banner406
28 Aralık 2016 Çarşamba 20:27
İstanbul Öğretmen Akademileri Eğitim Dünyasına "Merhaba" dedi
 

Eğitim alanında niteliği arttıracak çalışmaların akademik birikime yaslanması ve buna uygun şekillenmesini amaçlayan“İstanbul Öğretmen Akademileri”nin açılışı yapıldı. İstanbul Üniversitesi Cemil Bilsel Konferans Salonunda düzenlenen açılışa, İstanbul Valisi Vasip Şahin,  Millî Eğitim Bakanı Müsteşarı Doç.Dr. Yusuf Tekin, Müsteşar Yardımcısı Muhterem Kurt, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Doç.Dr. Semih Aktekin, Vali Yardımcısı Ahmet Hamdi Usta, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Hayati Develi, İstanbul Üniversitesi Hasan Âli Yücel Eğitim Fakültesi Dekanı Prof.Dr. İrfan Başkurt, İstanbul İl Millî Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci’nin yanı sıra çok sayıda akademisyen,  yazar, alanında yetkin kişiler ile Öğretmen Akademileri’nde eğitim gören öğretmenler ve basın mensupları da katıldı.

İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Müdürlüğü önderliğinde; İstanbul Üniversitesi, İstanbul Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü ile yapılan  protokoller kapsamında il genelindeki öğretmenlerin, alanında donanımını artıracak “İstanbul Öğretmen Akademileri” adıyla yeni bir proje hayata geçirildi.

Yetkin, Özgün ve Etkili

30 Nisan 2017 tarihine kadar devam edecek olan İstanbul Öğretmen Akademileri; Bilim (Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk-İslam Düşüncesi ve Bilimi Enstitüsü, Bilim Olimpiyatları Enstitüsü), Edebiyat, Lisan, Müzik ve Sanat olmak üzere 5 akademiden 3 enstitüden oluşuyor.

İstanbul Öğretmen Akademilerinde öğretmenlerimize, alanlarında yetkinliği olan, özgün, etkili yöntem ve uygulamalarıyla öne çıkan akademisyenler, yazar ve sanatçılar tarafından eğitim verilecek

Açılışta ilk sözü alan İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mahmut Ak, Öğretmen Akademilerine üniversitenin ev sahipliği yapmasından ve bu proje içerisinde yer almaktan mutluluk duyduğunu söyledi.

Akademik Anlamda Tazelenmek

İstanbul Valisi Vasip Şahin, toplumumuzun öğretmen anlayışını  “Öğretmen yanlış yapmaz, onun söylediği her şey, verdiği her bilgi doğrudur, onun aksi tartışılmaz ve her anlamda liderdir.” diyerek özetledi. Bunun çok önemli bir imkân ve avantaj olduğunu söyledi.

Karşınızda hangi bilgiyi verirseniz onu almaya hazır muhatap bir kitlenin bulunduğunu belirten Vali Şahin, bunun sorumluluğu gerektiren tarafının da olduğunun altını çizerek sözlerine şöyle devam etti:

“Neticede öğretmen de imkânları sınırlı olan her an her şeye ulaşamayan insan. Bir müddet geçer, kendisini tüketmeye başlar. İşte o zaman bizlerin, eğitim yöneticilerinin, eğitimle ilgili sorumluluk taşıyan kurumların, grupların, kişilerin sorumluluğu devreye girer. O öğretmenler bizimdir. Onları akademik anlamda yenilememiz, tazelememiz çerçevesinde bu projeyle çok önemli bir adım atılmış oldu. Öğretmen Akademilerinin hem gönüllü olması, hem de oldukça akademik bir kadroyla teçhiz edilmiş olmasını önemli buluyorum. Zira herkes tarafından kabul edilmiş, yetkin, oldukça mütekâmil insanların burada ders veriyor olması, bunun aslında ne kadar nitelikli bir proje olduğunu gösteriyor.”

Hayati Bir Proje

Vali Şahin, bu proje ilk bahsedildiğinde heyecanlandığını belirterek, projenin hayallerinden biri olduğunu daha önce görev yaptığı iki ilde aile öğretmenliği projesi başlattığını söyledi. 

Eğitimin bir ayağının öğretmen, veli, öğrenci üçlüsünü buluşturmak diğer tarafının ise öğretmenin kedisini geliştirmesi olduğunu hatırlatan Vali Şahin sözlerini söyle tamamladı;

“Bir  öğretmenin başarıyı yakalayabilmesi için kendisini sürekli geliştirmesi gerekiyor, bu akademi ile gelişimi görmekten mutlu oldum. İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne böylesi hayati bir projeyi uygulamaya geçirdiği için teşekkür ederim.”

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Doç. Dr. Yusuf Tekin, Millî Eğitim Bakanlığının son 15 yılda inanılmaz bir fiziksel kapasite artışında bulunduğunu söyledi.

Müsteşar Tekin, artan nüfusa rağmen derslik başına düşen öğrenci sayısı ve öğrenci başına düşen öğretmen sayısı itibari ile birçok alanda OECD ortalamalarını yakalamış durumda olduklarını belirtti.

Paradigma Değişikliği

Fiziksel kapasitesi ve imkânları itibarıyla Milli Eğitim Bakanlığının maddi anlamda ciddi bir devinim gerçekleştirdiğini, fakat nitelik olarak arzuladıkları düzeyde olmadıklarını aktaran Müsteşar Tekin sözlerine şöyle devam etti:

“ Son 2 yıldır özellikle masaya yatırdığımız konular, öğrenci ve öğretme niteliklerinin yanı sıra öğretmen eğitimleri veya onların yeni sürece adaptasyonu konularıdır. Yanlış anlama olmasın. Bu akademi de dâhil olmak üzere bakanlığımızın öğretmenlerle ilgili uygulamaları, politikaları şöyle bir öncülden yola çıkmıyor: Biz öğretmenlerimizi kesinlikle yetersiz bulmuyoruz. Öğretmenlerimizi asla bilgisiz kabul etmiyoruz, bu eleştirileri reddediyorum. Biz sadece yıllar önce üniversiteden mezun olan, çalıştıkları bölgede, bulundukları konum itibarıyla gelişmeleri takip etmekte zorlanan öğretmen arkadaşlarımıza, bu gelişmeleri takip etmeleri konusunda yardımcı olmaya çalışıyoruz. Değişen öğrenci profili var. Bu adaptasyonu da sağlamak gerekiyor. Öğretmenle ilgili akademi ya da benzeri isimlerle hayata geçirmeye çalıştığımız programın amacı budur. Aslında bu bir paradigma, mantalite değişikliğidir. Önceki yıllarda Millî Eğitim Bakanlığındaki hizmet içi eğitim uygulamalarını biliyoruz. 2016 yılında bu tarihe kadar 40 bin öğretmenin eğitimine ilişkin faaliyet gerçekleştirilmiş. Uzaktan eğitim ya da benzeri yollarla, 310 bin öğretmen eğitim çalışmalarına katılmış fakat istediğimiz verimi alamamışız.  Bunun sebebi ise, öğretmene, ‘bilmiyorsunuz, size öğretelim, biz anlatalım’ mantığıyla hareket eden bir yaklaşımın hâkim olması.”

İl Millî Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci ise, eğitim tartışmalarının temelinde, müfredat ve öğretmen yetiştirmenin bulunduğunu belirtti.

Stratejik Amaç ve Hedeflere Dönük Faaliyetler İcra Etmek  

Öğretmen yetiştirme ile ilgili ciddi bir problemin olduğunu fakat bunun suçlusunun öğretmen olmadığına değinen  Yelkenci, sözlerine şöyle devam etti:

“Eğitim sistemleri dünyanın her yerinde öğrenciye hizmet eder. Ancak eğitim sistemindeki süreçlerde öğretmene hizmet etmelidir ki böylece öğretmenden bir şey isteyebilme hakkımız olsun. Eğer biz eğitim yöneticileri olarak bunu yapmazsak toplum olarak öğretmenleri sorgulama hakkına sahip olamayız. Bu noktada hükümetimiz akabinde bakanlığımız öğretmen yetiştirme ile ilgili bir dizi hayati tedbir aldı. Tabi ki alışkanlık olduğu üzere her şeyin merkez tarafından yapılması bekleniyor. Halbuki merkez ufuk çizer, bir vizyonortaya koyar. Eğitimciler olarak da bize debu vizyonu destekleyecek stratejik amaç ve hedeflere dönük faaliyetler icra etmek   düşer.”

Yelkenci, kendilerini sorguladıklarında,İl Millî Eğitim Müdürlüğü olarak eğitimle ilgili iki sorundan biri olan öğretmen yetiştirme meselesinin neresinde durabileceklerini ilişkin sorgulamanın ardından bu projeyi tasarladıklarını ve hayata geçirdiklerini söyledi.

Özellikle müfredat odaklı tartışmaların şimdiye kadar sadece kazanımlar üzerinden yapıldığını söyleyen Yelkenci sözlerini şöyle tamamladı:

Öğretmenleri Teorik ve Pratik Bilgilerle Donatmak Amacımızdır

 “Müfredat ve öğretmen yetiştirme ile ilgili meselenin ağırlıklı olarak yöntem üzerinden ele alınması gerektiğini düşünüyoruz. Nasıl ki Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren bir Yahya Kemal Beyatlı, bir Ahmet Hamdi Tanpınar, bir Nurettin Topçu öğrencinin karşısına çıkmışsa en azından işin erbabı olanlar öğrenci karşısına çıkamasa da onları öğretmenlerimizle buluşturabileceğimizi düşündük. Bir yol açmak ve mütevazı bir başlangıç yapmak amacımızdır. Bunun için ilk yıl, sanat akademisi, lisan akademisi, müzik akademisi, edebiyat akademisi, bilim akademisi adı altındaysa sosyal bilimler, Türk ve İslam bilimi, bilim olimpiyatları enstitüsü planladık. 5 Kasım itibari ile programı başlatmış olduk. Akademilerimizde 350 öğretmenimiz Nisan ayı sonuna kadar eğitim alacak.”

Yelkenci, artık bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğunu hatırlatarak, akademilerde öğretmenleri teorik ve pratik bilgilerin farklı özellikleriyle donatmak istediklerini söyledi.

Konuşmaların ardından Prof. Dr. İskender Pala, kültür ve medeniyet konulu ilk dersi verdi. Besteci ve Piyanist Tuluyhan Uğurlu’nun tek ve geleneksel sazlarımız ile beraber “Güneş, Ülke ve Anadolu” temalı performansıyla program son buldu.

30-11-201630-11-201601-12-201630-11-201601-12-201630-11-201630-11-201630-11-201630-11-201630-11-201630-11-201630-11-201630-11-201630-11-201630-11-201601-12-201630-11-201601-12-201630-11-201630-11-201630-11-201630-11-201601-12-201601-12-201630-11-201601-12-201630-11-201630-11-201601-12-2016

www.mebpersonel.com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.