banner374
01 Şubat 2013 Cuma 12:10
MEB'DE AK SAÇLILAR DÖNEMİ!
 Her ne kadar Sayın Avcı’nın gelişi bir bahar havası estirdi ama eğitim camiasının tahammülü de kredisi de son derece sınırlıdır. Rüzgarın tersine dönmesi ve sayın Avcı’nın eleştirilmeye başlanması çok kısa zaman alabilir. Nitekim şubat atamasının yapılmayacağının açıklanmasıyla birlikte homurdanmalar da başladı.

Aslında durum şu ki herkesi aynı anda memnun etmenin mümkün olmamasından dolayı MEB zor bakanlıktır. Diğer pek çok kurumda böylesi bir durum söz konusu değildir.

Örneğin:

Şubat ataması yapsanız hem yazın alan sınavına girecek olanları memnun edemezsiniz hem de il içi sıra bekleyen öğretmenleri memnun edemezsiniz.

Şubat ataması yapmasanız atanamayan öğretmenler gözünde gaddar duruma düşersiniz ve derslere yoğun şekilde ücretli öğretmenler girmeye devam eder.

Bu yüzdendir ki MEB yönetilmesi çok zor bir Bakanlıktır. Ak parti hükümetlerini incelediğiniz zaman birçok Bakanlık 1 ya da 2 bakanla yönetilirken MEB aynı partinin 5. Bakanıyla yönetiliyor.

Bu kadar yönetilme zorluğunun üstüne bir de Sayın Dinçer’in fazlaca ‘doğrucu’ olması, yüzünün gülmemesi, mahrem konuları basın önünde konuşması yıpranma sürecini hızlandırdı.

Kamuoyu önünde öğretmenleri alenen eleştirmek büyük hataydı. Öğretmenler derse geç mi giriyor? Yöneticilerinizi toplarsınız, teftiş mekanizmanızı harekete geçirirsiniz, her ne gerekiyorsa yaparsınız. Bu bir örnekti. Birçok hususta ilgili kurumlar gereğini yapmalıydı, öğretmenlerin toplum önünde tartışılır duruma gelmesine gerek yoktu.


Sayın Avcı babacan ve müşfik tavrıyla yıpranma sürecini geciktirebilir ama yıpranmaması yukarıda sayılan sebeplerle mümkün değildir.

Hele de Sayın Avcı her önüne gelene mavi boncuk dağıtmaya başlarsa görünüşte herkesi memnun eder gibi olsa da son tahlilde hiç kimseyi memnun edemez hale gelebilir.

Sayın Avcı’nın önündeki en önemli sorun merkez teşkilatı kadrosudur. Bir an önce karar vermelidir: mevcut kadroyla mı devam edecek, eski tüfekleri göreve mi çağıracak?

Şu anki merkez teşkilatı hakkında en önemli eleştiriler merkez ve taşra teşkilatlarını tanımamak, sorunlara hakim olamamak, sürecin gerisinde kalmak olarak sıralanabilir.

Bunun yanında eski yönetim de ideal değildi. Şişirilmiş ve hantal bir merkez teşkilatı da yönetim noktasında yavaşlatıcı etki yapabiliyordu.

Bunların ışığında Sayın Bakan’ın büyük bir titizlikle, adeta kuyumcu hassasiyetiyle merkez teşkilatını yeniden yapılandırması gerekir.

Özellikle Syın Bakan, mevzuata ve teşkilata hakim şube müdürlerini ve daire başkanlarını iyi tespit ederek teşkilata adapte etmek önemlidir. Diğer yandan politika belirleme ve sevk-i idare noktasında da tecrübeli eski bürokratlardan iyi bir ekip oluşturmalıdır.

Mevcut yöneticileri de harcamadan dengeli ama doğru hamlelerle merkez teşkilatı güçlendirilmelidir. Avcı’nın önünde duran bir başka sorun da il müdürlerinin durumudur.

Hala birçok il müdürü geçici görevle iş başındadır. Bu durum il müdürlerini tedirgin etmektedir. Özellikle Bakan değişiminden sonra ‘Acaba ben kalır mıyım?’ düşüncesi akıllardadır. Her ne yapılacaksa bir an önce yapılmalıdır. Zaten her bakımdan tutunması zor olan il müdürlüğünü kadro vermeyerek daha da zorlaştırmak camiaya zarar verir.

Asaleten atanma şartları taşıyan il müdürleri atanmalarının önünde ciddi bir engel yoksa kadrolu atanmalıdır. Asaleten atanma şartları taşımayanlar ise asli görevlerine döndürülmelidir. Böylece hem kendileri hem de işgal ettikleri görevleri yıpranmamış olacaktır.

Bakan değişikliğinin iyi yönleri kadar kötü yönleri de vardır. Örneğin başlayan çalışmaların tamamı bıçakla kesilmiş gibi durdurulmuştur. Tüm projeler, yönetmelik hazırlıkları, atama hazırlıkları tamamı dondurulmuştur. İşte bu yüzdendir ki Sayın Bakan’a bu günlerde uyku haramdır. Sayın Bakan ne yapacaksa bir an evvel yapmalıdır.

İşletme körlüğü yaşamadan veya gözü alışmadan kritik hamleleri yapmazsa Sayın Avcı gelişini boşa çıkarır. Yönetim kadrosunun netleşmesi ve yarım kalan tüm işlerin bir an evvel sonuçlanması, yapılmayacaksa bırakılması gereklidir.

Yüzlerce örnek arasından bir tanesi yönetici atama sorunudur. Şube müdürlüğü sınavı yapılacak mıdır, taşra teşkilatı yöneticileri yönetmeliği çıkacak mıdır?

'Bakan değişti' gerekçesiyle bu tür önemli konular uyutulur ve ‘bu yaz da kalsın’ denirse çözümsüzlük kaosa döner. 

Son söz:

MEB’de halının altına süpüre süpüre halının altında yer kalmamıştır. 

Fatih KUL
personelmeb.net
banner182
Son Güncelleme: 01.02.2013 12:10
Anahtar Kelimeler:
meb ak saçlılar dönemi
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
akı da gelse karası da gelse hepsi gaddar bunların 4 yıl önce

şubat atamasını istiyoruz,sınırda kalanların hakkı yeniyor

Avatar
gül 4 yıl önce

iliçi alan değişikliğinden pişman olanlara geri dönüş.sınıfıma dönmek istiyorum

Avatar
şubat ataması istedik diye homurdanır duruma mı düştük biz lütfen!! 4 yıl önce

bekliyoruz ya hakkımızı istedik biz. homurdanmadık

Avatar
il içi alan değişikliği 4 yıl önce

pişman olanlara dönüş istiyoruz. ne büyük hata yapmışız. kaç aydır pişmanız diyoruz duyan yok mu?

Avatar
öğretmen 4 yıl önce

birde sayın personel meb yöneticileri kurumlar arası atamalarıda gündeme getirin lütfen

Avatar
hak mak yok size 4 yıl önce

hem yetkili sendikayı .... seçin sonrada hak ne hakkı be..size maaş bile verilmez aslında

Avatar
ali er 4 yıl önce

sn dinçer in açık sözl ve dorucu olduğu savına kesinlikle katılmıyoru.onun için en güzel yakıştırma, "bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi olmasıdır."

Avatar
kederli müzikçi 4 yıl önce

il içi alan değişikliğimin iptalini, sınıf öğretmenliğimi geri istiyorum,önce bizi geri dönmek isteyenleri, alsın sonra atama yapsın lütfen çok pişmanım.her gün bu umutla il içi alan değişikliği iptali ile bekliyorum yeter artık acıyın bize.16 yıllık sınıf öğretmenliğimi istiyorum.