banner374
27 Kasım 2012 Salı 15:50
Serbest kıyafet yönetmeliği eğitimcileri ikiye böldü

Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda kıyafet yönetmeliğini değiştirerek tek tip giyme zorunluluğuna son verdi. Öğrenciler artık okula giderken, belli sınırlar içinde, istediği elbiyesi giyebilecek.

 

Yönetmelik değişikliğini hurriyetegitim.com'a değerlendiren eğitimciler ise farklı görüşleri savundu. Serbest kıyafet yönetmeliğinin okullarda gelir dağılımındaki dengesizliği daha net biçimde ortaya çıkaracağını savunan da var, öğrencilerin daha özgür düşünmesine imkan sağlayacak bir adım olarak karşılayan da.

 

Eğitimciler ayrıca, öğrenciler için başlatılan serbest kıyafet uygulamasının öğretmenler için de geçerli olması gerektiğini savundu.

 

Kıyafet kendini ifade etme biçimidir

Cem Gülan (Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Başkanı): Her zaman kıyafetlerin serbest olmasına sıcak baktım. Öğrencilerin tek tip giyinmesine neden olmak, zevklerini köreltmek demektir. Bu da bana göre cinayettir. Çünkü kıyafet bir kendini ifade etme biçimidir. Serbestliği savunuyorum ama kıyafetler siyasi ifade içermemeli. Çocuklar giydikleri ile marka yarışına girmemeli. Şu zamana kadar zaten haftanın bir günü serbest bırakıyorduk. Yani nasıl giyinilmesi gerektiğinin eğitimini veriyorduk. Çocuklar her sabah aynı kıyafetle güne başlıyor. Bu böyle yıllarca sürüyor. Ama üniversiteye başlayınca çuvallıyorlar. Bu nedenle kararı yerinde buluyorum ama işin cılkını çıkartmamak lazım.

 

Öte yandan yönetmelik ile milletlerarası özel öğretim kurumlarında, yabancı ve azınlık okullarında okuyanlar dışarda tutuluyor. Özel okulları bu şekilde ayırmak yanlış. Velilerin en az yüzde 60'ı isterse kısmı saçma. Nasıl ki müfredat değişimi gibi birçok kararı velilere bırakmıyorsak. Bunu da bırakmamalıyız. Velilerin çoğu serbest kıyafet istemiyorum. Okul yönetimi ile yüz yüze kaldıpı zaman ne giydireceklerini şaşırdıklarını söylüyorlar, Masraflarının arttığını da belirtiyorlar. Biz, dernek olarak kararı yerinde buluyoruz. Ama özel okullar bir bütün olarak görülmeli. 

 

Öğretmenleri de kapsamalı

Gürkan Avcı (Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı): Öğrencilere belli sınırlar dahilinde istedikleri kıyafetleri giymelerine fırsat veren bu reformu destekliyorum. Sadece öğretmenleri de kapsaması gerektiğini düşünüyorum. Serbest kıyafet öğrencinin psikolojik gelişimi için gerekli. Öğrencilerimizin kendilerini rahat hissetmeleri, psikolojik gelişim süreçlerini sağlıklı geçirebilmeleri açısından kıyafet özgürlüğü önemli. Öğretmeninden öğrencisine belli sınırlar içinde istediği gibi giyebilmesi gerektiğini düşünüyorum. Artık bu militarist anlayışlardan kurtulmamız gerekiyor. Şöyle bir tez savunuluyor, "Forma gelir düzeyi farkını yansıtmıyor, okullarda disiplin oluşturuyor" deniyor. Öğrenci istediği marka saat kullanabiliyor, istediği marka ayakkabı giyebiliyor. Bunlar halihazırda serbest. Özgür bir okul ve demokratik bir eğitim sistemi istiyoruz. Bu anlamda Sayın Ömer Dinçer'i, bu reformundan dolayı takdir ediyoruz. Demokratikleşme, sivilleşme adına önemli bir adım. Ama öğretmenler adına da özgürlük istiyoruz. Kravat, saç, sakal gibi konularda belli sınırlar içinde özgürlükler tanınmalı. 

 

Okullar podyuma dönüşecek

İsmail Koncuk (Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı): Türkiye'de gelir dağılımında ciddi bir adaletsizlik var. Okul kıyafetlerinin serbest bırakılması birçok kişi tarafından bir yasağın kaldırılması olarak algınalıyor ama gelir adaletsizliği öğrencilerin kıyafetlerine bundan sonra çok net bir şekilde yansıyacak. Okullarımız podyuma dönecek. Yıllardır tartışılan bir konuydu. Öğrencilerimizin daha bağımsız düşünmesini sağlar iddiasında olan da var. Bunun ne getirip ne götürdüğünü hep birlikte göreceğiz. Ama ben kıyafet değiştirmekle kafa değişeceğine inanmıyorum. Öğrencilerimiz okula giderken "Ne giyeceğim?" kaygısı yaşayacak. Dikkati dağılacak. Bir de tabii şimdi okullarımızda ciddi bir güvenlik problemi yaşıyoruz. Dışardan gelen öğrencilerin ya da yabancıların farkı formalardan anlaşılıyordu. Şimdi bu denetimi yapmak da çok zorlaşacak. Okul idarelerinin çok ciddi önlemler alması gerekiyor. Var olan güvenlik problemi daha da artabilir. Kuran dersinde baş kapatılmasını normal görüyorum. Elbette Kuran okurken belli şartların oluşması gerekiyor. Ayrıca, madem böyle bir uygulama başlatılıyor devlet memurları, öğretmenler de serbest kıyafet giyebilsin. İsteyen kadın memurlar başörtüsü takabilsin. 

 

Öğrencilere bin lira yardım yapılsın

Veli Demir (Eğitim İş Genel Başkanı): Okullarda kıyafet serbest oldu, yönetmelik değişti. Ama detayları okuyunca, bu düzenlemelerin iktidarın duruşunu yansıttığını görüyoruz. İmam hatiplerin dışında artık seçmeli din derslerinde de öğrenciler başlarını kapatabilecek. Yani bazı derslerde açık kalacak çocuğun başı, bazılarında kapalı. Bu durum pedogojik açıdan doğru değil. Yine yönetmelikte kolsuz giyilemez denmesi de ilginç. Sıcak bölgelerde okuyan çocuklar ne yapacak? Öte yandan yırtık kıyafet giyilemez deniyor. O zaman devlet öğrencilere yardım yapılmalı. Öğrenci başına en az bin lira vermeli. Formanın amacı tek tip öğrenci yetiştirmek değil. Herkesin öğretmenin gözünde eşit olmasını sağlamak. Gelir düzeyinin eşit olmadığı bir ülkede, çocukların kıyafetlerinin eşit olmasını beklemek saçma. Bu durumda yoksulluk manzaraları ortaya çıkacak.

Gelir farklılıkları sınıf içine taşınacak

Enver Önder (Tüm Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği (ÖVDER) Genel Başkanı):


Yönetmelik değişikliğinin demokratikleşmenin, çocuklara kendilerini özgürce ifade edebileceği bir kanal açma derdinden kaynaklanmıyor bence. Yıllardır sürdürülen türbanla okula gitme, karma eğitimi engelleme, kız çocuklarının önünü kapatma gibi çağ dışı yaklaşımlara kanal açmak için böyle bir uygulama başlatılıyor. Düşünün ki, ayak parmakları ayakkabısından gözüken çocuklarla, markalı kıyafet giyenler aynı sınıfta oturacaklar. Bunların hepsi bizim çocuklarımız. Ama bu çocuklar biraya geldiğinde dikkatleri derslere, öğrenmeye öğrenciliğe mi yönelecek, yoksa birbiriyle yarışmaya mı? Ortaklaşmaya engel mi olacak? Buna dikkat etmek gerekiyor. Kıyafet ayrımı ile ailelerin gelirlerindeki farklılık boyutları sınıf içine taşınacak.

Tek tip kıyafet aydın despotluğuydu

Prof. Dr. Sami Şener (Sosyologlar Derneği Başkanı):


Bu adım demokratikleşme, sivilleşme, toplumun kendi iradesini saygı gösterme anlayışıdır. Tek tip kıyafet demokratik olmayan bir anlayışın ürünüydü, aydın despotluğu da denilebilir. ‘Ben her şeyi iyi bilirim, dolayısıyla siz daha iyi bilemezsiniz'. Toplumu dikkate almayan, toplumun iradesine fazla önem vermeyen, hatta toplumun bu işleri bilemediğini varsayan bir anlayış oldu. Bu anlayışın getirdiği bir örnekti.


banner182
Son Güncelleme: 27.11.2012 15:50
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol