banner374
02 Nisan 2013 Salı 08:35
Yöneticiler İçin Tehlikeli Hareketler
 Kamu Personeli Danışma Kurulu Mart ayı toplantısı yapıldı. Toplantıya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik başkanlık ederken, toplantıda yetkili sendikaların Genel Başkanları ile en çok üyeye sahip üç Konfederasyonun Genel Başkanları da hazır bulundu. Yapılan görüşmelerin satır aralarına baktığımızda il ve ilçe üst yöneticilerinin hatta okul müdürlerinin bile atamalarının sil baştan yapılabileceği çıkarımında bulunmak zor değil.
"Yönetici atamalarında deneyimin adı yok"

Öncelikle üst düzey görevlere atanmak için deneyim ikinci planda kalacak. En azından hükümetin böyle bir teklifinin olduğunu biliyoruz. Bundan sonra kurumlarda, 65 yaşını doldurmayı bekleyen memurlar ile çok genç yaşta üst görevlere atanmış yöneticileri görebileceğiz. Genel müdür ya da bir kurumun başkanı olmak için hizmet süresi aranmayacak. Tecrübe tuka kaka… Sayın Faruk ÇELİK’in internet medyasına yansıyan açıklaması “Üst düzey yönetici olarak atanabilmek için gerekli süre sınırlamasında da birtakım değişiklikler yapılabileceğinin sinyallerini veren Faruk Çelik, Genel müdür ya da bir kurumun başkanı olarak atanabilmek için neden 12 yıl çalışma şartı aranıyor da 5 yıl aranmıyor? Şeklinde bir soru ile düşündükleri sistemi ifade etti.” Bazı birimlere yönetici atanabilmek için o kurumların hiyerarşik makamlarını basamak basamak çıkmak gerekir. Kurumlara tepeden inme yapılacak yönetici atamaları çalışma barışını bozacağı gibi kurumun kaliteli hizmet vermesini de önleyecektir.

"Parti memurluğuna geçişin ayak sesleri"
Yöneticilerin atanmasında deneyiminin göz ardı edilmesi dışında konuşulan bir başka konu ise yöneticilerin Belediye başkanlarıyla gelip gitmesi konusudur ki bu durum devlet memuru anlayışını kökten değiştirecektir. Parti memuru gibi bir sistemi getirecektir. Her seçimden sonra memur sirkülasyonu yaşanacaktır. Kurumların hafızası silinecektir. Hizmet açısından da kurumlar parti büroları gibi çalışacaktır. Bunu konuşmak, tartışmak bile sıkıntı yaratmaktadır. Bugün belediyelerin iç işleyişine bir bakın! Kimse siyasi olmadığını söyleyemez! Sayın Çelik bu hususta şunları söylemiştir.” Ayrıca üst düzey yöneticilerin merkezde Hükümetlerle birlikte yerelde ise Belediye Başkanlarıyla birlikte gelip gitmelerinin yöneticilerin birlikte çalışacakları kamu görevlilerini kendileri seçmeleri açısından önemli olduğunu kaydetti.” Hedeflenen yönetici tipini açıklamıştır. Bu kamunun eyalet sistemine entegre edilmesinin ayak sesleridir. Bu sistemin en önemli handikapı, denetimde olacaktır. Merkezden gönderilen talimatlar ve mali kaynaklar istenildiği gibi kullanılmayacaktır. Körler ve sağırlar birbirini ağırlar pozisyonları oluşacaktır.
Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Koncuk’un, üst düzey yöneticilerin göreve hükümetle gelip gitmeleri konusunda söylediklerini virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz ”bu, her iktidar değişikliğinde yığınla atıl kadroların oluşması demek olacaktır. Bu tip bir adım parti devleti oluşturma noktasına gider. Memurlar misyonlarından sapar. Bir ilçe Milli Eğitim Müdürü yarın çıkar ben okul müdürlerini kafama göre atarım der. Bunun önünü alamazsınız. Eğer devlet memurluğu kavramı ve bu yapı kalkarsa ülkeyi nereye götüreceği tam bir muammadır. Böyle bir adım ciddi kaos yaratır. Şu anki memur statüsü kaybedilmemelidir. Eğer bu yapı kaybedilirse, çok farklı bir Türkiye olur. Bu tür girişimlerin ardında farklı niyetler seziyorum. Şu anda bir müsteşar devlet memurları kanununun hükümlerine göre bu göreve gelmiştir. Elbette buraya gelmesinde Hükümetin de payı vardır. Ancak, belli bir noktada ben devletin memuruyum şeklinde bir duruş sergiler. Hükümetlerle gelip hükümetlerle gidecek bir Müsteşardan böyle bir davranış beklemek mümkün değildir” dedi.

"Kopyacı olmaktan vazgeçmeliyiz"
Burada sendikalara önemli görevler düşmektedir. Bu hususta üyelerini aydınlatmaları gerekir. Kamuoyunu bilgilendirmeleri gerekir. Belediye başkanları ile gelip gidecek taşra yöneticisi demek, memurun iş garantisinin sona ermesi anlamına da gelmektedir. Bunun işleyişte sıkıntı yaratacağı bir gerçektir. Yurtdışındaki modellere bakıp, işimize geleni tıpatıp uygulamaya koymaya çalışmak doğru değildir. Ülkemiz kendine uygun bir esnek model geliştirmelidir. Kopyacı olmaktan vazgeçmelidir. Sistemi iyileştirmeye evet ama bu şekilde radikal değişikliğe hayır demeliyiz. Bahsedilen değişiklikler kazanılmış hakların kaybedilmesi anlamına gelecektir.

Cengiz ŞAHİN

PERSONELMEB NET
banner182
Son Güncelleme: 02.04.2013 08:35
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol