banner374
15 Nisan 2013 Pazartesi 07:51
Sendikaların Mülakatla İmtihanı!
 Sendikaların bu konudaki yaklaşımlarını vermeden önce naçizane iyi niyetli  bir  uyarı olarak belirtelim ki bu mülakat konusunun tam da yetkili sendika belirleme süreci başlamışken sendikalar için tam  bir imtihan niteliğinde olduğu ve bu ateş topu kimin kucağında kalırsa onu yakacak kadar da tehlikeli olduğu unutulmamalıdır. Dahası bazı sendikaların “mülakat” konusundaki kafa karışıklığı ya da “ikrardan gelen sukutu” devam ederken eğitim camiasının aslında çoktan kendi mülakat masasını kurup mükalattan, daha doğrusu torpil hastalığından vazgeçemeyen sendikaları etraflıca mülakatla imtihan etmeye başladığı yine unutulmamalıdır.

    

     Bu iyi niyetli uyarımızdan sonra basına yansıyan açıklama ve  haberlerden  sendikaların mülakat konusuna olan genel yaklaşımlarını kısaca aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür:

    

      Türk  Eğitim Sen: 28 Şubat  Yönetmeliğine  dava açtığı  gibi  mülakatın her türlüsüne karşı olduğunu her fırsatta yazılı ve sözlü olarak açıklamış ve bununla da yetinmeyerek  Bakanlık binasının önünde bu yönetmeliği protesto etmişlerdir. Ayrıca bu sendikanın genel başkanı yeni bakanla bizzat görüşerek bu yönetmeliğin eğitimcileri mağdur etmeyecek şekilde ve onları memnun edecek şekilde yeniden çıkarılması gerektiği yönünde fikirlerini dile getirmiştir. Dolayısıyla müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı olmak üzere her kademedeki mülakata da karşı olduğunu her fırsatta yazılı ve sözlü olarak beyan ettiği için bu yönüyle eğitim camiasının takdirini kazanmıştır. Bu net duruşundan hareketle yönetmeliğin yeniden mülakatlı çıkması halinde aynı duruşunu devam ettirip derhal dava açabileceğini tahmin etmek mümkündür. Dolayısıyla bu sendikanın “mülakat imtihanını” kazandığını söylemek mümkündür.

    

     Eğitim-İş: Sayın Hüseyin ÇELİK'in bakanlığı döneminde kamuoyunda gecekondu atamaları olarak bilinen ve tamamen keyfiliğe dayanan yöntemle yapılmış olan atamaları yargıya taşıyıp topluca iptal ettirmesiyle yönetici atama konusunda eğitim camiasının takdirini kazanmış olan bu sendika, 28 Şubat yönetmeliğine de derhal dava açarak aynı duruşunu sürdürmüş, torpilin daima karşısında olduğu kanaatini pekiştirmiştir. Dolayısıyla gerek bu yaptıklarından hareketle gerekse de bu konudaki açıklamalarından hareketle aynı yönetmeliğin tekrar mülakatlı çıkması halinde yine dava açabileceğini öngörmek ve bu sendikanın da mülakat sınavını geçtiğini söylemek mümkündür.  

 

     Eğitim-Sen: Yönetici atama konusuna daha önce kazanmış olduğu davalarla olumlu katkılarıyla bilinen bu sendika da 28 Şubat yönetmeliğine derhal dava açarak ve de açıklamalarıyla mülakatın olmaması gerektiğini belirtmiş, benzer bir durumda tekrar dava açacağının sinyalini de vermiş olması yönüyle bu sendikanın da mülakat sınavından geçtiğini söylemek mümkündür.

 

     Diğer Sendikalar: Sayılarının çokluğu sebebiyle isimlerini burada hatırlayıp yazamasam da -özrümü kabul etsinler- çok sayıda sendikanın yukarıdaki sendikalara benzer şekilde mülakatın kesinlikle olmaması gerektiği yönünde yapmış oldukları açıklama ve değerlendirmelerle hepsinin mülakat imtihanını geçtiklerini ve eğitim camiasının takdirini kazandıklarını söylemek mümkündür.

 

     Ve Eğitim-Bir-Sen: Üzülerek ifade etmeliyim ki 28 Şubat yönetmeliği hakkında dava açmamış olan ve mülakatın olmaması gerektiği yönünde her hangi bir açıklamada bulunmayan tek sendika Eğitim Bir Sen olmuştur. Yalnızca “Bu yönetmeliğin uygulanamaz durumda” olduğu yönünde yuvarlak bir ifadeyle geçiştirme yolunu tercih etmiş olsa da zaten bu yönetmeliğin teknik olarak uygulanamaz durumda olduğu ve üç sendikanın birden dava açmış olmasıyla hepten kilitlenmiş olması nedeniyle uygulanamaz durumda olduğu apaçık ortadadır. Kaldı ki eğer uygulama imkanı olsaydı Bakanlık zaten uygulardı. Dolayısıyla bu sendikanın 28 Şubat yönetmeliğinin getirmiş olduğu mülakat hakkındaki değerlendirmesi vaziyeti kurtarma kabilinden politik bir söylem olup, malumun ilamından başka bir anlam ifade etmemektedir.  Dahası bakanlığın mülakat konusundaki kararsızlığı karşısında “mülakat olmasın şeklinde” herhangi bir açıklama yapmaması da deyim yerindeyse “Sukut ikrardandır” prensibince mülakatı istediğinin göstergesidir.

 

    Daha da vahimi Türk Eğitim Sen'in açıklamasına göre bu sendikanın bakanlıkla birlikte yönetmelik hazırlama çalışması içerisinde olduğu iddiası, ilk başta eğitim camiasının sert tepkisine neden olmakla beraber gerek ilgili müsteşar yardımcısının Türk Eğitim Sen yetkilileri ile yaptığı telefon görüşmesinde bu iddiayı yalanlamış olması gerekse Eğitim Bir Sen yetkililerinin karşı açıklamasında  “Bakanlığa bu konuda görüşlerini içeren bir rapor hazırlayıp gönderdiklerini” belirtmiş olmaları en azından şimdilik bu iddialar konusunda kamuoyunu teskin etmişe benziyor. Nitekim bize göre de bu konunun gizli saklı bir tarafının olmaması gerektiği, sendikaların görüşlerini yazılı olarak bakanlığa bildirmelerinin bu konuya olumlu katkı sağlayacağı, bütün sendikaların görüşlerini yazılı olarak bakanlığa göndermelerinin kafası hayli karışık olan bakanlığın mülakat konusunda aynı yanlışı yapmaması için son derece faydalı olacağı açıktır. Ancak bu yazılı görüşlerin kamuoyu ile paylaşılması da şeffaflık adına ve hangi sendikanın mülakat konusunda ne düşündüğünün kamuoyu tarafından bilinmesi adına son derece önemlidir. Nitekim bilindiği üzere kamuajans olarak biz de kendi yönetmeliğimizi hazırlayarak hem bakanlığa hem sendikalara gönderdik hem de kamuoyu ile paylaştık ve hala da paylaşmaya devam etmekteyiz. Dolayısıyla yeter ki bu konu kapalı kapılar arkasında pazarlık konusu yapılmasın, şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılarak yapılsın. Bu konuya olumlu katkı sunacağı gerçeğinden hareketle tüm sendikaların görüşlerini bakanlığa göndermelerinin ve özellikle mülakatın tekrar yönetmelikte yer alması halinde yine dava açacaklarını deklare etmelerinin kısır döngüye son vermesi ve süreci hızlandırması bakımından önem taşıdığını düşünmekteyim.

 

   Eğitim Bir Sen'in mülakatla imtihanına devam edecek olursak, öncelikle bütün içtenliğimle şunu belirtmeliyim ki bu sendika üyelerinin ezici çoğunluğu mülakata karşıdır. Zira bunu adı geçen sendikanın üyeleri çeşitli vesilelerle ifade ettikleri gibi sitemize gelen mail ve yorumlardan da bu anlaşılmaktadır. Ancak mülakat arzusunun üyelerde değil ama sendikanın tepesindeki birkaç kişide olduğu sanılmaktadır. Nitekim tabandan gelen bunca karşıt görüşe rağmen resmi bir açıklama yapılmamış olması da bu konuda taban ile tavan arasındaki yaklaşımın da farklı olduğunu göstermektedir.

 

     Zira temel duruşunu oluşturan muhafazakârlığı, dini duyguları, affedilmeyen günahlardan olan kul hakkını, inancı, hakkı, hukuku, vicdanı ve nihayet Allah korkusunu içinde barındıran bir sendikanın mülakatı yani torpili yani kul hakkı yemeyi içine sindirmesi ve kabul etmesi asla düşünülemez. Diğerleri zamanında yaptılar biz de şimdi yapıyoruz şeklinde bir yaklaşım ise yalnızca sendikanın farkına, güvenilirliğine zarar vermez; bu kişilerin sendikalarının ilkelerine olan sadakatinin de sorgulanmasına neden olur ki bu çok daha vahimdir.   

 

     Dolayısıyla yukarıda da belirttiğim gibi bu sendikada ezici çoğunluğun mülakatı istemediği gerçeğini bir kez daha vurguladıktan sonra, yani bu hassas ayrımı net olarak yaptıktan sonra tepedeki birkaç yanlış düşünen yetkiliye buradan naçizane tavsiyemiz şudur: Sayın tepedeki mülakat konusunda yanlış düşünen yetkililer, öncelikle belirtmeliyim ki sizin yanlış düşünceleriniz yalnızca sizin şahsınızı bağlar, -ki ona bile saygım var- kesinlikle ezici çoğunluğu sizin gibi düşünmeyen üyelerinizi bağlamaz. Ve omuzlarına basarak yükseldiğiniz, ödedikleri aidatlarla ayakta durduğunuz bu ezici çoğunluğun sesine kulak vermenizi tavsiye ederiz. Zira bu sessiz ezici çoğunluk aşağıdan yukarıya doğru bir kez üflese bile sizi koltuğunuzdan kaldırıp atmaya yeter de artar bile. O koltuk devletin değil o sesine kulak vermediğiniz üyelerin koltuğudur. Ve o sendika üyelerin verdiği yetki ile tepelere tırmanmış olanların değil, o sendikaya üye olmuş olan herkesindir. Bu nedenle başına buyruk hareket edemezsiniz, ezici çoğunluk mülakat eşittir torpildir, torpil ise kul hakkı yemektir diyorsa siz farklı düşünseniz bile sendikanın ana düşüncesi bu şekilde olmak zorundadır. Aksi halde asıl mülakata takılan bu sendika olur ki kendi yanlış düşünceleriyle koskoca sendikaya zarar vermeye hiç kimsenin hakkı olamaz, olmamalıdır. Zira yetkili sendika belirleme çalışmaları sürecinde tıpkı diğer sendikalar gibi sizin sendikanızın samimi üyeleri de gece gündüz karınca gibi üye toplamak için çalışırken, siz bütün bu insanların emeklerini kendi şahsi yanlış saplantınız yüzünden bir çırpıda heba edemezsiniz. Sendikanızı bir mülakat uğruna eğitim camiasının gözünde “torpilci sendika” durumuna düşüremezsiniz. Buna hakkınız olmaz. Hatta Sayın Başbakan önüne konulan bir kâğıtta yazan mülakat konusunu ağzından kaçırdığı için sırf ayıp olur ve de ikbal kapıları kapanır düşüncesiyle dahi olsa buna hakkınız olamaz. Zira o kağıdı Başbakanın önüne koyup da daha sonra onu zor duruma düşürenlerin neleri kaybettiğine ve şimdi nerede olduklarına bakmanız bile sizi bu yanlış düşüncenizden döndürmeye yetecektir.

 

     Tüm bu nedenlerle bu sendikanın gerçek sahipleri olan ve haktan, hukuktan, adaletten ve fırsat eşitliğinden yana olup; mülakata,  torpile ve kul hakkı yemeye karşı olan ezici çoğunluğun sesini yükselterek tepedekileri sağduyuya davet etmeleri, önce kendi sendikalarının, sonra da eğitimin ve ülkemizin yararına olacaktır. Buna rağmen hala da tabanın sesine kulak vermezler ise zaten kaybetmişlerdir ki bu durumda da üyeler ne yapacaklarını kendileri çok iyi bilirler!

 

     Sonuç itibariyle tüm sendikalar eğitim camiasının gözünde mülakatla olan imtihanı geçmişken ne yazık ki Eğitim Bir Sen yanlış duruşunu değiştirmez ise bu mülakat imtihanında gerçekten kalmak üzeredir. Bir başka ifadeyle tehlikeli bir ateş topunu andıran bu mülakat konusu Eğitim Bir Sen'in elinde patlama riskiyle karşı karşıyadır. Bu tehlikeyi sezinleyip sendikasını bu töhmetten, bu yanlıştan, bu tehlikeli oyundan kurtarmaları için kendilerini sağduyulu düşünmeye ve iki satırlık yazıyla mülakata karşı olduklarını kamuoyuna açıklamaya davet ediyoruz.

 

     Zira “Yönetici atama konusu MEB'in yumuşak karnı olduğu gibi, mülakat da yönetici atamanın yumuşak karnıdır ve işte bu yönüyle tehlikeli bir ateş topudur.” Bizden hatırlatması…

 

15.04.2013

Cafer GÜZEL

Analiz76@mynet.com

banner182
Son Güncelleme: 15.04.2013 07:51
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol