banner374
25 Eylül 2013 Çarşamba 22:40
MEB’DE GÜVEN (SİZLİK) BUNALIMI!

 Bizim kuşak ve biraz daha yaşlıların diline pelesenk olmuş ve Türk Siyasilerinin bu topluma ezberlettiği bir kavram vardı.”Güven bunalımı”…

1970-80-90’ lı yılların siyaseti ve günceli ile biraz ilgilenen arkadaşlarımız hatırlarlar.

Diyebiliriz ki O yıllarda  haber sunucularının en çok kullandığı kriz dönemi klişelerinden birisi “güven bunalımı” sözü idi.

Cumhurbaşkanı ile Kabine arasında “güven bunalımı”…

TBMM ile Cumhurbaşkanı arasında “güven bunalımı”

TSK ile Siyasi partiler ve parti Liderleri arasında “güven bunalımı”…

Parti Liderleri ile Milletvekilleri arasında “güven bunalımı”

Milletvekilleri  ile Halk arasında ,seçmenleri arasında güven bunalımı..

Yöneticilerle bürokratlar arasında güven bunalımı…

Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlüğünde güven kelimesi  şöyle tanımlanıyor:

”Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat”..

Size anlatmaya çalıştığım Güven bunalımı klişesini tam anlamıyla betimleyen bir cümlede bu kavram şöyle geçiyor.

” Görgül, mantıksal ya da sayımsal işlemlere dayanarak bir gözlemsel bilgi ya da bulgunun öyle olduğu ya da öyle kalacağı duygusu.”Bu ifade ise Yine Büyük Türkçe Sözlük te“ing. confidense”güven sözcüğünün Yönetim bilimindeki karşılığı olarak alınmış.

Alman tüccar Robert Bosch:”Müşterimin güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi yeğlerim”der.Bu sözü , tüm Bosch marka ürün satan mağazaların duvarında asılıdır.

Görmeyeniniz yoktur sanırım.

Robert BOSCH yüz yıl önce bu sözü söylerken sanırım  güven kelimesinin “Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat” anlamına vurgu yapmıştır.Malının kalitesine/yaptığı işin doğruluğuna  müşterisinin inanmasını itimat etmesini istemiştir.

Türk siyaset ve yönetim sanatıyla ilgili olarak ise sanırım Güven kelimesinin ” Görgül, mantıksal ya da sayımsal işlemlere dayanarak bir gözlemsel bilgi ya da bulgunun öyle olduğu ya da öyle kalacağı duygusu”tanımlaması geçerli..

“Güven bunalımı”klişesinin anlamını şimdi ortaya çıktı.iki taraf arasında Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat’ın yok olması…

Yani GÜVEN BUNALIMI!

Yüz yıl önce yaşamış Alman Tüccar güvenin bu kadar önemli olduğuna vurgu yapmış.

Peygamber Efendimiz’e”El Emin “sıfatı verilmiş.

Sözüne güvenilen..İnanılan.İtimat edilen kişi.. denilmiş.

Hem de bu ünvanı,mahlası, o Yüce Rasul’e Mekke Müşrikleri vermiş.

1430 yıl önceden can düşmanı müşriklerin bile itimadını kazanmış EL- EMİN Ünvanı ile anılan bir peygamberin hiçbir sözüne güvenilmez ümmetinin mensupları..

Bizim 21.yüzyılın yöneticileri yönettikleri  insanlarda güven bunalımı üzerine güven bunalımı yaşatmaya devam ediyor.

Bir KHK…

652…

“Tüm MEB taşra yöneticileri Rotasyon esasına göre görev yaparlar..”

Arkasından 2 yıl sonra ,prematüre bir bebeğe benzer yamalı bohçaya benzeyen bir yönetmelik…Süreç kör topal yürümeye çalışıyor.Güya yönetmelik uygulanıyor…

Ardından yer değiştirme iş takvimi…

Tercihler…

Toplanmış evler…

Toparlanmış evler…

Aman ne göreyim..

Milyonlara hitap eden bir bakanlığın Bir ulusal kanalda Kan- ter içinde kalmış,boncuk boncuk terleyen  Müsteşarı…

Ne söylesin ki..

Kendi çıkardığı kanuna,yönetmeliğe.iş takvimine uymayan,uy(a)mayan uydurulamayan bir bakanlık yetkilisi konumuna düşürülmüş bir yönetici …

Terlemesin de ne yapsın..

Ya stüdyo çok sıcaktı…

Ya da Konu çok sıkıntılı idi.

Benim rotasyon hikayesinden aklımda,tayin beklerken,

Kasaba politikacılarının,

İhale kovalamacılarının,

Pasta(!..) savaşçılarının elinden en azından birkaç yıllığına kurtulacağı(m)(z) diye beklerken aklımda o günlerde bir ulusal kanala çıkarak boncuk boncuk terleyen bir müşteşar  resmi kaldı.

Ki biz o müsteşarın bu işi samimiyetle ve sonuna kadar yapacağından EMİN iken..

Sayın Müsteşarımızın bu hususta en küçük bir sorumluluğu yokken…

Bu yükün onun omuzlarına yüklenmesi de haksızlık olurdu..

Ha bir de aklımda kalan..

Ta 1970-80 li yıllardan kalma bir klişe söz de olsa…

MEB merkez teşkilat yöneticileri ile taşra yöneticileri arasında yukarda açıklamaya çalıştığım.

Nur topu gibi bir GÜVEN BUNALIMI.

Kişisel olsa Çözümlenir belki ama..

Bu kurumsal bir güven bunalımı…

Sözünde durmayan hangi taraf? .

Söylemeye gerek var mı?

***                             ***

Mesleğe gireli 20 yılı geçti.

20 yıldır MEB i uygulamalarını,sözlerini takip ederim.

Ne öğretmenlere,ne öğrencilere,ne velilere güven telkin eden,İŞTE BUDUR! dedirten bir uygulamaya,çalışanlarını sahiplenen bir demece tanıklık etmedim.

23 NİSAN VE 24 KASIM demeçlerini hariç tutarsak eğer.

Elde kalan ..

Hizmetlisinden daha az maaşla çalışan MEB çalışanı öğretmen…

Kaynak gönderilmeyen okullar…Özellikle temel eğitim okulları…

Okulunun problem yumağına çözüm aramaktan okula, aslı görevine bir türlü dönemeyen okul yöneticileri..

Kaynak bulmaya çalışan emeğinin karşılığını soruşturma ve ceza ile alan müdürler..

Asıl işi müteahitlik,eğitim yönetimi ikincil üçüncül işi olan ilçe yöneticileri…

Sözüne ,icraatlarına güvenilmeyen,büyükşehirlerin huysuz  holigan yöneticilerinin bağırmaları ve baskılarına boyun eğerek son dakikada maçı tatil eden bir bakanlık.

EL- EMİN ünvanını can düşmanlarına tasdik ettirmiş ahir zaman güneşi Hz. Muhammed’in  ahir zaman ümmetinin sözlerine güvenilmez  yönetimi…

Güven Arayan İle Güven Vermesi Gerekenler Arasında

Güven Bunalımı!..

Öğretmenine ,müdürüne,yöneticisine güven telkin etmeyen bir bakanlık bu eğitimi kiminle başaracak merak konusu…

Sizce?

 

Vahdet HOCAOĞLU
banner182
Son Güncelleme: 25.09.2013 22:41
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol