banner374
09 Haziran 2014 Pazartesi 00:17
 02/04/2014 tarih ve 1365421 sayılı Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Direksiyon Eğitimi Dersi Sınav Yönergesinin 6. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi "Sınav sürecini kontrol edecek ve denetleyecekler ile direksiyon eğitimi dersi sınavı uygulama ve değerlendirme komisyonu başkan ve üyelerinden sınavda mevzuata aykırı hareket edenlere sınavlarda herhangi bir inceleme veya soruşturmaya gerek kalmaksızın bir daha görev verilmemesini sağlar." Hükmünü ihtiva etmektedir.

İlgili madde, madde kapsamında yetkilendirilen kişilere, inceleme ve soruşturma yapmaksızın, iddiaların yöneltildiği devlet memurunun savunması dahi alınmaksızın, hatta memurun gerçekte böyle bir fiilinin mevcut olup olmadığı bile araştırılmaksızın; memuru sınav görevinden süresiz olarak men etme konusunda sınırsız bir yetki tanınmıştır.

Bu duruma MEB, aşagıdaki cevabı vermiştir.

Bu durumun yaratacağı keyfiyetin önüne geçmek için ise Türk Eğitim-Sen tarafından ilgili maddenin iptali için Danıştay'da dava açılmıştır.

DANIŞTAY BAŞKANLIĞI'NA

DAVACI :Türk Eğitim Sen (Çankaya Vergi Dairesi No: 8760196179)

(Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası)

VEKİLİ : Av. İsmihan Kübra AKKAŞ

Talatpaşa Bulvarı No:160 Kat:6 Cebeci/ANKARA

DAVALI : Milli Eğitim Bakanlığı

Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü

T.KONUSU : 02/04/2014 tarihli ve 1365421 sayılı Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Direksiyon Eğitimi Dersi Sınav Yönergesinin "Direksiyon eğitimi dersi il sınav sorumlusu ve direksiyon eğitimi dersi sınav yürütme komisyonunun görevleri" başlıklı 6. Maddesinin 1.fıkrasının (g) bendi ve 6.Maddesinin 2.fıkrasının (i) bendinin iptali talebinden ibarettir.

Ö.TARİHİ : 02/04/2014

AÇIKLAMALAR : 02/04/2014 tarihli ve 1365421 sayılı Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Direksiyon Eğitimi Dersi Sınav Yönergesinin 6. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi "Sınav sürecini kontrol edecek ve denetleyecekler ile direksiyon eğitimi dersi sınavı uygulama ve değerlendirme komisyonu başkan ve üyelerinden sınavda mevzuata aykırı hareket edenlere sınavlarda herhangi bir inceleme veya soruşturmaya gerek kalmaksızın bir daha görev verilmemesini sağlar." Hükmünü ihtiva etmektedir. Yine 6. Maddenin 2. Fıkrasının (i) bendi "Direksiyon eğitimi dersi sınav uygulama ve değerlendirme komisyonu ile diğer görevlilerden sınavda mevzuata aykırı hareket ettiği tespit edilenlere, herhangi bir inceleme veya soruşturmaya gerek kalmaksızın bir daha görev verilmemesini sağlar." Hükmünü taşımaktadır.

Söz konusu g bendi, Direksiyon Eğitimi Dersi İl Sınav Sorumlusu olarak İl Milli Eğitim Müdürüne, aynı maddenin 2. fıkrasının (i) bendi de Direksiyon Eğitimi Dersi Sınav Yürütme Komisyonu'na re'sen, devlet memurları için bir daha sınav görevi verilmemesi ile bir anlamda cezalandırma yetkisi vermektedir.

İlgili madde hükümlerinden de görüleceği üzere hem İl Milli Eğitim Müdürü'ne hem de Direksiyon Eğitimi Dersi Sınav Yürütme Komisyonu'na inceleme ve soruşturma yapmadan, iddiaların yöneltildiği devlet memurununsavunması dahi alınmaksızın sınav görevinden süresiz olarak men etme konusunda sınırsız bir yetkitanınmıştır. Devlet memurları hakkında yapılan bu işlem bir anlamda ceza verme işlemi olup, bu işlemin yapılabilmesi için mevzuat hükümleri uyarınca usulüne uygun soruşturma açılarak tarafsız bir soruşturmacı atanması ve ilgili kişinin savunması alındıktan sonra hakkında disiplin cezası verilip verilmeyeceğine karar verilerek cezanın ağırlığına göre işlem yapılması gerekmektedir. İl Milli Eğitim Müdürü ve Direksiyon Eğitimi Dersi Sınav Yürütme Komisyonunun tek taraflı işlemleri ile memurlara bu yaptırımın uygulanması hukuka açık aykırılık arz etmektedir.

Kaldı ki, maddenin lafzından da açıkça anlaşılacağı üzere; memura kendisini savunma gibi bir hak tanınmadığı için, memurun gerçekte böyle bir fiili mevcut olmasa bile madde kapsamında yetkilendirilen kişinin isteğiyle ilgili memura bir daha sınav görevi verilmeyebilecektir. Bu durumun yaratacağı keyfiyetin sınırı yoktur. Söz konusu yönerge ile verilen bu sınırsız takdir yetkisi mutlak ve sınırsız hale dönüştürülmeye çalışılmıştır. Oysa ki, takdir yetkisi sınırsız olmayıp işlemin gerekleri, kamu düzeni anlayışı ve hukuk devleti ilkesi ile sınırlandırılmıştır. Aksinin kabulü, hukukun üstünlüğü anlayışının değil; üstünlerin hukuku anlayışının hakim kılınmasına sebep olacaktır.

TC Anayasası 129.maddesinin 2.fıkrası "Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez." Hükmü ile devlet memuruna savunması alınmaksızın disiplin cezası verilemeyeceğini güvence altına almıştır. Söz konusu hükümde disiplin cezasından bile bahsedilmemekte; yalnızca ilgili kişilerin takdiri ile sınırı olmayan bir yaptırımdan söz edilmektedir. Bu yönüyle fiillerin ağırlığı da değerlendirilmemekte ve fiili ağır olan ile hafif olan memur aynı kefeye konmakta ve aynı ağır yaptırımla karşı karşıya bırakılmaktadır. Tek başına bu durum bile hukuk ve hakkaniyet anlayışını yok sayma niteliği taşımaktadır.

Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliği'nde de devlet memurlarına davaya konu bentlerdeki gibi bir yaptırım uygulanabileceği konusunda herhangi bir düzenleme bulunmaması sebebiyle söz konusu yönerge hem ilgili Yönetmeliğe, hem de Anayasaya aykırılık teşkil etmektedir.

Normlar hiyerarşisinin mevcut olduğu bir sistemde, alt düzeyde yer alan norm geçerliliğini üst normdan alır ve ona uygun olmak zorundadır ve alt norm üst normun kendisine verdiği hukuki sınırların dışına çıkamaz. Kanun, tüzük, yönetmelik veya adsız düzenleyici işlemlerle getirilen hükümlerin uygulanabilmesi için her bir düzenlemenin üst norma uygun olması gerekmektedir.

Üst norma uygun olmayan bir yönerge normlar hiyerarşisini yok saymak anlamı taşır. Bir uygulama alt norm konumundaki yönerge ile genişletilemez. Tüm bu nedenlerle dava konusu bentler normlar hiyerarşisine aykırılık arz etmektedir.

Hukuk normları arasında var olan hiyerarşinin anayasal ölçüler içerisinde temin edilmesi hususu hukuk devleti açısından da önem taşımaktadır. Zira bir üst normla yasaklanmayan bir husus daha alt normlarla yasaklandığı takdirde hukuk devleti ilkesi de zedelenmektedir.

İnsan haklarına saygılı ve bu hakları koruyan, adalete ve eşitliğe dayanan bir hukuk düzeni kurarak bu düzeni sürdürmekle kendini yükümlü sayan, tüm çalışmalarında hukuk kurallarına ve Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olup toplum yaşamında, bireylerin haksızlığa uğratılmamasını ve mutluluğunu amaç edinen bir devlet hukuk devletidir. Devletin, yaptığı düzenlemelerle haksız bir edinim sağlaması ve kişilerin haksızlığa uğratılması kabul edilemez. "Hukuk devleti" ve onun bir gereği olan "idarenin kanuniliği ilkesi" gereği, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygun olması gerekmektedir.

Bunlara ek olarak, İdarelerin genel düzenleyici işlemlerde değişiklik yapmada takdir yetkisini bulunduğu mutlaktır. Lakin değişiklik yapma sınırının "hukuki güvenlik ilkesi" ile de sınırlandırıldığı mutlaktır. NitekimAnayasa Mahkemesinin 28.04.2011 tarih ve 2009/39E, 2011/68K sayılı kararın da aynen "(...)Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini gerçekleştiren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan ve temel hak güvencelerinde korunan ortak değerdir.(...)" gerekçesi ile dava konusu yönerge maddelerinin Anayasaya, kanunlara ve dolayısıyla hukuka aykırılığını adeta ilan edilmektedir.

Ayrıca; Danıştay 5.Dairesinin 07.04.1999 günlü E:1998/2342, K:1999/853 Sayılı Kararı ve benzeri daha birçok kararında ifade edildiği gibi, idareye tanınan takdir yetkisi mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı, amacı ve hizmet gereği ilkeleriyle sınırlıdır ve takdir yetkisine dayalı olarak tesis edilen işlemlerin hukuken geçerli sebeplere dayanması gerekmektedir.

İdare takdir yetkisini hukukun genel ilkeleri, kanun, tüzük ve yönetmeliklere uygun olarak kullanmak zorunda olup, adalet ilkesine de riayet etmek zorundadır.

Özellikle belirtmek isteriz ki, söz konusu düzenleme keyfi bir durum yaratmadır. Davaya konu iki bentte de"Herhangi bir inceleme ve soruşturmaya gerek kalmaksızın" ifadesi yer almaktadır ve bu ifade ile tamamenkeyfiyetin önü açılmaktır. Yukarıda da bahsedildiği gibi, söz konusu ifade Anayasamıza aykırı olduğu gibi hakkaniyet anlayışına da bütünüyle aykırılık arz etmektedir. Hukuk devleti ilkesi açıkça yok sayılmaktadır.

Yine, ilgili bentlerde bir daha görev verilmeyeceğinden bahsedilmektedir. Bu durum da çok ağır bir yaptırımdır. Burada yer alan "bir daha" ibaresi kişinin sonsuza kadar, bir durumdan dolayı cezalandırılması anlamı taşımaktadır ki; bu da hukuk anlayışı ile bağdaşmamaktadır. Böyle bir yaptırım kabul edilebilir değildir. Yukarıda da defaten söz edildiği gibi, memurun söz konusu yaptırıma ilişkin fiili gerçekte yapıp yapmadığı bile araştırılmamakta ve gerçekte mevcut olduğu bilinmeyen fiil nedeniyle memur sınırsız bir yaptırımla karşı karşıya bırakılmaktadır.

İzahına çalıştığımız tüm bu nedenlerle dava konusu düzenlemeler her yönüyle hukuka aykırılık arz etmektedir. Keyfiyetin ve olası mağduriyetlerin önlenebilmesi için iptali gerekmektedir. Hiç şüphesiz takdir, Sayın Mahkemenizindir.

SONUÇ VE TALEP :Yukarıda arz ve izah edilen ve mahkemece re'sen gözetilecek hususlar dikkate alınarak,

1) 02/04/2014 tarihli ve 1365421 sayılı Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Direksiyon Eğitimi Dersi Sınav Yönergesinin "Direksiyon eğitimi dersi il sınav sorumlusu ve direksiyon eğitimi dersi sınav yürütme komisyonunun görevleri" başlıklı 6. Maddesinin 1.fıkrasının (g) bendi ve 6.Maddesinin 2.fıkrasının (i) bendinin iptali,

2) Yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini bilvekale saygılarımla arz ve talep ederim. 27/05/ 2009

Davacı Vekili

Av. İsmihan Kübra AKKAŞ

Kaynak: www.memurlar.net

banner182
Son Güncelleme: 09.06.2014 00:17
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol