banner374
15 Kasım 2012 Perşembe 13:54
SAYGI ÖZTÜRK ÇOK SERT YAZDI!

Eğitim konularına hayli uzak olan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, ne olup bittiğini öğrenmek için “Alo 147” diye bir hat kurdurdu. Öğrencilerden, velilerden gelecek önerileri dinleyecek, bunlardan yararlanılacaktı. Ancak, niyetin hiç de öyle olmadığı kısa sürede anlaşıldı. Bu hat öğretmenleri itibarsızlaştırma, haklarında inceleme-soruşturma açtırmanın gerekçesi oldu.
Öğrenci sınavdan zayıf mı aldı, ona ne yapacağınızı biliyorsunuz. Açarsınız 147’e telefon. Öğretmenin AKP aleyhine sınıfta konuştuğunu, Başbakanı, bakanı eleştirdiğini söylersiniz. Gerisi kolay. Bakanlık müfettiş gönderir. Öğretmen hakkında işlem yapılır. Yalnız öğrenciler değil, veliler de öğretmenler hakkında şikayette bulunuyor. Hele bir öğretmen hakkında birden çok aynı konuda şikayet varsa, öğretmenin yeri değiştiriliyor.


Öğretmenin düşüncesini beğenmezseniz, kılık-kıyafetine takarsınız o öğretmen yandı. Bakan Dinçer’in kılıcı tepesinde sallanmaya devam eder. Ömer Dinçer, öğretmeninin yanında yer almaktan çok veliye şirin görünmenin çabası içindedir. Bir bakanın, öğretmenini bu kadar aşağılamaya hakkı olamaz…


Bazı davalarında nasıl “gizli tanık” ifadeleriyle sanıklar baskı altına alınıyorsa, öğretmenlerin de adı-sanı belli olmayan ve kim oldukları bilinmeyen kişilerin telefonlarıyla hakkında soruşturma açılıyor. Hele, kılık-kıyafet yönetmeliğini uygulamaya çalışan öğretmenler mutlaka baskı altında tutuluyor.


Bir öğretmen sendikasının yöneticisine sordum, “Bugün bir numaralı sorunumuz 147’ye yapılan asılsız ihbarların öğretmenler üzerindeki baskısıdır. Oysa okulların müfettişler tarafından normal denetimi, genel denetimi var. okul yönetiminin denetimi var. Şimdi hepsinin önüne 147 hattına yapılan ihbarlar geçti” diyor. Aynı sendikacı, okulların açıldığı günden bu yana sadece kendi sendikalarına üye 550’ye yakın öğretmen hakkında işlem yapıldığını anlattı.


Talim ve Terbiye’den sürgüne 


Öğretmenlerin belli okullarda yığılmasını önlemek amacıyla önceki hükümetler döneminde “norm kadro” uygulamasına geçilmişti. Ömer Dinçer’in bakanlığı döneminde bu sistem çöktü. Şu anda binlerce öğretmenin görev yerleri değiştiriliyor ve bu yapılırken “hatır-gönül” ilişkilerinin büyük rol oynadığı biliniyor.


Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’na bağlı Öğretim Materyallerini Geliştirme ve İnceleme Merkezi Müdürlüğü’nde görevli 117 öğretmen okullara gönderilmeye başlandı.Bu öğretmenler ders kitaplarını incelemek, program hazırlama, eğitim programlarının, eğitim araçlarının incelenmesi, projeler, denklik, mevzuat konularında çalıştırılıyordu. 


Ders Kitapları ve Ders Araçlarını İnceleme Yönetmeliği 12 Eylül’de değiştirildi. Buna göre ders kitaplarını inceleme görevi bu öğretmenlerden alındı. Kitap incelemesiyle ilgili zaman zaman olumsuzluklar gündeme getirilse de, bunun sorumlusu da bu öğretmen değildi. Üstelik bugüne kadar hiçbiri hakkında dava açılmadığını da ekleyelim.


Yıllardır bu görevi yapan öğretmenlere şimdi “okullarınıza dönün” deniliyor. Çünkü, yerlerine kendilerine yakın bazı isimleri almak için böyle bir düzenleme yapmak zorundaydılar. Milli Eğitimde ders kitaplarını inceleyen öğretmenlerin önemli bir bölümü önceki hükümetler döneminde getirilmişti. Daha önce gönderme teşebbüsleri hep mahkemeden döndü. Bu kez, yönetmelik değiştirerek öğretmenleri uzaklaştırmak istiyorlar. Onlar da Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Emin Karip’in tutumunu protesto ediyorlar. Dahası, yönetmeliğin iptali için dava açtılar.


Öğretmenlerin görev yaptığı grup başkanlığının yönetmelik değişikliğiyle kapatıldığı gerekçe gösterilip öğretmenlere kararnameleri tebliğ edilmeye çalışıyor amajanskamu AKP’nin siyaset okulundan getirilen Zekeriya Erbeyi ise görevini sürdürüyor. Dahası, bazı bakanların, AKP milletvekillerinin, bürokratların hanımları, yakınları ise değişik birimlere yerleştiriliyor.


Çalışanlar gönderiliyor ama kendilerine hiçbir görev verilmeyen ve AKP döneminde kurulan Hayatboyu Eğitim Genel Müdürlüğü’ne öğretmenler dolduruluyor. 800’e yakın öğretmen bu genel müdürlükte hiç bir görev verilmeden tutuluyor. Yer olmadığı için de çoğu zaten göreve de gelmiyor.


Bu işte bir oyun var

Milli Eğitim Bakanlığı’nın hemen her fırsatta gündeme getirdiği “ders programlarında değişiklik” söyleminin altında başka hesaplar yatıyor. Program değişikliğiyle kitaplar da değiştiriliyor. Bunlar kimin cebine gidiyor?


İlginçtir, Talim ve Terbiye Kurulu’nda görev yapanların inanılmaz bir biçimde özel okul merakı var. Şimdi bir yöneticinin dershane sahibiyle birlikte özel okul kurma çalışması içinde olduğu anlatılıyor. Aslında bu konuda Emin Karip’in, Talim ve Terbiye Kurulu’ndan kimin bu işlerle ilgisi olduğunu açıklaması gerekir.


Eğitimden söz etmişken, “Öğrenci Kılık-Kıyafet Yönetmeliği”nde hiçbir değişiklik olmamasına rağmen, türban ortaokullara, liselere girmiş durumda. Bununla ilgili işlem yapmaya kalkışan öğretmenlere de “Aloooo … 147’i’yi unutma” tehdidi geliyor.


Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği 24 Kasım, “öğretmenler günü” olarak kutlanıyordu. Gelinen ortamda öğretmenin gününü kutlayacak hali mi kaldı? Kutlama yapacak öğretmen sendikasına da şaşarım.



Saygı ÖZTÜRK
Sözcü Gazetesi


banner182
Son Güncelleme: 15.11.2012 13:54
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol