banner374
28 Şubat 2016 Pazar 22:35
Mükerrer Danışman Öğretmenlik
MEB, üniversitelerin eğitim fakültelerinde yetiştirilen ve okullarda derse girmeye hazır hale getirilen öğretmen adaylarını , mezun olunca belli puan aşamalarından geçirerek atadıktan sonra 6 aylık bir yetiştirme sürecine tabi tutuyor. Ve bu süreden sonra söz konusu öğretmenlerin, atandıkları okullarda maaş ve ek ders görevi karşılığında ders okutmalarına imkan tanıyor ve ders okutmalarında bir mani ve sakınca görmüyor. O süre zarfında öğretmen adaylarını, okul ve sınıf ortamlarında, başındaki danışman öğretmenin planı dahilinde, sosyal öğrenme yolu ile bir eğitime tabi tutarak mesleki ve alansal yönlerini geliştiriyor. Aslında öğretmen adayı, 6 ay boyunca sosyal gözlemci pozisyonunda derslere girerek bir tutulma ve bağlanma hali ile karşılaşıyor. Bunlar, önümüzdeki aylarda daha net bir şekilde sahada gözle görülebilecek hadiselerdir.  
MEB; aday öğretmenlerin adaylık sürecinde tabi oldukları eğitimlerde birtakım değişiklikler yaparak, zannediyor ki, yeni atanmış olan öğretmenler daha nitelikli ve kaliteli bir biçimde eğitilebilecek. Derslere ise daha hazırlıklı ve mesleki ve alansal bir bilince erişmiş olarak girebilecek. MEB’in burada bir yanılgı içinde olduğunu düşünmekteyim. Zira; aday öğretmenlerin danışman öğretmenli yetiştirme süreci, zaten var olan bir rutinden müteşekkildir. Bunlar, daha önceki yıllarda kimi zaman rehber öğretmen kimi zaman da danışman öğretmen isimleri ile anılarak, aday öğretmenlerin oryantasyonu için başlarına verilmiştir. Bu bakımdan, diyebiliriz ki, bu süreç öğretmenin daha önce bulunduğu pozisyonda ve mekanda bir değişiklik yaratacak, fakat öz ve içerik itibariyle var olan rutinin dışına çıkmayacaktır. Onun içindir ki, bu süreç, yeni atanan öğretmen adayının anneden-babadan ve eşten-çocuktan fiziki ayrılığının önüne geçmiş olacak; ama öğretmen adayını sınıf ortamında fiziksel olarak daha statik ve statiksel stabil bir konuma getirecektir. Neresinden tutarsanız tutun, yetiştirme adı ile başlatılan bu süreç, özde değil, fiziksel mahaldeki bir değişmeden ibaret kalacaktır. Örneğin; Van’a atanan, mesleğinin ilk 6 aylık dilimini Ankara’da geçirecektir. Sınıf ortamında ise daha önceleri ayakta iken, şu an oturur; daha önceleri konuşur iken, şu an dinleyici pozisyonlarında bulunacaktır. Ayrıca, rutinden kastetmiş olduğum ise yukarıda da ifade etmiş olduğum üzere daha önceki yıllarda öğretmenlerin adaylık süreleri boyunca başlarında bir danışman öğretmenin zaten bulunuyor olmasıdır.  Sanki, aday öğretmenlik sürecinde, danışman öğretmenlik uygulaması yeniymiş gibi bir anlatma ve algılama var. Danışman Öğretmenlik, daha önceki yıllarda okullarda üzerinde durulmayan ve bir türlü işletilmemiş olan, şu anda adaylık sürecinin YENİ bir parçası gibi gösterilen bir kavramdır. Dilerim, bu süreç, iç-dış paydaşları, yani hiç kimseyi, mağdur etmeyecek şekilde düzenlenir diye daha önceki yazılarımda iyi niyetli temennilerde bulunmuş idim. Eğer ki, eğitim-öğretim ortamında, öğretmeni ve öğrencisi ile bir mağduriyete mahal verecekse, hiç uygulamaya dahi girmemelidir demiştim. Ama gelin görün ki, yenilenen adaylık sürecinin mağduriyete mahal verecek şekilde düzenlemeleri, peş peşe, birbiri ardınca gelmiştir. İlk olarak;
Yeni atanan öğretmenlerin, 6 aylık yetiştirme süresinde, bu eğitimi, derslere gözlemci olarak girerek dilediği yerde alacak olmasıdır. Bu adımın, ivedi olarak öğretmen bekleyen öğrencileri mağdur edebileceğini ifade ettim. Zira; bir yerde öğrenciler öğretmen bekliyor ise, o öğrenciler öğretmenleri ile vakit kaybetmeden buluşturulmalıdır. Hatta; şu anda öğretmene en çok ihtiyaç duyulan yerler, doğu ve g.doğu illeridir. İlk atama döneminde de, bu bölgeye atanan öğretmen sayısının çoğunlukta olduğu ve buraya atanan öğretmenlerin çoğunun da batı illerinden gelecek olduğu ve adaylıklarının ilk 6 aylık sürecini başka illerde tamamlama hakkından yararlanarak atandıkları yerlere 6 aylık gecikme ile gidecekleri varsayılırsa, bu sürecin mağduru/mağduresi çoğunluklu olarak doğu ve g.doğu illerindeki çocuklar olacaktır diyebiliriz. DÖNEMİN İKLİMİ GÖZ ÖNÜNE ALINDIĞINDA, ÖĞRETMENE EN ÇOK İHTİYACI OLANLARIN BU ÇOCUKLARIMIZIN OLDUĞU DÜŞÜNÜLÜRSE, DURUMUN VAHAMETİ VE ÖNEMİ DE ORTAYA ÇIKACAKTIR.
İkinci olarak ise;
MEB İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğünden dağıtıma çıkan bir yazıda; aday öğretmenin yukarıda bahse konu olan adaylık süresinin ilk 6 aylık dönemini, atandığı yerde değil de, başka yerde geçirmesi durumunda, atandığı yerde göreve başladıktan sonra 1 yılını doldurmadan mazerete dayalı yer değiştirme döneminde başvuruda bulunamayacak olması ifade edilmiştir.Buna göre ailesel mazereti olan bir öğretmenin, mazerete dayalı yer değiştirme başvurusunda bulunabilmesi için öngörülen 1 yıllık adaylık süresi uzatılmış olunuyor. Elbette, böyle bir uzatma, öğretmenin görev yerinde kalma süresinin kısalmaması içindir. Ama kaş yapayım derken göz çıkarmak gibi bir algıya ve buna bağlı olarak da kamuoyunda tepkiye neden olmuştur. Öğretmen adayının, adaylık süresi asgari 1 yıl, azami 2 yıldır, bugüne kadar olan mazerete dayalı yer değiştirme dönemlerinde de 1 yıllık süreyi dolduranların mazerete dayalı yer değiştirme başvuruları alınagelmiştir. Hem mevzuatsal hem de teamüller gereği yapılması gereken doğru, tutarlı ve hukuka uyarlılık arz eden yaklaşım, mazerete dayalı yer değiştirme başvurusu için öngörülen 1 yıllık süreyi uzatmamaktır. Ve 1 yıllık sürenin uzatılmasında dayanak alınan ve dağıtıma çıkan söz konusu yazının normlar hiyerarşisi açısından da üstünde olan herhangi bir mevzuat ne ilgi olarak ne de yazı içinde herhangi bir şekilde ifade edilmemiştir. Her zamanki gibi MEB’in alışılagelmiş mağduriyete mahal veren uygulamalarından bir tanesini yaşamaya mahkumuz yine. MEB, öğretmen ile öğrenci beraberliğindeki asgari 1 yıllık süreyi bozmamak için öğretmen ile eşi arasındaki asgari kavuşabilme süresi olan 1 yıllık süreyi uzatmıştır. Öğretmene başka yerde 6 aylık dönemi geçirme imkanı verir iken, öğrenciyi öğretmeni ile hemen buluşturmayarak öğrenciyi mağdur ediyor; öğretmeni öğrencisi ile hemen buluşturmamanın acısını ise öğretmenin mazerete dayalı yer değiştirme başvurusunda bulunabilmesi için atandıktan sonra geçen süreyi 6 ay uzatarak yine öğretmenden ceza keser gibi çıkarıyor. Böylelikle, mazerete dayalı yer değiştirme başvurusu için öngörülen mevcut süreyi, istediği yerde yapabilme imkanı olan ve öğretmene çekici gelen 6 aylık yetiştirme dönemi ile uzatıyor. Aslında, öğretmene adaylık yetiştirme süresini aile yanında geçirme imkanı ve fırsatı verirken, daha sonraki adaylık zaman diliminden aldığını ve bilahare üstüne koyacağını hissettirmeyeceğini düşünüyor. Açıkça söylemek gerekirse, her bir aday öğretmen ile al gülüm, ver gülüm oyunu oynanıyor… Süre takiyesi ve takviyesi oyunu… Alan razı veren razı ise böyle devam edip gitsin, NE DİYELİM… AMA BİZ, BÖYLE DEVAM ETMESİ TARAFINDA DEĞİLİZ…
Adaylık süresi içindeki 6 aylık yetiştirme sürelerinin, eskiden olduğu gibi her aday öğretmenin atandığı yerde göreve başlatılarak, yine danışman öğretmen gözetiminde; ama bizzat derslere girerek geçirilmesinin en doğru ve uygun yaklaşım olduğunu düşünüyoruz. Yeni durumları ortaya çıkaran her değişiklik, mağduriyet kapılarını ya aralıyor ya da tamamen açıyor. Bu durumlara mahal vermemek için doğru ve uygun yaklaşımların belirlenerek düzenlenmelerin yapılması ve adımların da buna göre atılması, iç-dış paydaşlar açısından da en doğru ve makul olanıdır. Şu durumda, karşılıklı mağduriyetler birbirini takip edecektir. Yeni durumlar, nur topu gibi mağduriyetler doğuruyorsa, o zaman mevcut olan üzerinde fazla oynamadan ve yeni durumlara mahal vermeyecek şekilde bir düzenleme ile işleri hale yola getirmek lazımdır.
İLK ATAMA YOLU İLE ATANAN ÖĞRETMENLER;
1-      ÖĞRENCİLERİ İLE HEMEN BULUŞTURULMALI
2-      AİLESEL MAZERETİ VAR İSE, ASGARİ ADAYLIK SÜRESİ (1 YILLIK) DOLAR DOLMAZ, EŞİNE KAVUŞTURULMALI
HER İKİSİNDEN DE VAZGEÇMEMEK VE MEB’İN 6 AYLIK YETİŞTİRME DÖNEMİNİN İSTENİLEN YERDE YAPILMASINA İMKAN TANIYAN ÇEKİM GÜCÜNE KAPILMAMAK İÇİN DOĞRU VE UYGUN OLAN YAKLAŞIMLA BİR DÜZENLEME YAPILMASI İSTENMELİDİR… YOKSA, 6 AYLIK YETİŞTİRME SÜRESİ, AİLEYE ASGARİ KAVUŞABİLME SÜRESİNDEN KAPI ARALAYARAK VERİLEN BİR TAVİZ OLUR… VE BİLİYORSUNUZ Kİ, SONRA TAVİZ TAVİZİ DOĞURUR…
Yahya ASLAN
banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Arkadaş 10 ay önce

Yahu arkadaş Allah aşkına nedir bu staj,adaylık,okurken yaptık staj.şu nitelik işine fakultelerde dikkat edilsin,bu iş orada halledilsin,mezun olduktan sonra kpss den sonra olur mu bu iş.arkadaş

Avatar
bir aday öğretmen 10 ay önce

Merhaba yahya bey, dediklerinize %100 katılıyorum, benim eş durumundan 1 yıl değil 1,5 yıl sonra gelecek olmam demek bazı hayallerimi de 6 ay ertelemem gerekecek demek. bu kabul edilebilir bir durum değil...