banner374
04 Temmuz 2012 Çarşamba 02:05
SAYIN DİNÇER'E DÜŞEN GÖREV!

Öğretmenlerin maaş karşılığı 15 saat derse girmeleri –ki bu rakam sınıf öğretmenlerinde 18, meslek öğretmenlerinde 20 saattir- ve bu sürenin haftada 40 saat çalışan diğer memurlar karşısında haksızlık olarak nitelenmesi üzerinde yeniden durulmalıdır.
Sayın Başbakan’ın bu şekilde bir açıklamada bulunmasına tüm eğitimciler tepki gösterdi. Eğitim sendikaları açıklamalarda bulundu ama aradan zaman geçti ve bu konu unutulmaya başladı. 


Ek ödenek, maddi iyileştirme, ek ders gibi konular bir tarafa öncelikle konunun ‘algısal’ bakımdan açıklığa kavuşturulması gerekiyor.


Öğretmenin 1 saatini ‘düz’ bir memurun 1 saatiyle eşit görme yanılgısının izale edilmesi bütün olarak öğretmenlik mesleğinin toplumsal statüsü açısından önemlidir.


Karşısında her biri farklı algı, zaka, psikoloji ve davranış yapısına sahip en az 30 öğrenci bulunan öğretmen 40 dakikalık –liselerde 45- süre içerisinde ölçme, değerlendirme, anlatma, dramatizasyon, kontrol, denetleme, disiplin gibi birçok pedagojik bilgi ve beceri gerektiren uzmanlık davranışı gösterir. 


Bir ders saati içerisinde farklı zeka ve hazırbulunuşluk düzeyindeki onlarca öğrencinin her birinin ayrı ayrı beklentilerine cevap verme çabası, akademik bilgilerin hatasız ve öğrenci düzeyine indirgenmiş bir şekilde ve ayrıca en uygun örneklemelerle aktarılması, bunu yaparken de farklı psikolojik yapıdaki öğrencilerin disipline edilmesi ciddi bir uzmanlık işidir. O yüzden de öğretmenlik 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda “Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir.” şeklinde tanımlanır.


Bir de bu 1 saatlik zaman diliminin mutfak boyutu vardır. Bir dersin amacına uygun olarak işlenebilmesi için öğretmen değişik kaynaklardan uzun süreli hazırlık yapar ve öğrencilerine en kısa sürede en etkili ve kalıcı yoldan öğretme çabası gösterir.
Kısaca bir öğretmenin 1 saati toplamda en az 3-4 saate tekabül eder.

Bunun yanında öğretmenlere 15 saat maaş karşılığı ders verilmesi durup dururken olmamıştır. Bu öğretmenlerin isteği ve tercihiyle değil pedagojik saptamalar ve mesleki özellikten kaynaklanmaktadır. Nitekim dünyanın her yerinde bu böyledir. Öğretmen 8-5 mesai yaptığında ders hazırlığı yapamaz. 


Bu kadar basit şeyleri yazmaktan bile imtina ediyorum ama yazmak zorundayım. Bakınız olaya sadece saat nokta-i nazarından bakıldığında öğrencilere neden 8-5 ders vermiyoruz. Öyle ya sabah 8’de başlayalım öğle arası 1 saat ara sonra 5’e kadar aralıksız ders anlatalım!


Öğretme ve öğrenme işi zihinsel bir çalışma ve süreçtir. Nitekim dikkatin yoğunlaşması ve etkili bir öğrenme 40 dakikalık bir sürede yalnızca 10 dakika olabiliyor. Öğretmen adeta bir aktör gibi efor sarf ederek hem fiziksel hem de zihinsel çabayla her dakikayı hareketli ve dolu geçirerek kafa yoruyor.


Tüm bunların yanında birleştirilmiş sınıfta çalışan öğretmenlerin ve sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan öğretmenlerin durumları ayrıca kat kat zorlaşmaktadır.


Özetle


Öğretmenler için maddi gelir kuşkusuz önemlidir, ancak toplumsal algı her şeyden daha önemlidir. 


Sayın Başbakan’ın açıklamaları; öğretmenlerin gönüllerini almak için değil, toplumsal algının düzeltilmesi için tevil edilmelidir. Bu konuda Milli Eğitim Bakanı Sayın Dinçer’e görev düşmektedir. 


Adil TÜRK
banner182
Son Güncelleme: 04.07.2012 02:05
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol