banner374
10 Ekim 2012 Çarşamba 13:01
Öğretmenler Hep Şikayet Eder!...

Zor zamanlar yaşıyoruz.
Her gün daha çok puslanıyor yarına baktığımız penceremiz.
Hani derler ya “şamar oğlanına döndü” diye… 
Bizde öyle olduk; Onca söz, konuşma, hakaret, saldırı… 
Bir arkadaşımız sınıfında derste, hayatını adadığı mesleği için hayatını kaybetti.
Teröristler için bile “içi yanmayan, ağlamayan insan değildir” diyen yetkililer, bir öğretmen için taziye mesajı bile yayınlamadı.
Bakanımız aileyi ziyaret edip başsağlığı bile dilemedi…
Biz öğretmenler odası dışına çıkaramadık “olmayan” tepkimizi. 
Biz meydanlarda toplanıp kimseye duyuramadık “çıkmayan” sesimizi. 
Kimimiz üye olduğumuz sendikanın sitesinde yayınladığı “başsağlığı mesajıyla” yetindik. 
Kimimiz üye olup körü körüne bağlandığımız sendikanın ürettiği düşünceden daha fazlasını üretmedik. 
Zaten sendikalara üye oluşumuzda evlere şenlik değil mi? 
Kimimiz yer değiştirebilmek için üye olduk sendikaya; Kimimiz bir koltuk kapabilmek için…
Kimimiz avukatlık hizmeti alabilmek için üye olduk. 
Kimimizin haberi bile olmadı sendikaya üye olurken: Amirimiz doldurdu formu biz imzaladık. 
Kimimiz hiç sevmesek bile küçücük bir çıkar uğruna istifa edemedik sendikamızdan. 
Kimimiz sendika aidatı ödemeyi hükümet kesince istifa ettik, aylık on liramız gitmesin diye.
Devlet aidatı ödemeye başlayınca tekrar sendikacı olduk.
Öğretmeye çalıştığımız değerlere ters davrandık bazen.
Sonra onca yapılan haksızlığa karşı tepki bekledik, böyle üye olduğumuz sendikalardan.
Ses vermesini istedik. 
Eylem yapmalarını istedik, haklarımızı savunmalarını istedik.
Ama sendikalar beş on kişiyle eylem yaparken biz seyrettik puslanan penceremizden.
Ya işimiz çıktı katılamadık eylemlere, ya da iş bulduk kendimize katılmamak için eylemlere…
Hatta en az sayımızın yarısı sendikalara üye bile olmadık. 
Üye olmamak için sebepler bulduk kendimize:
Kimimizin eşi istemedi. 
Kimimiz evlerimizde odalarımızın bile dinlenebildiği bir ortamda fişlenmekten korktuk. 
Kimimiz her sendikayı bir partiye yakınlıkla suçladık.Ama üye olup mücadele etmeyi akıl edemedik. 
Kimimiz sendikaları gereksiz bulduk. 
Elimiz yanağımızda uzaktan izledik olup bitenleri. 
Tepkimiz hiç olmadı, olduğunu düşündüğümüz tepkimiz öğretmenler odası dışına hiç taşmadı. 
Hatta meselelerin öğretmenler odasında konuşulması bile bizi rahatsız etti bazen.
Ama hep şikâyet ettik.
Eleştirildik, dışlandık, atanamadık, norm kadro fazlası olduk, eşimizle aynı ilçeye gelemedik, en az maaş alan devlet memuru olduk, yer değiştirebilmek için anlamadığımız alanlara geçtik, dayak yedik, herkesin ağzına sakız olduk… 
Ama hep şikâyet ettik kendi kendimize… 
Umutsuzluğa kapıldık. 
Amaçsızca üye olduğumuz sendikalarımızı zorlayıp bir araya getiremedik.
Onları sığındıkları siyasilerin koltuklarından çıkarıp meydanlara dökemedik.
Onlardan meydanlara çıkanları, aynı konulardan muzdarip olmamıza rağmen kendimize rakip görüp destek vermedik. 
Yine elimiz yanağımızda izledik olanları…
Ve şikâyet ettik kendi kendimize.


 
MUSTAFA CEYLAN

banner182
Son Güncelleme: 10.10.2012 13:01
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
şubata ataması 4 yıl önce

TORPİL yapan değil ATAMA yapan BAKAN istiyoruz. Kasımda 30 bin atama istiyoruz

Avatar
helallll 4 yıl önce

helal olsun yüreğinize emeğinize sağlık...

Avatar
boş normlara torpilliler geliyor 4 yıl önce

il içi sıralar çalışsın.eşimin yanına gideyim..torpili olan görevlendiriliyor.bize birsey yok.

Avatar
arda 4 yıl önce

Öğretmen Atama ve yer değiştirme yönetmeliğine göre il içi atamalarında sıraların iki defa çalıştırılması gerekiyordu, bakanlığın eksik uygulaması nedeniyle il içi tayin istemiş öğretmenlerin hak kaybına uğramaması için bakanlık nezdinde girişimde bulunmanızı istiyoruz. Öğretmenlerin sorunları ile yakından ilgilendiğinizi, bakanlığın yarattığı ve haberi bile olmadığı mağduriyeti yazı ile de olsa dile getireceğinizi bildiğimiz için size yazma gereği duyduk. Öğretmenlerin sorunlarına göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkürü borç biliyoruz. ... İsteğe ve zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirme suretiyle atamalar MADDE 34 – (1) (Değişik:RG-30/7/2010-27657) İl içinde yer değiştirme talebinde bulunan öğretmenlerin yer değiştirme suretiyle atamaları, tercih ettikleri eğitim kurumları itibarıyla yapılan sıraya bağlı olarak haziran ve ağustos aylarında birer kez olmak üzere eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacı çerçevesinde hizmet puanı üstünlüğüne göre gerçekleştirilir. Ataması yapılamayanların sıraları ağustos ayı sonu itibarıyla iptal edilir. İller arası isteğe ve zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirme talebinde bulunan öğretmenlerin yer değiştirme suretiyle atamaları, alanlar itibarıyla belirlenen kontenjan ölçüsünde tercih edilen eğitim kurumlarına hizmet puanı üstünlüğüne göre ilgili yılın haziran ayı içinde yapılır. ...

Avatar
seda 4 yıl önce

kseçimler elbet gelecek sayın baan hizmet puanı yüksek dururken norm fazlasını ata bakalım adalet mi bu

Avatar
il içi 4 yıl önce

il içi eş durumları yapılmalı acilen

Avatar
şubattttt ataması 4 yıl önce

Gaziantep’te görev başındayken bir doktor öldürüldü.
Ne oldu?

Bütün bir doktor camiası ayaklandı.
Eylem yaptılar, hasta bile bakmadılar.
Mesajları gayet netti: Biz sizi tedavi ediyoruz, sizin yaptığınıza bakın!
Ve arkasından kamuoyuna seslendiler: Mesleğimizin, doktorluğun itibarı zedelene zedelene bu hale düştük.
Bu sefer görev başında ölen doktor değil, bir öğretmen.
Sınıfta, öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
Birkaç gün haber oldu sadece.

Ne eğitim camiası, ne de eğitilsin diye evlatlarını teslim eden anne babalar eylem yapmadı.
Öğretmenler derse girdi, veliler her zamanki gibi çocuklarını okula gönderdi.
Acı, düştüğü yeri yaktı geçti kısaca.

Kabrin üzerine dökülen su daha kurumamışken öğretenlerin ve öğrenenlerin Bakanı’nın sözleri, her ne kadar yalanlasa da, herkesi şok etti.
Atanamayan öğretmenleri yem bekleyen güvercinler gibi gören Bakan, görev başındakileri de yemlenmiş olarak nitelendiriyordur.
Atılan yemle karın ne kadar doyarsa, öğretmenin ki de o kadar doyuyor zaten. Bu zihniyetle öğretmene takla da attırırlar.
Unutmadan; Bakan sadece öğretmenleri değil, memurları da yem arayan güvercinlere benzetiyor.
Nereden mi çıkardım?
“Allah’tan çocuklarım memur olmadı” sözlerinden tabii ki.

İzmir’deki olay sonrasında yayımlanan taziyede Bakan, bir daha böyle yaşanmaması için gerekli tedbirleri alacaklarını açıklamıştı. Yakında her okul girişine bir x-ray cihazı ve bir güvenlik görevlisi koyarlar artık.
Yeni kadro açılır, yem bekleyen “güvercin” sayısı da artar valla.
Ve son söz…

Liderinin gözlerinin içine bakıp “beni aday yap, bakan yap” diye iç geçirenleri vatandaş neye benzetiyordur sizce?

Avatar
öğretmen 4 yıl önce

KİMLERİ ARIYORUZ
-18 yaşını doldurmuş
-Eğitime açık
-Günde internete en az 2 saat ayırabilen
-Tüm meslek gruplarından çalışma arkadaşları bizimle çalışabilir
-İnterneti kullanıcı düzeyinde kullanabilen
-İş disiplinine sahip

BİZİMLE ÇALIŞTIĞINIZDA NELER OLACAK
-Kendi işinize sahip olacaksınız
-İnterneti kullanarak çalışabileceksiniz
-Sınırsız gelir ve kariyer imkanına sahip olabileceksiniz
-Satışla pazarlamayla uğraşmayacaksınız
-Kimseyi ikna etmeden
-Arkadaşınıza akrabalarınıza yani çevrenize ihtiyacınız olmadan çalışabileceksiniz

HANGİ ALANLARDAN ÇALIŞABİLECEKSİNİZ
-Sosyal paylaşım sitelerinden
-İlan siteleri,reklam siteleri
-Google alanları
-Blog siteleri
-Video siteleri

Ayrıntılar : http://tinyurl.com/9yf92sl