banner374
26 Kasım 2014 Çarşamba 13:29
Meğerse öğretmenleri ne çok seviyormuşuz!
 Öğretmenlerle ilgili araştırma sonuçları ortada. Mutsuz, yorgun ve borçlular. Enerji ve heyecanları tükenmenin eşiğinde. Yeni bir ışık, yeni bir umut arıyorlar ama nafile...
Lafın ötesine geçen yok. Canlarını en fazla sıkan ise abartılı söylemler. Bu ağdalı lafları ve tozlanmış demeçleri her 24 Kasım’da bir kez daha tekrarlayanlar, bu yaptıklarıyla, öğretmenleri üzmenin ötesine geçemediklerini ne zaman anlayacaklar, çok merak ediyorum...

Onları dinleyen yok
Eğitime yönelik temel kararların hiçbirinde öğretmenlerin görüşü alınmadı. Ne müfredata yönelik düzenlemelerde ne de sınavlara yönelik uygulamalarda “Siz ne düşünüyorsunuz” diye soran oldu. Özlük haklarıyla ilgili konular ya da FATİH Projesi gibi çok iddialı reformlarda da yine öğretmen yoktu. Oysa yaşamları altüst olan da, en zor projeleri hayata geçirecek olan da yine onlar. Ama MEB bunu bir türlü anlayamadı...
Niyedir bilinmez, son dönemde atanan bakan ve müsteşarların tümü eğitimin çok uzağında isimler. Koca camia bugüne kadar ne bakan çıkarabildi ne de müsteşar...
Siyasetin uzağında olmaları çok doğru ama bu siyaseti etkilememe anlamına da gelmemeli. Yoksa işte böyle mağdur olmaya devam ederler...

Bu sistem değişmelidir
Bir ülkeyle oynamak istiyorsanız, eğitim ve özellikle de öğretmen yetiştirme ve atama sistemiyle oynayın derler. Bizde yapılan da aynen o. Üstelik bunu yapanlar başkaları değil, bizzat kendimiziz. Bunda zaman zaman MEB’e danışmanlık yapan dış kaynaklı uzmanların katkısı var mı bilinmez ama sonuçları ortada...
Eğitim, özlük hakları, sınavlar ve öğretmen yetiştirme sistemiyle sürekli oynanıyor.
Öğretmen yetiştirme, seçme ve atama sistemi belki de son yüz yılın en berbatı...
Bu sınav sistemiyle isteyen, istemeyen herkes kolaylıkla eğitim fakültelerine girebilir ve hiçbir nosyon kazanmadan rahatlıkla mezun olabilir.
Atanma için gerekli olan KPSS ise tam bir deli saçması. Sekizinci, onuncu kez girenler var. Türkiye birincisi de olsanız atanmanız garanti değil. Daha da vahimi, branşınızla ilgili olmayan her türlü soruyla karşılaşabiliyorsunuz. Bu işten en kârlı çıkan ise hani o ille de kapanacak denilen dershaneler.
Öyle berbat bir sistem ki öğretmenlik için ölüp biten gençleri bile meslekten soğutuyor.
En garip olanı ise istisnasız herkesin karşı olduğu bu sistem yıllardır aynen devam ediyor!..

Milli Eğitim Şurası
Milli Eğitim’le ilgili temel kararlar, genelde, danışma niteliğindeki Milli Eğitim Şuraları’nda alınır. Ama son yıllarda o da çok farklı bir yapıya kavuştu. Örneğin son şuraya, son 35 yıldaki tüm şuralara katılan ben, hoşuna giden yazılar yazmadığım için dönemin bakanı tarafından çağrılmadım. Şu anda ismini bile hatırlayan yok. Üzüldüm mü? Hayır. Zaten kendileri çalıp, kendileri oynadılar. Yani önceden alınan kararlar şura onayından geçirildi. Böyle bir komedinin parçası olduğu için de o bakana kızmadım, tam aksine teşekkür ettim...
Şimdi yine ille de bir şura toplanacaksa tek maddeyle toplanmalı ve öğretmen yetiştirmeye ve onların atanmalarına odaklanmalıdır. Yoksa eğitimde çağı yakalamak mümkün olmaz...
Özetin özeti: Öğretmenler geleceğin mimarı ve eğitimin kaptanlarıdır. Yanlış rota ve yanlış kaptanla doğru limana varılmaz!..

Abbas GÜÇLÜ / Milliyet
banner182
Son Güncelleme: 26.11.2014 13:30
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
ADİİ 2 yıl önce

oley oley oley öğretmenim.

Avatar
Öğretmen 2 yıl önce

ağzına sağlık sayın güçlü.