banner374
20 Mayıs 2013 Pazartesi 08:31
Yetkililerin ihmali kamu zararına neden olmaktadır
 İdarenin kaybedeceğini bile bile dava açılmasına sebebiyet vermesi kamu zararımeydana getirmektedir.

Kamu idaresine karşı aynı konuda açılan davaların kamu idaresince sürekli kaybedilmesi, sadece dava konusu işleme ait ödeme yükü çıkarmamaktadır. Ayrıca dava masrafı adı altında önemli bir mali yük çıkarmakta ve kamu zararı meydana getirmektedir.

 

Bu nedenle, her bir idarenin kaybedeceğini bile bile dava açılmasına sebebiyet vermemesi temel ilke olmalı her türlü idari ve adli uyuşmazlık için sulh yoluna gidilmelidir.

 

İdarenin davaların açılmasını önlemek, devleti zarara uğratmamak adına, anlaşmazlıkları önleyici hukuki tedbirleri zamanında almak, uyuşmazlıkların sulh yoluyla çözümü konusunda mütalaa vermek adına 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) 02.11.2011 tarih ve 28103 Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

 

Hukuk birim sulh çözümü konusunda mütalaa vermelidir.

 

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) nin “Hukuk birimlerinin görevleri” başlıklı 4. maddesi 3. fıkrasındaki; “Hukuk birimleri hukuk danışmanlığı kapsamında; b) Anlaşmazlıkları önleyici hukuki tedbirleri zamanında alır, uyuşmazlıkların sulh yoluyla çözümü konusunda mütalaa verir.” hükümlerine göre genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ve özel bütçeli idareleri uyuşmazlıkların sulh yoluyla çözümü konusunda mütalaa verebilmektedirler.

 

İdareler, gerçek veya tüzel kişiler karşı tarafı sulhe davet etmelidir.

 

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) nin “Adli uyuşmazlıklarda sulh” başlıklı 4. maddesi 1. fıkrasındaki; “İdarelerin adli yargıda dava açmadan veya icra takibine başlamadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi esastır. İdareler, kendi aleyhlerine dava açılacağını veya icra takibine başlanılacağını öğrenmeleri durumunda da karşı tarafı sulhe davet edebilirler. Sulhe davet, uyuşmazlığın tarafı olan gerçek veya tüzel kişilerce de yapılabilir. İlgili mevzuatında daha uzun bir süre öngörülmediği takdirde, sulhe davette karşı tarafa, ifa, itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz güne kadar süre verilir.” hükümlerine göre ise idareler, kendi aleyhlerine dava açılacağını öğrenmeleri durumunda da karşı tarafı sulhe davet edebilmektedirler.

 

Aynı maddenin 5. fıkrasındaki; “Sulh başvurularının altmış gün içinde sonuçlandırılması zorunludur. Sulh başvurusu altmış gün içinde sonuçlandırılmamışsa istek reddedilmiş sayılır.”hükümlerine göre ise sulh başvurularının altmış gün içinde sonuçlandırılması gerekmektedir.

 

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) nin “Adli uyuşmazlıklarda sulhün usul ve esasları”başlıklı 10. maddesi 1. fıkrasındaki; “Sulh anlaşması, anlaşma tutanağında belirtilen tutar kadar bir hakkın tanınması, menfaatin terki, bir şeyin verilmesi, yapılması ya da yapılmaması konusunda anlaşmalar veya sözleşme değişikliklerini kapsar. Sulhe konu işte birden çok ihtilaf bulunduğu takdirde asıl olan, ihtilafın tamamının çözümlenmesidir. Ancak kamu menfaati görüldüğünde kısmi sulh de mümkündür.” sulh anlaşmasının sınırları belirlenmiştir.

Aynı maddenin 4. fıkrasındaki; “Sulh halinde üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.” hükümlerine göre sulhte anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı belirtilmiştir.

 

Sulhte bakanlıklarda bakan, diğer idarelerde üst yönetici yetkilidir.

 

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) nin “Adli uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçme yetkileri” başlıklı 11. maddesi 1. fıkrasındaki; “(1) İdarelerin;

a) Kendi aralarında ortaya çıkan her türlü hukuki uyuşmazlığın sulh yoluyla hallinde, dava açılmasında, bunlardan yargı veya icra mercilerine intikal etmiş olanların takiplerinden veya davalarda verilen kararlara karşı kanun yollarına gidilmesinden vazgeçilmesinde, sözleşmelerin değiştirilmesinde veya sona erdirilmesinde,

 

b) Gerçek veya tüzel kişilerle aralarındaki sözleşmelerde belirtilen sebeplerle yapılan her türlü sözleşme değişikliklerinin yapılmasında, bu hususlarla ilgili olarak çıkabilecek uyuşmazlıkların sözleşme hükümleri çerçevesinde sulh yoluyla hallinde,

 

hukuk birimlerinin uyuşmazlığın bu şekilde sonlandırılmasında maddi ve hukuki sebeplerle kamu menfaati bulunduğu yönündeki görüşü üzerine, buna dair onay ve anlaşmaları imzalamaya bakanlıklarda bakan, diğer idarelerde üst yönetici yetkilidir. Bakan ya da üst yönetici bu yetkisini sınırlarını açıkça belirlemek suretiyle alt kademelere devredebilir.” hükümlerine göre hukuk birimlerinin uyuşmazlığın sonlandırılmasında maddi ve hukuki sebeplerle kamu menfaati bulunduğu yönündeki görüşü üzerine sulh anlaşmasını onaylamaya bakanlıklarda bakanın diğer idarelerde üst yöneticinin yetkili olduğu belirtilmiştir.

 

Yargıya intikal eden konuda bile sulh yapılabilir.

 

Aynı maddenin 2. fıkrasındaki; “Birinci fıkrada belirtilenler dışında, idarelerin, herhangi bir sözleşmeye dayanıp dayanmadığına, yargıya intikal edip etmediğine bakılmaksızın gerçek veya tüzel kişilerle aralarında çıkan her türlü hukuki uyuşmazlığın sulh yoluyla halline, her türlü dava açılmasından veya icra takibine başlanılmasından, bunlardan yargı veya icra mercilerine intikal etmiş olanların takiplerinden veya verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi dışındaki kanun yollarına gidilmesinden vazgeçmeye, davaları kabule, ceza uyuşmazlıklarında şikâyetten vazgeçmeye veya uzlaşmaya, davadan feragat etmeye, sözleşmede belirtilmeyen sebeplerle sözleşmelerin değiştirilmesinde veya sona erdirilmesinde maddi ve hukuki sebeplerle kamu menfaati görülmesi halinde, buna dair onay veya anlaşmaları imzalamaya, vazgeçilen veya tanınan ya da terkin edilen hak ve menfaatin değeri dikkate alınmak suretiyle; yetkilidir. Bakan ya da üst yönetici bu yetkisini sınırlarını açıkça belirlemek suretiyle alt kademelere, münhasıran taşra birimlerinin iş ve işlemleriyle ilgili olup illerde valilik, ilçelerde kaymakamlık onayına bağlanan iş ve işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda vali ve kaymakamlara devredebilir.”hükümlerine göre sulhe konu olayın yargıya intikal edip etmediğine bakılmaksızın maddi hüküm içermeyen konularda üst yöneticinin yetkili olduğu belirtilmiştir.

 

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) nin “İdari uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli ve vazgeçme yetkileri” başlıklı 12. maddesinde ise idari işlemler dolayısıyla haklarının ihlal edildiğini iddia edenler idareye başvurarak, uğramış oldukları zararın sulh yoluyla giderilmesini dava açma süresi içinde isteyebilme şartları belirlenmiştir.

“İdari uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli ve vazgeçme yetkileri” başlıklı 12. Madde; (1) İdari işlemler dolayısıyla haklarının ihlal edildiğini iddia edenler idareye başvurarak, uğramış oldukları zararın sulh yoluyla giderilmesini dava açma süresi içinde isteyebilirler. İdari eylemler nedeniyle hakları ihlal edilenlerce, idari dava açmadan önce 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan başvurular da sulh başvurusu olarak kabul edilir ve bu maddede yer alan hükümler çerçevesinde incelenir.

(2) Sulh istemine ilişkin başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. Başvuru sonuçlanmadan dava açılamaz.

(3) Sulh başvurularının altmış gün içinde sonuçlandırılması zorunludur. Sulh başvurusu altmış gün içinde sonuçlandırılmamışsa istek reddedilmiş sayılır.

(4) Sulh başvurusu, belli bir konuyu ve somut bir talebi içermiyorsa, idari makam tarafından reddedilir. Bu Kanun Hükmünde Kararnameye uygun olarak yapılan ve idare tarafından reddedilmeyen başvurular, hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonuna gönderilir. Hak ihlaline neden olan birden fazla idarenin varlığı halinde, ortak hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonu oluşturulabilir.

(5) Sulh başvurularının incelenmesinde, başvurunun konusu, zarara yol açan olay ve nedenleri, zararın idari eylem veya işlemden doğup doğmadığı ve meydana geliş şekli, idarenin tazmin sorumluluğunun olup olmadığı, zararın miktarı ve ödenecek tazminat tutarı tespit edilir. Hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonu tarafından, bilirkişi incelemesi dahil olmak üzere gerekli her türlü araştırma ve inceleme yapılır, olayla ilgili bilgisi bulunan kişiler dinlenebilir.

(6) Hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun inceleme sonunda hazırlayacağı rapor 11 inci madde uyarınca karar vermeye yetkili mercilere sunulur. Bu mercilerin sulh başvurusunu kabul etmesi halinde başvuru sahibine, hazırlanan sulh tutanağının imzalanması için en az onbeş günlük süre verilir. Davet yazısında, belirtilen tarihte gelmesi veya yetkili temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulh tutanağını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının bulunduğu belirtilir.

(7) Tazminat miktarı ve ödeme şekli üzerinde idare ve istemde bulunanın sulh olmaları halinde buna ilişkin bir tutanak düzenlenir ve taraflarca imzalanır. Bu tutanak ilam hükmündedir. Sulh olunan miktar idare bütçesinden ödenir. Vadeye bağlanmamış alacaklarda tutanağın imzalandığı tarihten itibaren iki aylık sürenin dolmasından, vadeye bağlanmış alacaklarda ise vadenin dolmasından önce tutanak icraya konulamaz.

(8) Sulh tutanağının kabul edilmemesi veya kabul edilmemiş sayılması hallerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye verilir.

(9) Sulh olunan konu ya da miktara ilişkin olarak dava yoluna başvurulamaz.

(10) Bu madde kapsamındaki idari uyuşmazlıkların sulhen halli ile idari davaların açılmasından, takibinden, davayı kabul ve feragatten, kanun yollarına başvurulmasından vazgeçilmesi, 11 inci maddede belirtilen esaslara ve tutarlara göre belirlenir.”

 

Bu 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) nin uygulanmasına ilişkin kararnamenin“Yönetmelik” başlıklı 16. maddesine dayanılarak “Hukuki Uyuşmazlık Değerlendirme Komisyonunun Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” hazırlanmıştır.

 KPSS puanı ile atanan öğretmenlere bakanlıkça verilen söz yerine getirilmelidir.


 


06 Mayıs 2010 tarihinde önce sözleşmeli öğretmen iken kadrolu atanan öğretmelerin de zorunlu hizmet yükümlülüğünden muaf tutulması için MEB tarafından hazırlanan "Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı" resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe sokulmalıdır.


 


Bu yönetmelik taslağının 705 gündür yayınlanması neticesinde oluşan ihmalle kamu zararı meydana gelmektedir.


Çünkü Bu durumda olan öğretmenler tarafından açılan ve kazanılan yüzlerce mahkeme kararı bulunmaktadır.


 


Bu konuda öncelikle Milli Eğitim Bakanlığı, "Hukuk Biriminden" bu konuda mütalaa istemelidir. Kaldı ki bu mütalaaya da gerek yoktur.


 


Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı sorunu kabul ettiğini ve çözmesi gerektiğini, "Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı" ile göstermiştir.


 


Fakat Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah GÜL tarafından da dile getirildiği üzere Milli Eğitim bakanlığındaki sürekli bakan değişikliği ile bu taslak raflarda unutulmuştur.


 


Yönetmelik değişikliği bir an önce yayınlanmaz ise KPSS ile atanan öğretmenler hak etmedikleri halde zorunlu hizmete gönderileceklerdir.


 


Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı, 15.05.2013 tarih ve 980028 sayılı “Yer Değiştirmeler” konulu yazısı ile zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değişikliklerinin Haziran-Temmuz tarihlerinde gerçekleştirileceğini açıklamıştır.


 


Sendikalar KPSS puanı ile atanan öğretmenlere bakanlıkça verilen sözün yerine getirilmesi için sulh yoluna başvurmalıdır.


 


659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) nin “Adli uyuşmazlıklarda sulh” başlıklı 4. maddesi 1. fıkrasındaki; “Sulhe davet, uyuşmazlığın tarafı olan gerçek veya tüzel kişilerce de yapılabilir."hükmü uyarınca Milli Eğitim Bakanlığına sulh yapılması konusunda başvuruda bulunmalıdır.


 


KPSS puanı ile atanan öğretmenler konusundaki ihmal kamu zararına neden olmaktadır.


 


Çünkü 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve kontrol Kanununa göre ise "Mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması”şeklinde tanımlanan Kamu zararının oluşmasında kamu kaynaklarının etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, yönetilmesinden, kullanılmasından, korunmasından, kötüye kullanılmaması ve her an hizmete hazır bulundurulması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu olan kamu görevlileridir.


 


Yargı kararları gereğince ödenen tazminatlar, avukat ücretleri ve mahkeme masrafları nedeniyle meydana gelen hazine zararının tazminine ilişkin rücu davası açılabilmesi için öncelikle zararın miktarı ile zararın meydana gelmesinde sorumlu bulunan kişi/kişilerin kesin olarak bilinmesi gerekmektedir. KPSS Puanı İle Atanan Öğretmenler konusundaki ihmal Bakanlık bürokratlarındadır.


 


KPSS puanı ile atanan öğretmenler konusundaki ihmali meydana getirenlere kaybedilen davaların masrafları rücu edilmelidir.


 


Dava açmaya yeter derecede bilgi ve belgenin gönderilmesi işi ilgili idaresinin görev, yetki ve sorumluluğunda bulunduğundan, hazine avukatlarının rücu davası açılmasına ilişkin görevi; zararın miktarı ile zarardan sorumlu olan kişi/kişilerin kimlik ve adres bilgilerinin dava açmaya imkân verecek şekilde idaresi tarafından bildirildiği andan itibaren başlamaktadır.


 


Rücu durumunun söz konusu olup olmadığı, idaresince değerlendirerek, rücu davası açılmasını gerektirir durumun varlığının tespit edilmesi halinde dava açılmasına esas olacak ödeme belgeleri, mahkeme kararı, rücu edilecek kişilerin kimlik ve tebligata elverişli adres bilgileri ile sair gerekli bilgi/belgelerin, rücu davası açılması yönünde görüşleri ile birlikte Baş hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğüne/Muhakemat Müdürlüklerine/Hazine Avukatlarına intikal ettirilmesi gerekmektedir.


 


KPSS puanı ile atanan öğretmenler konusundaki ihmali meydana getirenlere rücu işlemi MEB Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından başlatılmalıdır.


 


Bu nedenle aynı neviden çok sayıda dava kaybeden yöneticilere dava açılmalıdır. Strateji Geliştirme Başkanlıkları tarafından yargı kararları ile tespit edilerek idareye bildirilen kamu zararlarının takip ve tahsil işlemleri merkezde Strateji Geliştirme Başkanlığı, taşrada ise il/ilçe müdürlükleri tarafından yürütülmektedir.


 


Kısacası; KPSS puanı ile atanan öğretmenler konusundaki ihmal kamu zararına neden olmaktadır.


 


Ya bakanlık kendi kendine harekete geçerek hazırladığı yönetmelik taslağını yayınlamalı,


Ya da sendikalar Milli Eğitim Bakanlığına sulh için başvuruda bulunmalıdır.


 


Ayrıca KPSS puanı ile atanan öğretmenler tarafında açılan davalar nedeniyle oluşan kamu zararı için Milli Eğitim Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı Rücu işlemi başlatmalıdır.


 


Ahmet KANDEMİR

http://www.memurlar.net

banner182
Son Güncelleme: 20.05.2013 08:31
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol