banner374
11 Mart 2013 Pazartesi 16:14
Yönetici Atama: 'LİDER OLUNUR MU? DOĞULUR MU?'
 Zira hiçbir inkılâp yoktur ki, onu yapanların idrakinin fevkinde olsun.
Mahmut Muhtar
Liderlikle ilgili kuramları özetleyerek sizleri sıkmak istemem. Ancak genel olarak liderlik kuramları üç aşamada incelenir. Özellikler kuramı, davranışçı yaklaşımlar ve durumsal yaklaşımlar. Özellikler kuramı kişinin doğumla getirdiği özellikleri öne çıkarırken, diğer kuramlar liderliğin ve lider yöneticiliğin öğrenilebileceğini savunmaktadır. Ben de öğrenilebileceğini ve öğretilebileceğini düşünüyorum. 

Tarihimizden Atabeylik, lalalık bunun örneği olarak verilebilir. Atabeylerin asıl görevi, ülkenin çeşitli yerlerine gönderilen küçük yaştaki şehzadelerin yanında, öğretici eğitici olarak bulunmak, o yeri onlar adına bir naip gibi idare etmek ve onlara yönetimi öğretmekti. Lala da yetiştirici, bakıcı veya eğitici anlamındadır. 

Osmanlılarda, saray içinde itibarlı olanların, ileri gelenlerin veya varlıklı kişilerin çocuklarını yetiştirmek için tuttukları, kişiye verilen addır. Geleceğin hükümdarını yetiştirmek üzere görevlendirilen ve çeşitli kabiliyetleri olan bu kişiler, genellikle "Lala" adı altında anılırlardı. Mentör-yetiştirici, usta-çırak ilişkisi de bu duruma örnek verilebilir. 

Peki, günümüzde neden hep kurtarıcı bekliyoruz? Sorunlardan kaçarak birilerini suçlamak en kestirme yol oluyor. Bir problemle karşılaştığımızda genellikle şu tepkileri veriyoruz.

Kader
Felek
Trafik canavarı
Bu iş bizi aşar, büyükler düşünsün.
Dış güçler buna izin vermezler!
Ben ne yapabilirim ki!
Çaresizlik (“Zalim Fırat, Kızılırmak Nettin Allı Gelini” yakarmaları)
Biz adam olmayız!
Ben hariç herkes kötü! Ben Allah’ın bir lütfuyum.
Her şey politik.

Devlette olmaz/patronla olmaz.

Görüldüğü gibi problem çözme yaklaşımlarımız hep dışarıya ve kendi dışımıza ait. Nurettin Topçu bu durumu şöyle açıklar: “Bir başla her şey olurmuş. Ne acı safderunluk hülyası. Eğer her birimiz bir alem isek her birimizin ayrı başa ihtiyacı var demektir. Kendini geliştirmeden şefini arayan nesil ekilmeden sulanan fidana benzer” (Topçu, 2012). Liderlik her yerde olabilir, liderlik ben sorun çözerim, ben etkin olurum diye başlar. Sadece üstlerin iyi olması yetmez, sistem bütünlüğü içinde herkesi aynı amaca hizmet eder hale getirmek gerekir. Japonlar, bir kişiye elli adım attırmaktansa, elli kişiye bir adım attırmak daha iyidir derler. 
Liderlik, kendimize ve diğerlerine güç vermektir. Lider, “Geleceği yaratmak ve karmaşıklığı yönetmek için ekipler kuran ve bu ekipler marifetiyle örgütü etkileyen ve yönlendiren, değişime ve gelişime inanan ve bunu örgütünde uygulayabilen vizyon ve misyon sahibi kişidir.” Lider, insanları etkileyerek amaca yönlendiren, yılmayan kişidir. Buradan asıl konumuza gelecek olursak, eğitim yöneticilerini nasıl yetiştiriyoruz, bunlar etkileme yönü olan, sorun çözebilen insanlar mı? Yoksa mazeret üretmekle mi uğraşıyorlar. Deneme yanılma, salt yılları sayıp adına tecrübe demekle ve mevzuat sınavları ile lider yönetici yetiştirilebilir mi? Okul yöneticiliği sistemin temel taşıdır. Okul etkin olmadan, eğitim sistemi etkili olamaz. 

Eğitimin üretim yeri okuldur. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yönetici yetiştirme işini çok ciddiye alarak lider okul müdürleri yetiştirmesi gerekmektedir. Okul müdürlüğü bir meslektir ve mesleklerin eğitimi vardır. Tesadüfen ve amaçsız sınavlarla okul yöneticisi olunmaz.

PROF.DR. SERVET ÖZDEMİR

Kamudanhaber.com
banner182
Son Güncelleme: 11.03.2013 16:14
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol