banner374
14 Mart 2014 Cuma 16:09
MEB TORBALANDI, KIYIM BAŞLADI

 Bakanlığın veya hükümetin dönemlik resmi planlarında yer almamasına rağmen dershane savaşlarıyla başlayan siyasi kriz Milli Eğitim Teşkilatını’ın torbalanmasıyla nihayete erdi. Başlamışken 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu da değiştiren hükümet,  “demokratikleşme” başlığında memurun eylem yapma hakkını sınırlanmış, belge bilgi paylaşımına yeni yasaklar getirmiş, ek iş yapma hakkımız tırpanlanmış, siyaset yasağı kalkacak derken altı çizilmiştir. 




Milli Eğitim Temel Kanununda değişiklik içeren yasa tasarısı Cumhurbaşkanımızın imzasından neredeyse iki gün sonra 14 Mart 2014 Tarih ve 28941 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Böylece milli eğitimin dümeni tamamen siyasilere devredilmiş, liyakat ve kazanılmış hak kavramları tarihe karışmış oldu. Bunu “olağan” karşılayanlar hükümetlerin değişebileceğini, her değişiklikte yeni iktidarın baştan aşağı kendi ideolojisi ve kadrosuyla sistemi yıkıp yeniden kuracağını bilmelidir.  Bu bir intihar, bu bir cinayettir.

 

Dünyada geri kalmış ülkelerde dahi eğitimle bu kadar oynanmamış, bu denli yanlış peş peşe yapılmamıştır. Eğitimi çukurdan zirveye çıkarmak için eğitimin ve eğitimcilerin önünün açmak, onları söz sahibi yapmak gerekir. Bunun tersini yapmak günümüzün popüler deyimi ile manidardır.

 

Yeni kanunun mürekkebi kurumadan “adama göre” görev değişiklikleri milli eğitim müdürleri seviyesinde uygulamaya alınmıştır. İlk günden beri dikkat çektiğimiz gibi tüm bakanlık bürokratları hatta okul müdür- müdür yardımcıları açısından aynı tehlike söz konusu değildir. Bu düzenleme; görevden alınınca dava açabilecek, dava kazanacak “yandaş olmayan” idarecileri temizleme operasyonudur. Atama yerine mülki amir emriyle görevlendirme sistemine geçilmesi her türlü torpil ve kayırmacılığın önünü açmıştır. Görevlendirme ve atamalarda performans gibi sübjektif kriterlerin kanunda yer bulmuş olmasını endişe ile karşılıyoruz.

 

Bu yeni durumla havuza alınması muhtemel ve yılardır havuzda bekletilen eğitimcilerin yine bir odaya tıkılıp etkisizleştirileceği aşikardır. Liyakatli eğitimcilerin bilgi birikimlerinden ve tecrübelerinden faydalanılacak yerlerde olmaları gerekir. Bu ülkenin iş bilmezlere, boş durana maaş ödeyecek kadar zengin bir ülke olamadığı da unutulmamalıdır. Harama girmemek, adil olmak bakanlık yetkililerinin boynuna borçtur. Tabi kul hakkını, kamu yararını düşünen bakanlık yetkilisi kalırsa.

 

Elbette ki bu kanunun sadece dershaneleri ilgilendirmediğini eğitim sürecinde aksaklıklara ve hak kayıplarına sebep olacağını defalarca dile getirmişizdir. Bu kanun ile dershane öğretmenlerinin MEB kadrolarına sınavsız atanması vaat edilmiş, özel okula dönüşümün devletçe finanse edileceği müjdelenmiş ise de, kısmi çark edildiği de görülmüştür. Muğlak durumun gelecekte nasıl şekilleneceğini hep birlikte görecek, kamu hakkından, adaletten yana tavrı sürdüreceğiz.  Atanma ve aday öğretmenlerin asaleti noktasında muhtemel siyasi istismara, baskıya en sert direnci göstereceğimiz bilinmelidir.

 

Eğitimdeki sorunları bakanlığa çözümleri ile birlikte ileten ve çalışma barışından yana olan Anadolu Eğitim Sendikası siyasetten uzak ve ırk dil din ayrımı yapmadan eğitimin planlanmasından yana tavır koymuştur. Kuşkusuz bu tavrını sürdürecektir.

 

 

 

Bakanlığın yayınlamak zorunda olduğu yeni atama ve yer değiştirme yönetmeliklerine kadar kurumların idaresinde boşluk oluşması, boşluğun çer-çöp ile doldurulması ihtimali kaygı vericidir.   Böyle bir durumda eğitimin güvenliği, kalitesi sarsılacak, öğretmen, öğrenci ve hatta velilerimiz mağdur edilecektir. Bakanlığı adil ve acil önlemler almaya davet ediyor, doğabilecek zarardan kendilerini sorumlu tutacağımızı peşinen ilan ediyoruz.

 

Eğitim “hükümetin adamları ile değil “devlet adamları” ile yapılır. Farklılıkların bu ülkenin zenginliği olduğunu, farklılıklara rağmen ortak doğrularda buluşmamız gerektiğini kurulduğu günden bu yana savunmuş olan AES’in ilkelerinden taviz vermeyeceği bilinmelidir.

 

En önemli ve feyizli görevlerimiz, milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu suretle olur” diyen Başöğretmen Atatürk’ün ön görüsüne katılıyor, eğitimi kurtararak ülkeyi aydınlatma ülkümüze sahip çıkıyoruz.

 

Bakanlığın yeniden yapılandırılması ile hak kaybına uğrayabilecek her üyemizin, dersine girdiğimiz öğrencilerin, kamunun hakkını sonuna kadar koruyacağımızdan da hiç kimsenin şüphesi olmasın. Ayakta ve nöbetteyiz!

 

Adem Çelik

Anadolu Eğitim Sendikası

Hukuk ve TSS Gen. Başkan Yard.

 

  

Kanun Değişikliğine Ulaşmak İçin:

 

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2014/03/20140314-1.htm

banner182
Son Güncelleme: 14.03.2014 16:09
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol