banner374
27 Ağustos 2012 Pazartesi 12:56
Sayın DİNÇER İstifa Etmek Erdemli Bir Davranıştır.
Modern toplumlarda iş ahlakına sahip , topluma karşı sorumluluklarının bilincinde olan insanlar takdir edilesi bir davranış olarak istifayı düşünür.

Demokrasilerde yönetici konumda olmak, kasıt olmadan yapılan hataların sorumluluğunu üzerine almayı da gerektirir. Yönetici, sadece şahsen yaptığı işlerden değil, yönettiği kurumun toplu işleyişinden de sorumludur. Demokrasi ahlakı, hatanın türüne göre, yöneticinin istifa etmesini şart koşar. Yapılanın doğrudan sorumlusu olmayanın istifa etmesi, yapılana engel olamama sorumluluğunu üzerine almaktır. İstifa etmek, erdemli bir davranıştır.


 

Türkiye’de ne siyasal ne toplumsal alanda böyle bir erdem var. Yöneticinin sadece başarıları kendi hanesine yazması, ‘ben’ diye konuşması, ‘memurum, işçim, vatandaşım’ türü ifadelerle kendini üstün konuma yerleştirmesi doğal karşılanıyor. Buna karşılık sorumluluğu üzerine alıp istifa etmek, bizim toplumun erkek egemen ahlakında yer almıyor. Yasalara göre suç olduğu bariz olan işlemler söz konusu olduğunda bile, koltuğa yapışmakta bir beis görülmüyor.Demokrasilerde yönetici konumda olmak, kasıt olmadan yapılan hataların sorumluluğunu üzerine almayı da gerektirir. Yönetici, sadece şahsen yaptığı işlerden değil, yönettiği kurumun toplu işleyişinden de sorumludur. Demokrasi ahlakı, hatanın türüne göre, yöneticinin istifa etmesini şart koşar. Yapılanın doğrudan sorumlusu olmayanın istifa etmesi, yapılana engel olamama sorumluluğunu üzerine almaktır. İstifa etmek, erdemli bir davranıştır.

 

Aşağıdaki yazıyı okuyan vicdan ve izan sahibi sorumluluk taşıyan her yönetici erdemli bir davranış olarak istifa etmeyi düşünmelidir.

 

İŞTE O YAZI  (-Yorumsuz-)

 

5 yaşındaki kızım lösemi hastası ve tedavi gördüğümüz Ankara'dan nakil endikasyonu nedeniyle Antalya'ya gelmek zorunda kaldık. Zaten Bolu'dan Ankara'ya üç yılda 20 bin km. yol yaparak tedaviyi sürdürüyorduk. Eşim Nisan ayında Akdeniz Üniversitesine naklen atandı. Ben de hem eş hem sağlık durumu özrümü belgeleyerek özür grubu atamalarının yapılmasını beklemeye koyuldum. Söylentiler il emrinin olmayacağı yönündeydi, kılavuz ve illerin norm açıkları ortaya çıkıncadünyam karardı.

 

Bakanlığın amacı ne? Özür grubu atamalarında amaç öğretmenlerin çeşitli sebeplerle ortaya çıkmış ve bir ile atanmayı zorunlu kılan sorunlarını çözmek değil mi? Bakanlık bu atamada özellikle mağdurlar yaratmaya çabalasaydı inanın bu kadar başarılı olamazdı.

 

Sağlık özrü açısından ve yaşadıklarımdan yola çıkarak şu sorulara cevap arıyorum:

 

1. Sağlık özrü bin bir türlü hastalık ile gelen özel durumlar ortaya çıkarmaktadır. Bakanlığın başvuru alma ve tercih isteme yöntemi bu özel durumları belirtme esnekliğine sahip değil. Örneğin benim durumumda olup çocuğuna dünyada kemik iliği bankalarından bulunmuş ilik nakledilecek hasta sahiplerinin Türkiye'de Ankara ve İzmir'deki üniversite hastaneleri dışında gidebileceği yer yok. Siz bu kişiye Ağustos'u bekle, kontenjanlara bak, ona göre iki ilden birine gidersin diyemezsiniz. Bu hastalar beklemez! Diyelim hastalığın seyri, bakanlığın atama takvimine denk geldi. O zaman da 1. aşamada tek il tercihi yaptırıldığı ve kontenjanlar açıklanmadığı için yine mağdur olunacaktı ve olduk. Çevre illerdeki kontenjanlar da önemli, örneğin ben şu an 200 km ötede Konya Beyşehir'deki açığı tercih edemiyorum. Bakanlık bana 800 km ile 200 km arasında tercih yapma şansı bile vermedi!

 

2. Başvuru için istenen raporda "Öğretmenin görev yaptığı yerde kalması hâlinde; kendisi, eşi veya çocuklarının sağlık durumlarının tehlikeye gireceğinin belirtilmiş olması" zorunluluğu vardı. Atamamamız kontenjan gerekçesiyle yapılmadığına göre, bakanlığın akıl almaz personel politikası ve bu politikayı uygulamaktaki zalimce inadı insanların sağlıklarını tehlikeye atmayı göze aldık, anlamına mı geliyor? Eşimi ve oğlumu 800 km. ötede hastalıkla baş başa bırakıp sağlıklı bir şekilde çalışmamı ya da ücretsiz izne ayrılıp ben ve ailemin hastalığın pençesinde kıvranmamızı istemenin başka bir açıklaması var mı?

 

Bakanlık bir aymazlık içindedir ve inanılmaz bir şekilde bu durumda ısrar etmektedir. Personelinin mağduriyetini göz ardı ederek "benim dediğim olacak" inadının bedelini, tüm toplum ödeyecektir. Öğretmenler kurumlarına olan inancını, aidiyetini; işine olan saygısını yitiriyor. Bu işi böyle sürdüremezsiniz!

 

sağlıközrümağduru

 


banner182
Son Güncelleme: 27.08.2012 12:56
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
EMRE 4 yıl önce

insan erdemli ,dürüst ,vicdanli olunca insandir.her iki ayakli olan insan olamiyor ..

Avatar
özür 4 yıl önce

özür tayini demek mazeretini göstermeden atamam demek madem atamayacaktın niçin benden mazeretini belgele diyorsun işte belgeledim atasana ya sen atarsın yada mahkeme kararıyla atanırım bu ülke hukuk devletiyse

Avatar
sınıfçı 4 yıl önce

bu adan uzayda yaşıyor ne kadar insanın vebalini aldığının farkındamı ki hiç zannetmiyorum susmayalım hakkımızı arayalım mahkemelere başvuralım allah acil şifalar versin

Avatar
sınıfçı madur 4 yıl önce

sayın bakan vicdan denilen bir şey varsa istifa et

Avatar
sınıçı doğuya hapis 4 yıl önce

bu sadece bir örnek binlercesi var acaba bakan bunları biliyormu zannetmiyorum 6 yıldır doğudayız birazda gelsin batıdaki çalışsın rotasyon istiyoruz af getire getire batıdaki hep batıda doğudaki hep doğuda kaldı

Avatar
özür grubu 4 yıl önce

ya düzgün bir iş yapsın ya da istifa etsin...

Avatar
ma 4 yıl önce

sözün bittiği yerdeyiz. bıçak kemiğe dayandı.duaetmekten başka bir şey gelmiyor elimizden.allah(cc) bizi yönetenlerin kalbini yumuşatsın...

Avatar
tebir 4 yıl önce

bakan istifa et