banner374
07 Şubat 2014 Cuma 08:47
MEB Bürokratik Oligarşiden kurtarılmalıdır
 MEB  Bürokratik Oligarşiden kurtarılmalıdır
Zaman su misali akıp gidiyor, geçen her gün aleyhimize işliyor. Zamanı durdurmak, akar suyu da tersine akıtmaya çalışmakta mümkün değildir.  Filozof “değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” der. Değişim kaçınılmazdır. Değişimin önünde durmak nafile bir çaba ve gayrettir.  Maalesef ki Ülkemizde değişime  gelişmeye ilerlemeye karşı direnmeye çalışanlar var. Onlar bilmiyorlar mı ki  güneş, balçıkla sıvanmaz, elbetteki biliyorlar  amma var ya!  MEB’de yerleşmiş olan bürokratik oligarşi amma diyor, belki bulanık havada birtakım ayrıcalıklarımızı kurtarabiliriz çabası ve gayreti var.
Her eğitimci bilirki,  MEB’de   ayrıcalıklı  gruplar, isimler, şahıslar var. Bunlar her dönem makamını ve saltanatını korumasını başarırlar. Bakanlık içinde hele bir sınıf var ki bal kaymak yiyen, derenin başına konumlanmış bir sınıf  bu sınıf tüm MEB çalışanlarının karşısında perde beton duvar gibi durmaktadır. Bu sınıf kendisini her şeyin üzerinde gören Bakanlık Denetçileri sınıfı. MEB deki bu sınıf bürokratik oligarşi sınıfının en büyüğü ve  adeta karşımıza kast örgütü gibi dikilen değişimin önünde, değişime ayak uyduramayan, yetki arkasına gizlenmiş işlevsiz bir topluluk.
Bakanlık denetçileri denildiğinde eğitimcinin zihninde, Ankaradan eli çantalı gelen havaalnında kendisini makam aracı ile karşılatan, okula geldiğinde müdürün makamını işgal eden, okulda adeta sıkı yönetim ilan edip hiç kimseyi yerinden kıpırdatmayan, bir evrak için 30 kişiyi meşgul eden, eğitimi öğretimi işi bitene kadar felç edenkendisi dışında hiç bir şeyi düşünmeyen,  bir tip, şahıs,  her ne şekilde betimler sek betimleyelim sonuçta, bunlar hep aynı. Bir şube müdürü arkadaşımız anlatıyor, taşra bir il müdürünü  şikayet nedeniyle soruşturma için gelen bir denetçinin psikolojik zulmünü anlatıyor, Anlatmakla da bitiremiyor il denetmeni başkan ve yardımcılarına nasıl fırça kaydığını, İl müdürün makamına Denetçinin nasıl konumlandığını, şube müdürlerine, ben çıkmadan binadan kimse çıkmayacak diye nasıl sıkıyönetim ilan ettiğinden bahsederken, o  halen o, ortamdaki olayları anlatırken dahi, psikolojik tramvayı yaşar gibi oluyor ve sinirleri geriliyordu.
İşte bakanlıkta yatarak yılda,  2 veya3 inceleme soruşturma ile meşgul olan, denetçi kardeşimizin aylık ücreti,  bir eğitim cinin tam iki katı, 6500 TL dir. Bu ayrıcalık doğrumu yorumu sizlere bırakıyorum.
MEB’de yıllardır bürokratik oligarşi sınıfın içinde yer alan ama her dönem makamını koruyan müsteşar yardımcısı, Genel müdür, daire başkanı, ve il müdürleri var. Sahiden bunlar bu makamlara hangi usul ile atandılar. Hangi hak hukuk ve liyakat anlayışı içinde atanmışlardı. Şimdi  cıyak cıyak cıyaklıyorlar,  neymiş efendim,  hak hukuk , liyakat anlayışı yerle bir olmuş.  peki sizler atanırken bir ölçü var mı idi. Sizler bu makama atanırken hak, hukuk, kavramları yokmuydu, sizler atanırken her şey iyi güzelde, görevden alınınca, her şey kötü, her şey ahlaksız. Herkes ispiyoncu, herkes jurnalci yazık yazık vallahi yazık.  Bizim oralarda ” boyundan bosundan utan,  yalan söylerken şu boyuna bosuna bak” derler,  ne kadar haklı bir sözmüş.
MEB’de bürokratik oligarşi bitmeli. Eğitimciler olarak sınıfa güler yüzlü girmek istiyoruz, evimize işimize güler yüzlü,  motive olmuş bireyler olarak gelmek ve gitmek bizimde hakkımız diyoruz .Hangi kitapta hangi kanunda ölene kadar il Müdürüsün genel müdürsün denilmektedir. Bürokrasideki ,bürokrasiyi azalaltın, işlevsiz olanları kaldırın personel değişimini bir an önce uygulamaya koyun daha neyi bekleyeceğiz, sonuna kadar değişimin doğru işlerin arkasında sizlere destek olmaya devam edeceğiz.

Kamil Doğrusözlü/ eğitimci
banner182
Son Güncelleme: 07.02.2014 08:48
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol