banner374
20 Ekim 2013 Pazar 16:27
Eğitimde Dönüşüm Gerekliliği
  Eğitim faaliyeti toplumsal bir hizmet olarak devletin önemli görevlerinden birisidir. Bu görev kurumsal bir yapı tarafından yerine getirilir. Milli Eğitim Bakanlığı eğitim faaliyetini yerine getirmek amacıyla yapılandırılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı bu amacı gerçekleştirmek için merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatı şeklinde bir yapıya sahip iken bu yapının işleyişinde gereken planlama, düzenleme, uygulama, yönetim, denetim ve değerlendirmeler yine bakanlığın bir görevi olarak belirlenmiştir. Yasal düzenlemeler bakanlığın tüm bu alanlardaki çalışmalarını yönlendirir. Kurumsal, yapısal ve yasal düzenlemeler eğitimin işleyişine yönelik önemli düzenlemeler getirmekle birlikte bu çalışmalar eğitimde istenen düzeye gelinmesinde yeterli değildir. Tersine bu tür düzenlemeler eğitim faaliyetlerini bürokratik kalıplar içine girmeye zorlamaktadır. Bürokratik kalıplar ise eğitimde rutin işleyişten öte bir anlam ifade etmemektedir.
Eğitimin yapılanış şekline, işleyiş sürecine, yönetim ve denetim uygulamalarına bakıldığında bürokratik ve merkeziyetçi bir anlayışın hakim olduğu görülmektedir. Bürokratik ve merkeziyetçi anlayışta rutin işlerin yapılması yanında uzaktan bir yönlendirmenin söz konusu olduğu söylenebilir. Merkezde güçlü bir karar yetkisine sahip olan sistemin en yakından en uzağa kadar işlevlerin gerçekleşme düzeyini tümüyle takip edebilmesi imkansızdır. Bu nedenle daha çok belirlenmiş genel çerçeveye uygunluk anlamında bir takip, kontrol ve değerlendirme yapılabilmektedir. Bu durum rutin işleyişlerin gidişatına bakılabilmesini getirir. Rutin işleyişin daha ilerisine giden bir değerlendirmenin sistem içinde yapılabilmesi güçtür. Değerlendirme kolaylığının getirdiği rutin uygulamalar sistem içinde hemen her şeyin kağıt üstündeki görüntünün öncelenmesine de neden olmaktadır. Merkeziyetçi anlayışta her şey merkezden belirlenmeye çalışıldığı için merkezden uzak yerlerdeki uygulamalar merkezin duyarlılığı ölçüsünde istenen standartlara uygun hale getirilmeye çalışılır. Bu uygulamada merkezden belirlenen kararların gereği merkezin istediği doğrultuda yerine getirilmeye çalışılır. Şartlar uygun olmasa bile veriler merkezin istediği formata mümkün olduğu kadar uygun hale getirilmeye çalışılarak merkeze ulaştırılmaya çalışılır.

Bu durum eğitim faaliyetinden beklenen faydanın üretilmesinden çok bürokratik yapıya uygun veriler üretme, merkezin istediği formata uygun davranma gibi eğitimle çok da ilgili olmayan bir kurumsal işleyişin doğmasına neden olmaktadır.

Eğitim sistemindeki bürokratik anlayış eğitimden beklenen asıl faydanın ikinci plana atılmasına neden olmaktadır. Eğitimden beklenen asıl fayda bireye dönük özelliklerin geliştirilmesidir. Eğitim, toplumun insan gücü potansiyelinin harekete geçirilmesi, toplumun temeli olan bireylerin her tür yetenek, bilgi, beceri ve gizil güçlerini ortaya çıkarma, işleme, değerlendirme gibi insan niteliklerini en üst düzeyde geliştirmeyi hedefler. Böylesi bir eğitim faaliyeti rutin işler, bürokratik uygulamalar ve uzaktan verilen kararlara dayalı olarak yapılan faaliyetlerle gerçekleştirilemez.

Eğitimin kendinden beklenen faydayı ortaya çıkarabilmesinin yolu bireye yönelik faaliyetlerin niteliğinin geliştirilmesinden geçmektedir. Bireye yönelik faaliyetler ise bireylerin içinden çıktıkları çevreyle iç içe bulundukları okullarda yapılmaktadır. Okulda yapılan faaliyetler eğitimde niteliği, eğitimden beklenen faydayı sağlayabilir. Okullarda yapılan faaliyetlere odaklanan bir sistem bireye yönelik yürütülen eğitim öğretim süreçlerine de yönelmiş olmalıdır. Okullardaki eğitim öğretim süreçleri doğrudan bireyi ön plana almaktadır. Bireye yönelik yapılan faaliyetler bireydeki nitelikleri geliştirirken dolaylı olarak toplumsal niteliklerin de geliştirilmesine katkıda bulunacaktır. Bu nedenle eğitim sisteminde rutin işlerden, bürokratik uygulamalardan çok okuldaki işlevlere odaklanacak bir yapılanmaya gidilmesi gerekmektedir. Okuldaki işlevlerin unsurları olan fiziki alt yapı, okulu işleten personelin nitelikleri, okuldaki uygulamaların istendik düzeyde yerine getirilme durumları, okulda yapılan uygulamaların temel bilimsel gerçeklere uygunluğu, toplumun geleceğini garantiye alacak değerlerin güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılması, toplumun yarınını oluşturacak bireylere yönelik yapılan her tür yönlendirmenin niteliğine odaklanmalıdır. Bu yapılanma okulu önceleyen bir sistem, yönetim, denetim ve işleyiş yapısını gerektirmektedir.

Okulu önceleyen bir sistemde okul yönetimi, öğretmen nitelikleri, okul içi süreçlerin işletilme durumları, öğrenci nitelikleri, öğrenci-öğretmen etkileşimi, okulun içinde bulunduğu çevreyle etkileşimi büyük önem taşımaktadır. Okulu bu yönüyle önceleyen bir sistemde tamamen merkeziyetçilikten uzaklaşmayı beklememek de gerekir. Merkeziyetçi anlayışı okulu ön plana alan bir anlayışla dönüştürmek gerekmektedir. Merkez, okulların işleyiş sürecinde dikkat edilmesi gereken genel çerçeveyi belirleme, okullar için standartlar belirleme, belirlenen standartlara uyum sürecinde okulları değerlendirme gibi işlevlere odaklanmalıdır. Yapılacak düzenlemede odakta merkez yerine okullar yer alacaktır. Merkezin koordinasyon, denetim, değerlendirme, standartlar belirleme, dış dünya ile bağlantı kurulması, farklılıkların nedenlerinin sorgulanması, öğrenci niteliklerine ilişkin değerlendirmeler yine merkezden yapılacaktır. Mevcut yapıda her şey merkez için yapılırken dönüştürme sonrası merkez de dahil her şey okullar için yapılır hale gelecektir. Okullar için yapılan her şey bireye döneceği için eğitimden beklenen fayda daha istendik düzeyde gerçekleşebilecektir.

 

                          

Ali Hikmet DEMİR
Kaynak : Milliyet
                                                        
banner182
Son Güncelleme: 20.10.2013 16:28
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol