banner374
26 Haziran 2016 Pazar 23:41
Sözleşmeli Temcit Pilavı
Yeni bakanımız Sayın İsmet YILMAZ, bakanlığa adım atar atmaz hızlı bir giriş yapmıştır. Önce öğretmenler için il dışı rotasyon konusunu tartışmaya açmış, sonra tüm sorunlar bitmiş, yalnızca bakanlığın ismi ile ilgili bir sorun kalmış gibi bakanlığın isminin MAARİF BAKANLIĞI olması yönünde bir değişiklik yapılmasına ilişkin açıklamalarda bulunmuş, en sonunda da eğitim camiası gündemine bomba gibi düşen, herkesi şaşkına çeviren ve fırtınaları koparabilecek bir potansiyele haiz sözleşmeli öğretmen uygulamasına yeniden dönüleceğini dile getirerek görev süresi boyunca neler yapabileceğinin de ilk işaretlerini vermiştir. Sayın bakanın, bakanlık koltuğuna oturduktan sonra yapmış olduğu açıklamalardan ve sergilemiş olduğu tavırlardan, MEB gemisini hangi rota üzerinde ilerleteceği üç aşağı beş yukarı belli olmuştur. Ama bilinmelidir ki, bu rota üzerinde bir seyir, adalet duygusundan uzak bir yönetim anlayışı yüzünden, gerilerek ve kasılarak barış ortamından eser kalmamış eğitim öğretim camiasında bir hoşnutluk, mutluluk, huzur ve memnuniyet meydana getirmeyecektir. Eğitim öğretim camiasının içine düştüğü bu ahval ve şerait için namüsait bir izlenim olduğu apaçıktır. Ortada apaçık sorunlar var iken, neden namüsait bir izlenim veren apaçıklıkla uğraşılır? Bunu anlamlandırabilmek gerçekten güç olsa gerek.

Sayın Yılmaz’ın sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına geri dönüleceğine ilişkin yapmış olduğu açıklamalarda dikkatimi çeken noktalar üzerinde durmak istiyorum. Sayın bakan ağzından yapılan açıklamalardan hareketle mealen şu vurgular üzerinde durulmuştur:

1-      Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasını kaldırmak bir hata idi…

2-      Sözleşmeli öğretmenler, 5 yıldan sonra kadro vaadi ile atandıkları yerde 5 yıl tutularak, Doğu’dan Batı’ya doğru yoğun şekilde meydana gelen sirkülasyonlar önlenmiş olacak, böylelikle özellikle öğretmen açığının had safhada olduğu ve bu nedenle öğretmen açığının bir türlü önüne geçilemediği Doğu illerindeki öğretmen açığı da kapatılmış olunacak…

Hüseyin ÇELİK döneminde 4/C pozisyonunda öğretmen istihdamı ile başlayan, sonra bu tip istihdam edilen öğretmenlerin sözleşmeli pozisyonda istihdamına kadar uzanan, en sonunda da Nimet ÇUBUKÇU döneminde sözleşmeli pozisyonda çalışan mevcut tüm sözleşmeli öğretmenlerin KHK ile kadrolu pozisyona atanması üzerine defteri dürülen bu sürecin yeniden açılarak camia içinde rahatsızlık uyandıracağını ve hoş karşılanmayacağını düşünüyorum. Zira; şunu iyi biliyoruz ki, bir dönem hem eğitim sendikaları hem de eğitim öğretim camiası sözleşmeli öğretmen istihdamına cephe almış, hatta bayrak açmış idi. Bu uygulamanın toptan kaldırılışı ile birlikte demiştim ki, sözleşmeli öğretmenlerin kadrolu öğretmenler gibi birtakım özlük haklardan mahrum oluşu, sonra sözleşmeli öğretmen evli ise eşinin yanına gidememesi gibi deneyimlerden ders alınarak doğru bir iş yapılmıştır. MEB’in sözleşmeli pozisyonda öğretmen istihdamı deneyimi acıların, çilelerin ve feryatların hatta yıkılan yuvaların anıları ile dolup taşmıştır. Eğer hal böyle olmasa idi, MEB sözleşmelileri toptan kadroya almazdı. Yaşanmış, ders niteliğinde bunca deneyim var iken, Sayın YILMAZ’ın bazı illerdeki öğretmen açığını kapatmak için başka hiçbir seçenek yokmuş gibi daha önce denenmiş ve sonuçları hiç de istenilir gibi olmamış aksine çok ağır sonuçlar doğurmuş sözleşmeli öğretmen istihdamına sarılıyor olması, MEB içindeki çaresizliğin bir ürünüdür. Öyle ki, bu çaresizlik, ÇAREYİ insanlar üzerinde anıları hiç de iyi olmayan DENENMİŞİ YENİDEN DENEMEKTE BULMUŞ VE GÖRMÜŞTÜR. Sözleşmeli çalışıp da, kadroya geçenlerin dahi Sayın bakanın ağzından çıkan sözleşmeli öğretmen istihdamına geri dönüş açıklaması, tüylerini diken diken etmeye yetmiştir. Bu camiada, bırakın sözleşmeli öğretmen istihdamını, sözleşmeli öğretmen ismi bile camianın moralini alt üst etmek için kafidir. Çünkü sözleşmeli öğretmenlerin anıları, gözyaşları ve çileler ile doludur. Durum böyle iken, nasıl olur da sözleşmeli öğretmen istihdamı ile öğretmen açığının kapatılacağı gibi bir güzelleme yapılarak, sözleşmeli öğretmen hakkında kamuoyuna iyi bir izlenim verilir. Şunu iyi biliniz ki, daha önce uygulanarak acıları ve gözyaşları olduğu görülen sözleşmeli öğretmen istihdamı, MEB’de tutmaz. MEB de bu istihdam tipinin tutmayacağını adı gibi bilmektedir. Zira; sözleşmeli öğretmenlik bir TUTSAKLIKTIR. Ve sormalıyım ki, öğretmen bu tutsaklık içinde mesleğine nasıl tutkun olacaktır? MEB, bazı illerde öğretmen açığını kapatmak için oralarda istihdam edeceği öğretmenin sırtına neden sözleşmeli yükünü yüklemektedir? Öğretmen açığını kapatma yükümlülüğü MEB’de ise o zaman bu yükümlülüğün yükünü taşıyan neden SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLER olacaktır? Öğretmen, o bölgelerde kadrolu statüde DAHA İYİ KOŞULLARDA VE ÖZLÜK HAKLARA SAHİP çalıştırılırsa asla yaptığı işten yüksünmez, lakin geleceği belli olmayan bir istihdam tipi ile çalıştırılırsa, işte o zaman kendini ne kadar teminat altında hissedebilir? AMA GELİN GÖRÜN Kİ, MEB DAHA ÖNCE UYGULANIP SONUÇLARINI GÖRDÜĞÜ SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMEN DENEYİMİNDEN BİR HİSSE ÇIKARMAMIŞTIR.

Sözleşmeli öğretmen istihdamı ile bazı illerdeki öğretmen açığını kapatacağınızı düşünüyorsanız yanılgı içindesiniz, zira bu açığın bu istihdam tipi ile gerçekten kapanabilmesi mümkün değildir. Sözleşmeli istihdam tipi ile öğretmen çalıştırmak, bir yere kadardır, bir yerden sonra olamaz. MEB, bu sefer de diğer sefer olduğu gibi idareten bir çözüm bulmuştur. Önümüzdeki ilk seçimlerden sonra seçim vaadi ile kadroya geçirmeyi planladığı sözleşmeli öğretmenleri , 2017 yılı Şubat ayı ilk atama yolu ile gerçekleştireceği sözleşmeli öğretmen alımı ile biriktirmeye başlayacaktır. Bu birikim aslında bir seçim yatırımdır. Önce sözleşmeli istihdam ile mahkumiyet, sonra kadrolu statüye geçirip özgürlük verilecektir. Bu sözleşmeli tutsaklık, MEB için idareten olacağından kullanım süresi uzun olmayacak bir uygulamadır. Bu kullanım süresi içinde, insanların ömürlerinden yıllar çalınacaktır. Bardağı taşırıp bir seçime dayanana kadar ilk atama dönemlerinde sözleşmeli öğretmen alımları devam edecektir.

MEB, bazı illerdeki öğretmen açığı yükümlülüğünü kendine yüklese , inanınız ki sözleşmeli öğretmen TEMCİT PİLAVI önümüze sürülmeyecek. MEB şu iki yükü bu yükümlülüğün gereği olarak kendine yüklemiş olsa ortada bir öğretmen açığı ya da Doğu’dan Batı’ya yoğun öğretmen sirkülasyonu kalmayacaktır:

1-      İlk atama dönemlerinde daha fazla öğretmen alımı.

2-      Öğretmen açığının kapatılamadığı yerlerin şartlarının iyileştirilmesi, öğretmenlerin barınma ve ulaşım gibi ihtiyaçlarının karşılanarak maaşında iyileştirmelerde bulunup oralardaki yaşam standartının yükseltilmesi ile öğretmeni orada yaşamaya özendirilebilir. Yani öğretmeni, sözleşmeli çalıştırarak oraya mahkum etmek bir çözüm değildir.

Sayın Bakanın, bahse konu açıklamaları içinde yer alan sözleşmeli öğretmenin atandığı yerde 5 yıl çalışması sonrasında kadroya alınacağı ifadeleri ise EĞİTİM BİR SEN’in BİR olmak için baskıladığı eğitim öğretim ortamlarında istismara çok açıktır. Malum Sen, sözleşmeli öğretmenleri, 5 yılın sonunda ‘performans artı bize üyelik’ diyerek köşeye sıkıştırıp kendisine üye olmaları için baskı altına alabilir. Onun için mahkumiyetin, bir başka şekli ve boyutu ise sendikal çalışma alanlarında bu hali ile yüzünü gösterebilir. MEB’in ayrıca buna karşı da bir önlemi olmalıdır.

Denize düşen yılana sarılır misali denenmiş ve tesiri-izlenimi hiç de iyi olmamış bir uygulamaya sarılan MEB, SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK SÜRESİNİ asgari 5 yıl ile sınırlayarak sonra kadroya geçişi gerçekleştireceğini söyleyerek, adaylık süresini 5 yıl yaptığını takiye ediyor aslında. 1 yılın sonunda adaylığı kaldırılan ve yer değiştirebilen öğretmeni, bu takiye ile 5 yıl aday öğretmen gibi bir muameleye tabi tutuyor. Adaylık süresi asgari 1 yıl olan öğretmeni sözleşmeli istihdam ederek, öğretmenin adaylığını kaşla göz arasında asgari 5 yıl olarak sınırlayıp gizlemiş oluyor. Sözleşmelideki adaylık takiyesidir bence bu. Üzülerek belirtmeliyim ki, hafızası zayıf insanlarımız her zamanki gibi bu takiyenin farkına varmayacaktır. Ama bilinmelidir ki, bir sefer sözleşmeli öğretmenliğin takkesi düştü keli göründü, ders alınmadı, hafıza zayıflığından unutulup gitti, bu sefer sonuçları, sözleşmeli istihdamın uzantısı ve çıktığı yollar daha farklı ve bambaşka olacaktır, ama öyle ya da böyle yine takiyesi düşüp keli görünecektir.

SONUÇ OLARAK, NE DİYELİM Kİ BU SAATTEN SONRA DİLİMİZİ MEB’İN YENİ HAVASINA UYARLAYIP SON SÖZÜ SÖYLEYEREK, YAZIYI ÇEKİCİ BİTİRELİM:

MİSAK-I MİLLİ SINIRLARI İÇİNDE MİSAK-I ÖĞRETMEN, ANCAK VE ANCAK TEK TİP ÖĞRETMEN İSTİHDAMI İLE GERÇEKLEŞEBİLİR… O DA KADROLU İSTİHDAMDIR…

MAARİF NAZIRLIĞININ MUKAVELELİ MUALLİM İSTİHDAMI HAYIRLARA VESİLE OLUR İNŞALLAH (BU UYGULAMANIN KULLANIM SÜRESİ İÇİNDE, MİLLİ EĞİTİM VE SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMEN GİBİ HEP BİLİNDİK TERANELERDEN SÖZ EDİP DE BARDAĞI HEMEN TAŞIRMAMAK İÇİN BARDAĞIN DOLU TARAFINDAN BAKILARAK, TAŞI SIKIP SUYUNU ÇIKARAN DOPDOLU HÜSN-Ü ZAN İLE YAZILMIŞTIR)…

NOT: NİMET ÇUBUKÇU DÖNEMİNDE TÜM SÖZLEŞMELİLERİN KADROYA ALINMASINI, SÖZLEŞMELİ İSTİHDAM TİPİNİN BİTİRİLMESİNİ KENDİNE MAL EDEN VE BUNUN ÜZERİNDEN SENDİKAL ÇALIŞMA ALANLARINDA PRİM YAPARAK ÜYE TOPLAYAN MALUM SEN’DE, YENİDEN SÖZLEŞMELİ İSTİHDAM TİPİ İLE ÖĞRETMEN ALIMININ YAPILACAK OLMASI HANGİ HİSLERİ UYANDIRIYOR? BU KONU İLE İLGİLİ BAKANLIĞA YAZILMIŞ SADECE BİR YAZI İLE İDARE EDEN MALUM SEN’İN, SÖZLEŞMELİ İSTİHDAM TİPİNDE ÖĞRETMEN ÇALIŞTIRILMASI, YOKSA AĞZINI MI SULANDIRIYOR? SÖZLEŞMELİNİN KADROYA GEÇİŞİNİ KENDİNDEN BİLİP ŞU AN BİR YAZI İLE OLAYI GEÇİŞTİRECEĞİ ÖNGÖRÜLEN MALUM SEN, BİR 4-5 YIL DAHA SÖZLEŞMELİLERİ DANIŞIKLI DÖVÜŞ YOLU İLE İDARE EDER ARTIK... ÜYE SAYISI BAZINDA DİĞER SENDİKALARI BAŞATI GEÇEN FARK İLE YOL ALAN MALUM SEN, BAKALIM BU UYGULAMANIN KULLANIM SÜRESİ BOYUNCA NELERİ KENDİNE YONTUP NELER ELDE EDECEK VE KULLANIM SÜRESİNİN DOLMASINA YAKIN, BİRDEN BİR SENDİKA OLDUĞU AKLINA GELİP NASIL ‘’HEYTTTT’ DİYE EFELENECEK? BU UYGULAMANIN KENDİSİ AÇISINDAN ÜYE SAYISI ÜZERİNDE, KAZANÇ CİHETİNDE NASIL BİR SEYRİ OLACAK? BAKALIM, BİR YAZI İLE DANIŞIKLI DÖVÜŞÜN BİR PARÇASI OLARAK GEÇİŞTİRDİĞİ DÜŞÜNÜLEN SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMEN UYGULAMASINA GERİ DÖNÜLMESİNİN OLUMSUZ SONUÇLARINI ANLATAN YAZIDAN DAHA FAZLASINI YAPABİLECEK Mİ? MESELA, KAĞIT ÜZERİNDE DİĞER SENDİKALARA DAR ETTİĞİ ALANI, SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK UYGULAMASINA KARŞI DA ALANLARI MEB’E DAR EDEREK GÖSTEREBİLECEK Mİ? MALUM SEN, KAĞIT ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİ SAHADA GÖSTERİRSE, MEB BU UYGULAMAYA GERİ DÖNÜŞÜ BİR DAHA ÖNÜMÜZE GELMEMECESİNE RAFA KALDIRIR. HATTA, DOĞU’DA VE G.DOĞU’DA ÖĞRETMENİ TUTMAK İÇİN TUTUNDUĞU BİR DAL OLMAZ... BAŞKA DAL ARAYIŞLARINA GİRİŞİR... BİLİNMELİDİR Kİ, TUTUNDUĞU DALI ER YA DA GEÇ KENDİ ELLERİ İLE DAHA ÖNCEKİ GİBİ KESECEKTİR...

Bazı illerde öğretmen açığını kapatmak üzere olumsuz sonuçları herkesçe bilinen ve daha önce denenmiş olan SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMEN UYGULAMASI yeniden denenirse, bu sefer sözleşmeli öğretmenin kobaylığı iyice gün yüzüne çıkar... SAYIN BAYLAR VE BAYANLAR, ŞUNU İYİ BİLİNİZ Kİ ÖĞRETMEN, KOBAY DEĞİLDİR... VE ARTIK KOLAY DA OLMAYACAKTIR... ARTIK DENENMİŞİ DENEMEKTEN VAZGEÇİN, NE ÖĞRETMENLER NE DE ÖĞRENCİLER DENEME TAHTASI DEĞİLDİR, SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLER İSE LABORATUVARLARDA KULLANILAN KOBAY FARE HİÇ DEĞİLDİR, ONLARA BU HİSSİ VERMEYE KİMSENİN HAKKI YOKTUR... DENEYİP YANILDIĞINIZI GÖRDÜNÜZ, HALA NİYE AYNI ŞEYİ DENİYORSUNUZ, YOK MU ÖĞRETMEN AÇIĞINI KAPATMAK İÇİN DENEYECEĞİNİZ BAŞKA BİR YOL, YÖNTEM VE SAİRE?

ÇÖZÜM İSTİYORSANIZ, TEMCİT PİLAVINA DÖNEN SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİĞİ BUZDOLABINA KALDIRINIZ DERİM...

Saygılarımla …

Yahya ASLAN
banner182
Anahtar Kelimeler:
sözleşmeli temcit pilavı
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol