15 Kasım 2019 Cuma 20:06
Özel okulda öğretmen olmak

Eğitim adı altında yaldızlı binalarda birbirleriyle yarışan, nezaketten uzak, her biri birbirinin aynısı, bireyler yetiştiriliyor.

Çalıştığım bir kurumda öğrencileri korumak için sabah 08.20’de başlayan okula 07.00’de gidiyordum ya da gitmek zorunda bırakılıyordum.

Olası bir ihtimale karşı çocuğu her türlü kazadan korumalıydım.

Çünkü bu güvenli fanus için senede tam 50 bin TL ödeniyordu.

2 bin TL olan maaşımın gerektirdiği tüm görevleri yerine getirmeliydim.

Öğretmenliğin tam bilinciyle lobide öğrencileri karşılamalı ve çantalarını taşımalıydım.

“Çekil şuradan, ben çıkarırım sınıfına” diyen velilere son derece sükunetle davranmalı, yanlış bir söz söylediğimde “Müşteri velinimetimizdir” sözünün tokat gibi hatırlatılacağını bilmeliydim.

Günü güzelleştirecek detaylar ararken cuma akşamı ücreti ödenmeyen mesaiye kalacağımızı, son saat öğrenip uçak biletinin yandığı gerçeğiyle karşılaşmayı da kanıksamıştım.

Daha alışacağım çok durum olacağını meslek aşkım engellemeye çalışsa da, hamile bir öğretmenin eline vurulup “Sınıfı olmayan öğretmenler yemekhaneden kahvaltı yapamazlar” denmesine alışamamıştım.

Öyle ya, nasıl alışabilirdim ki senede 50 bin TL alan bir okulun hamile bir öğretmene vereceği bir dilim beyaz peyniri hesaplamasına? 

16.00’da öğrencileri yolcu ederken neden okulda durduğumuzu bilmeden 19.00’a kadar bekletilirdik.

Çok çalışıyoruz imajı çizerken, herkes bir köşede çay içer, nedenini-niçinini sorgulamaya içinden bile cesaret edemezdi. 

Hafta sonu dinlensem diye hayaller kurarken, cuma akşamı saat 23.00’de yöneticimden bir mesaj gelmişti.

Ertesi gün ailesi nüfuzlu olan bir öğrenciye ders vermek için cumartesi (tabii ki mesai ücreti verilmeden) okula çağrılmıştım.

Cumartesi saat 09.00’daki derse, öğrenciyi 12.00’ye kadar beklemiş, yöneticime gelmediğini bildirmiştim.

Meğer öğrencim “brunch”taymış, gelememiş.

Bir öğretmenin dinlenme saatinin elinden çalınmasının, saygının, randevuya sadık kalmanın tüm bilinçlerini yitirmişti çocuk ve bir daha asla bu meziyetlere sahip olamayacaktı. 

Ailesinin ödediği ücretle bir öğretmenin hayatını satın aldığını düşünen bir öğrenciye ne kadar yetebilirdik?

Nasıl bir eğitim verebilirdik?

Çantasını lobide taşırken, hangi sorumluluktan bahsedebilirdik?

Her şey dahil otel hizmeti sunarken resepsiyonist olarak otoritemizi kim ciddiye alırdı?

Şimdi bu şekilde yetişen bir çocuğun hayatından parayı çıkarın, geriye neyi kalır?

Erdem, değerler, sevgi, saygı, başarı her yerde geçerliliği olan meziyetler.

Çocuklarınızı yarattığınız fanuslardan çıkarın ve gerçek dünya ile tanıştırın. 
Şafak Coştu

KAYNAK:POSTA

Son Güncelleme: 15.11.2019 20:11
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.