banner374
14 Temmuz 2012 Cumartesi 10:20
Müdürü Kadar Okullarımız
Öncelikle bundan önce, bugün ve bundan sonraki dönemlerde okul idareciliğinde bulunacak değerli kardeşlerimi tebrik ediyorum. Maksadım sadece okul müdürleri değil elbette. Emeğini, yüreğini okul müdürlerimizle birlikte ortaya koyan okul yöneticilerinin diğer paydaşlarını da kastediyorum. Bugün Ticaret Meslek Lisemi ziyaret ettim. İki müdür yardımcısı ve okul müdürümüzü hummalı bir çalışmanın içinde gördüm. Yerde kocaman bir takım çantası, devasa bir merdiven okul duvarına doğru uzanmış ve üstünde bir müdür yardımcısı. Diğer müdür yardımcımız merdiveni tutarken okul müdürümüz takım çantasından istenilen malzemeleri veriyor. Okulun arıza yapan hoparlör ve zilini tamir için oradalar… Bu kıymetli yöneticilerim şimdiye kadar olduğu gibi her görevi samimiyet ölçüleri içinde ve aidiyet duygusuyla yapıyorlar. Başlarına gelebilecek en ufak bir kazanın sonucunda yine yaptıkları işten ötürü sıkıntı yaşayacaklarını bile bile… Sonuçta bu küçücük bir örnekti. Türkiye’mizin her köşesinde bu şekliyle canla başla çalışan yöneticiler olmazsa okul ve kurumların ayakta durması son derece zor bir hal alır.
Türkiye birçok ülkenin nüfusundan fazla örgün eğitimde öğrencisi olan bir ülke. Bakanlığımızdan ortaöğretim kurumlarımıza, özel idarelerden de anaokulları, ilkokul ve ortaokullarımıza aktarılan kaynaklar sınırlı nihayetinde. Sadece buralardan aktarılan kaynaklarla kurum ve okulları ayakta tutmak mümkün değildir. Genç Türkiye Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu güne kadar muasır medeniyetler seviyesinin ötesine taşınma vizyonunu gerçekleştirmek adına eğitim öğretim paydaşlarının tamamı işbaşındadır.(İstisnalar hariç elbette…) Bütün içinde elin parmaklarını geçmeyecek kadar küçük duran olumsuzluklara bakılmadan büyük resmi görebilecek gözlere ihtiyaç vardır. Ben yaptım oldu, altta kalanın canı çıksın anlayışının bir gün bu söylemi dillendirenleri yutacağı asla unutulmamalıdır. Okul ve kurumlarımızın temizliğinden tutunda personelin belirlenen ortak hedeflere hizmet etmesinin sağlanabilmesi adına, yöneticilerimizin sırtındaki misyonun iyi tahlil edilmesi gerekir. Dış tehditler, okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik yapısı, halkın ve öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeyleri gibi tüm etmenleri pozitif yöne çevirmesi beklenen okul kurum yöneticilerimize zaman zaman ziyadesiyle haksızlık ediliyor kanaatindeyim.
Okul ve kurumlarımızın tüm veri girişleri elektronik ortam üzerinden yapılmakta buna paralel olarak ta okul ve kurum yönetimleri son derece şeffaf bir hal almaktadır. Aykırı davranışların sergilenmesi mümkün değildir.Yapılan tüm çalışmalar sistem üzerinden bakanlığımızca da gözlenmektedir.Son dönemlerde özellikle Milli Eğitim Bakanlığımıza ayrılan payın birinci sıraya yerleşmesi aydınlık geleceğe vurulmuş en büyük neşterlerden biridir.Tüm çabalara rağmen ortada bir gerçek daha vardır ki, o da  okullarımızın çevrelerinden girdi sağlama zorunlulukları devam etmektedir.Denetim ya da rehberlik amaçlı gezilen kurumlarımızda ilk ziyaret edilen yerler ıslak zeminlerdir.Buralar başta olmak üzere en ufak bir olumsuzlukta yönetimin başı hesaba çekilmektedir.1200 öğrencisi bulunan 40 derslikli bir ilkokulda tek kadrolu yardımcı hizmetli çalışan var  ise bu kurumun yöneticisi en az 3 tane daha yardımcı hizmetli ihtiyacı duyacaktır.Bir personelin maliyeti  1300 lirayı bulmakta toplamda 4000 lira gibi aylık bir gider oluşmaktadır.Yıllık bu rakam 40.000 lirayı geçmektedir.Ülkemizde çok az sayıda veli kendi isteğiyle Okul Aile Birliğine katkıda bulunmaktadır.Özellikle taşralarda okul kurum yöneticilerimiz kan ağlamaktadır.Taşrada İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin ele avuca sığacak hiçbir geliri yoktur.Okul ve kurum yöneticilerine hiçbir maddi katkı sağlayamayan ilçe yöneticileri olarak bizler de son derece üzgünüz.En ufak bir ihtiyacın karşılanması adına Kaymakam beylere gidilmekte bu makam sürekli aşındırılmaktadır.Ayrıca bu makamlardan en ufak bir istekte bulunmak bazen en ağır imtihan olmaktadır.Sonuçta okul ve kurumlarını yaşatmak adına tüm enerjisini ortaya koyan taşra yöneticileri; hak ettiklerini düşündüğüm saygının kendilerine gösterilmesini bekliyor.Ya da mevcudiyetinden haberdar olunduğunun hissettirilmesini bekliyor.Bence çok büyük bir beklentisi de yok işin açıkçası…Son söz olarak Afrika Atasözü derki: “Sular yükselince balıklar karıncaları yer, sular alçalınca da karıncalar balıkları.Kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir”.Merdivenleri üçer beşer çıkanlar, ya da direkt uçuş yöntemiyle tepede duranlar biliniz ki nasıl çıkılmışsa o tepelere, aynen dönüşü de öyle olacaktır.Çıkarken selam verdikleriniz, dönüşte yolunuzu gözlemektedir, bilesiniz. Buna elbette ben de dâhilim…
 Saygılarımla….
İrfan ERTAV

banner182
Son Güncelleme: 14.07.2012 10:20
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol