutan;
Bilenle bilmeyeni bir tutan ve hatta bilmeyeni daha üstün tutan;
Öğretmenlerin görev heyecanını ve motivasyonunu bozan;
idarecilerin olduğu iller başarısızlığa mahkumdurlar.
 
            4-Öğrencileri Sınava Hazırlayan Çalışmalar: Bazı iller sürekli olarak deneme sınavı yaparak seviye ölçerler. Bu sınavlarda başarılı olanların gerçek sınavlarda “sınav heyecanı” nedeniyle başarısız olma ihtimallerini unutmamak gerek.
            Bazı iller deneme sınavlarında öğrencilerin durumlarını öğrenerek hangi dersin hangi konusundan zayıf olduklarını, hangilerinden de iyi olduklarını tespit ederek ona göre hedef çizerler ya da gereğini yaparlar.
 
            5-Kapasite Kullanımı: Bazı iller öğretmenlerin moral motivasyonunu yüksek tutarak % 100’e yakın bir oranla sahaya sürerken bazıları yanlı, yandaş, kayırma, haksızlık gibi tutum ve davranışlarla % 60’ını küstürürler.
 
Bilmek Çözmek midir?
Tabiiki de hayır. Çünkü; başarı ayrıntılarda gizlidir. Başarılı illerin başarıyı nasıl yakaladıklarını herkes biliyor. Bilmek ayrı, yapabilmek ayrıdır. Sinerji oluşturacak bir ekip çalışması yakalayanlar başarılı olurken diğerleri başarısızlığa mahkum olmaktadırlar.
 
Başarısız İller Gerçekten Başarısızlar mı?
Tabiiki de hayır. Öğrencilerin sınava girip sıralanması ile il milli eğitimlerin de sıralamaları belli olurken diğer kurumlarda yanılmıyorsam böyle bir sıralama sınavı yapılmadığından kimin başarılı kimlerin başarısız olduğu tespit edilememektedir.
Ancak yapılan iş ve işlem hacmine baktığımızda; en başarısız olarak gösterilebilecek illerimizin bile milli eğitim personelinin diğer kurumlardakilerden daha az çalıştığı ve daha başarısız olduğunu söylemek mümkün değildir.
 
Ali COŞKUNER
Eğitim Yönetic
banner182
Son Güncelleme: 08.02.2012 15:39
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol