banner374
25 Mayıs 2012 Cuma 20:46
Sayın Başbakanım Öğretmenlik, memurluk mudur?
  emurla hükümet arasında süren zam pazarlıkları, Başbakan’ın öğretmenler hakkındaki açıklamalarıyla farklı bir mecraya sürüklenmiş bulunuyor. Başbakan’ın, öğretmenlerle diğer memurları çalışma saati ve aldıkları maaş yönünden kıyaslayan malum açıklaması, bu mesleğin “zihinlerdeki algısının nasıl olduğu” konusunda da çok önemli ipuçları veriyor. 

Buna göre, zihinlerdeki öğretmenlik algısı bir memurdan farksız. Memurun çalıştığı saat sayısıyla öğretmenin girdiği ders sayısı eş değer. Kıyas bu şekilde yapılınca da öğretmenin grev yapması veya memurdan daha fazla maaş alması, memura haksızlık olarak görülmekte. 

Peki bu kıyas doğru mu? Öğretmen, bir memur mu veya öğretmenlik memurluk mu? Bir de niye öğretmenler doktorluk veya mühendislik gibi mesleklerle değil de hemen memurlarla kıyaslanır?

Her şeyden önce; öğretmenin muhatabı, cansız bir varlık değil; canlı varlıkların en mükemmeli olan insan. İnsanın da, hayatının en hareketli ve karakterinin henüz tam olarak oturmadığı dönemini yaşayan çocuklar. Çok farklı fıtrat ve mizaçtaki onlarca çocukla aynı anda muhatap olan bir öğretmen, yerine göre bir derste bile bir gün çalışmış gibi yorulabilir. İlkokul 1. Sınıfa giden kızımın okulunun koridorlarında 10 dakikalık bir zaman geçirdiğimde bile, öğretmenine “Allah kolaylık versin” şeklinde dua etmekten kendimi alamam. 

Öğretmenliğin bu zor yönü sebebiyle olsa gerek, öğretmenler tarih boyunca ve kültürümüzde hep en saygın kişi olagelmiş. Çünkü onlara sadece çocukların değil, onlar vesilesiyle toplumun da mürebbi ve mürebbiyeleri olarak bakılmış. Bir milletin geleceğini inşa eden kutsi varlıklar olarak da el üstünde tutulmuşlar. 

Günümüz modern zamanlarında değer yargılarının aşınmasıyla birlikte, maalesef bu kutsal meslek de yıprandı. Bu mesleğin mümessilleri hep sıkıntılarla, özellikle de ekonomik problemlerle, anılır oldu. Bazı talihsiz eller, bir zamanlar baş üstünde taşınan öğretmenlerin canına kast edebilecek kadar, pervasızlaştı. 

Burada akla, “bu değersizleşmede öğretmenin hiç mi suçu yok” sorusu, gelebilir. Her meslek grubunda olduğu gibi bu meslekte de işinin hakkını vermeyen, öğretmenlikle bağdaşmayan hal ve tavırlar içerisinde bulunan kişi ve kişiler olabilir. Ancak bu, sadece öğretmenlere münhasır olmayıp bütün meslek grupları için söz konusudur. Bir de “kötü misal, misal olarak verilemez” düsturunca, bu tarz tutum ve davranışlar içerisinde bulunan öğretmenler mevzunun dışındadır. 

Mesleğin, yukarıda bahsi geçen fıtri zorlukları bir yana, memurla çalışma saatleri yönüyle yapılan kıyas da realitelerden çok uzak. Çünkü çalışma saati kavramı sadece 15 saat derse girmekten ibaret değildir. Velilerle görüşme, sınavlar için yapılan hazırlıklar, ders hazırlığı, sınav kâğıtlarının hazırlanması ve toplanması, öğrencilere danışmanlık, okulla ilgili genel görevler ve personel toplantısı gibi meşguliyetler de çalışma saati içerisindedir. Bütün bunlar hesaba katıldığında, öğretmenliğin yoğunluğu normal bir memurdan daha az değildir. 

AVRUPA’DAKİ DURUM

OECD’nin 2009 yılı içerisinde hazırladığı rapora göre, Türkiye’deki öğretmenler diğer Avrupa ülkelerindeki meslektaşlarına göre daha fazla çalışıyor. Buna göre, OECD üyesi ülkelerden seçilen 11 ülke arasında yıllık toplam en yüksek çalışma saatlerine sahip ülkeler arasında Türkiye ve Macaristan bulunuyor. 

Zorunlu çalışma saati ortalamasının 1652 olduğu OECD üye ülkeler arasında Türkiye'de bu saat 1832'ye çıkıyor. Çalışma saatleri İskoçya'da 1365, İspanya'da 1425 ve Portekiz'de ise 1432.

Rapora göre, Almanya ve Hollanda’da öğretmenler 35 bin ile 70 bin arasında değişen ücretler alıyor. 

Türkiye’de ilköğretim veya liseye yeni başlamış bir öğretmen yılda toplan 14 bin 63 dolar, en üst derecede öğretmen 17 bin 515 dolar alırken, bu ücretler OECD ortalamasında 28 bin dolar ile 54 bin dolar arasında değişiyor. 

Raporda öğretmenlerin göreve başladıkları tarihten görevde en üst kademeye ulaştıkları tarihe kadar maaşlarında yaşanan artış oranlarına da yer veriliyor. 

Buna göre, ilköğretimde bir öğretmenin göreve başlayıp meslekte en üst kademeye ulaştığında başlangıçtaki maaşına göre artış Almanya'da yüzde 33, İrlanda'da yüzde 88, Portekiz'de yüzde 157, OECD ortalamasında yüzde 71 iken, Türkiye'de ise bu oran yüzde 25. 
SONUÇ

Öğretmenin değeri, ideal manada, değerler üstüdür. Bir hadis-i şerifte, “şehitlerin kanıyla, âlimlerin mürekkebinin tartıldığı ancak âlimlerin mürekkebinin daha ağır geldiği” buyurulur. Kimin alim olup olmadığı tartışılır ancak alimliğe en yakın adayın öğretmenler olduğu su götürmez. 

Aslında şu anda yaşanan tartışmalar da, sadece günümüze mahsus değil. Son üç asırdır rayından çıkıp aşınan değer yargılarımızın bir türlü yansıması.

Her şeyin yerli yerine oturduğu gün, öğretmenlik de layık olduğu değere kavuşacaktır. Ancak bu konuda da en büyük görevi yine öğretmenler üstlenecektir. 

tahaunal80@gmail.com
banner182
Son Güncelleme: 25.05.2012 20:46
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol