banner374
18 Kasım 2012 Pazar 18:10
Öğretmenler odasının zencileri

Ücretli öğretmen... ‘Öğretmen öğretmendir. Ücretlisi de nerden çıktı? Hem zaten hepsi ücret almıyor mu?' diyebilirsiniz. Kimi leri mevsimlik işçi olarak adlandırıyor onları. Kısaca tanımlarsak, görev bakımından kadrolu öğretmenlerden farksız bir şekilde çalıştırılan, aylıksigortasının yarısı yatırılan ve net maaş+ek ders ücretlendirmesine tabi tutulmadan, sadecegirdiği ders saati karşılığı ücret alan öğretmene ülkemizde ‘ücretli öğretmen' deniliyor. Tüm haksızlıklara rağmen bu işi yapmalarının nedeni aynı: Kadrolarını alıncaya kadar ‘boş' kalmayıp hayallerinin mesleğinde tecrübe kazanmak. ‘Yoksa tezgâhtarlık yapsak daha fazla kazanırdık' diyor, içlerinden biri.

Meryem K. ile başlayalım. Edebiyat mezunu, 4 yıldır atama bekliyor. Bu arada gönül verdiği mesleğini kendisinin deyimiyle ‘hiç karşılığı' yapıyor. Yapılan bu ayrımcılığa daha fazla katlanmamak ve bir an önce ‘kadrolu' olabilmek için hafta sonları KPSS kursuna gidiyor. Haksız da sayılmaz. Zira ücretli öğretmenler kadrolulara tanınan birçok haktan mahrum. Olayın onlar için en dramatik yanı ise kadrolularla aynı hatta çoğu zaman daha fazla işi yapıp onların aldığı maaşın üçte birini almaları. Üçte biri sizi yanıltmasın hepi topu asgari ücrete denk geliyor. Bunu da almaları o kadar kolay değil aslında. Çünkü ücretli öğretmenler haftada en fazla 30 saat derse girebiliyor. Dolayısıyla ancak 30 saati dolduranlar bu ücreti alabiliyor. Dahası var. Sigortaları tam yatırılmıyor. Yani 30 gün çalışsalar bile sadece 15-16 gün yatıyor. Ayrıca Genel Sağlık Sigortası'ndan yararlanmaları için sigortalarının 30 günü tamamlaması gerekiyor. Geriye kalan 15 günü kendi ceplerinden ödüyorlar. Uygulamadaki tüm bu haksızlıklara rağmen Meryem K., “Sabahları yılların kadrolu öğretmenleri ‘derse girsem mi girmesem mi, yine mi buraya geldik' modundalar. Biz de aksine azami gayret ediyoruz. ‘Ne kadar ne verebiliriz, nasıl daha faydalı oluruz'un derdindeyiz.” diyor.

Dışarıdan “öğretmen” sanılsalar da aslında kanunda belli statüleri bile yok. Görev ve sorumlulukları arasında nöbet tutmak, rehberlik ve kulüp çalışmaları gibi maddeler bulunmamasına rağmen hepsi “sivrilmemek” adına bu faaliyetleri yerine getiriyor. Kadrolular ekstra faaliyet ve dersler için ek ücret alırken, ücretliler koca bir ‘hiç' alıyor.

Meryem K. konuyla ilgili başından geçen üzücü bir olayı anlatıyor: “İki yıl önce çalıştığım okulda kadrolu öğretmen kulüp çalışmalarını yarıda bıraktığı için, her şeyi ben yürütüyordum. Mecburiyetim olmadığı halde hem göze batmamak hem de öğrencilerimi yarı yolda bırakmamak için yapıyordum bunu. İl ve ilçe çapında tüm yarışmalara katıldık. Her türlü hazırlık çalışmasıyla bizzat ilgilendim. Yarışmaların hepsini derece alarak tamamladık. Milli Eğitim, başarı belgesi ve sertifikaları kadrolu öğretmene verdi. Kadrolu öğretmen de gözümün içine baka baka başarı belgesini sallayıp arkadaşlarının tebriklerini kabul etti.”

“Adeta dilenciliğe maruz bırakılıyoruz”

Kübra A. da atamasını bekleyen binlerce öğretmen gibi, mecburiyetten başlamış bu işe. Ama “İnşallah bu ilk ve son olur.” diyerek bir yıl bile dolmadan bırakmış: “Meslek lisesinde çalışıyordum. Dersler sabah 07.30'da başlıyor 19.00'a kadar sürüyordu. Kadrolu öğretmenlerin programları sabah ve öğlen olarak ayarlanmıştı. Benimki ise nerede boşluk varsa oraya dağıtılmıştı. İki dersim arasında 3-4 saatlik boşluk bulunuyordu. Hatta ücretli bir öğretmen arkadaşımın 5 saat boşluğu vardı. Hem yarı maaş alıp hem de boş vakit geçirmek üzüyordu. Derslerimi ayarlatabilseydim özel ders verecektim, ama olmadı. Bunun yanı sıra normalde sınıf rehberliği ücretli öğretmenlere verilmez. Benim yoktu ama diğer ücretli öğretmenlerin hepsinin vardı. Dahası 30 saatten fazla derse giremememize rağmen bazenihtiyaç hâsıl oluyordu. Kadrolu öğretmenlerin yerine fazladan derse giriyorduk. Ama bunlar ek ders olarak yazılmıyordu.”

Sistemin bir diğer mağduru ise Tuğba Ç. Nöbet tutma mecburiyeti olmadığı halde okuldaki bütün ücretli öğretmenlerin nöbet tuttuğunu ve karşılığında kadrolulara verilen ek ders ücretini alamadıklarını dile getiriyor. “Ek ders ücretlerinden geçtik, maaşlarımız bile gününde yatırılmıyor. Zaten üç kuruş alıyoruz, onun için de adeta dilencilik yapıyoruz.” diyor.

Kadrolu öğretmen ve idarecilerin kendilerine ikinci sınıf öğretmen muamelesinde bulunmadığını, aksine en kısa zamanda kadroya geçmeleri için dua ettiklerini dile getiriyor her biri. “Zaten sorun onlarda değil bizde.” diyor Meryem K. “Onlar ne kadar nazik davransalar ve bize ücretli olduğumuzu hissettirmeseler de, biz kendimizi geri çekiyoruz. Öğretmenler odasında ücretlilerin yeri bellidir. Grup halinde oturur, sadece birbirleriyle muhabbet ederler.” Aslında bu ifadeler ücretli öğretmenlerin halet-i ruhiyesini resmediyor.

İkinci sınıf muamele görüyorlar

Doğan Ceylan Müfettişler Derneği Başkanı:Yönetmelik ücretli öğretmenlere kulüp danışmanlığı, rehberlik, nöbet vs. verilmemesini öngörüyor. Geçen gün bir öğretmenimiz aradı. “Hocam okulda ikinci kademedeki öğretmenlerin tamamı ücretli.” dedi. Okulda bir tane bile kadrolu öğretmen yok. O halde bu görevleri kim yerine getirecek? Köy okullarının çoğunda durum farklı değil. Geçen yılın rakamlarına göre 70 bin ücretli öğretmen var. Bu sene 47 bin kişi kadrolu olarak atandı. Yeni atamalara rağmen ücretli ihtiyacı hâlâ devam ediyor. Bundan ötürü mecburen ücretli öğretmen çalıştırılıyor. Geçtiğimiz yıl ücretlilerin sayısı kadrolulardan daha fazlaydı.

Devletin 120 bin öğretmeni aynı anda atayacak imkânı yok. Madem ücretli çalıştırmak zorunda o halde bakanlık bir an önce bu duruma el atmalı ve ücretli öğretmenlere verilecek görevlere ilişkin yeni bir düzenleme yapmalıdır. Hiç olmazsa bu çocukların emeklerine değecek şekilde sigortaları yatırılsın, ücreti verilsin. Hiçbir mecburiyetleri olmadığı halde her türlü görevi yerine getiriyor ancak her türlü haktan mahrumlar. Ücretli köle gibi çalıştırılıyorlar. Kadrolularla aralarında maaş farkı olabilir. Ancak arada uçurum olmamalı. Zira KPSS'yi kazanamamış değiller. Örneğin biri 99 puan alıyor, diğeri 98. 99 alan atanıyor, 98 alan atanamıyor. 98 alan başarısız olduğundan değil kontenjan yetersizliğinden atanamıyor. Sırf bu yüzden ikinci sınıf muamelesi görüyorlar ki bu hiç adil değil. Ücretli öğretmenlere yapılan bu ayrımcılık karşısında bir müfettiş olarak devlet adına yüzüm kızarmaktadır. Kendilerini teftişe gittiğimde motivasyonları artırmak için devlet adına onlardan özür diliyorum.

Evlilik hayali dahi kuramıyorlar

EMİN ÇIKRIKÇI EĞİTİM BİR SEN:Ücretli öğretmenler ileriye dönük planlama yapamıyorlar. Ne evlenme, ne ev alma hazırlığı ücretli öğretmenlerden çok uzak. Çünkü bugün var olan işleri yarın olmayabilir.

Ücretli öğretmenlik uygulamasının Türkiye'deki gibi dünyada benzeri bir uygulaması yok. Kadrolu olarak çalışan öğretmenlerle aynı işi yapmalarına ve haftada ortalama 400 öğrenciye eğitim vermelerine rağmen ücretleri çok düşük. Kadrolu olarak çalışan öğretmenlerin üçte biri oranında maaş almıyorlar. Ortalama 650-850 TL. Genel olarak genç, dinamik ve oldukça verimli olan ücretli öğretmenler bu konuda oldukça muzdaripler.

Bütün öğretmenlerimizin ekonomik büyümeden kaynaklı olarak hak ettikleri maaş ve ücretlerinin artırılması gerekiyor.

Ücretli öğretmenlik, kabul edilemez bir uygulama ve en kısa zamanda son verilmeli.

Vazgeçilmeyecekse ücretli öğretmenler kadrolu öğretmenlerle aynı işi yaptıkları için aynı maaşı almalı ve bütün haklardan faydalanmalı.

Ücretleri; kadrolu öğretmenlerin ücretlerinden ayrı tutularak maaşları artırılmalı. Bu öğretmenler ders saati karşılığı çalışıyorlar. 1 saat ders karşılığı net 7,5 TL. Bu miktar en az 15 TL'ye çıkarılmalı.

Çoğu eğitim fakültesi mezunu değil

OSMAN BAHÇE AKTİF EĞİTİM-SEN GENEL BAŞKANI:Kadrolu öğretmen eksikliği, ücretli öğretmenlerle çözülmeye çalışılıyor. Bu da yeni sorunların ortaya çıkmasına sebep oluyor. Görevlendirilenler eğer eğitim fakültesi mezunu ise -ki bu durum azdır- aynı fakülteden mezun, aynı işi gören öğretmen arasında izahı zor maaş farkları ortaya çıkıyor.


banner182
Son Güncelleme: 18.11.2012 18:10
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
İşte Başbakan Erdoğanın 2002'de Öğretmen adaylarına verdiği sözler 4 yıl önce

"Yahu bir sürü bölüm öğretmenimiz boşta geziyor. Resim öğretmeni matematiğe, müzik öğretmeni beden dersine giriyor. Niye? Öğretmen ihtiyacı var. Ama bakın ki işe bunlar bir de sınavla öğretmen alıyor (Ecevit"e yükleniyor). O zaman niye okutuyorsun bu öğrencileri, yazık değil mi? Öğretmen almıyorum de, bu evlatlarım okumasın boşuna. Ama biz iktidar olunca inşallah boşta öğretmen adayı olmayacak..."

Avatar
... 4 yıl önce

çok moralim bozuldu okuyunca. sanki benim hayatımı anlatmış satırlar. 3 kuruşa çalıp, 2. sınıf öğretmen muamelesi görmek ve evliliğin hayalini bile kuramamak... akşamları da kpss kursuna gidiyorum. hayattan soğudum. mesleğimden soğudum.

Avatar
... 4 yıl önce

bu haberi yapanlara teşekkür ediyorum.

Avatar
Sayın Başbakanım, aynı yıl İstanbul"da da şunları söylediniz: 4 yıl önce

"Birçok gencimiz, özellikle öğretmen adaylarımız işsiz kaldı. Ülkede eğitim çökmüş, köy okulları kapanmış merkezdeki okullar bile öğretmen diye can çekişiyorken, sen sınavla öğretmen seçmeye kalkıyorsun, bıraksana genç öğretmenlerimiz gitsin çalışsın. O kadar sene beklet, sonra al. O adamda artık heves kalır mı, öğretmenlik yapabilir mi? Ama inşallah biz iktidar olunca öğretmenler okulun bittiği gün hazırlıklarını yapacak ve ertesi gün görev aşkıyla okuluna gidecek. Hiç merak etmeyin..."