banner374
14 Mart 2013 Perşembe 10:24
Öğretmenlik Kişiye İtibar Kazandırır Mı?...
 Peki; bu gerçek bir sorun mudur? Yoksa bir yanılsama mı? Eğer gerçek ise
bunun göstergeleri nelerdir? Öte yandan, birilerinin birilerine durdukları yerde
“Sana itibar veriyorum” demesiyle itibar kazanmak ya da bir anda itibarın
artması mümkün müdür? Dahası itibar alınıp verilebilecek bir şey midir?
Soruları daha da çoğaltabiliriz elbette ama bu kısa yazı için şimdilik daha
fazlasına gerek yok.

İtibarsızlaşma ve itibarsızlaştırılma söylemi, muhatap olanlara iki bildirimde
bulunur: Bunlardan biri, “Biz eskiden itibarlıydık. İtibar görürdük. Öğretmenlik
itibarlı ayrıcalıklı bir meslekti.” İkincisi ise, “Biz o geçmişi, o geçmişteki itibarı
geri istiyoruz. Günümüzde itibarsızlaştırıldık.”

Bu bildirimlerden ikincisine, hemencecik yöneltilebilecek, “Neden? Nasıl?
Niçin? Ne zamandan beri? Kim ya da kimler tarafından?” sorularıyla uğraşmayı
öncelikle okura bırakıyorum. Keza şimdiki öğretmenlerin asla gidemeyecekleri,
yaşamadıkları geçmişi veri alan birinci bildirimi de…

Bunların yerine daha temel sorulara yöneliyorum: Mesleklerin, zamandan,
yaşanan toplumsal koşullardan bağımsız bir biçimde, değişmez ve hep zaman
ve mekân üstü olan bir itibar hiyerarşisi mi var? İtibar, kişinin yapıp ettikleriyle,
karakteri, kişiliği, tutarlılığıyla kazandığı bir değer midir? Yoksa yaptığı
mesleğe istinaden, kişiliğinden, karakterinden, yapıp eyleyişlerinden bağımsız
olarak otomatik olarak sahip oluverdiği bir değer midir?

Durup düşünen, soran sorgulayan, duygularının esiri olmayan, değişen
toplumsal gerçeklikten bağını koparmayan ve onu kavrayan herkesin yukarıdaki
sorulardan ilkine verebileceği uygun cevap şudur: “Hayır! Meslekler arasında
bir itibar hiyerarşisi yoktur. Her meslek yerine, zamanına ve koşullara bağlı
olarak toplumlar ve kişiler için değişen öneme ve değere sahip olabilir. Hiçbir

mesleğin her koşulda, her dönemde, herkes için değişmez ve aynı kalan bir
değeri olamaz.

Buna bağlı olarak, kişinin itibarı, yaptığı işe, mesleğe bağlı olarak atfedilen
sıfata, statüye endeskli de değildir. Çünkü kişinin mesleğine, sıfatına ya da
statüsüne göre belirlenen bir itibar, hak etmediği halde birilerine yersiz ve
gereksiz yere değer atfetmeyi ya da değer biçmeyi gerektirir. Dahası o kişiyi bir
insan olarak değeri ve değerleriyle bütünsel olarak değerlendirmenin önüne
geçer. İnsanın, karşısındakini sıfatı, mesleği ya da statüsüyle değerli ya da
değersiz olarak sınıflamasına neden olur.”

Elbette yukarıdaki italik sözler, ne yazık ki olanı değil, kısaca olması gerekeni
dile getirmektedir. İtibarsızlaşma / itibarsızlaştırılma söylemine sarılanların
aslında bir türlü kavrayamadığı hakikat de o sözlerde gizlidir. Çünkü bilinçli
ya da bilinçsizce bu söyleme sarılanların talebi, bir insan olarak değeri ve
değerleriyle değerlendirilmek değil, aksine mesleklerinden dolayı bir itibar, bir
ayrıcalıktır. Bir başka deyişle, içindekinden bağımsız bir biçimde üniformaya
itibar gösterilmesi, değer verilmesi talebi...

Büyük bir yanılsama. Çünkü hiçbir mesleğin, kendinde bir şey olarak, her
koşulda değişmez, zaman ve mekân üstü bir itibar ve değerinden söz edilemez.
Söz edilse de bu doğru değildir. Keza bir mesleğin, sıfatın ya da statünün de
kişiye, kendisinde olmayan bir değeri, itibarı kazandırmasını beklemek de bir
yanılsamadır. Dahası, salt sıfatı ya da statüsünden, mesleğinden dolayı bir
insana itibar atfetmek de…

Dolayısıyla, öğretmenlerin itibar göstergeleri bunlar olamaz. Günümüz
koşullarında, öğretmenlerin itibarına ilişkin iki temel gösterge vardır. Bunlar
ne midir? Düşünün bakalım: Sizce bu göstergeler nelerdir? Benim cevabım bir
sonraki yazıda…

Unutmadım. Başlıktaki sorunun cevabı yazının içinde var. Ancak daha açıkça
yazayım: Öğretmenlik mesleği, kişiye durduk yere itibar kazandırmaz. Çünkü
bir meslek olarak kendi itibarı ve değeri de itibaridir zaten.


ATALAY GİRGİN 

banner182
Son Güncelleme: 14.03.2013 10:24
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol