banner374
27 Kasım 2014 Perşembe 11:33
Bakan Avcı'nın TRT'de Yaptığı Konuşma
 NASUHİ GÜNGÖR: TRT Haber ekranlarından merhaba efendim, özel bir yayınla karşınızdayız. Özel bir yayın diyorum, ama hayatın her alanında, hayatın her alanına dokunan, hepimize bir şekilde dokunan, hepimize bir şekilde ilgisi olan bir konuyu o konunun birinci dereceden muhatabıyla, Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı’yla konuşacağız.
Efendim, hoş geldiniz.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Hoş bulduk.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Şimdi bu yayının benim için özel bir anlamı var, o yüzden izniniz olursa size yayın boyunca Hocam diye hitap edeceğim.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Çok memnun olurum.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Ama benim gazetecilikte 1986 yılında başladığım serüvenimde ilk üstadım, ilk Hocam da sizdeniz bakalım geçer not alabilecek miyim?
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Estağfurullah.
 
NASUHİ GÜNGÖR: O vesileyle ben de biraz heyecanlıyım bağışlarsanız mutlu olurum efendim. Hemen bugün milyonlarca insanımızı doğrudan ilgilendiren merkezi ortak sınavlar kısa adıyla TEOG. Çok sayıda öğrencimiz ter döktü, yarında devam edecekler. İsterseniz tavsiyelerle başlayalım, sonra sınavlarla ilgili bazı sorularım olacak.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Evet, çok teşekkür ederim. Şimdi öncelikle bu sınavların daha önce yapılan seviye belirleme sınavının yerine ikame edilen, yeni bir sınav olmadığını, çok özel bir sınav olmadığını söylemekle başlayalım. Bu sınavlar aslında hepimizin ortaokul hayatımızda, lise hayatımızda girdiğimiz yazılı sınavlar biliyorsunuz. İşte o sınavlardan bazılarını biz merkezi yapıyoruz, yoksa SBS gibi, seviye belirleme sınavı gibi yılsonunda tek bir sınavda pek çok dersten, tek bir oturumda ve telafisi olmayan bir sınav yapmıyoruz. Bu sınavlar normal yazılı sınavlardır çocuklarımız bu sınavlarda kendi sınıflarında, kendi sıralarında normal yazılılarına giriyorlar. Diğer yazılı sınavlardan farkı, sorularını biz merkezden gönderiyoruz, cevapları da merkezde değerlendiriyoruz. Yani o yüzden ben özellikle velilerimizin ve medyamızın sanki çok istisnai bir sınav yapılıyormuş gibi, çocuklarımızı da strese sokan, gerilime sokan, aileleri de strese sokan bir yaklaşım sergilemesini doğru bulmuyorum. Bunlar normal hayatın akışı içerisinde, okul düzeni içerisinde yapılan, telafisi de olan sınavlarımız. Nitekim, bugün yapılan sınavlarda da işte Antalya Akseki’de kar yağışı sebebiyle, Karaman’da birkaç ilçelerimizde, bazı ilçelerimizde yapılamadı, çocuklar okula gidemediler, dolayısıyla telafi sınavına girecekler yani bunlar normal yazılı sınavlar.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Peki, veliler açısından siz söylediniz ya Hocam bir veli refleksi var, birde veli tecrübesi diyelim buna yani bunca yılın biriktirdiği bir tecrübe. Şimdi herkesin çocuğu giriyor ama, kuşaktan kuşağa aktarılan bir şey gibi adeta bu. O gerginliği atmaları biraz zaman mı alacak yani?
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Bir defa sınavın mahiyeti hakkında doğru bilgilenirlerse bu strest biraz azalır. Bu sınavlar dediğim gibi telafisi olmayan, SBS gibi tek bir oturumda bütün çocuğun ortaöğretim hayatını belirleyen sınavlar değil, normal yazılı sınavlar, kendi sınıflarında yapılıyor. Bir başka özelliği de bu sınavların her ders için ayrı bir oturum yapılıyor. Daha önce SBS sınavında biliyorsunuz hepsi bir arada yapılıyordu, tek bir oturumda yapılıyordu şimdi öyle değil. Dolayısıyla, geçen yıl ki tecrübelerimizden biliyoruz öğrencilerimizde, öğretmenlerimizde, velilerimizde aslında neticeden memnunlar. Bizim daha sonra yaptığımız çalışmalar, anket çalışmaları ve çalıştaylar gösteriyor ki velilerimiz bu düzenlemeden memnunlar.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Yani ilk algı şöyleydi sanki Hocam: Bir kere geriliyorduk, şimdi defalarca gerileceğiz diye herkeste öyle bir endişe vardı.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Öyle bir algı oluşturulmaya çalışıldı biraz onda son günlerde, son bir yıl içerisinde yaşadığımız başka konuların eğitime yansımasının da etkisi var, eğitim üzerinden farklı bir algı operasyonu da yürütülmeye çalışılıyor o yüzden sanki bu sınavlar ölüm kalım sınavı hayır, öyle bir şey değil bunlar normal sınavlar, yazılı sınavlar. Daha öncede çocuklarımız başka derslerden, yine aynı bu derslerden birinci yazılılarına da girdiler. Dolayısıyla, burada telaş edecek, bunu dramatik bir havaya sokacak söylemlerden hepimizin kaçınması lazım. O yüzden biz mesela velilerimize geçen yılda söyledik, bu yılda söylüyoruz öyle sanki çok hayati çocukların bütün eğitim kaderini belirleyecek bir sınava giriyormuş gibi okula gitmeyin çocuklar, o gün olağanüstü şeyler yapmayın, sürekli sınav sınav diye çocukları bunaltmayın ve çocuklarınızı başka çocuklarla kıyaslamayın. Bırakın çocuklar biraz da çocukluklarını yaşasınlar onun için yaptık zaten bu işi yani bu sınavları, yazılı sınavları merkezi yapmamızın sebebi çocuklar hem birtakım paralel eğitim kurumları üzerinden sıkıntıya girmesinler, velilerimiz maddi külfetlere katlanmak zorunda kalmasınlar. Çocuklar sınıfta, okulda sınıflarında gördükleri derslerden normal yazılılarına girsinler, şimdi normal yazılılarına giriyorlar bunlar normal yazılı sınavlar. Özelliği olan böyle bu kadar abartılacak sınavlar değil. O bakımdan hem çocuklarımızın, hem velilerimizin rahat olmalarını, velilerimizin de çocuklarımızı sınav sınav diye çok fazla bunaltmamalarını, germemelerini. Medyamızın da bu konuyu böyle medyayı anlıyorum şimdi onlara böyle dramatik gerilimler lazım, yani medyanın tabiatında var.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Mesela sınav günleri bizim için öyledir.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Tabi sınav günlerinde bu kadar geniş bir kitleyi ilgilendiren bir konuya duyarsız kalamazsınız, onun için olabildiğince bu konuyu böyle birazda abartarak vermek istemesini medyanın anlıyorum, ama abartacak bir şey yok, bunlar normal yazılı sınavlar.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Şimdi çok zor bir adım attınız ÖSYM’nin mesela bu konuda çalışmaları var, onlarda mesela sınavlarını yaparken 2 milyon insan aynı anda sınava giriyor, işte biz böyle avcı gibi kenarda bekliyoruz acaba küçük bir şey olur mu vesaire gibi. Sistem geliştirilecek mi Hocam, yoksa bu modeli oturtmaya mı çalışacağız yani başka şeyler var mı veliler bunları da merak ediyor Hocam?
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Aslında bu temel öğretimden, ortaöğretime geçişte sadece bu sınavlar değil, geçmiş yıllardaki çocuklarımızın başarı durumları, diğer derslerden aldıkları notlar, onların hepsinin bir bileşiminden oluşan bir yerleştirme programı oluşuyor dolayısıyla, bu sınavlardan alınan notların telafisi de mümkündür, ikinci dönemde de yine yapıyoruz, başka yazılılarda yapıyoruz. Onun için bize göre sistem oturdu, yaptığımız çalışmalar gösteriyor ki, birkaç faydası oldu bu işin. Bir müfredat öne çıktı, yani sene içerisinde öğretmenlerimize sınıfta anlattıkları konular öne çıktı. Geçmişte SBS türü tek bir sınav olduğu zaman zaman şu oluyordu: Sadece o sınava hazırlanmak dersler ihmal ediliyordu. Sınıf içerisinde pek çok konu nasıl olsa dershanede işlenecek bunlar diye biraz yüzeysel geçiliyordu.
 
NASUHİ GÜNGÖR: İster istemez de iki farklı müfredat gibi adeta.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Adeta iki farklı müfredat dediğiniz çok doğru iki farklı müfredat uygulanıyor gibiydi, şimdi öyle değil. Şimdi çocuklarımızda, öğretmenlerimizde biliyorlar ki, sınıfta öğrendiklerinden sınava giriyorlar diğer yazılılarda olduğu gibi. O yüzden bugüne kadar okul açıldıktan bugüne kadar okutulan derslerden bu sınav yapıldığı için öğretmenlerimizde bugüne kadar ki müfredat konularını yetiştirmek zorunda kalıyorlar. Onun için müfredatlar ciddiye alınmaya başlandı, her derstte işlenmesi gereken konular zamanında, gereğince işleniyor çünkü öğretmen neticede bu sınavlardan alınan notlar yani öğrencilerimizin genel başarısı, aynı zamanda öğretmenlerimizin de başarısı. Bir sınıfta herhangi bir dersten eğer notlar çok yüksek görünüyorsa bu aynı zamanda o sınıfta, o dersi veren öğretmenlerimizin başarısıdır. Tersi ise öğretmenlerimizin de o konuda biraz kendilerini gözden geçirmeleri gerekiyor demektir.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Şöyle bir şey de oluşuyor mu Hocam sanki söylediklerinizden onu anladım: Ülke çapında da bir müfredat açısından, Milli Eğitimin kendi müfredatı açısından bir birlik ve eş zamanlılık var.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Eş zamanlılık oluşuyor, bütün Türkiye genelinde aynı konular, aynı takvim doğrultusunda işleniyor ve ona göre bu yazılılar yapılıyor.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Yani eğitim diliyle söylersek, hep aynı ünitelerde gidiliyor zaman açısından.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Evet, aynı üniteler. O yüzden öğretmenlerimizde çocuklarını sınava kadar, sınav gününe kadar, bu yazılının yapılacağı güne kadar o üniteleri yetiştirmek için özel bir çaba gösteriyorlar. Geçmişte bu biraz değişebiliyordu yani.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Hatta ciddi olarak da kayabiliyordu.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Kayabiliyor.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Peki, yerleştirmelerle ilgili çok konuşuldu size hem siz, hem Bakanlık yetkilileri cevaplar verdiler ama orada yaşanan sorunlarla ilgili söylemek istedikleriniz var mı? İlk olmasının getirdiği sorunlar mıydı?
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Tabi ilk yapmış olmamızdan kaynaklanan bazı sorunlar vardı, ama bunlar çözüldü. Şimdi önce ne olduğunu çok kısa olarak özetlemekte fayda var. Geçen yıl 1 milyon 292 bin toplam ben onu hep yuvarlak söyledim 1 milyon 300 bin öğrencimiz ortaokulu bitirdi, liseye yerleşti. Nasıl yerleştiler? Çocuklarımızın önüne biz e-okul sistemi üzerinden seçim imkanı sunduk. Birinci tercih, 15 okulluk bir tercih yapıyorlar, yani çocuklar yerleştirme puanlarını biliyorlar ders yılı sonunda. Geçmiş yıllarda hangi okulun, hangi puana göre öğrenci aldığını da biliyorlar bu bilgileri doğrultusunda 15 okul tercih yapıyorlar burada herhangi bir sınırlama yok. Okul türü olarak da istedikleri okulu seçebiliyorlar coğrafi sınırlama da yok, Türkiye’nin herhangi bir yerinden istedikleri okulları tercih ediyorlar, böyle 15 okul tercih ediyorlar. Şimdi 1 milyon 300 bin, 1 milyon 292 bin öğrencimizin yaptığı bu 15 tercihlerde yerleşme durumuna baktığımızda 1 milyon 57 bin öğrencimiz bu ilk 15 tercihinden birine yerleşti.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Yani yüzde 90’nın üzerinde bir rakam neredeyse.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Yüzde 90’nın üzerinde, 15 tercihinden birine yerleşti. Daha da anlamlı ve güzel olan bu 1 milyon 57 bin öğrencimizin yarısından fazlası 550 bini ilk üç tercihinden birine yerleşti. Yani çocuk 15 okul tercih etmiş, bunların 550 bini ilk üç tercihinden birine yerleşti bu olağanüstü bir başarıdır 550 bin öğrenci. Peki, çocuklar istemedikleri okullara gönderildiler, uzak yerlere gönderildiler filan bunlar nereden çıktı? Başka okullara yönlendirildiler iddiaları nereden çıkıyor? Şimdi sistem şöyle işliyor: Dediğim gibi 15 okul tercihi yapıyor çocuk, sonra da çocuklarımıza ikinci bir seçenek sunuyoruz diyoruz ki, B şıkkı siz bu 15 okulunuzdan herhangi birine yerleşemezsiniz, puanınız bunlardan birine yerleşmeye yetmezse o zaman bakın bizim 6 akıl türümüz var, toplamda 6 okul türümüz var. Anadolu liseleri, fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, Anadolu meslek liseleri, Anadolu imam hatip liseleri, çok programlı liseler altı tane okul türümüz var. B seçeneğinde çocuklarımıza diyoruz ki, siz 15 okul tercihinden birine yerleşemediğiniz takdirde şu 6 okul türünden 4 tanesini işaretleyin, siz işaretleyin, dört tane okul türünü seçin. Biz sizin puanınıza bakacağız, eğer 15 okul türünden birine yerleşemediyseniz önce kendi ilçenizde, sonrada yine sizin tercih edeceğiniz iki komşu ilçede bu seçtiğiniz okul türlerinden hangisine puanınız yetiyorsa sizi onlara otomatik olarak yerleştireceğiz.
 
NASUHİ GÜNGÖR : Bu esasında coğrafi anlamda kaderinizi orada belirliyoruz yani, yani sürpriz bir şey yok.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Şimdi peki, bu uzağa yerleştirildi meselesi nereden çıkıyor? O da bu seneye mahsus bir özel uygulamadan kaynaklanan bir problem o da şuydu: Dediğim gibi biz çocuklarımıza 1 milyon 292 bin çocuğumuza demişiz ki, siz 15 okul tercihi yapın, fakat özel okula gidecek çocuklarımızla, açık liseye gidecek çocuklarımızda bu sisteme girmeyebiliyorlar. Ben nasıl olsa özel bir okulu bitirdim, özel ortaokulu bitirdim aynı özel kurumun lisesine devam edeceğim diye düşünen öğrencilerimiz, yaklaşık 312 bin civarında öğrencimiz sisteme hiç girmedi. Yani ne 15 okul tercihi yaptı, ne 6 okul türünden birini seçti. Şimdi normal şartlarda bizim onlara hiç karışmamamız, onları kendi haline bırakıp hangi özel okula gitmek istiyorlarsa oralara kayıtlarını kendilerinin takip etmesini sağlamamız beklenirdi. Başlangıçta ilk simülasyonlarımızı yaptığımız zamanda böyle bir seçeneği sisteme koymuştuk, orada bir buton daha olacaktı ve öğrenci o butonu işaretlediği zaman şunu demiş oluyordu: Ben herhangi bir devlet okuluna yerleşmek istemiyorum, ben özel okula gideceğim veya açık liseye gideceğim dolayısıyla, tercih yapmak istemiyorum. Bu buton kalsaydı o zaman o öğrencileri hiç karıştırmayacaktık, otomatik yerleştirmeye almayacaktık. Peki, niye aldık otomatik yerleştirmeye? Çünkü bu sene ilk defa özel okula gidecek devlet okulundan özel okula gidecek öğrencilere teşvik veriyoruz. Liseye gidecek öğrencilerimize, özel okula gidecek, özel liseye gidecek öğrencilerimize eğer şartları tutuyorsa, ailenin gelir durumu, başarı durumu vesaire birtakım kriterler var o kriterlere uyuyorsa o öğrencimize biz 3500 lira destek veriyoruz özel okula gitmesi için. Ama dediğim gibi yasa gereği oraya gidebilmesi için, bu teşvikten yararlanabilmesi için bir devlet okuluna kayıtlı görünmesi lazım. Onun için biz bu hiç müracaat etmemiz öğrencilerimizi de sistemde otomatik olarak bir yerlere yerleştirdik kendi yerleşim bölgelerine göre. Sadece özel okula gitmek istediği için sisteme girmemiş öğrenciler olduğu gibi, birde tarım işçileri onların çocukları var. Onlar yaz tatilinde çalıştıkları için belki sisteme girememiş olabilirler diye de onları otomatik olarak yerleştirdik. Dolayısıyla, bunların içinden çok kendileriyle ilgili olmayan yerlere veya okul türlerine yerleştirilenler olabilir. Ama bu hemen kayıtlarını alabilecekleri şekilde yapılmış bir düzenleme.
 
SUNUCU- Peki, önümüzdeki yıl bu bölümü isterseniz kapatalım Hocam, bununla ilgili farklılıklar var mı mesela?
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Tabi önümüzdeki yıl artık herkes biliyor ki, özel okula gidecekse orada bir tercih seçeneği var onu işaretlediği zaman biz onu sistemde herhangi bir yere yerleştirmeyiz. Şimdi çocuklar istemedikleri halde özellikle zorla imam hatip okullarına gönderildiler diye bir dezenformasyon uygulandı. Bakın bizim 15 okul tercihi içerisinde imam hatip okulu olan çocuklarımızdan yani bir imam hatip okuluna gitmek isteyen çocuklarımız 94 bin çocuğun 54 binini biz bir imam hatip okuluna yerleştirmişiz, yani kendisi bizzat imam hatibe gitmek istediği halde gidemeyen binlerce öğrenci varken, gitmek istemeyen öğrencileri niye imam hatibe yerleştirelim?
 
NASUHİ GÜNGÖR: Ancak yarısını aşağı yukarı kaba bir şeyle bu kadar söyleyebiliriz rakamı.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Yani. Şimdi peki ama buna rağmen imam hatibe gönderilen ve bundan şikayetçi olan çocuklar olmadı mı? Bunların sayısı 392 gelen otomatik yerleştirme içerisinden. Bunlardan bir normal imam hatip okuluna yerleştirilenlerin sayısı da 45. Onlarda zaten istemiyorlarsa hemen sisteme girip hangi okul türüne yakın, kendilerine yakın puanlarının uygun olduğu hangi okul türüne geçmek istiyorlarsa oraya kayıtlarını aldılar.
 
NASUHİ GÜNGÖR: 1 milyon 292 bin yanlış not etmediysem sayısı içinde aslında çokta kayda değer bir rakam değil.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Çok küçük bir sayı evet.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Şimdi konuşmanızın arasında bütün bunları anlatırken bir ifadeniz oldu hani paralel, ben siyasi tartışmaların ötesinde işte devasa bir sektör, dershane, eğitim sistemi sorunlar orada neredeyiz Hocam ve neredeyiz ve nereye gidiyoruz?
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Dershanelerin dönüşümüyle ilgili programımız güzel işliyor. Pek çok dershane işletmecimiz özel okula dönüşmek için müracaatlarını yapmaya başladılar. Sanıyorum 700’e geçti son şey ama biz onları fazlara bölmüştük zaten birinci fazda dönüşebilecekler, ikinci fazda dönüşebilecekler diye. Biliyorsunuz yasa 1 Eylül 2015 tarihinden itibaren dershane adı altında faaliyet göstermeyi kaldırıyor. Dolayısıyla, 1 Eylül 2015’e kadar faaliyet göstermekte olan dershaneler kendilerine verilen teşvikler, sağlanan kolaylıklar doğrultusunda ya anaokulu olacaklar, ya özel ilkokul olacaklar, ya özel ortaokul olacaklar, ya özel lise olacaklar veya başka bir kurs türüne sürücü kursu da olabilir, yabancı dil kursu da olabilir, KPSS’ye hazırlık kursu da olabilir ama bir üst kurumuna, bir üst eğitim kurumu sınavına hazırlık yapmak üzere dershanecilik yapmayı yasa engelliyor.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Şöyle bir ağırdan alma var mı Hocam sizin tarafınızda değil de, sektör tarafında: Yani siyaset böyle şeyler söyler, kararlar alırda sonra bir gün gelir bu işler değişir, gevşer biraz bekleyelim hani gibi çünkü çok büyük bir sektör karşımızda yani.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Olabilir bu tür beklentiler içerisinde olanlarda olabilir, ama süreç işliyor ve süreçte herhangi bir sapma yok, olması da düşünülmüyor. Dolayısıyla, ben bu sürecin, dönüşüm sürecinin giderek hızlanacağını ümit ediyorum, bekliyorum, göstergelerde onu söylüyor zaten.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Peki, takviye kursları bu sene ilk kez ücretsiz olarak verildi, oradaki durum ne, merak edilen şeyler var, kurslara giden öğretmenler için ödenecek ek ders ücreti artırılacak tartışmaları var.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Evet, şimdi takviye kurslarıyla ilgili son durumu kısaca rakamlarla size özetleyeyim. Şimdi biz dershanelerin dönüşümüne paralel olarak dedik ki, Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanken müteaddit vesilelerle bunu kamuoyuna deklare etti. Dershaneler dönüştükten sonra, dershanelerin dönüşümüyle birlikte her şeye rağmen okul dışında bir takviyeye ihtiyaç olan öğrencilerimiz içinde biz okullarımızda ücretsiz, takviye kursları açacağız. Bunun gereği olarak biz hazırlıklarımızı yaptık ve zaten vardı bu takviye kursları ama çok yaygın değildi. Geçmişte Nasuhi Bey, dershane sektörünün baskıları neticesinde Milli Eğitim Bakanlığında okullarda takviye kursu açılması yasaklanmış biliyor musunuz? Yani şimdi biz onu da kaldırdık ve okullarımızda ücretsiz, hafta sonlarında isteyen öğrencilerimize takviye kursları vermeye başladık. Şu anda 17666 okulda 2 milyon 547 bin 902 öğrencimiz takviye kursları alıyor. Ve bu kurslarda 104 bin 799 öğretmenimiz görev yapıyor. Ben önce bu 104 bin 799 öğretmenimize teşekkür ediyorum. Gerçekten teşekkür ediyorum çünkü, bu öğretmenlerimiz çok düşük bir ücret karşılığında kurslara gidiyorlar, yani burada söylemeye bile zorlandığım bir ücret alıyorlar. Saati 10 lira değil düşünün, yani öğretmenin evinden okula gelmek için dolmuşa vereceği parayı bile biz karşılamakta zorlanıyoruz.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Ki bu da hafta sonu birde.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Hafta sonunda. Buna rağmen 104 bin öğretmenimiz bu kurslara geliyor ben hepsine ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. Bunu arttıracağız yani bu rakamı hani çok artıramayacağız, ama hiç olmazsa iki katına çıkaralım diye Başbakanımızla da, Maliye Bakanımızla da görüştük. Başbakanımız da zaten Öğretmenler Günü konuşmasında bunu söyledi biliyorsunuz. Bu kurslarda yalnız velilerimizden şunu rica ediyorum: Çocuklarınıza böyle hafta sonunda bütün derslerin takviye kursuna göndereceğiz diye sıkıştırmasınlar.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Dershanelerden oluşan öyle bir beklenti var ama o gitti yerine neyi koyacağız.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Yani çocuk hafta sonunda bütün hafta sonunu dershanede geçiriyordu, biz bunu hep doğru bulmadığımızı müteaddit defalar söyledik yani bırakın çocuklar biraz daha hafta sonunda çocukluklarını yaşasınlar spor yapıyorlarsa spora, işte aileleriyle olsunlar filan. Dolayısıyla, bir kurs açıyoruz, gelsinler en çok ihtiyaç duydukları derslerde, zorlandıklarını düşündükleri derslerde bu takviye kurslarına gelsinler, ama çocuğu da bütün hafta sonunu bütün derslerden kursa göndermek için baskı yapmasınlar.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Peki, birkaç konu hemen hemen hızlı hızlı…
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Biraz önceki bu dershane dönüşümüyle ilgili olarak verdiğim rakamı şimdi arkadaşlar son rakamı verdiler 3579 dershaneden, 808’i dönüşüm için başvurmuş, yani şu anda yüzde 22,5’u şey yapmışlar.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Aslında ilk aldığında da çok düşük bir oran değil çünkü gerçekten…
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Yok yok çok bu ilk fazda beklemediğimiz bir rakam çünkü, dediğiniz faktör vardı. Yani bakalım ne olacak, yeni teşvik çıkar mı, belki bir değişiklik olur gibi biraz beklemede olanlar olacağını tahmin ediyorduk bu rakam iyi bir rakam.
 
NASUHİ GÜNGÖR: İyi bir rakam, umarım devamı da iyi olur.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: İnşallah…
 
NASUHİ GÜNGÖR: Hocam iki çalışmanız var önümüzdeki dönem 28-30 Kasım tarihinde ilk kez düzenleyeceğiniz bir eğitim kongresi var. Bir de 2-6 Aralık arısında 19. Eğitim Şûrası var. Biraz hızlı hızlı onları alalım sizden gündemlerini.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Evet, bu eğitim kongresi bizim Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğümüz tarafından özellikle özel eğitim kurumlarını da içine alacak bir biçimde, yani biz eğitimde ne yapıyoruz, bugüne kadar hangi eğitim felsefeleri pratiğe geçirilmek istendi, neler yapıldı Cumhuriyet’in kuruluşundan beri, hatta daha öncesinden. Bu konuyla ilgili pek çok bilim adamı, düşünür, eğitici, eğitim uzmanı Antalya’daki bir toplantıya katılıp genel bir durum değerlendirmesi yapıyorlar. Asıl önemli olan, bu da önemli ama asıl uygulamaya yasa gereği de uygulamaya yansıması gereken şûra kararları ve şûrayı da biz 2 Aralık tarihinde Antalya’da topluyoruz. Bu şûraya bütün eski Milli Eğitim bakanlarımız, Milli Eğitim müsteşarlarımız, Bakanlığımızın üst düzey bürokrasisi, eğitimle ilgili sivil toplum kuruluşları, eğitim sendikaları, öğretmenlerimiz, öğrencilerimizden tesadüfi örnekleme yoluyla seçilmiş öğretmen, öğrenci ve veliler yani eğitimle ilgili bütün paydaşlar bu şûraya katılıyorlar, şûranın yasal şeyi de bu zaten, öngörüsü de bu. Ve bu şûrada eğitim sorunları tartışılıyor, kararlar da daha sonra Bakanlık tarafından Bakanlığa tavsiye kararları olarak iletiliyor ve Bakanlıkta onlardan uygun olanlarını hayata geçiriyor. Şimdi bu 2 Aralık’ta yapacağımız 2 Aralık’ta başlayacak, ama bir hafta boyunca sürecek. 19. Milli Eğitim Şûrası’nda dört temel konuyu tartışacağız.
 
NASUHİ GÜNGÖR: 4 başlığımız var.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Evet, 4 temel konumuz var. Bir tanesi, öğretmenlerle ilgili olan, öğretmen niteliğinin arttırılması. İkincisi, yine onunla bağlantılı eğitim yöneticilerinin niteliğinin arttırılması, yani okul müdürü, müdür yardımcısı, ilçe müdürü, şube müdürü, il müdürü, bütün eğitim yöneticilerinin niteliğinin arttırılması için neler yapılması gerektiğini konuşacağız. Üçüncüsü, ders çizelgeleri, yani müfredat, ders programları, ders çizelgeleri müfredatın bugüne kadarki durumu, bugünkü durumu ve bundan sonra müfredatla ilgili yapılması gerekenler. Dördüncü konu da, okul güvenliği.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Bu çok dikkatimi çekti Hocam, bunu birazcık konuşalım okul güvenliği.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Okul güvenliğini iki boyutta bir, fiziki mekân güvenliği bir defa biliyorsunuz çok üzücü, çok dramatik şeylerde yaşadık. Dolayısıyla, okullarımızı özellikle anaokullarımızı, ilkokullarımızı, çocuklarımız için güvenli hale getirmemiz gerekiyor, getirmek için çalışıyoruz, ama daha fazla ne yapılabilir, ne yapmamız gerekir, eksikliğimiz nedir, bu eksiklikleri gidermek için neler yapmamız gerekir? Bir defa bunları konuşacağız. Ama sadece fiziki güvenlik sorunları da değil, aynı zamanda şimdi yine 28-29 Kasım’da toplanacak Başbakanımızın Başkanlığında toplanacak olan Uyuşturucuyla Mücadele Şûrası var biliyorsunuz.
 
SUNUCU- Yani oraya katılacak bakanlıklardan biride sizin Bakanlığınız.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Evet, bu uyuşturucuyla mücadele konusunda bakanlıklar arası bir koordinasyon kurulu kurulmuştu. Sayın Başbakan Yardımcımız Bülent Arınç’ın Başkanlığında Sağlık Bakanı, Milli Eğitim Bakanı, Aile ve Sosyal Politikalar bakanı, Gençlik ve Spor Bakanı, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı gibi bir şekilde uyuşturucuyla mücadele konusunda katkıda bulunabilecek, sorumluluk üstlenmesi gereken bütün bakanlıklarımız bu koordinasyon kurulunun üyesi. Dolayısıyla, bu daha önce bunun ön hazırlık çalışmaları yapıldı, okullar açılırken zaten bununla ilgili tedbirler peyderpey hayata geçirilmeye başlandı. O nedenle İçişleri Bakanlığımıza bir kere daha ve bütün emniyet teşkilatımıza, jandarmamıza çok teşekkür ediyoruz. Okullar açıldığı günden itibaren okullarımızın çevresinde çok yoğun güvenlik tedbirleri alındı, alınıyor, sürdürülüyor. Narkotiğim adı altında özellikle çocuklarımızı hedef alan uyuşturucularla, uyuşturucu şebekeleriyle mücadele için çok ciddi tedbirler alındı, okul çevresi kavramı geliştirildi. Şimdi bu şûrada Başbakanımızın Başkanlığında gerçekleştirilecek bu şûrada yapılan çalışmalar gözden geçirilecek, daha fazla ne yapılması gerektiği konuşulacak. O bakımdan o da önemli bir şûra.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Hocam son 5-6 dakikaya giriyoruz. Şimdi şöyle düşünüyorum siz Milli Eğitim Bakanı olduğunuzdan bu yana: Akşamları çok geç saatlerde eve gidiyorsunuzdur muhtemelen muazzam bir trafiğiniz, muazzam bir yoğunluğunuz var. Şimdi bu ders kitapları, çocuklarımıza neler okuttuğumuz oralardaki her cümle şimdi çok da öyle dışarıda bilindiği gibi bunlar çok tesadüfen hadi şu ders kitabımız olsun diye oluşmuyor, bunların bir sürü süreci var, bir sürü alandan damıtılarak geliyor, ama o kitapları elinize alıp böyle ya biz bu çocuklara ne okutuyoruz, işte üçüncü sınıfta ne görüyorlar, dörtte ne görüyorlar? Acaba hani düşünmelerinin önündeki engellere dair o eski bizim kendi eğitim sistemimizde var olan o görünmeyen yasaklar oralarda hala var mı, bunlara bakabiliyor musunuz, bunları neler düşünüyorsunuz?
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Tabi zaten işte şûradaki dört temel konudan bir tanesinin müfredat konusu olması bu yüzden. Şimdi kitaplarımızdan memnun muyuz veya ders çizelgelerimizden memnun muyuz? Hayır, değiliz. Pek çok değişiklik yapıldı, benden önceki bakan arkadaşlarım sağ olsunlar bu konuda epey bir mesafe almışlardı, ama yapılacak daha çok şey vardı, hala var, biz de yaptık, ama bizden daha sonra da yapılması gereken şeyler var. Şu kadarını söyleyeyim: Mesela, ben Ömer Dinçer Hocadan görevi devraldıktan sonra birinci hafta ilk basın toplantım biyoloji, İngilizce kitaplarında yapılmış olan programlarında, yapılmış olan değişiklikleri tanıtım toplantısıydı, yani Ömer Hoca zamanında yapılmış çalışmalar vardı, sunumu bana kalmıştı. Dolayısıyla, bizden önce de bunu şunun için özellikle vurguluyorum, bir de şöyle bir şehir efsanesi türetilmek isteniyor: Efendim, AK Parti döneminde en çok Milli Eğitim Bakanları değişti dolayısıyla, eğitim yaz-boz tahtasına döndü. Hayır.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Öyle mi peki?
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Böyle bir algı oluşturulmak isteniyor, ama işin doğrusu şu: Şimdi bakın, ben daha önce bundan 25 sene önce Hasan Celal Bey zamanında Milli Eğitim Bakanlığı’nda onun Müşaviri olarak çalıştım, o zaman da öyle şeyler konuşuluyordu. Bir hesap yapmıştım ben o zaman Hasan Bey’e gelinceye kadar Hasan Celal Bey’e gelinceye kadar Milli Eğitim Bakanlarının ortalama bakanlık süresi 11 aydı, 11 ay.
 
NASUHİ GÜNGÖR : Hükümetlerinde aşağı yukarı çok sayıda ama o daha da...
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Üstelik rahmetli Hasan Ali Yücel’le, rahmetlik Tevfik İleri ki iki sene uzun yıllar bakanlık yapmış isimler, onları çıkardığınız zaman ortalama 9 aya düşüyordu 9 ay. Üstelik bu 9 aylık değişiklikler de genellikle Hükümet değişikliği de anlamına da geliyor, yani sadece bakan değil, hükümet de değiştiği için bakan değişmiş.
Şimdi bizim dönemimize bakalım. 5 tane bakan değişti deniyor. Bir; Erkan Mumcu 3,5 ay Bakanlık yaptı, yani aslında Bakanlık yapmadı, Milli Eğitim Bakanlığı yapmadı. Kültür Bakanlığı’na geçti, Kültür Bakanlığındaki Hüseyin Çelik Bey de Milli Eğitim Bakanlığına, bir değişiklik, becayiş gibi oldu. Dolayısıyla Erkan Beyi bir defa saymayalım, çünkü Erkan Bey daha Bakanlığı tanımak brifinglerini alırken değişti.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Orada Başbakan değişikliği oldu zaten efendim.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI:  Evet. İki; Hüseyin Bey uzun bir süre, 6 yıla yakın, yanlış hatırlamıyorsam 6 küsur yıl, 6 yıl Bakanlık yaptı. Nimet Hanım daha sonra gelen 2 yıl Bakanlık yaptı. Ömer Hoca, Ömer Dinçer Bey 18 ay zannediyorum, 2 yıla yakın. Bakın benim ikinci yılım doluyor.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Hepsi ortalamanın üzerinde.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Üstelik Türkiye Cumhuriyeti tarihinin Milli Eğitim bakanlarının hepsinden daha uzun süre bizim bakanlarımız görev yaptı; bir.
İki; aynı Partinin, aynı Hükümetin bakanları onlar. Yani bir bakan değiştiği zaman doğrultu değişmedi. Parti programında, Hükümet programında, şûra kararlarında bir bakan arkadaşımız hangi işlevi başlatmışsa bir sonra ki de onu devam ettirdi, ben de öyle yapıyorum.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Ama üslupta, yaklaşımda değişiklikler olabilir Hocam.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Canım, her yiğidin bir yoğurt yiyiş tarzı vardır, tabii üsluplar değişir. Ama netice itibariyle işte dediğim gibi yani öğretmen meselesini konuşacağız diyoruz şûrada, bakın bununla ilgili öğretmen istihdam öngörüleri projesini Nimet Hanım başlatmış. Efendim, biz bu sene dediğim gibi özel okullara gidecek öğrencilere teşvik verdik, veriyoruz, bunu Hüseyin Bey öngördü daha önce. Hatırlayın, Hüseyin Çelik Beyin Bakanlığı zamanında dendi ki özel okulların boş kontenjanları var, atıl kapasiteleri var, devlet buralara burslu öğrenci göndersin ki hem onların atıl kapasiteleri değerlendirilmiş olsun, hem de imkânı olmayan başarılı çocuklarımız özel okul imkânlarından da yararlansın. Ne oldu? O zamanki Sayın Cumhurbaşkanı bunu belli bir kitlenin okullarına özellikle öğrenci yönlendirmek için yapılan irticai bir faaliyet olacağı gerekçesiyle reddetti. Şimdi biz Hüseyin Çelik Beyin 6-7 sene önce yapamadığı, yani engellendiği güzel bir çalışmayı, başlattığı ama engeller nedeniyle sürdüremediği bir çalışmayı bu sene hayata geçirmiş olduk; işte bu bir süreklilik. Dolayısıyla buradaki bakan değişiklikleri, aynı zamanda politika değişiklikleri vesair anlamına gelmiyor. Şimdi en çok örnek verilen, efendim işte zaten SBS şu kadar değişti filan. Bunların her birinin kendine göre artıları vardı, eksikleri vardı. Eğitim çok dinamik bir süreç, bundan sonra da pek çok değişiklikler olacak. Eğitim teknolojileri değişiyor, yani bundan 10 sene önce etkileşimli tahta diye bir şey yoktu, şimdi var. Tablet bilgisayar diye bir şey yoktu, şimdi var, yarın başka şeyler olacak. Dolayısıyla hem gelişen teknolojilere, hem eğitim-öğretim teorilerindeki uygulamalarındaki değişikliklere paralel olarak burada da birtakım değişiklikler tabi olacak.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Benim şöyleydi bir-iki dakika zihnimdeki hayalim, ben öyle olduğunu da düşünüyorum yine bir taraftan da; böyle hani okul kitapları filan hazırlanırken siz bir taraftan böyle ya şu da güneş ülkesinden küçük bir metin arkadaşlar, buradan da üç cümle burada olsun diyorsunuz gibi böyle…
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Şimdi şöyle, kitaplarımızı biz şöyle hazırlıyoruz: Panel sistemi, mesela bu da Ömer Dinçer Beyin geliştirdiği çok da güzel bir sistem. Daha önce yayıncılar Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu’na kitaplarını hazırlayıp getiriyorlar, orası karar veriyordu. Burada birtakım sıkıntılar, yanlış uygulamalar olduğu görülüyordu, biliniyordu, konuşuluyordu. Ömer Bey o zaman bunu daha demokratik ve pedagojik bir hale getirmek için bir panel sistemi geliştirmiş. Öğretmenlerimizin içerisinden belli kriterleri, şu kadar süre öğretmenlik yapan, aynı alanda şu kadar konuyu öğretmiş olan öğretmenlerimizin arasından tesadüfi örneklemeyle temsilciler seçiliyor. Bunlar online bilgisayar üzerinden kimse kimseyi tanımıyor, hangi öğretmen hangi kitabı değerlendiriyor bilmiyor. Bir kitap Talim Terbiye Kurulu’na önerildiği zaman, Talim Terbiye Kurulu bunu panel sistemindeki öğretmen editörlere diyelim, inceleyicilere, panelistlere sanal ortamda aktarıyor. Onlar okumalarını yapıyorlar, değerlendirmelerini yapıyorlar. Kimin kitabını okuduklarını bilmiyorlar, kim kimin kitabını okuyor bilmiyor. Kimin kitabını kim okuyor onu da bilmiyorlar. Dolayısıyla yani karşılıklı bir çıkar ilişkisi oluşturacak bir ortam oluşmuyor.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Çok güzel bir katkıları oluşan bir süreç.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Çok güzel. Dolayısıyla öğretmenlerimiz sonra bu raporlar bir araya geliyor, sonra Talim Terbiye Kurulu o öğretmenlerimizden seçtiği grubu, çalışma grubunu çağırıyor, bir de komisyon halinde çağırıyorlar. Kitapla ilgili görüşlerini, eleştirilerini, varsa değişiklik önerilerini, her bakımdan ama, yani kitabın kapağından sayfa düzenine, kullandığı dile, resim-yazı dengesine, diline varıncaya kadar, tabii aynı zamanda o disiplinin gereklerine, matematikse matematik eğitimi açısından, matematik öğretimi açısından bunları gözden geçirip onaylıyorlar; kitaplarımız şimdi böyle seçiliyor. Buna rağmen çok iyi mi yapıyoruz? Hayır, daha almamız gereken mesafeler var. Kitaplarımızın fiziki görünümünde ve bilhassa ilkokullarımızda, ortaokullarımızda okutulan kitapların kalınlığı konusunda ciddi şikâyetler var. Bu sene kısmen ikiye bölerek yapabildik, yani aynı kitabı çocuk bütün bir yıl boyunca okuyacağı kitabı ilk günden taşımasın. Hiç olmazsa ikinci sömestre okuyacağı kısımlar ayrı basılsın demiştik. Bunu fasiküller halinde yapmamız lazım. Yani çocuk o hafta, o ay veya hangi üniteleri okuyacaksa o üniteleri içeren fasikülü yanında taşısın. Çünkü bazı kitaplar hakikaten çocukları zorlayacak kadar ciddi bir yük oluşturuyor çocuklarımıza.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Psikolojik olarak da rahatlama getirecek Hocam.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Şimdi mesela bunları bu kadar konuşuyoruz filan. Kendi kurumumuz olduğu için onlar alınganlık göstermezler, o yüzden onların üzerinden örnek vereyim. Mesela TÜBİTAK’a biz kitap hazırlattırıyoruz. TÜBİTAK bir matematik kitabı hazırlamış, başka hiçbir ders kitabını götürmese, sadece o kitabı götürmek bile çocuğa eziyet. Onları fasiküllendireceğiz.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Evet, daha kolay bir hale gelecek.
 
Hocam, son 1 dakikamız. Şu atamalar konusu niye hiç kimseyi memnun etmiyor? Sosyal medyaya baktığımızda zaten herkesi çok mutsuz görüyoruz, gerçekten öyle mi? Sayın Başbakan bir rakam verdi, onun üzerinde bir düzenleme olacak mı? Onunla tamamlayalım.
 
MİLLİ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI- Şimdi öğretmen atamalarıyla ilgili söylüyorsunuz. 
 
NASUHİ GÜNGÖR: Evet.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Öğretmen atamalarında herkesi memnun etmemiz mümkün değil. Çünkü çok sayıda kendisini öğretmen adayı olarak gören haklı olarak ya bu işin eğitimini görmüş, formasyonunu almış, dolayısıyla bir gün ben öğretmen olacağım diye hayaller kurmuş gençlerimiz var. Bunları çok iyi anlamamız lazım, anlıyoruz da. Ama beri yandan da bizim belli bir istihdam politikamız ve istihdam imkânımız var.
 
NASUHİ GÜNGÖR: İhtiyaçlarınız var, ne kadar, hangi alan.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Dolayısıyla şimdi branşlara baktığımız zaman bizim bazı branşlarda daha çok öğretmene ihtiyacımız var, bazı branşlarda da dolgunluk var. Mesela şimdi 15 bin öğretmen üzerinden konuşalım; bakın Türkiye genelinde şu anda en çok ihtiyacı olan 25 alan, birincisi İngilizce. Şimdi bizim kurum bazlı İngilizcede 18 bin 509 öğretmene ihtiyacımız var. Buna mukabil kurum bazlı 1736 da fazla öğretmenimiz var. Yani nasıl oluyor bu? Ankara’da bir okulda norm fazlası bir İngilizce öğretmenimiz var, buna karşılık Bilecik’teki bir okulda da İngilizce öğretmenimiz yok. Ama biz Ankara’daki öğretmenimizi re’sen alıp…
 
NASUHİ GÜNGÖR: Bilecik’e götüremiyoruz.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Bak Bilecik’te boşluk var, seni oraya gönderiyoruz diyemiyoruz. Belli hizmet puanları, şartlar-şurtlar. Onun için şimdi rotasyon filan dendiği zaman ayağa kalkıyor sendikalar özellikle, ama bunun da çözülmesi lazım. Bu mesela sınıf öğretmenliğinde çok görünür bir şey. Sınıf öğretmeni kurum bazlı ihtiyacımız 12 bin 804. Peki kurum bazlı fazlamız? 10 bin, 10 bin 531. Yani bir yandan 12 bin sınıf öğretmenine ihtiyacımız var, bir yandan da kendi konumunda norm fazlası olarak görülen 10 bin sınıf öğretmenimiz var. Şimdi o 10 bini alıp buradaki 12 bine monte edemiyorsunuz. Yani bugünkü yer değiştirme yönetmelikleri vesaire gereğiyle. Dolayısıyla en fazla İngilizce, özel eğitim, din kültürü, sınıf öğretmenliği, rehberlik, ilköğretim matematik, okul öncesi öğretmenlik, Türkçe, beden eğitimi, fen bilimleri, fen ve teknoloji, matematik, bunu karıştırmamak lazım, yani bir ilköğretim matematik var, bir de matematik var.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Matematik var, evet.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Bilişim teknolojileri, Türk dili ve edebiyatı, biyoloji, müzik, bunlar azala azala böyle gidiyor. En sonunda mesela 25 alandan Almancada şu anda kurum bazlı ihtiyacımız 1061, kurum bazlı fazlamız 157, demek ki net ihtiyacımız 904.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Çok soru geliyor Hocam, engelli öğretmen ataması var mı?
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Engelli öğretmen ataması yaptık. Engelli öğretmenlerimizin istedikleri 250’ydi, biz artan 400 öğretmenin de atamasını yaptık.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Peki rotasyonla ilgili bir takvim var mı? O kadar çok soru var ki arkadaşlar kulağıma söylüyorlar.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Rotasyon ilçe içi olarak öngörüyoruz. Daha sonra daha geniş kapsamlı rotasyon üzerine simülasyon çalışmalarımız devam ediyor. Ama şu anda öngördüğümüz uygulama ilçe içi rotasyonla ilgili.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Evet.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Bir de size gelmiş olabilir, çok soru geliyor o konularda tahmin ediyorum. Bu eş durumu atamaları, eş durumuna bağlı yer değiştirmelerde şu koşul aranıyor: Eşinin 3 yıllık bir yerde sigortalı olması. Yani bir öğretmenimiz bir ilden başka bir ile eş durumu tayin istediği zaman o ildeki eşinin en az 3 yıl sigortalı olarak çalışması koşulu aranıyor. Kim arıyor? Başbakanlık tarafından yayınlanan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme, Atama Usulleri Yönetmeliği gereği. Şimdi bizim bu konularda iki tane yasal çerçeve var. Bir; bu çerçeve yönetmelik dediğimiz Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Yönetmeliği, bu Bakanlar Kurulu kararıyla olan bir şey. Sonra biz de, her bakanlık kendisi de kendi yönetmeliklerini ona uyduruyor, çerçeve yönetmeliğine, ona aykırı bir işlem yapamaz.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Yapamıyor.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Şimdi orada bu 3 yıl koşulu var,  3 yıl sigortalı çalışma koşulu var. Eşinin en az 3 yıl sigortalı çalışmış olması halinde eş durumu ataması yapılabilir diyor çerçeve yönetmelik. Bizim öğretmenlerimiz de diyorlar ki; biz daha önceki yönetmeliğe göre atandığımız için bizi bu şeyden muaf tutun. Biz Bakanlık olarak kendi yönetmeliğimizde böyle bir değişiklik yapamayız şeye aykırı olacağı için üst yönetmeliğe.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Bir üst düzenleme var o konuyla ilgili.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Dolayısıyla o üst düzenlemede bunun yapılması lazım. Onunla ilgili olarak da Bakanlar Kurulunda biz gerekli girişimde bulunuyoruz. Yani bu konuda çalışıyoruz, ama şimdiden hani öyle olacak-böyle olacak deme şansım yok, bu Bakanlar Kurulu kararı gerektiren bir konu.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Sayın Nabi Avcı, Milli Eğitim Bakanı; efendim, çok teşekkür ederim. Öyle çok soru var ki arkadaşların söylediği, herhâlde bir 1-2 saat daha konuşsak onları bitirebilmek mümkün değil. Bu kadar yoğun tempo içinde çok çok teşekkür ediyoruz efendim, sağ olunuz, iyi çalışmalar diliyoruz.
 
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Ben çok teşekkür ediyorum, çok sağ olun.
 
NASUHİ GÜNGÖR: Efendim, TRT Haber ekranlarında Millî Eğitim Bakanımız Sayın Nabi Avcı’yı ağırladık. Çok sayıda kritik soruya cevap verdi. Ama çok sayıda soru da hep konuşulmayı bekliyor. Onlar için de umarım önümüzdeki dönemde güzel yayınlarda birlikte olmak umuduyla hepinize güzel bir gün diliyoruz.
Hoşça kalın.
banner182
Son Güncelleme: 27.11.2014 11:35
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
5 2 yıl önce

beşinci ve en önemli başlık unutulmuş öğretmenlerin özlük hakları