banner374
03 Mayıs 2016 Salı 15:34
Bakan Avcı, 3. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi’ne katıldı
 Yeşilay´ın düzenlediği, "Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi"nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Yeşilay´ın, son yıllarda tütün başta olmak üzere bağımlılıklar konusunda çok önemli çalışmalar yaptığını söyledi.
 
“Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü nezdinde örnek ülke”
Erdoğan, Yeşilay´ın Türkiye’yi, Dünya Sağlık Örgütü nezdinde "örnek ülke" konumuna yükselten kayda değer bir başarıya katkı sağladığını vurgulayarak, teknoloji bağımlılığı alanında da sürdürülebilir çalışmalar yapacağına gönülden inandığını kaydetti. eknolojinin, hayatın her alanına giren ve gündelik yaşamı düzenleyen bir unsur haline geldiğini ifade eden Erdoğan, özellikle iletişim ve bilgi edinme alanında alışkanlıkları değiştirdiğini belirtti.
Erdoğan, eskiden bir bilgiye ihtiyaç duyulduğunda ansiklopediye bakıp, sözlük açıldığını hatırlatarak, "İletişimi yüz yüze veya mektuplar vasıtasıyla yapardık. Artık mektup yerine e-posta veya anlık mesajlar yazıyoruz. Bir bilgiye ihtiyacımız olduğunda internette arama yapıyoruz. Çocuklarımız, topaç çevirmek, saklambaç oynamak gibi geleneksel oyunlar yerine dijital oyunları tercih ediyor. Yeri geliyor alışverişimizi internetten yapıyor, banka işlemlerimizi ekran başından hallediyoruz. Teknolojinin en önemli getirilerinden birisi, bize zaman kazandırıyor olması. Ta ki, bağımlılığa dönüşüp, zamanımızı çalar hale gelene kadar." diye konuştu. Son yıllarda teknolojinin bir fırsat olmaktan çıkıp, bağımlılık yaparak tehdide dönüştüğünün görüldüğünü aktaran Erdoğan, internet, cep telefonu, akıllı telefon uygulamaları ve dijital oyunların hayatın merkezine yerleştiğini dile getirdi.
 
"Manyetik dalgalar arasında bir ömür geçiriyoruz"
Erdoğan, insanların teknoloji olmadan yaşamını sürdüremez hale geldiğine işaret ederek, şöyle konuştu: "Bilinçle kullanılmadığında, ruhsal, fiziksel, zihinsel birçok olumsuz sonuçlar doğuruyor. Teknoloji, sosyal ortamlarda dahi, insan ilişkilerinin önüne geçiyor. Bu, insani ilişkileri yıprattığı gibi, her açıdan sağlıksız nesiller yetişmesine neden oluyor. Uzun süre internet başında oturmak, uykudan, spordan ve hareketli yaşamdan feragat etmeyi gerektiriyor. Teknolojik aletlerin uzun süreli kullanımı sağlığımızı yakından etkiliyor. Etrafımızı çepeçevre kuşatan sinyallerin, beyin hücrelerinde hasarlar oluşturduğunu biliyoruz. Fakat boyutlarının henüz yeterince farkında değiliz. Aslında büyük bir biyolojik deneyin parçası olduğumuz söylenebilir. Yoğun radyasyona maruz kalıyor, manyetik dalgalar arasında bir ömür geçiriyoruz. Bu noktada, ölçülü bir teknoloji kullanımı son derece önemlidir. Etkilerini ileride göreceğimiz teknolojik gelişmeler karşısında temkinli ve tedbirli olmak durumundayız. Özellikle çocuklarımızı bu etkilerden olabildiğince korumalıyız. Teknolojinin hızı ile gerçek hayatın hızı arasındaki fark, çocuklarda sabırsızlık, empati yapamama, hoşgörüsüzlük gibi davranışlara sebep oluyor. Gerçek hayata adapte olamama sorunları ortaya çıkıyor. Teknoloji üzerinden kurulan sanal ilişkiler, aileleri yıkılışa kadar götüren nice problem karşımıza çıkarıyor. Yalan yanlış bilgiler, dedikodular, zihnimizde yük haline geliyor. Uzmanlar dikkat dağınıklığı gibi sorunların bu gereksiz bilgi yığınından kaynaklandığını söylüyor."
 
"Sanal ortamın tuzaklarına karşı çocuklarımızı korumalıyız"
Emine Erdoğan, teknoloji sayesinde artık her türlü bilginin el altında olduğunu vurgulayarak, hemen her yerde dünyadaki gelişmelerden anında haberdar olunduğunu belirtti. İnternet, radyo ve televizyonun insanları istemediği  kadar bilgiyle muhatap kıldığının altını çizen Erdoğan, sözleri şöyle sürdürdü: "Fakat ne yazık ki bu, toplumsal duyarlılığımızın arttığı anlamına gelmiyor. Dünyanın sorun ve acıları karşısında yeterince sorumluluk göstermiyoruz. Mülteciler sorunu, bunun en çarpıcı örneğidir. Çocukların Akdeniz sahillerinde ölümü haberi, çoğu vicdana, akla ve kalbe uğramadan, istatistik verisi olarak kaldı. Oysa bilmek sorumluluk ister. Dünyanın acıları karşısında aksiyon almayı gerektirir. Bilgi ve haber yığınları arasında kalmak, vicdanlarımızı köreltmemelidir. Duygularımız saflığını koruyabilmelidir. Ülkemizde 2015 itibarıyla, 10 hanenin 7’sinde internet erişim imkanı olduğu, hanelerin yaklaşık yüzde 97´sinde cep telefonu bulunduğu biliniyor. Çocuklar, ortalama 10 yaşında cep telefonu kullanmaya başlıyor. Her 10 çocuktan 9´u her gün televizyon izliyor. İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur. Uzmanlara göre, günlük insan davranışlarının yüzde 40´dan fazlası alışkanlıklardan oluşuyor. Bu nedenle, anne-baba ya da öğretmen olarak çocuklarımıza doğru teknoloji kullanım alışkanlığı kazandırmak durumundayız. Sınırlı, sorumlu, yasal ve bilinçli kullanıldığı takdirde, teknoloji insanoğlu için çok önemli bir imkandır. Yeter ki, bir amaç çerçevesinde kullanılsın. Sanal ortamın tuzaklarına karşı çocuklarımızı korumalı, rol model anne ve babalar olmalıyız." Emine Erdoğan, teknolojiyi hayattan tümüyle çıkarmak yerine, ölçülü kullanmanın öğrenilmesi ve öğretilmesi gerektiğine işaret ederek,  aksi halde hafızası teknolojiye bağlanmış nesiller yetiştirileceğini kaydetti. Çocukların, gerçek toplumsal yapılar yerine siber alemin bireyleri haline geleceğini aktaran Erdoğan, makinalaşan dünyanın, insanı duygudan yoksun mekanik varlıklara dönüştüreceğini ifade etti.
 
"İnsanımız zamanının büyük bir bölümünü teknolojik aletler başında öldürüyor"
Erdoğan, duygudan beslenen sanatın, insan ruhunu yücelten bir alan olmaktan çıkıp, etkisini kaybedeceğini dile getirerek, "Nitelikli insanın temel göstergesi, vaktini nasıl kullandığı ile yakından ilgilidir. Ne yazık ki, insanımız zamanının büyük bir bölümünü teknolojik aletler başında öldürüyor. Zamanı öldüren, hayatı da öldürür. Teknoloji başında geçirdiğimiz zamanı çok daha verimli kullanmak, kitaba hayatımızda yer açmak durumundayız. Okur-yazar bir toplum olmanın kriteri sadece alfabeyi bilmek değildir. Kitap okuma oranları okur-yazarlığımızın niteliğini belirler. Ne yazık ki, ülkemizde bu oran istediğimiz seviyede değil. İnsanımız sürekli ekran karşısında olmayı, kitap okumaya, nitelikli vakit geçirmeye tercih ediyor. Bu noktada ebeveynlere büyük sorumluluklar düşüyor. Teknoloji bağımlılığı konusunda gerekli tedbirleri almazsak, kayıp nesiller vereceğiz." değerlendirmesinde bulundu. Millî Eğitim Bakanlığının bağımlılıklarla mücadele konusunda eğitim çalışmaları yaptığını aktaran Erdoğan, Sağlık Bakanlığının bağımlılıkları bir sağlık sorunu olarak ele alıp tedavi merkezleri açtığını söyledi. Erdoğan, teknoloji kullanım bilincini, ailelerin bir "irade eylem planı" olarak hayatlarına hakim kılması gerektiğini belirterek, "Umuyorum ki, Teknoloji Bağımlılığı Kongresi bu noktada bir farkındalık sağlamaya vesile olur. Tüm dünyada sağlam iradeli nesiller yetiştirecek bir bilinç devrimi yapabilmeyi diliyorum. Çocuklarımıza insan merkezli bir dünya inşa edebilmeyi umuyorum." dedi.
 
“Aynı masada yemek yiyen insanların bile birbirlerinden kopmalarına şahit oluyoruz”
Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı ise, Yeşilay´ın etkili kampanyalarla bilgilendirme ve bilinçlendirme çabalarının, aileler ve çocuklar nezdinde karşılık bulduğuna inandığını söyledi.
Bakan Avcı, Ülkü Tamer’in, ‘Yazın bittiği her yerde söylenir’ şiirine atıfta bulunarak, teknolojinin de beraberinde getirdiği tehlikelerin artık her yerde söylendiğini gördüklerini ifade ederek, şöyle konuştu: "Bundan 50 yıl önce teknoloji, gelişme, ilerleme gibi kavramlar adeta bir dokunulmazlık zırhı ve kendilerine atfedilen bir kutsiyet içinde karşılanır, tartışılmaz birer gerçeklik olarak nitelenirlerdi. Bu kavramların beraberinde taşıdığı kültüre itiraz kabul edilmezdi. Şimdilerde teknolojinin küresel çaptaki dönüştürücü gücüne şahit olurken, bir yandan da teknolojinin getirdiği kazanımlar yanında götürdükleriyle de ilgilenilmeye başlandı. İtirazsız bir ön kabulle dünyanın her yerinde kendine yer açan bu kıymet içerisinde yeni gelişmeler, yaşam biçimleri, kültürleri, alışkanlıkları da değiştirince bu yeni hayat tarzlarının bize verdiği kayıpların da farkına varmaya başladık. Bugünler de cep telefonlarına kadar inen internetin tabii ve insani bütün iletişim kanallarını dışlamasına, aynı masada yemek yiyen insanların bile birbirlerinden kopmalarına şahit oluyoruz. İnternetin beraberinde getirdiği komplikasyonlar bunlarla da sınırlı değil, sosyal medya araçlarının yerleştirdiği ve ileri derecede cehaletle malul bir malumat furyasını da zikretmek zorundayım. Sahte ve sanal kimliklerinin insan haysiyetine cüretkar saldırılarının, her gün yeni bir biçimine tanık olmaktayız. Her konuda, her şey üzerinde fikir beyan edilebilen, bir yalanın binlerce kez tekrarlanarak sürümde kalmasını temin eden; insanları sosyal medya mecralarını durmaksızın kullanmaya teşvik eden bu yapı; arka planda ise kendisine ram ettiği insanların sayısı üzerinden akla hayale gelmeyecek büyük miktarlarda paralar devşiriyor. Daha tehlikelisi, insanı özüne yabancılaştıran ve kurmaca robot haline getiren bir kültürü yayıyor."
 
“İnternet üzerinden çocuklarımızı tehdit eden bir anlayış var”
Bakan Avcı, bağımlılıkla ilgili olumsuzlukların, çocuklar, gençler söz konusu olduğunda daha tehlikeli olduğunu ve milletlerin geleceğini ciddi manada tehdit ettiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı: "Oyun gibi çocuklar için son derece önemli ve tabii bir alanı bile istismar ederek, oyun mantığını kötüye kullanarak çocukları, networkların, yani şebekelerin kölesi haline getirmekten oluşturdukları bağımlılığı sürdürülebilir kılmak için de şiddeti, cinselliği, kolay kazanma alışkanlığını, üstün gelme dürtüsünü kullanmaktan çekinmiyorlar. Kısaca internet üzerinden çocuklarımızın üzerine gelen ve onları tehdit eden bir anlayış var ve bunu artık herkes kabul ediyor. Peki ama biz ne yapmalıyız? Asıl iş bundan sonra, bir meselemiz olduğunu kabul ettikten sonra başlıyor. Bu sorunları döne döne konuşmaktan ziyade hemen tedbir alıp, çözümler üretmeliyiz. Çocukların, gençlerin internetle olan bağının bundan sonra zayıflamayacağını ama artarak devam edeceğini bilmeli ve ona uygun tedbirler geliştirmeliyiz." 
 
"EBA bütün öğrencilerimiz için güvenli bir alan"
Eğitim Bilişim Ağı (EBA) programından da bahseden Bakan Avcı, öğrencilerine güvenli bir ortamda ders çalışabilmeleri, ders içeriklerine erişebilmek için EBA´yı kurduklarını anlattı. Bakan Avcı, EBA´nın bütün öğrenciler için güvenli bir alan olduğuna dikkati çekerek, "EBA bütün öğrencilerimiz için güvenli bir alan. Ders dışında ama derse faydalı içerikler de sunuyor. Kısa filmler, belgeseller var. EBA Market uygulamamızda 100’den fazla oyun ve uygulama mevcut. Doğru internet kullanımına ilişkin bilgilendirici, eğitici çok sayıda içeriğimiz de bulunuyor. Öğrencilerimiz, EBA’daki sistem üzerinden öğretmenleriyle sürekli iletişim halinde olabiliyor, paylaşımda bulanabiliyorlar. Bu da bir nevi eğitsel-sosyal medya anlayışına yaslanıyor. EBA üzerinden hizmet veren arama motoru da son derece güvenli. Ben bir kez de buradan, anne-babalara ve öğrencilerimize dersle ilgili aramalarda sadece EBA arama motorunu kullanmalarını ısrarla öneriyorum. Çünkü internet üzerindeki diğer arama motorları, aradığınızdan çok başka nitelikteki sonuçları da getirebiliyor. İnternet güvenliği, güvenli internet konusunda hep beraber çözümler üretmeli, projeler geliştirmeliyiz. Anne babalar, devlet ve sivil toplum kuruluşları iş birliği içinde bu konuya eğilmeye devam etmeli" diye konuştu.
Bakan Avcı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’la birlikte Yeşilay tarafından hazırlanan stantları ziyaret ederek bilgi aldı. Bakan Avcı, ayrıca, teknoloji bağımlılığına dikkati çekmek ve nostaljik haberleşme yöntemlerini yeni nesillere hatırlatmak için, alanda bulunan posta kutusuna, torununa göndermek üzere kartpostal attı.

banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol