banner374
12 Mayıs 2012 Cumartesi 09:52
Öğretmene Şiddet Çıkmaz Sokaktır
 “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” lafıyla büyüdü bizim nesil. Büyüklerimiz hep öğretmenlerimizi örnek gösterdi bize. Hem her soruya cevap verebilmesi, hem de bütün sınıfta söylediklerinin hemen uygulanması etkilemiştir her zaman bizi. Böylece çoğumuzun ilk meslek hayallerinden biri oldu öğretmenlik. Toplumda da her zaman kabul gören saygın bir meslek olmaya devam etti. Yıllar sonra çok önemli bir makamda görev yapan bürokratların, vekillerini, bakanların ilkokul öğretmenlerinin elini öpmesine şahit olduk.

İlkokul yıllarında aşı için okula gelen doktor ve hemşireler başta aşı sonrası tatili ifade etse de, hastalandığımızda gittiğimiz hastanelerde iğneden korkmayacak yaşa geldiğimizde doktorluk mesleğinin bir yönüyle hayat kurtaran mucizevi bir meslek, diğer yönüyle saygın bir sosyal statü olduğunu gördük. Meslek yelpazemizin baş köşelerinden birini kapıverdi öğretmenlikten sonra. İnanıyorum ki bu iki meslek çocuklar ve gençler için hedef meslekler olmasının yanında, toplumdaki saygınlığı da hiçbir zaman tükenmeyecek mesleklerdendir. Hayat kurtardığı için teşekkür edeceğimiz, ya da bir harf bilmeden girdiğimiz okullarda en azından okuma yazma bilerek çıkmamızı sağlayan değerli öğretmenlerimiz maalesef insanlığın en ilkel davranışıyla karşı karşıya ülkemizde.

Şiddet, tarihin her zamanında, dünyanın her yerinde onay görmeyen bir davranış. Şiddetin onay gördüğü herhangi bir dil, din, ırk, soy vs. mevcut değil. Tarihte şiddeti uygulayanlar bile en azında beyanlarında şiddeti kınayan açıklamalar yapmışlardır. Ülkemizde bu denli saygı duyduğumuz bu meslek mensuplarının, üstelik işyerlerinde, Samsun’da, İzmir’de, İstanbul’da ve daha birçok ilde yaka paça yerlerde sürüklenmesini, hatta bıçaklanmasını akılla izah etmek mümkün değildir. Şimdi soruyorum: Bunu yapanlar eğer terziyse, elindeki kumaşın yanmasını, mobilyacı ise ahşabı yanlış kesmeyi, elektrikçiyse elindeki lambayı kırmayı, memursa yanlış dosyada işlem yapmayı, denetçiyse yapılan suiistimali görmemeyi, taksi şoförüyse kaza yapmayı ister mi? Şimdi yine soruyorum hangi doktor hastasının ölümünü ister ya da hangi öğretmen öğrencisinin bir serseri olması için uğraşır?

Hasta yakını olmak zordur elbet. Zaten bir hastanız varken bir de hastanedeki kalabalık, gürültü ve stres size farklı bir kimlik kazandırabilir. Hastanedeki herkesin hastası en önemlisidir ve herkesin işi çok ama çok acildir. Ama bir de kendinizi doktorun yerine koymanızda büyük fayda vardır.

Anne-baba olmak daha da zordur. Gözünüzden sakınarak büyüttüğünüz çocuğunuzun en iyi eğitimi sorunsuz bir şekilde almasını istemek hakkınız. Ama bir öğretmen yetiştirdiği çocukların kendi aynası olduğunu bilir. Siz hiç kendi aynasını karalayan birini gördünüz mü? Kendinizi öğretmen olarak bir düşünün bakalım. Aynı şeylerin size yapılması durumunda ne hissederdiniz?

Sözlerim sadece bu iki mesleğe yönelik değil. Herhangi bir canlıya gösterilen şiddet türlerinin hepsi yanlıştır ve ne şiddet göstereni ne de şiddet göreni bir yere götürmeyen çıkmaz bir sokaktır.

Elbette hakkımızı arayalım, ama bunun bir usulü olduğunu, çağdaş toplumlarda hak aramanın şeklinin bu olmadığını bilelim.

Ufuk CÖMEZ

banner182
Son Güncelleme: 12.05.2012 09:52
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol