banner374
04 Mart 2014 Salı 08:20
MÜFETTİŞLERİN SORUMLULUĞU ARTTI
 MÜFETTİŞLERİN SORUMLULUĞU ARTTI
            TBMM 562 Sıra Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısını 28/02/2014 günü genel kurulda onaylandı. (Aynı tasarı içinde dershanelerin dönüşümü ile birlikte, bakanlığın teşkilat yapısıyla alakalı radikal değişimlerde vardı.)
Genel kurulda onaylanan KHK ile Milli Eğitim Bakanlığının denetim alt sistemi bütünleşerek, yepyeni bir nitelik kazandı. Nitelik kazanması derken, müfettişlik isminin tekrar geri gelmesinin yanında; mühim bir niteleme olarak “maarif”  ilave edildi.  
            Anlam açısından(en yalın ve bilinen şekliyle) eğitimi: “Önceden saptanmış esaslara göre insanların davranışlarında belli gelişmeler sağlamaya yarayan planlı etkiler dizesi ve bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı olarak istedik değişme meydana getirme süreci” olarak(geleneksel tanım) tanımlayabiliriz. 
Maarif kelimesi bu noktada anlam itibariyle eğitim kelimesinden derinlik olarak ayrılmaktadır. Maarif: Mahfe kelimesinin çoğulu olup, güzellik, güzel çehre, bilmek, öğrenmek, bilişmek, bir şeyi en ince teferruatına kadar bilmek, tefekkür etmek ve inanmak gibi manalara gelmektedir. Maarifi, anlayış, kavrayış, sezgi, aşina, vakıf, hak, Hakkı bilen olarak geniş bir anlam derinliği olduğunu da söyleyebiliriz.
Maarif, eğitimi de kapsayan tüm kültür ögelerini içine alan, toplumsal kimliğimizi oluşturan geleneğe de atıf yapan bir kavramdır. Nurettin Topçu “Maarif Davamızı” anlatırken aslında “İnsanı Kamil” modelini ilmek ilmek tasvir eder.
Son değişiklikle eğitim sistemimizdeki denetim elamanlarının adının “maarif müfettişi” olarak değiştirilmesi, aslında müfettişlere ek görev ve sorumluluk getirildiği anlamı da taşır. “İsmiyle müsemma olmak/olabilmek” sözüne mazhar olabilmek bu noktada doğru söylenmiş bir deyimdir.
Maarifin derinliğine uygun pratikler geliştirmek, rutin ve yüzeyselliği saf dışı etmek yeniden tanımlanacak görevler arasında elbette bulunmalıdır. Özetle “maarif müfettişleri” yeni isimleriyle, ilimin, irfanın, kültürün kısaca, insanı hamlıktan olgunluğa eriştiren tüm güzellikleri, değerler konusunda da öncü rol alan münevver kişilikler olarak daha anlamlı ve ağır yükün altına girmeye zorlamaktadır. Yeni isim müfettişlere geleneksel olarak “münevver”,  modern anlamda “entelektüel” bir misyon da yüklemiş bulunmaktadır. Kurumsal isimlendirmede, isim birliğin sağlanması gerektiğini de unutmamak gerekir.
Fransızca kültürün Türkçe karşılığı, maarif veya irfandı. Maarif-i Garbiye Batı kültürü demekti, sonra maarif, vazifesi irfan dağıtmak olan müesseseye alem oldu. Raif Necdet'i dinleyelim: "Bana hars'ın ahengi-i telaffuzu pek abus, pek soğuk ve kaba geliyor. Bu kelimede mana olarak irfan kelimesinin hem latif, hem mana itibariyle daha nefis ve munis, daha kuvvetli ve şetaretli buluyorum"(C. Meriç)
“Millet ruhunu yapan maariftir. Maarifin düşmesi millet ruhunu yerlere serer. Maarife değer vermeyiş millet ruhunun yıkılışını hazırlar. Maarif hangi yönde yürürse millet ruhu da onun arkasından gider. Şu halde millet, maarifi demektir. Fertte olduğu gibi millet vücudunda da iki unsur birleşmiş bulunur. Biri verasetle ecdattan getirdiği, öbürü maarifle getirdiği eğitimdir. Ecdadın veraseti tarih şuuru içinde saklıdır. Eğitim ise maarifin hizmetidir. Bizde ecdat ruhunu yaşatıcı tarih şuurunu besleyen ve canlı tutan maarif olduğu gibi, onu yıkan ve çürüten de yine maariftir. Fikir ve irfan hayatımız üç yüz yıl çorak bir çölde bocaladıktan sonra kurtuluş yolunu arayanlar, geçen asrın sonlarından başlayarak kısa aralıklarla hamleler yapıp Batı kültür ve maarifinin kucağına sığındılar. Yeniler, bunaltıcı karanlıktan sıyrılmanın çaresini, her şeyden önce kendi varlığımızdan sıyrılıp uzaklaşmada aradılar.
Bu gün bir mektep buhranı yaşamaktayız. Geride bıraktığımız bin yılın bir kısmı, ilahi ideallerin heyecanı ile onu ebedi yapacak mektebi kurmak için çok kanlar akıttı, sayısız kurban verdi. Son asırlarda ise yüzyıllarca süren emeklerin eserini istismar ediciler türedi. Bu bina yıkıldı. Şimdi milletin gerçek varlığı olan ruhunun harabesi karşımızdadır. Bizi Hakka götüren bir yol, aydınlığa açılan bir kapı lazım. Bu kapı mektebin kapısıdır. Bugünkü mektep insanın ruhunu yüceltmek için değil, makineye esir olarak midesinin saltanatını yaşatmak için açılmış kapıdır. Gençler, bina, fabrika, teknik hizmetlerde alacakları paranın hesabını yaparak bu kapıdan giriyorlar. Elbette onda hürmet, hayâ, vatanseverlik, sanat ve ahlak dersleri almayacaklardır. Mektep denen kutsal çatının altında bu gün usta-çırak münasebetinden başka bir şey yaşanmıyor. Mektep artık gençliğe karakter mayası aşılamıyor.
Bize bir insan mektebi lazım. Bir mektep ki bizi kendi ruhumuza kavuştursun; her hareketimizin ahlaki değeri olduğunu tanıtsın; hayâya hayran gönüller, insanlığı seven temiz yürekler yetiştirsin; her ferdimizi milletimizin tarihi içinde aratsın; vicdanlarınıza her an Allah’ın huzurunda yaşatmayı öğretsin.” (N. Topçu)
Her şeyin tüketildiği ve değer yoksunu haline getirildiği bir çağda “maarif davası” nasıl yürütülecek? Metodoloji ne olacak? Sorularına cevap bulmak kolay olmasa gerek. Vesselam
 
Zafer Özer-Eğitimci
zaferozer4267@hotmail.com

www.kamudanhaber.com

banner182
Son Güncelleme: 04.03.2014 08:21
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
reşit 3 yıl önce

sınıf öğretmenleri bakanlık müfettişi olacaktı.ne oldu sınav vs. ses seda yok mu