banner374
10 Ocak 2016 Pazar 19:59
‘Nöbete Ücret’ Diye Pişirenler ile ‘Nöbet Kazanımımız’ Diye Yiyenler
 Kamu işverenleri ve memur temsilcileri arasında 2015 yılı yaz ayında yapılan toplu sözleşme ile eğitim öğretim ve bilim hizmet kolu emekçileri için 2016 Ocak ayından itibaren iki yıl geçerliliği olmak suretiyle çoğu maddesi önceki toplu sözleşme maddelerinden farklı olmayan birtakım hakların verildiğini biliyoruz. Kamu işverenleri ile memur temsilcileri arasında yapılan, 2016-2017 yıllarını kapsayacak olan ve taze olarak nitelendirilen toplu sözleşme her ne kadar fırından yeni çıktığından sıcak olarak hissedilmiş ve görülmüş olunsa da, muhteviyatı (maddeleri) itibariyle eskiyi aratmadığı için bir o kadar soğuk ve bayattır kanaatlerini taşımaktayım. Toplu sözleşmelerde, üzülerek belirtmem gerekir ki, memurlara belli zaman dilimlerini öngörerek verilmiş olunan (toplu sözleşmenin yürürlük süresi kadar) haklar, kısa-orta vadeli siyasi ve sarı sendikal yatırım hesaplarının sermayesi olagelmiştir. Endişem şudur ki, toplu sözleşmelerin belli zaman dilimlerini öngörerek verilmiş olunan hakları, eski maddelerinin mıcrosoft offıce word programı üzerinde bir kopyala-yapıştır tekniği ile güya yeni olacak olan toplu sözleşme metnine konarak, daha da kronikleşebilir. İşte o zaman TOPLU SÖZLEŞMELER, ‘belli aralıklarla temcit pilavı gibi ısıtılıp servis edilen ve yedirilen...’ şeklinde upuzun bir nam ile ün salar ve oportünistçe toplu sözleşmelere yaklaşanların ağızlarının salyaları akar. Bir müddet sonra da, toplu sözleşmeler kendini devamlı tekrar ettiği (MÜKERRER) için bayıp baygınlık verir ve kronik sorun olur çıkar. Bu bakımdan toplu sözleşmelerin çehresi size her zaman tanıdık gelecektir. İşte bu tanıdıklık, değişmezliğinden, yenilenmeyişinden (inovasyon yoksunluğu) ileri gelecektir. 2023’lü yıllarda, 2010’lu yılların yıllanmış şaraba dönmüş, yılların eskitemediği toplu sözleşme madeleri ile yüzleşeceksinizdir belki de. Onun için yapılan toplu sözleşmelerin seyrine bakarak, şu yorumu yapıyorum. Diyorum ki, toplu sözleşmeler;
Yıllanarak gittiği bu yolda, bir türlü tekemmüle eremeyecek yani OLGUNLAŞAMAYACAK, hep güdük ve küçük kalacak; eskilerin arasına birkaç yeni madde sokuşturularak da, memurun ağzına bir parmak bal çalınması ve mütemadiyen zaman kazanma amacıyla oyalanması için sorma şekeri vazifesi görecek.

İşte, son yapılan ve 2016-2017 yıllarını kapsayacak olan toplu sözleşmede, eğitim öğretim ve bilim hizmet kolu çalışanı olan öğretmenleri ilgilendiren bir madde, yukarıda anlattığımız bilgisayar ortamı tekniği ile eskilerin arasına sokuşturulmuştur. Bu yeni madde, yukarıda anlatılanlar bağlamında düşünerek nitelendirdiğimiz SORMA ŞEKERİMİZ, AĞZIMIZA SÜRÜLEN BİR PARMAK BAL, öğretmenlerin nöbet görevleri karşılığında alacakları ek ders ücreti ile ilgilidir. Malumunuzdur ki, toplu sözleşmede yer alan bu yeni hüküm, muhalif sendikaların genel merkez kararları güvencesinde kararlı ve inanmış öğretmenlerin yapmış olduğu nöbet tutmama eylemlerinin sonucu olarak masada elde edilmiş olan; fakat sahada sağlı sollu ataklarla kazanılan kısmi bir saha/alan kazanımıdır. Bu kazanım için kısmi kazanımdır diyorum, zira hala eksikleri vardır, onları aşağıda anlatacağız. Ve masa kazanımı değildir diyorum, zira binlerce öğretmenin muhalif sendikaların genel merkez kararları teminatı altında, ceza alma pahasına yılmadan ve korkmadan yapmış olduğu alan/saha kazanımıdır. Sahasal eylemsellik ile pişirilen bu armut, alansal eylemsellikte hiç etkisi olmayan; ama masada yetkisi olan YETKİLİ SENDİKANIN ağzına düşmüştür. NÖBETE ÜCRETİ CEZA ALMA PAHASINA YAPTIKLARI EYLEMLERLE PİŞİRENLER VE NÖBET EYLEMİNİ İLK BAŞLATANLAR, SENDİKALARININ GENEL MERKEZLERİNİN ALDIĞI EYLEM KARARLARI GÜVENCESİ İLE BU EYLEMİ YAYANLAR VE YAYGINLAŞTIRANLARDIR... AMA GEL GÖR Kİ, GELİNEN NOKTADA, ‘NÖBET KAZANIMIMIZ’ DİYEREK PROPAGANDASINI YAPIP BUNU YİYENLER, SARI SENDİKA TEMSİLCİLERİ OLMUŞLARDIR... UNUTULMAMALIDIR Kİ, DİĞER SENDİKALAR, BU EYLEMLERİ PİŞİRDİKLERİ KADAR KAZANIMA ULAŞINCA YEMEYİ DE BİLMELİDİRLER... NE YAZIK Kİ, GÖRÜLEN ŞUDUR Kİ, PİŞİRENLER, YİYENLER DEĞİLLERDİR... PİŞİRMEDE HİÇ EMEĞİ OLMAYAN SARI SENDİKA, BU KAZANIMI HANGİ YÜZ İLE NASIL YİYOR? DİYE SORMADAN EDEMİYORUM... VE BU SORUYA, USTURUPLU BİR CEVAP BULUYORUM KENDİMCE, O DA ŞÖYLE:

PİŞMİŞ KELLE GİBİ SIRITARAK, PİŞKİNCE...

Gelelim, 2015 yılı yaz ayında yapılan ve 2016 Ocak ayından itibaren 2 yıl geçerliliği olan toplu sözleşmede, öğretmenlerin nöbet ücreti ile ilgili maddede, nelerin yazılı olduğuna ve değerlendirmelerimize, işte o madde:

Örgün eğitim kurumlarında ek ders ücreti

MADDE 22- (1) Örgün eğitim kurumlarında (mesleki eğitim merkezleri dahil) ders yılı süresi içinde eğitim ve öğretimin fiilen yapıldığı normal çalışma günleri için ilgili mevzuatına göre kendilerine nöbet görevi verilen ve bu görevi de fiilen yerine getiren müdür yardımcıları ile öğretmenlere, 2016 yılında haftada 2 saati ve 2017 yılında ise haftada 3 saati geçmemek üzere ek ders ücreti ödenir.

Bu maddeden anlaşıldığına göre;

1-      Nöbet ücreti ödenecek olanlar, örgün eğitim kurumlarında görev yapanlardır. Mesleki eğitim merkezlerinde görev yapanlar da, bu kapsama alınmıştır. Onlar da, fiilen yapmak koşuluyla nöbet ücretinden faydalanabileceklerdir.

2-      Ders yılı süreleri içinde, nöbet görevinin fiilen yapılması suretiyle öğretmene bu görev için ücret ödemesi yapılabilecektir.

3-      Eğitim öğretimin fiilen yapıldığı günler der iken, okulun açık olduğu günler kastedilmektedir. Yani, kar ve resmi tatil günlerinde; öğretmenin idari ve görevli izinli olduğu günlerde, nöbet görevi fiilen yapılamayacağı için öğretmene bu ad altında bir ücret ödemesi gerçekleştirilemeyecektir. Tıpkı ücretli öğretmenlerin ders görevleri karşılığı aldıkları ücret gibi bir muameleye tabidir, öğretmenlerin nöbet görevleri karşılığında alacakları ücret. Fiilen yapılmış olacak yani.

4-      İçinde bulunduğumuz aydan itibaren öğretmene verilecek olan nöbet görevi karşılığı ücret, haftalık 2 saat ek ders ücretini geçmeyecek. 2017 Ocak ayından itibaren de, öğretmene verilecek olan nöbet görevi karşılığı ücret, haftalık 3 saat ek ders ücretini geçmeyecek.

5-      Nöbet görevi karşılığı öğretmene verilecek olan, 2016’da haftalık 2 saat, 2017’de ise haftalık 3 saat ek ders ücretinden, okulun yönetim kademesinde, yalnızca müdür yardımcısı yararlanabilecektir. Müdür ve müdür başyardımcılarına, bu ad altında bir ücret ödemesi gerçekleştirilemeyecektir.

6- Müdür yetkili öğretmenlere, nöbet görevleri karşılığında ücret ödenip ödenmeyeceği ile ilgili de bir açıklık ve netlik bulunmamaktadır. Bu konuda, ilgililere müdür olarak mı, yoksa öğretmen olarak mı muamele yapılacağı belirsizdir. Bir açıklık getirilmediği müddetçe bu konuda illere göre farklı anlama ve algılamadan kaynaklı değişik uygulamalarla karşılaşılacaktır diye düşünüyorum.

7-      Öğretmenlere, nöbet görevi karşılığı ücret ödemesi yapılabilmesi için okulların yöneticilerin ve öğretmenlerin ek ders ücreti onay çizelgelerinde gerekli güncellemeleri yapmaları gerekmektedir. Ayrıca, nöbet görevi karşılığı yazılan haftalık 2 saat ek dersi, KBS’ye ‘ek ders yerine geçen görev’ olarak gireceklerdir. KBS’de, nöbet ismi ile ek ders saati veri girişi yapılabilmesi için ilgili veri ölçütü kısmına ‘nöbet görevi’ eklemlenmesi yapılmalıdır.

Yukarıda madde perspektifinde yapmış olduğumuz değerlendirmeler neticesinde gördüğümüz eksik düzenlemeler ise şöyledir:

1-      Yönetim kademesinde yalnızca müdür yardımcısına nöbet görevine bağlı olarak ücret ödemesi yapılması hakkaniyet ve eşitlik ilkeleri ile bağdaşmaz. Neticede, yönetim kademesinde bulunan müdür başyardımcılarının ve müdürlerin, ilgili yönetmeliklerle belirlenmiş nöbet görevleri ve sorumlulukları var ise bu sorumluluklarını ve görevlerini fiilen yapmaları karşılığında almaları gereken bir ücret (angarya olmaması için) muhakkak olmalıdır. Yönetim kademesine, bu konuda aynı muamele yapılması, hakkaniyet, eşitlik, adalet ve hukuk gibi değerlerin gereğidir.

2-      Haftalık 1 nöbet görevi olan ile 2 nöbet görevi olan arasında ücrette bir fark olmaması ise hakkaniyet ölçüsüne aykırıdır. 10 saat çalışan ile 20 saat çalışan, ücrette hiç bir tutulur mu sizce? Burada, aslında bir muğlaklık da vardır. İşgüzar müdürler, vardiyalı olarak öğretmenlere haftalık 2 nöbet görevi vermek zorunda kalırsa, 2 nöbet görevi olan öğretmen şu itirazı yapabilecektir. Neden, haftalık 2 nöbet görevi yapan ile 1 nöbet görevi yapana aynı ücret ödeniyor? İşgüzar müdür, bu itiraza, toplu sözleşme maddesindeki ‘...en az 2 saat ek ders ücreti ödenir’ ibaresinden güç alarak, haftalık 2 nöbet görevi yapana 2; 1 nöbet görevi yapana 1 saat ek ders ücreti ödeyerek karşılık verirse, ne olacaktır? Öğretmene, haftalık 2 nöbet görevi verilmez, biz bunu biliyoruz ama personel yetersizliği bahane edilerek bunu yapmak zorunda olanları da bildiğimiz için bu muğlaklık giderilmelidir diye düşünüyorum.

3-      Nöbet görevi, zorunluluk olmaktan çıkarılmalıdır. Tıpkı okullarda uygulanan kılık kıyafet serbestisi (öğrenciler için okul-aile birlikleri kararına bağlı, öğretmenler için sendikalarının genel merkez eylem kararlarına bağlı olarak yapılan) gibi nöbet görevi serbestisi olmalıdır. Dileyene, nöbet görevi verilmelidir. Netice olarak, nöbet görevi öğretmenin ne asıl ya da asli görevidir ne de uzmanlık alanına girer. Bu da iyi bilinmelidir.

4-      Nöbet görevine verilen 2 saat ek ders ücreti takriben 18 TL civarındadır. Öğretmenlerin, canını burnuna getiren, ders verimini düşüren, pozitif enerjisini alan, negatiflik yükleyen, yorgun ve bitkin yapan, iflahını kesen nöbet görevi karşılığı ödenecek olan, öğretmenin yorgunluğunu bile alamayan, bu ücret çok azdır. Nöbet görevi ücreti, ek ders birim ücreti üzerinden değil, tıpkı destekleme kursu birim ücretleri gibi özel bir birim ücreti üzerinden tahakkuk ettirilmelidir. Malum, ek ders birim ücretinin, yıl yıl bakıldığında, gıdım gıdım arttığı görülecektir. Bununla ilgili bakanımızın açıklamalarına göre yapıldığı söylenen MEB çalışmalarının, bu perspektifte hız kazanması gerekmektedir.

5-      Nöbet görevi ücreti, belirlenmiş geçici süreleri öngören toplu sözleşme garantörlüğüne değil, mevzuat garantörlüğü kapsamına alınmalıdır.  

Bundan sonraki toplu sözleşmelerde, nöbet görevi ücreti ile ilgili madde, kopyala-yapıştır tekniği ile hazırlanırsa, ilgili maddede herhangi bir değişiklik olmayacaktır ve böyle süregidecektir. Kronik bir madde olup çıkacaktır. Dilerim, akıbeti diğer yıllanmış maddeler gibi olmaz. Ve yukarıda da ifade ettiğimiz gibi bir yolunu bulup ilgili mevzuata girerek, kendini sağlama almalıdır. Ayrıca, MEB genelge ile devreye girerek, nöbet görevi ücreti ile ilgili akıllardaki bulanıklıkları berraklaştırmalıdır. Yoksa, işgüzarlık, kraldan çok kralcılık ve üzerine ali kıran baş kesenlik alır başını gider. Benden demesi...

Not: Öğretmenlerimizin, nöbet görevi ücrete bağlandıktan sonra tüm illerde yapılmaya başlanan iş sağlığı ve güvenliği kursu endişesi olmuştur. Bu endişe, nöbet görevi ücretlendirilince, öğretmenin nöbet sahası ya da alanının genişleyebileceği ile ilgilidir. Eğer ki, nöbet ücretlendirildi diye öğretmenin nöbet görevi sorumluluğu, güvenlik görevlisi sorumluluğuna benzetilirse, biliniz ki, öğretmenler yeniden nöbet eylemine geçeceklerdir. NÖBET ÜCRETLENDİRİLDİ DİYE ÖĞRETMENE, DİLERİM GÜVENLİK GÖREVLİSİ MUAMELESİ YAPILMAZ YA DA BU MUAMELEYİ YAPACAK İŞGÜZAR YÖNETİCİLER ÇIKMAZ. Bu bağlamda, yukarıda da ifade ettiğimiz üzere MEB genelge ile devreye girerek, saydamlık, şeffaflık ve açıklık ilkeleri ile bağdaşır şekilde tüm endişeleri gidermelidir...

Saygılarımla...

Yahya ASLAN
banner182
Son Güncelleme: 10.01.2016 23:11
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
mdr 12 ay önce

müdür yetkili öğretmenler hakkında hala bır acıklama yokk mebden ... bırılerı artık bu konuyu gundeme getırsın eğitim haber sıtelerı olarak... o kadar açıklama yapmıssınz ama mudur yetkılıler hakkında hıc bır bılgı bulunmamaktadır.

Avatar
ışıksu 12 ay önce

Müdürler meb in yetim evlatlarıdır. Onun içindir ki müdürlere ücret mücret vermezler. Çözüm mü?
Kaldırın Müdürlükleri olsun bitsin.