banner374
03 Ocak 2014 Cuma 16:11
ÖĞRETMENLİĞİN ÜCRET VE SAYGINLIĞI ARTIRILMALI!

 Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, Dershanelerin kapatılması, eğitimin güncel problemleri ve eğitim bileşenleri ekseninde eğitime erişim, fırsat eşitliği ve niteliksel sorunlarla alakalı önemli açıklamalar yaptı.

Sendika genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında öğrencilerin eğitimde geçirdiği sürenin artırılması ve eğitim sisteminde şekilsel-tali reformlar yerine esas unsur olan ‘öğrenme’ üzerine yoğunlaşılması gerektiğini kaydeden Gürkan Avcı, konuşmasında özetle şu hususları dile getirdi:
 
21. YÜZYILA UYGUN ÖĞRENCİ YETİŞTİREMİYORUZ!
Türkiye’yi 21. yüzyıla uygun ve bu yüzyılda geçerli olan becerilere sahip öğrenci yetiştirmede başarılı bulamıyorum. Orta halli bir demokrasiye, orta halli bir ekonomiye mecburluğumuz tamamen ama tamamen eğitim sistemimizin kalitesinin düşüklüğünden ve eğitimde fırsat eşitliğini sağlayamamamızdan kaynaklanmaktadır.
 
HÜKÜMET HATASINI TELAFİ ETMELİ!
11 yılı aşkın süredir iktidarda olan hükümetin en başarısız olduğu alanların başında gelen ‘eğitim politikaları’nı eğitimin tüm paydaşları, bilim insanları ve iş dünyasının öneri ve telkinleri doğrultusunda geliştirerek bu mühim görevi yerine getirmesi, dahası yaptığı hataları telafi etmesi gerekmektedir. Türk eğitim sisteminin, okul öncesinden başlanarak hayat boyu öğrenmeyi ve beceri gelişimini teşvik etmek, kazanılan becerilerin küresel iş gücü piyasasında uygun işlerle eşleşmesini sağlamak gibi zorlu bir sorumluluğu yerine getirmesine ihtiyaç vardır.
 
EĞİTİM SİSTEMİMİZ GİRİŞİMCİLİĞİ, YARATICILIĞI KAZANDIRAMIYOR!
Dünyadaki gelişmeler ışığında Türk eğitim sisteminin kalitesini açıkça tartışmamız ve masaya yatırmamız gerekmektedir. 21. yüzyılda, eğitimde sadece bilgiyi öğretmenin yeterli olmadığını bilmemiz gerekiyor. Bilginin gerçek hayatta ne kadar pratiğe dönüştüğüdür artık önemli olan ve tabi ki bilginin nasıl öğretildiği de. Bu bağlamda sormamız gerekiyor; Türk eğitim sistemi öğrencilere girişimciliği, yaratıcılığı, yenilikçiliği, liderliği ve etiği ne kadar verebiliyor? Öte yandan Türkiye’de, sürekli gelişen ve değişen bir kavram olarak eğitim sistemi ne kadar sürdürülebilirlik, kalite ve fırsat eşitliğini sağlayabilmektedir? 
 
DERSHANE ÜZERİNDEN BAĞCIYI DÖVMEMELİ!
‘Dershaneler kapatılsın’ tartışmasına baktığımızda eğitimin suni gündemiyle uğraşıldığını görüyoruz. Kullanılan dil ve üsluba baktığımız zaman eğitime pedagojik değil, ideolojik ve siyasi pencereden bakıldığını anlamamız daha da kolaylaşacaktır. Dershaneler konusundan tutun eğitimle ilgili hemen her tartışmada amaç üzüm, yemekten çıkıp, bağcıyı dövmeye dönüşmektedir. Eğitimle ilgili tartışmaların siyasi mülahazalarla yapılıyor olması nedeniyle bu kavgaların galibi hep siyasi taraflardan birisi olmuş ama öğrenciler, öğretmenler ve veliler hep kaybetmiştir.
 
DARSHANELER KAPANSA NE OLUR? KAPANMASA NE OLUR?
Fakat bilinmelidir ki öğrenciler, öğretmenler ve veliler artık kavga istemiyor. İdeolojik tartışmalar istemiyor. Eğitim sisteminin problemlerinin özüne inilmesinin vakti halen gelmedi mi? Sorunlarının objektif ve pozitif bir zeminde tartışılarak çözüme kavuşturulmasını istiyoruz. Siyasi partileri ve eklenti kuruluşları sağduyuya davet ediyoruz. Dershane gürültüsü içerisinde eğitimin kronikleşmiş, kangrenleşmiş temel sorunlarının göz ardı edildiğini biliyoruz. Maalesef eğitimin sadece şekliyle ilgili reform ve çalışmalar yapılıyor. Özüne, muhtevasına bakılmıyor, inilmiyor. Bu itibarla dershaneler açık kalsa ne olur? Kapatılsa ne olur?
 
HA MİLLİ EĞİTİM, HA MİLLİ PİYANGO!
Çocuklarımıza yüz yıldır yalan yanlış bir tarih talim ettiriyoruz. Dil eğitimi politikamız, çocuklarımıza adeta dil öğretmemek üzerine kurgulanmış. Baştan savma, ezberci, kalitesiz, sınavcı ve kopyeci bir eğitim sistemimiz var. Gelişmiş ülkelerin çoktan tedavülden kaldırdığı müfredatlarla, eğitim yöntem, metod, teknik ve felsefesiyle, antidemokratik eğitim yönetimi anlayışıyla havanda su döğüyoruz. Kocaman bir millet kandırılmaya devam ediliyor. Tarih yazan bu toprakların çocukları oyuncak haline getirildi. Kişiliksiz, kimliksiz, ruhsuz ve şuursuz bir robota dönüştürüldü. İncelikten, estetikten, nezih ve erdemden uzak kaba, kavgacı, kompleksli ve maganda bir jenerasyon daha yaratılmak isteniyor. Kendisini muhafazakâr diye takdim eden 12 yıllık Ak Parti iktidarı döneminde milli ve manevi tahribat tavan yapmıştır. Kendi kadim medeniyetinin müktesebatı yerine yozlaştıran, kozmopolitleştiren, milleti köklerinden ve derin mecrasından daha da uzaklaştırıp koparan genetiği bozulmuş bir tedrisat dayatılıyor. ‘Milli Piyango’ kurumunun başındaki ‘Milli’ kelimesinin ruhu ile ‘Milli Eğitim Bakanlığı’nın başındaki ‘Milli’ arasında nitelik olarak hiçbir fark yok!
 
KİMLİKSİZ, RUHSUZ, ŞUURSUZ BİR EĞİTİM SİSTEMİ!
AKP dönemde izlenen eğitim, kültür, sanat, edebiyat politikalarına baktığımızda gençlerimizi milli, ahlaki ve manevi değerlerimize daha çok yabancılaştırdığını çok sarih bir şekilde görebiliriz. Batı hayranı, kendi kültür ve medeniyetine uzak, dahası kendi değerlerini hor gören bir gençlik yetiştirilmek için müsait bir oram yaratılmıştır. Televizyonlardan, her türlü medya organlarından yapılan etik, manevi ve cinsel içerikli tahribat had safaya varmıştır. Televizyonlardan, radyo ve her türlü medya organlarından bangır bangır pompalanan çarpıtılmış dini programlar ve bu anlayıştaki din eğitimi milletimize değil emperyalizmin çıkarlarına hizmet etmektedir. Ülkemizin geleceği ve gençliğimiz adeta bu politikalarla feda edilmiş, kayıp nesiller hanesine eklenmiştir. Tarihi kendisinden saklanan bir millet, büyük hedeflere erişemez! Kasıtlı olarak fakir ve cahil bırakılmış bu millet ancak birilerinin senaryosunu yazdığı filmin figüranı olur! 17 Aralık operasyonu sonrasında yalan yanlışlarla, narkoz, aldatma ve hamasetle kamplaşan milletimizin fotoğrafı bu tespitlerimi doğrulayan en son ve en bariz örnektir. Bunun aksini iddia etmek en büyük yalan ve körlüktür!
 
DERSHANE DÖNÜŞÜMÜ, SİYASİ KAYGILARA KURBAN EDİLMEMELİ!
Bu vesileyle dershaneleri özel okula dönüştürmek için çalışma başlatan ve ilgili paydaşların görüşlerini isteyen Milli Eğitim Bakanlığı’na ne yapması gerektiği yönünde sendika olarak bir takım tespit, telkin ve tavsiyelerimizi özetle anlatmak istiyorum.
 
SÖZDE DEĞİL ÖZDE GÜÇLÜ BİR MESLEKİ EĞİTİM GEREKLİ!
Dershaneleri kapatma sürecini siyasi kaygılara kurban etmeden daha öncede defalarca dile getirdiğimiz gibi dershaneleri doğuran sebeplerin ortadan kaldırılmasına öncelikle başvurulmalıdır. Çocuklarımızı onursuz bir yarışa sevkeden sınavcı eğitim sistemini sonlandıracak demokratik düzenlemeler yapılmalıdır. Meslek liseleri sözde değil özde cazipleştirilerek henüz ilkokuldan itibaren çocuklarımıza pedagojik esaslar dâhilinde mesleki yönlendirmeler yapılmalıdır.
 
DERME ÇATMA OKULLAR REHABİLİTE EDİLMELİ!
Türkiye’deki temel sorun dershanelerin okulun önüne geçmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Eğitimde fırsat eşitliği ve kalite standardı politikası planlanmalıdır. Ezberci eğitim sisteminden vazgeçilmeli, uygulama öncelenmelidir. Altyapısı eksiz, donanımsız, personeli eksik, öğretmeni yetersiz okullar derhal rehabilite edilmelidir. Okullar doğru, gerekli ve gerçek hayatta karşılığı olan nitelikli bilgiyi öğreterek mezunlarını donanımlı ve birikimli hale getirecek keyfiyette olmalıdır.
 
ÖĞRETMENLİĞİN ÜCRET VE SAYGINLIĞI ARTIRILMALI!
Atanamayan öğretmenler atanarak öğretmen açığı kapatılmalıdır. Okullarda güvenlik ve temizlik başta olmak üzere personel açığı giderilmelidir. Öğretmenlerin mesleki formasyonları güçlendirilmeli ve nitelikli hizmet içi kurslarla kendilerini geliştirmeleri teşvik edilmelidir. Öğretmenlerin ve tabidir ki tüm eğitim çalışanlarının mesleki, özlük, demokratik ve ekonomik hakları iyileştirilerek saygınlığı artırılmalıdır.
 
ÖĞRETMENLERİN SÖMÜRÜLMESİ ÖNLENMELİ!
Malumu ilandır ki kimi dershanelerde öğretmenlerimiz sigortasız, güvencesiz, zor ve sıkıntılı şartlarda veyahut asgari ücretle çalıştırılıyor. Milli Eğitim ve Çalışma Bakanlığı dershane ve özel eğitim kurumlarındaki öğretmenlerimizin sömürülmesini önlemelidir.
banner182
Son Güncelleme: 03.01.2014 16:12
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
eğitiim 3 yıl önce

1-eğitim öğretmenlere bırakılmayacak kadar önemli bir konudur. 2- birisi şu kırtasiye işlerini kaldırıp akşam rüyasında gördüğü her şeyi uyduruk projelere dönüştürüp bizden istemesin 3- kot pantolon ve kıravatsız ve kundura giymek mecburiyetinde olmadan okula gitmek istiyoruz.

Avatar
atanamayan müzik öğretmeni 3 yıl önce

ha mi̇lli̇ eği̇ti̇m, ha mi̇lli̇ pi̇yango! işte bu söz çok doğru. biz atama bekleyen öğretmenler milli piyango çekilişi bekler gibi atama kontenjanı bekliyoruz. ya çıkarsa!!!

Avatar
ŞUBAT 40 BİN,İNGİLİZCE 5000 3 yıl önce

uma uma döndük sari muma.atanamadik diye çevremizde itibarimiz sifir.evlenmek için kimsenin kapisini çalamiyoruz.derdimize çare sizsiniz sayin başbakanim!

Avatar
adalet 3 yıl önce

öğretmenlik 11 yılda ayaklar altına alınıp ezildi. artık kimseye öğretmen olun demiyoruz. bu hale düşürenleri yetiştirenlere lanet ediyorum...........

Avatar
ingilizce 3 yıl önce

şubatta 40000 ingilizceye de 5000 iatiyoruz

Avatar
Çelişki 3 yıl önce

des genel başkanı yazısında eğitim sistemimizin problemlerinin özüne inilmesi gerektiğini söylemiş ama kendisi de yazısını hükümetin eğitim politikasını eleştirmek adına yoğunlaştırmış. bir nevi kendisiyle çelişmiş yani. bu tür bir yazı yazmasındaki amaç eğitimdeki sorunlara çözüm üretmek olsa daha iyi olmaz mıydı? hükümetin eğitim politikasının doğru olduğunu savunacak değilim ama 11-12 yıl öncesine kadar eğitim sistemimiz şahane bir şekilde işliyordu da son 12 senede mi allak bullak oldu?