banner374
   Tüm eğitim çalışanlarını selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum..


    Son günlerde Ülkemiz eğitim-öğretiminin sorunsallık dolu yumağında yeniden alt yapısı hazırlanmamış,yeterince tartışılmamış,sunulan önerilerinde yapay olarak değerlendirildiği,realiteden uzak yaklaşımlarla donatılmış ama içi öylesine doldurulmuş yeni bir ‘yap-boz’ oyunu kurgulanmaktadır.

           
  Nedir bunlar?diye kısaca bakacak olursak Eğitim Sistemimizin tamamen bir çöküntü çıkmazı içinde sorunlarla örüntülü olduğu gerçeğidir.Görünüre bakarsak Bilişim ve Teknoloji çağında  her şey modernize ediliyormuş gibi görünmekte işin ehli insanların işin başından tutmadığı,siyasi arenanın ülkemiz eğitim gerçeğinin reel koşullarını görmezlikten gelerek sadece bir şeyler değişiyor yada değişiyormuş görüntüsü yaptığı açıkça ortadadır.


Bu sorunların bazılarına  Bakanlıkça acil yanıt verilmesi zorunludur.

 

 

             1 -  8 Yıllık Zorunlu İlköğretim uygulaması da bir takım alt yapı eksiklikleri tamamlanmadan geçmiş ve hala yapısını oturtmamışken yeni bir eğitim sistemi 4+4+4 uygulaması düşünülmektedir.Okulların fiziki yapısı,donanımı,giderleri,bir takım çevresel  sorunları aşılmamışken bu uygulama nasıl hayata geçecektir?5.sınıf öğretmenlerinin durumu ne olacaktır?Bu durumdan kaynaklı norm fazlalılığına düşecek olan on binlerce öğretmenimiz için ne planlanmıştır?İlk 4 yıllık temel eğitimden sonra açık öğretim şeklinde düzenlemeye çalışılan formülün temel amacı gerçekten mesleki eğitimin önünü açmak mıdır yoksa siyasi bir amaca hizmet edecek bir eğitimi sadece dinsel boyutuyla şekillendirmek için midir?

            2 -05.12.2011 tarihinde Sayın Bakan Ömer DİNÇER imzası ile tüm illere gönderilen ‘İl ve İlçe emrine verilen eş durumlarının kaldırılması’ bu türden istek yapacakların norm fazlalığına düşeceğini yada aylıksız izne ayrılsınlar’ deyip aile birliğinin,esasının Anayasal haklarında önünde gelmesi nasıl bir uygulamadır?Eş durumunda İl ve İlçe emirlerinin ‘bundan böyle’ olmayacak şeklinde açıklanmaya çalışılması padişah döneminin fetva verilmesi şekline benzemektedir.Eş özründe yeniden daha yapıcı,aileleri birleştiren bir yapıda İl ve İlçe emirlerinin uygulanması gerekmektedir.Bu durumda mağdur olmuş on binlerce ailenin sorununda doğacak ayrılmaların,boşanmaların yada doğabilecek başka sorunların ,kavgaların,geçimsizliklerin,huzursuzlukların yada çocukların anne ve baba özlemlerinin sorumluluğu kimin olacaktır?

        
         3  -‘Fatih Projesi ‘ nasıl ve ne şekilde uygulanacağı hala net olarak açıklanmamıştır.Açıklanan sadece pilot bölgelerde uygulanma esasıdır.Fatih Projesine karşı tutum sergileyen bir tavrımız varmış gibi algılansın istemiyoruz.Sadece bu projenin uygulana birliğinin koşullarını merak ediyoruz.Yine alt yapı olmadan,sınıfların fiziki durumları göz ardı edilerek sırf bir şeyler olsun mantığı milyonlarca dolar ülkemizi zarar sokacağı gibi projeye sunulan teknolojik öğrenci tabletlerinin,akıllı pc donanımlı tahtaların nasıl kullanılacağı durumunda hali hazırda ne kadar eğitimci bulunmaktadır?Teknolojik donanımların arıza,bozukluk,sistemden kaynaklı sorunları yada kitabını bile getirmeyen,okula gelmeyen öğrencilerin durumu nasıl aşılacaktır?En önemlisi ’09 Nisan 2011’de yaptığımız ‘KLAVYE KIRMA EYLEM’ de ana tema olarak değindiğimiz,BT öğretmenlerinin  ‘FATİH PROJESİ FATİHLERİNİ KAYBEDİYOR’ vurguladığı tema mesleki anlamda kaygı vericiliğini halen önemle korumaktadır.BT öğretmenlerinin bilgisayar tamircisiymiş gibi koşullandırılmış ancak birkaç okula seyyar öğretmen gibi gitme durumu yada depo olarak kullanılması durumu nasıl çözüme kavuşacaktır?Bu öğretmenlerimizin Fatih Projesinde ki misyonu ne olacaktır?İlgili BT öğretmenleri için MEB TTK başkanlığına verdiğimiz 18.11.2011 tarihli yazımıza verilen ilgi 06.12.2011 tarihinde verilen cevap da ‘Bilişim Teknolojilerinin eğitim ve öğretimde kullanımı,bilişim teknolojilerinin okullarda öğretimi alanındaki çağdaş gelişmeler çerçevesinde Başkanlığımızca değerlendirilecektir.’Şeklinde olmuştur.Şimdi tekrar sormaktayız BT dersi ve öğretmenlerinin durumu bu projede nasıl yer bulacak yada başkaca değerlendirilecekse nasıl değerlendirilecektir?

       4-Okullarda ki ‘ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK UYGULAMASI ve ÖĞRETMENLERİN’ durumu sömürü mantığına dayanmaktadır.Bu durumda yıllardır çalışan öğretmenlerimiz bulunmaktadır.Bu öğretmenlerimiz kadrolu öğretmenlerimizin 3/1 ücretine çalışmaktadırlar.Ücretli öğretmenlerimizin de maddi-manevi hakları geçmişe dönük olarak SSK sistemi üzerinden değil de SGK yasasına göre tam gün sigorta yasasına göre hak kayıplıkları önlenmelidir.Nasılsa çok mezun  öğretmen var mantığı koyulup işsizliğin bu yönde kullanılması eğitim açısından da etik değildir.Ücretli öğretmenlik kölelik düzeni kaldırılmalı bu alanda öğretmenlik esasına göre görev yapan öğretmenlerimiz kanun düzenlemesi ile kadroya geçirilmelidir.Formasyonu olmayanlara da hizmet içi eğitime alınarak formasyonları verilmelidir.Bakanlığımız bu uygulamanın şartlarının  günümüz şartlarına uygun olduğunu mu savunuyor?bilmek istiyoruz.Bu konuda bir çalışma var mıdır?

           
    5-Diğer yandan ataması yapılmayan,diplomasını eline almış,öğretmenlik mesleğine sahip olmuş fakat istihdam edilmeyen 350 bin öğretmenimizin durumudur.Bu öğretmenlerimize toplumda da çevresel psikolojik bir baskı oluşturulmuş sanki suç onlarınmış gibi muamele gören gözlerle bakılmalarına neden olan bir ortam yaratılmıştır.Bu öğretmenlerimizin zaman zaman girdikleri bunalımda kaçınılmaz son olarak intihar ölümlerini doğurmuştur.Fakat gazetelerin 3.sayfalarında kısa haber olarak girilen ,birkaç satır aralığında kalan bu öğretmenlerimizin de amacı ülke için,gelecek için yeni bireyler yetiştirmek değil miydi?Onların bu çığlığını yeteri olarak sahiplenebildik mi?bakanlık olarak bu alanda hem üniversitelere öğrenci alımında hem de atama yönünde gerçekçi bir çalışma olmuş mudur?Böyle bir çalışma varsa kamuoyu ile,eğitimcilerle,sendikalarla ortak bir paylaşımla ortaya koyulmalıdır.

         

     Eğitim ve Öğretim vazgeçilmez bir unsur olduğuna göre içinde ki sorunları da paydaşları siyasi bir doğrultuya çekmeden ülke gerçeklerine,koşullarına göre el birliği yapılmalıdır.

      

     Gelecekte bir gelecekse yapay sorunlar,içi boş uygulamalarda deşifre edilecektir.Sistemin yanlış uygulamaları elbet çok sonraları ortaya çıkacaktır.Fakat yinede en büyük etki onu hissedenler olarak eğitimi veren çalışanlar ve eğitimi alan çocukları,aileleri kısaca geleceği etkileyecektir.Bizlere düşen görev bunları şimdiden ortaya koyulup, yapılan yanlışlıkların düzeltilmesi yönündedir.Çözüm;tüm ülke genelinden oluşacak bir eğitim birliğinin ortaya koyacağı, paydaşların tartışabilir,uzlaşabilir,yapıcı bir modeli ortaya koymasından geçmektedir.Bunun adresi ön yargısız bir yaklaşım içinde oluşacak bir yapıdır.Bu yapının da elemanları kitle örgütleri,üniversiteler,araştırmacılar,eğitimciler.sendikalar ve tüm partilerden oluşacak bir heyettir.

          

 Umuyoruz ki; her şey eğitim için anlamlı bir duruş sergileyecek, mücadele tarzlarının gelişiminde ortaya çıkacak eylemliliklerde ,görüşmelerde ortaya çıkacaktır.

          
Tüm eğitim çalışanlarına umutlu yarınlar,onurlu mücadeleler diliyoruz…

 

                           Benim de bir sözüm var diyorsanız; ARTIK SÖZ SEN de diyoruz..

 

 

                                                                                                      Nihat AYDIN

                                                                                                     Genel   Başkan

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
esra akça 5 yıl önce

Bizler vatanın her köşesinde bin bir zorlukla görevlerini yapmaya çalışan, bu zorluklar karşısında yılmayan ,öğrencilerimizi kendi çocuklarımızdan ayırt etmeyen ,onlar için samimiyetle tüm gayretini ortaya koyan öğretmenleriz.Ancak unutulmamalıdır ki her öğretmen de nihayetinde bir anne ya da bir babadır ve onların da çocuklarının aile şefkatine ihtiyacı vardır.

Bilindiği üzere Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ömer Dinçer 5.12.2011 tarihinde yayınladığı genelge ile öğretmen eş durumu atamalarında il emrini kaldırdığını,bundan sonra atamaların hizmet puanı üstünlüğüne göre düzenleneceğini ,bu duruma göre de atanamayanların ücretsiz izine ayrılabileceğini belirtmiştir.Böylece ailemizin bulunduğu şehre hizmet puanı yetersizliğinden dolayı atanamamamız durumunda bize iki seçenek sunulmaktadır; birincisi üç yıla kadar ücretsiz izin almamız, ikincisi ise olduğumuz yerde çalışmaya devam etmemizdir. Bizler zaten borç harç içinde ay sonunu getirmeye çalışmaktayız ve ücretsiz izin seçeneğinin acımasızca bir seçenek olduğunu düşünüyoruz.Çünkü hiçbir öğretmen veya memur ne eşinden ayrı kalmak ne de ücretsiz izine ayrılarak boş boş oturmak için onlarca yılını okumak için harcamıştır İkinci seçenekte ise ailemizin bulunduğu şehre gidebilmek için hizmet puanı toplamamız lazım gelmekte ve bu puan için yıllarca ailemizden uzakta çalışmamız gerekmektedir.Aramızda yeni evlenen arkadaşlarımız, hamile veya yeni doğum yapmış olanlar, küçük çocuğu olanlar var. Bu durumdaki insanlar yıllarca ailelerinden uzakta çalışmak zorunda kalacaktır.Belki bu hamile ya da çocuklarına bakan öğretmenlerimizin başına bir şey gelecek bu durumda yanlarına ilk olarak koşacak olan eşleri yanlarında bulunamadığı için çok vahim durumlar ortaya çıkacaktır.Öğretmenlerin bu şartlarda çalışmasının öğrencilere, dolayısıyla bir kuşağa ne derece faydalı olacağı ise tartışmaya açık bir konudur. Zaten il emri uygulaması da bu durumda olan bir bayan öğretmenin durumundan etkilenilerek Sayın Başbakanımız ve o zamanki bakanımız Sayın Nimet Çubukçu’nun emriyle 2009 yılında yeniden hak olarak bizlere verilmiştir.Zaten Sayın Bakanımız Ömer Dinçer bu genelgeyi yayınladıktan hemen sonra önce yapmayacağım deyip sonra aniden vazgeçerek yaptığı ara öğretmen eş durumu atamasında il emrini hak olarak meslektaşlarımıza vermiştir.Bu hakkın yapılmayacak denilip aniden yapılan ara atamada hak olarak verilip ana atama olan yaz grubu atamasında bizlere verilmemesi de ayrı bir çelişkidir.

Avatar
osman erol 5 yıl önce

beni eşimden ayırarak benden nasıl öğrenciyi düşünmemi bekliyor? benim aklım eşimdeyken nasıl iyi bir eğitim verebilirim? dediğiniz gibi padişahlık sistemindeyiz sanki...

Avatar
esra akça @esra akça 5 yıl önce

Bir kurum öncelikle çalışanlarını mutlu etmek ve onun yaşam standartlarını yükseltmekle başarıyı yakalar.Eşlerinden ayrı çalıştırmak zorunda kalacağınız öğretmenlerle eğitim gibi önemli alanda da verim artışı beklemek hayal olacaktır.Çünkü eşlerinden ayrı çalışan ve akılları sürekli eşlerinde ve çocuklarında olan öğretmenler zihinlerini ne derecede eğitime yoracaklardır.Bu düşünülmesi gereken önemli bir noktadır.

Aile kurmak ve aileyle yaşamak her insanın en temel hakkıdır.Bu hak hem dinimizce hem anayasamız hem de evrensel insan haklarıyla garanti altına alınmıştır.Yukarıda saydığımız nedenlerle öğretmenlerin eşlerinden ayrı bırakılması hiçbir şekilde kabul görülebilecek bir durum değildir.Bu durumun çocukların ve eşlerin ruhlarında açacağı sonuçları çok vahim olacaktır.Siz de anne veya babasınız lütfen elinizi vicdanınıza koyarak sadece bir dakika düşünün. Siz de böyle bir durumda olmak,eşinizi ayda yılda bir görmek,çocuğunuzun o minik ellerini ve güzel kokan tenini yılda bir kere öpmek ister miydiniz?Böyle bir durum içinizi acıtmaz mıydı?Eşlerin birbirlerinden ayrı bırakılmaya zorlanması ne derece doğrudur? Bu hangi çocuğun göz yaşına ,hayal kırıklığına değer?

Bu sorulara cevap vermeniz bile halimizi anlamanıza yardımcı olacaktır.Eşleri birbirlerinden ayırarak eğitim işlerinin yürütülmeye çalışılması bir çözüm değil tersine büyük bir çözümsüzlüğün başlangıcıdır.

Sayın Bakanımız il emri uygulamasını kaldırmazsa ve atamalarda 30 Eylül’ü baz alırsa bu saydığımız olumsuzlukların hiçbirisi gerçekleşmeyecek ve bunca masum çocuk ve öğretmen mağdur edilmeyecektir.Böylece,anneler ve babalar çocuklarına ,çocuklar ise anne ve babalarına kavuşmuş olacak ve bizler ailemizin yanında olmanın vereceği huzur ve mutlulukla geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza daha faydalı olabileceğiz. Mesleğimizi daha verimli şekilde icra etmiş olacağız.

Anayasa da yer alan aynı zamanda Allah katında da kutsal olan aile birliğini sağlayabilmemiz adına bu konuyla ilgileneceğinizi düşünüyoruz. Durumumuzu ve mağduriyetimizi bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımızla…