banner374
17 Mart 2014 Pazartesi 08:10
Öğretmenlere Hakaret(miş)!
 Geçen gece Nabi Avcı bir ulusal kanalda MEB yasasını konuşuyor yine başka bir kanalda Anadolu Ajansı aracılığıyla Yusuf Tekin aynı konu hakkında açıklamalarda bulunuyordu. Programlar bir tartışma havasından çok reklam havasındaydı. Sorular ve cevaplar önceden belli izlenimi program boyunca devam etti. Tozpembe tablolar çizildi. Fakat Yusuf Tekin'in bir sözü acı bir gülümsemeye neden oldu… Neydi bu söz?

Yusuf Tekin aynen şöyle diyordu “Eğer bir  okul  müdürü müdürlükten öğretmenliğe geçişi bir ceza olarak görüyorsa bu 800 bin kişi olan öğretmenlere hakarettir.” Evet,  idarecilerin  görevden zorla alınması için karşı grup bulunmuştu, öğretmenler! Hep böyle olmadı mı? Öğretmen için yapılacak kötü bir düzenleme için sağlıkçılar karşı grup oldu, müdürler için öğretmenler, polisler için maliyeciler vb. bütün kısıtlayıcı düzenlemelerde karşı gruplar yaratıldı. Yaratılan bu grupların maalesef İlk önce birbirlerini yıpratmaları beklendi. Fakat Yusuf Tekin'in unuttuğu bir nokta vardı artık bu oyuna kimse gelmeyecekti. Öğretmenlere yapılan hakaretlerin neler olduğunu birde bizden dinleyin…

 

1) Öğretmenlere en büyük hakaret: Müdürlerin öğretmenliğe döndürülmesi konusunda açıklama yaparken bu öğretmenlere hakarettir lafı acı bir gülümseme oluşturmuştu. Çünkü hani şu 800 bin kişilik devasa öğretmen kadrosuna yapılan asıl hakaret şuydu. Bu devasa kadroyu yönetecek öğretmen kökenli bir bakan ve müsteşar atanmaması, meslekten olmayanların eğitim camiasını yönetmesi.

 

2) Eğitimin yapboz tahtasına çevrilmesi:   Önce müfettiş, sonra ilköğretim müfettişi, sonra denetmen, sonra maarif müfettişi gibi o olmadı bunu verelim oda olmazsa şunu verelim. Bugün performans ödevini getirelim olmadı yarın kaldırırız. Şu SBS kalksın hele ama yerine 3 yeni sınav gelsin mantığı eğitime ve eğitimciye hakarettir.

 

3) Ben istediğimi idareci yaparım: Nabi Avcı yeni il müdürlerini atarken 16.000 kişinin performansını inceledik atamalarımızı performans kriterlerine göre yaptık diyordu. Ertesi gün çok başarılı bir öğretmen arkadaşımı aradım ve sordum senden CV istediler mi? Neden dediğinde açıkladım. Sadece güldü. Bu cevap bana yetmişti. Gerçekten bu 16.000 kişi kimlerdir? Hangi performans kriterlerine göre değerlendirme yapılmıştır? Değerlendirme nasıl olmuştur? Hepsi muamma…

 

4) İdarecilerin görevden alınması: Okul idarecilerinin bir kısmı sınavla idareci olarak atanmışlardı yani kimsenin torpiliyle değil. Bu insanları görevden almak her şeyden önce hak ve hukuk kavramlarıyla bağdaşmayacaktı.  Ayrıca aklıselim düşünen herkese sormak isterim 10-15-20 yıldır idareci olan bir sınıf öğretmenine, matematik öğretmenine hangimiz çocuğumuzu vermek ister? Tamam, bu insanları görevden almak istiyorsunuz. Hadi anlıyoruz diyelim. Ya bu öğrencilerimizin günahı ne? Daha da genel ifadeyle bu ülkenin geleceğinin günahı ne? Mademki, biz bu insanları görevden alacağız istediğimiz de atayacağız diyorsunuz; 10-15-20 yıllık idarecilere emeklilik hakkını verin ondan sonra istediğinizi atayın. Görevlendirmeyle atama işlemleri; okulları siyasi parti şubelerine dönüştürecek, eğitim bitecek, iş barışı bozulacaktır. Bu tür yasal düzenlemeler anayasamızın ve evrensel hukuk ilkelerinden olan hukuk güvenliği ve iş güvenliği ilkelerine açıkça aykırıdır. Bugün A partisi kendi elemanlarını getirirken yarın B partisi aynısını yapma yoluna gidebilecektir. Bu durum komünist devlet örneklerinde görülmektedir. Komünist parti üyeleri iş başına gelebilir başka kimse gelemez.

 

5) 147 Hattı:   147 hattı eğitime yarardan çok zarar vermiş toplumda; iftira, hakaret hattı olarak algılanmıştır. Eğitimcilerimiz bu hat yüzünden sebepsiz yere iftiralara uğramış, soruşturma ve baskılarla karşı karşıya kalmışlardır. Bu baskılara uğrayan eğitimcilerimiz mesleklerinden soğutulmuş, iş verimleri düşürülmüştür.

 

6) Uzman/Baş Öğretmenlik: Uzman Öğretmenlik sınavını bir türlü gerçekleştiremeyen MEB, yönetici atamadan tutun da maddi fazlalığa kadar tanıdığı haklardan diğer eğitimcilerin yararlanmasını engellemiştir. Bir sınavın yapılması bu kadar mı zordur? Günün şartlarında sınava girme şartları tutmayan eğitimcilerimizin suçu/günahı nedir? Yönetici atama işlemlerinde uzman/başöğretmenlere verilen puan fazlalığı yüzünden birçok eğitimcimiz mağdur edilmiş ve edilmektedir. Şimdiki MEB yasasıyla da 2014 ve sonrasında atanan öğretmenler bu sınava girebilecektir. Acıdır ki yasal düzenleme bu şekildedir. MEB bu sorunu çözmeden hiçbir sınav yapmayı düşünmemelidir. Bu sınav yapılır mı derseniz bu anlayışla çok zor…

 

7) Mülakat: MEB yönetici atama yönetmeliğini yıllardır hakkaniyete uygun olarak hazırlayamadı, yönetici atamalarında mülakat getirerek haksızlığa kapı araladı. Eğitimcilerimiz maddi olarak en düşük maaş alan kamu personeli haline getirildi. 

 

8) 4+4+4: 4+4+4 sistemi getirilirken kimseye sorulmadı. Dünyada bu sistemin uygulanmadığı bilimsel makalelerle ve tezlerle kamuoyunca görüldü. 4+4+4 sistemiyle sınıf öğretmenleri perişan edildi ve sınıf öğretmenliği bitirildi. Binlerce sınıf öğretmeni norm fazlası hale getirilerek geleceklerinden daha da önemlisi çocuklarının geleceklerinden şüphe duyar hale geldi. Hâlbuki bu sistem 5+3+4 şeklinde uygulansaydı hiçbir sorun yaşanmayacaktı ama yapılmadı… Norm kadro yönetmelik taslağı ve Özel eğitim yönetmelik taslağı incelendiğinde Bilim ve Sanat Merkezlerinin de sınıf öğretmenlerine kapatıldığı görülecektir. Yani sınıf öğretmenlerini norm fazlası yapmakla yetinilmedi bu norm fazlalarının sayısı nasıl artırılır diye uğraşıldı.

 

9) Ödenek: Okullara bir kuruş bile ödenek verilmedi fakat bağış aldığı iddia edilen eğitimcilerimize soruşturmada gecikilmedi. Özel okullara verileceği söylenen destek priminin onda birinin resmi okullara verilmesi durumunda birçok resmi okulun özel okullardan daha iyi olacağı da bilinmelidir.

 

10) Öğretmenlerin itibarsızlaştırılması: Bir siyasetçimiz, “Ömer Dinçer öğretmenlere şeref kazandıracak” dedi. Yine bir siyasetçi meclis bahçesinde yaptığı açıklamada “öğretmenler ne yapıyor ki git git gel” dedi. Öğrencilere “Saçınıza karışan okul müdürünün saçını ben keserim” diyenlere dahi rastladık. Meydanlarda “15 saat çalışan öğretmene zam verirsek 40 saat çalışan memura haksızlık olmaz mı” bile dendi. Bu söylemler aklımızda kalanlardan bazıları. Ama bu söylemlere MEB cevap dahi vermedi/veremedi.

 

11) El Yazısı ve 60 Aylık Çocuklar: 4+4+4 sistemiyle beraber 60 aylık çocuklar 1. sınıflara alınmaya çalışılmıştı bunun yanlışlığına onlarca kez değindik. Bu uygulamadan şuanda vazgeçilmiştir. Peki, geçen seneki çocukların vebalini kim üstlenecektir? Yıllardır İlkokullarda el yazısı öğretilmeye çalışılmaktadır fakat Ortaokula gelen çocuklar el yazısını bırakmakta, düz yazıya geçmektedir. Bilim, sanat ve günlük yaşamda var olmayan el yazısı çocuklara zorla öğretilmeye çalışılmaktadır. Bu çocuklar sonraki yıllarda zorluklar ve intibak sorunu yaşamaktadırlar. Bu uygulamaya niçin devam edilmeye çalışıldığını kimse anlayamamaktadır. Sahi, birkaç okulla dağıtımı sınırlandırılan tabletlerde de el yazısı mı yazılıyor? Merak etmiyor değiliz.

 

          İşte öğretmenlere yapılan hakaretlerden sadece ilk aklımıza gelenler!

banner182
Son Güncelleme: 17.03.2014 08:11
Anahtar Kelimeler:
öğretmenlere hakaret miş
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
yöneticilik 3 yıl önce

bence idareciler öğrenciden ve öğretmenlerden çok kopuk. Okul iş yeri değil eğitim yuvasıdır. Bu yasayla müdürler eğitime geri dönecektir

Avatar
barış 3 yıl önce

benim için akp bitmiştir. zulümle abad olunmaz mış