banner374
20 Eylül 2014 Cumartesi 09:01
Eğitimde Geriye Evrilen Türkiye ve Dahası
 Eğitim; siyasi tarihimizin hesaba çekileceği, seçim vaatlerine malzeme yapılacak bir alan değildir. Daha da önemlisi insan üzerine deney yapılamaz. 

PİSA raporlarında başa güreşen ülkelere baktığımızda eğitim sistemlerinde on yıllarca, hatta yüz yıla varan sürede bir değişiklik yapılmadığı görülecektir. Cumhuriyet tarihi boyunca değişen iktidarların kendi ideolojisini dayatma, en hafifinden “gelmişken yeni bir şey yapma” kaygısıyla pek çok değişiklik yapmış olması, bizi eğitim yarışında övünülecek bir sıraya taşıyamadı. Başarılı örneklerde de sebat edilemedi. Oysa eğitim sisteminde yapılan ufacık bir değişikliği “başarılı” ya da “başarısız” sayabilmemiz için on yıldan fazla bir süre geçmesi gerekir. Bu süreyi kısaltmak, başarıyı garantilemenin yolu iyi planlama yapmaktır, hazırlık süresini uzun tutmaktır. Kısacası hiçbir reform “akşamdan sabaha” hazır edilemez.

Son milli eğitim Şurası dahil bugüne kadar tüm şuralarda alınan binlerce “tavsiye kararı” arasından bir seçki yapıldığında, en temel kararların eğitimin niteliğine, kalitesine dair olduğu görülecektir. Sürecin niteliği kesintili ya da zorunlu oluşundan kıyas götürmeyecek denli önemlidir. Her değişikliğin bir ihtiyaçtan kaynaklanması ve sonuçta o ihtiyacı gidermesi gerekirken “NEDEN DEĞİŞTİRİYORUZ” sorusuna henüz bilimsel bir karşılık alamadık. 

Türkiye’nin eğitim sistemine başka ülkelere bakarak karar vermek, komşuya iyi gelen ilacı içmek gibidir. Sonuçları felaket olabilir. Her ülke demografik yapısı, sosyo-ekonomik koşulları, kültürü, ihtiyaçları bakımından özgündür. Ortak olan tek şey bilimdir.

Biz eğitimi hep olumlu algılama eğilimindeyiz. Oysa bir çocuk hırsız, cellat, düzenbaz olacak şekilde eğitilebilir. Beline bomba bağlayarak onlarca kişiyi havaya uçuran üstelik bunu din adına isteyerek yapan gençlerin hepsi eğitilmişlerdi. Her hangi bir koalisyonda Milli Eğitim Bakanlığı üzerinden kopan fırtınalar bile, kendine seçmen devşirmek isteyen partileri tanımak açısından anlamlıdır. 
Büyük işletmelerin ve otellerin her kapıyı açmak için kullandıkları anahtarları vardır. Buna pas anahtarı adı verilir. Bir tek onunla her bölüme, her odaya ulaşabilirler. Eğer konu bir ülkeyse benzer anahtar eğitimdir, tüm politik dinamikler, manevralar, programlar insan temeline oturur ve sonuçta eğitim insanların bilinçlerini düzenleme etkinliğidir.

Adalet ve Kalkınma Partisinin 2002 seçimlerinden tek parti olarak çıkması, iktidarını neredeyse 13 yıl boyunca sürdürmesi kendi seçmenlerini yetiştirmelerinden kaynaklanmaktadır. Şüphesiz bu bilinç düzenleme etkinliklerine bilerek ya da bilmeyerek başka zümreler de katkı sağlamış olabilir. Çocukları ve gençleri bazen görmezden gelmek, ya da hayal kırklığına uğratmak onların toplumsal hayata ve siyasete bakışları üzerinde etkilidir. Gelecek nesilleri yetiştirecek olan kadınların bilinci de, aynı kaynaktan şekillenmektedir ki “seçmen” dediğimiz kitle son halini böyle alır. 

Bugünkü eğitim sistemimize dair yapacağımız her yorum Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tek parti iktidarına hem neden hem sonuç olarak değerlendirilmelidir. Eğitimin yalnız okullarda gerçekleşen bir süreç olmadığını, toplumsal mühendislik sayılması gerektiğini de unutmamak gerek. Eğitimde sistem değişikliklerinin toplumsal dönüşüme neden oluşu da bu yüzdendir.

Türkiye’nin dönüşümü olarak da tanımlanabilecek 2002-2014 aralığında eğitim cephesindeki değişim birkaç sayfa ile özetlenemeyecek denli kapsamlı olsa da, tek iktidar/5 bakan dönemi kilometre taşları ile ele anılabilir. Özetlemek gerekirse;
Değişim müfredatlarla başladı, felsefe, bilim, Atatürk ilke ve inkılapları ders içeriklerinden ayıklanarak “sadeleştirme” yapıldı. (2002) 

Öğretim yılı içinde bile değişen müfredatlara rağmen ücretsiz ders kitabı dağıtımına başlandı. Milli Eğitim Yayınevi etkisizleştirilerek, hizmet alınıma geçildi (2003)
Üniversiteye girişte kullanılan kat sayı farkı daha da artırıldı. (2003)
İlköğretim müfredatı değişti (2004)

Üç yıllık lise eğitimi apar topar 4 yıla uzatıldı (2005)

Ortaöğretime geçiş sınavı olan Liselere Giriş Sınavı (LGS) gitti, yerine Ortaöğretim Kurumları-Sınavı (OKS) geldi. (2005)

Kaçak (kayıt dışı) kuran kursu açmak, yatılı hizmet vermek suç olmaktan çıkarıldı, kabahatler kapsamına alındı. Konya’da çöken kaçak yatılı kuran Kursu binasında ölen öğrenciler için makul para cezasına hükmedildi. (2006)

“öğrenci merkezli eğitim” sloganıyla öğretmen etkisizleştirildi. Kalabalık sınıf ortamlarında ve proje, ödev, görev karmaşası içinde akademik başarı düştü. (2006)

OKS yerine 3 aşamalı Seviye Belirleme Sınavı (SBS) sistemi getirildi. (2007)

Tek aşamalı olan üniversiteye giriş sınavları 2 aşamalı oldu. Yeni sınavlar Yükseköğretime Giriş Sınavı (YGS) ve Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) olarak adlandırıldı. (2009)

Üniversiteye girişte katsayı kaldırıldı. (2009)

Danıştay kararı ile katsayı farkı arttırılarak yeniden uygulanmaya başladı. (2010)

Ortaöğretimde üç aşamalı SBS kalktı. SBS tek sınav olarak uygulanmaya başlandı. (2010)

Düz liselerin Anadolu liselerine dönüştürülmesi tabela ekseninde kalacak şekilde başladı. (2010)

Öğretmenler için zorunlu hizmet affı getirilerek doğuda çalışan öğretmeni çakılı hale getiren bir düzenlemeye geçildi. (2010)

Üniversiteye geçişte katsayı yeniden kalktı. Mesleki ve teknik okullar dahil her okulun her öğrencisi dershaneye mahkum kılındı. (2011)

652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat Yasası değiştirilerek “Atatürk ilke ve inkılapları ile cumhuriyetin temel değerlerine bağlı öğrenciler yetiştirmek” görevi Milli Eğitim Bakanlığı’nın görev tanımından çıkarıldı. (2011)

Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle eğitimin amacı “küreselleşen dünyaya hizmet edecek öğrenciler yetiştirmek” olarak değiştirildi.” (2011-2013)

4+4+4 kesintili 12 yıllık eğitim sistemi yürürlüğe girdi. (2012)

Okul öncesi eğitimin zorunlu ve parasız yapılmasından ve hatta pilot uygulamalardan vazgeçildi. (2012)

Mesleğe erken yönlendirmek için mesleki orta okullar açacağız diye bölünen 8 yıllık eğitim yalnızca imam hatip orta okullarının açılmasıyla sonuçlandı. Bu okullar mesleki okul kapsamına alınmadı. (2012)

Tek SBS yerine yine birçok sınav yapılacağı duyuruldu. (2012)

Dershanelerin kapatılarak özel okullara dönüştürülmesi gündeme geldi, ertelendi. (2012)

Van depremi ile Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının iptali diğer milli bayram kutlamalarının (23 Nisan,19 Mayıs kutlamaları) statlarda, okullarda yapılmamasına yol açacak yasal düzenlemeye dönüştü. (2012)

Öğrenci andının okunmasından vazgeçildi. (2013)

Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği değişti. Açık lise teşvik edildi, lisede evliliğin önü açıldı. (2013)

Orta Öğretime geçişte çoklu sınav formülü ile TEOG getirildi. (2013)

Dershanelerin kesin olarak kapatılacağı, bazılarının özel okula dönüşmesi için devlet bütçesi ile destekleneceği yasal düzenleme ile kesinleşti. (2014)

2002’de 71 bin 100 olan İmam-Hatip okullarındaki öğrencisi sayısı, 714,111’e ulaştı (2014)

TEOG sonucuna göre tercih etmemesine rağmen 40 bin öğrenci İmam-Hatip liselerine kaydedildi. Bu öğrencilerin bir kısmı gayrimüslim, bir kısmı da yerleştiği okuldan başka ilde ikamet etmekteydi. (2014)

Okula devam etmesine rağmen çalışmak zorunda kalan çocuk sayısında 2002 yılına göre %64 lük bir artış oldu. (2014)

2002 yılına göre zorunlu eğitim çağında olmasına rağmen eğitime davam edemeyen çocuk sayısında %35 lik artış oldu. (2014)

Devlet okulları ödenek, destek ve öğretmen bulamazken özel okullara teşvik yasası ile öğrenci başına 3500 Liralık getirildi. (2014)

Ataması yapılmayan öğretmen sayısı 300 binleri aşarken atanamadığı için intihar eden öğretmen sayısı 40 ı aştı. (2014)

Haftalık ders programlarında kültür, sanat ve spora verilen ağırlık %13 seviyesinden %5 lere kadar geriledi. (2002-2014)

Zorunlu ve (zorunlu)seçmeli dersler toplamında din derslerinin ağırlığı %11 seviyesinden % 17 seviyesine çıkarıldı. (2002-2014)

Orta öğretime ve yüksek öğretime geçiş sisteminde 12 yılda 15 kere değişiklik yapıldı. (2002-2014)

Disiplin yönetmelikleri ve sınıf geçme yönetmelikleri ile disiplinsizlik ve başarısızlık ödüllendirildi. (2002-2014)

Dershane sayılarında meydana gelen artış oranı yüzde 82 olarak gerçekleşti. Okullar diploma verirken eğitim dershanelere terk edildi. (2002-2014)

Eğitim yöneticilerini torpile zemin olacak şekilde mülakatla atamaya başlayan MEB, paralel darbe (?) bahanesiyle idari kadro vermekten tümüyle vazgeçti, “görevlendirme” yoluna gitti. Okul müdür ve müdür yardımcılarının yarısından fazlasını bu şekilde tasfiye eden bakanlık yüzünden eğitim kurumlarımız liyakati siyasetinden menkul kişilerin ehliyetsiz kişilere terk edildi.(2014)

***
4 yıllık sürelerle devleti yönetmek üzere seçilenlerin onlarca yıl etkisinde kalacağımız bir değişikliği bilimsel altyapı, toplumsal uzlaşı olamadan yalnızca koltuk üstünlüğüyle getirmesi demokrasiyle açıklanamaz. İktidar olmak, muktedir olmak dönemsel bir emanettir. Bu emanet bir mülktür ki, sahibi hepimiziz. Eline anahtarı verdiğimiz, güvenip kontrat imzaladığımız kiracımız evin tüm kolonlarını keserse, tüm projeyi yıkıp bambaşka bir halde teslim ederse bu bir sorundur. Eğitim gibi gelecek yüz yıla yön verecek hayati bir konu; iktidarıyla, muhalefetiyle, öğrenci ve öğretmeniyle, tüm sivil unsurlarıyla birlikte tartışılmalı, uzlaşı sağlanmalıdır.

Bir rövanş kaygısıyla başlayan, bir cihat gibi (?) yürütülen süreçte yasalaşan sistem değişikliliğinin eğitimimize olumlu bir katkı sağlamadığı, bizi geriye evrimleştirdiği açıktır. 

Figüranı olduğumuz sahneye bakıp filmin sonunu tahmin etmek olası. Kötü senaryoda esas oğlan bulanık sularda derinlik sarhoşluğu içinde ağır ağır dibi boyluyor. Ciğerindeki nefesi yüzeyde çırpınırken tükettiğinden dibe ulaştığında çoktan ölmüş olacak. Mutlu sonda ise dibe hızla ve ayakları üstünde varan kahramanımız bir silkinişle kendini yüzeye fırlatacak ve nihayet nefeslenecek. Biz kahramanı uyanık tutmak için çabalayan taraftayız elbet. Sendika olmanın gereği ve zamanıdır tam da.

Kıssadan hisse şudur ki; yüzeye çıkmak için dibi görmek gerekir bazen. Dibe doğru gidiyoruz efendiler, öyleyse umut var…

15.09.2014 Ankara
Cansel GÜVEN
Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı
guven@aes.org.tr

www.mebpersonel.com

banner182
Son Güncelleme: 16.09.2014 17:49
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol