banner374
12 Mayıs 2014 Pazartesi 11:38
MEB’DE KAOSA DOĞRU MU?
 Eğitim sistemimizde yaşanan belirsizlik derinleşiyor. Birçok zorlu süreç üst üste gelmiş durumda. Okul dönüşümleri, şube müdürü atamaları ve rotasyonu, her düzeyde atamalar, 13 Haziran süreci, tayinler, beklenen yönetmelikler… Bir yandan da bu sürece, neyi hangi sırayla gündeme aldığını bir türlü anlayamadığımız mahkemelerin müdahaleleri ekleniyor.

                Bu kargaşada ne atananlar kendini işe verebiliyor ne de kimse önünü görebiliyor. Öğretmenleri okul dönüşümleri ve rotasyon dedikodusu, müdürleri ve müdür yardımcılarını 13 Haziran süreci, şube müdürlerinden eski olanları rotasyon, yeni atananları mahkeme kararları, il ve ilçe milli eğitim müdürleri ile bakanlık yöneticilerini vekâleten atanmış olmak meşgul ediyor. Maarif müfettişleri ise yeni yönetmelikte il müdürlerinin amiri mi memuru mu olacaklarını merakla bekliyorlar. Bu öğretim yılı bu kargaşa ile geçti, gelecek yıl için umutlanmayı gerektiren bütün çalışmalarsa bir engele takılıyor.


                Getirilen her yeni düzenlemeyi mutlaka birileri beğenmiyor. Yargı ise çok ilginç zamanlamalarla kararlar veriyor. Yargı organları kendilerine yapılan başvuruları istediği sırayla ele alabiliyorsa, neden atamalar yapılıp insanlar ülkenin bir ucundan bir ucuna taşındıktan sonra kararlarını açıklıyorlar? Siyaseti hizaya sokacak metinler yazmaktan, asıl işlerini yapmaya zaman kalmıyor galiba. Aldığınız kararların binlerce insanı etkilediğini düşünerek ne söyleyecekseniz bari zamanında söyleyin de insanlar perişan olmasın. Elinizden gelse yönetmelikler yayınlanmadan bizim onayımızdan geçsin diyeceksiniz.


                Bütün bunlardan anlaşılan bakanlığın daha özenle çalışması gerektiğidir. Köklü değişiklikler yerine daha küçük tamiratlarla yol alınmalıdır. Şekil ve sistem tartışmalarından hiçbir zaman asıl meselelere inmeye zaman kalmıyor. Bakanlığın geçen hafta eğitim kamuoyuna verdiği şu görüntü bile durumu anlamaya yetiyor: Önce, bütün meslek liseleri bir anda Anadolu lisesi oluyor, ardından da bütün İmam Hatip liseleri Anadolu lisesine dönüşüyor. Genel müdürlükler sanki ayrı iki bakanlık gibi birbirinden habersiz.


                Bu tartışmalar sürerken bakın taşrada neler yaşanıyor? Herkes bir şeyleri bekliyor. İleri adımlar yerine sadece yapılması mecburi görevler yapılıyor. Öğretmenler hala bakanlığın yaptığı sınavlarda hizmetliden, polisten düşük ücret almaya devam ediyor. Okullar, öğrenci başına ödenek bekliyor. Okulları geçtik ilçe milli eğitim müdürleri bile araçlarına benzin koyabilmek için ya belediyelerin kapısını çalıyor ya da kantin paylarını harcamanın bir yolunu bulmaya çalışıyor. Geçmişte bazı müdürler, kantin paylarını direkt harcarken bazıları daha sağlamcı davranıp okullar üzerinden hülle ile harcamış, bazıları ise dernek kurma yoluna gitmiş. Okul idareleri, SGK’nın tavizsiz uygulamaları sonucu verdiği cezalarla boğuşuyor. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.


                İnsan kaynağı problemi her şeyin önüne geçmiş durumda. Dünyanın en iyi eğitim yöneticilerini bile getirseniz bu ortamda başarılı olma şansı bulamaz. Aklı rotasyonla, görevine son verileceği kaygısıyla ve sürekli değişen yönetmeliklerin getirdiği tedirginlikle meşgul ve kurumu maddi zorluklar içindeki bir idareciden nasıl başarı bekliyoruz ki? Gündemdeki sistem tartışmalarını bir an önce bitirerek sınıflara, öğrencilere ve öğretmenlere odaklanmalıyız.


                Eğitim ortamımız tohumun filizleneceği sağlıklı bir ortam değil. Ülkemizde yaşanan siyasi çalkantının yansımalarından kaynaklanan arayışları bir an önce bitirerek güvenli bir ortama kavuşmalıyız. Yöneticilerimiz önünü görmeli, öğretmenlerimiz sınıfa gelecek kaygısı olmadan girebilmelidir. İki hafta önce gittiğimiz bir okulda bir öğretmen arkadaşımızın; “Dört yıldır bu ilçedeyim, sekiz okulda çalıştım, hala norm fazlasıyım.” feveranı durumu özetlemeye yetiyor.


                Yönetici atama sistemimizde yaşanan belirsizlik, beklenen Anayasa Mahkemesi kararı sonrası zaman kaybedilmeden giderilmelidir. Rotasyona uğrayan şube müdürlerine ve eğitim uzmanı olan eski ilçe milli eğitim müdürlerine istemeleri halinde okul müdürlüğüne geçiş hakkı tanınmalıdır. Vekâleten yapılan üst düzey atamalar kadrolu atamaya dönüştürülerek belirsizlik giderilmelidir.


Bakanlığın, okul yöneticiliğinde getirmeye çalıştığı, “belli süreli görevlendirme” sistemi büyük bir zihniyet değişimidir. Bu konu eğitim kamuoyunda yeteri kadar tartışılmalıdır. Verimsiz olduğu halde, elde ettiği yasal güvenceyle çok önemli koltukları işgal eden yöneticilerle ilgili yetki kullanmanın tek yolu, bütün idarecileri zaaf içine itecek bir sistem olmamalıdır.


                Yeniden kurulma sürecini bir an önce tamamlayarak; okullara, sınıflara, öğrencilere, öğretmenlerin problemlerine eğilmeliyiz. Bakanlığın bütün birimleri, sınıfta öğretmenlerin yaptığı işin daha nitelikli olması için vardır. Bakanımızın; “Çok üzüldüm, görevden ayrılan milli eğitim müdürlerimizden hiçbiri öğretmenliğe dönmek için dilekçe vermedi.” Demiş olması çok anlamlı bir yaklaşımı ifade ediyor. Bu anlayışı büyütmeye ne kadar çok ihtiyacımız var.

Talat YAVUZ
Eğitim Bir Sen İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı
banner182
Son Güncelleme: 12.05.2014 11:40
Anahtar Kelimeler:
meb kaosa doğru mu
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Bir Kaosa Gidiyorsa 3 yıl önce

MEB bir kaosa doğru gidiyorsa bunda önemli bir payın da sendikalardan kaynaklandığını düşünmemiz gerekiyor. herkes ve her sendika eğri oturup doğru düşünmek, doğru söylemek ve doğru davranmak zorundadır. vebali büyüktür.

Avatar
Ercan Çiçek 3 yıl önce

sari sendikacilik yaparak olmuyor ne yazik ki.. yetkili sendika dedigin masada vurur elini savunur haklidan yana ne varsa. belki baskaniniz millet vekili olur ama sendikaniz cabuk bitecek.hatirlanmayacak.

Avatar
13 haziran 3 yıl önce

bu kaostan kurtulmak için 1000 yıl sonrasına ertelenmelidir.

Avatar
eğitim bir sen 3 yıl önce

milli eğitim yandaş olsun da ne olursa olsun mantığı çıkmaza sokmuştur.yazık bu ülkeye yazık ülkeme çocuklar duymasın

Avatar
ARKADAŞŞŞ 3 yıl önce

hiç yazi mazi yazarak kitleleri etykilemeyin.mahkemeler verdiğiniz kararlari kanuna göre engelliyor.ama sizler yönetici atamalarini,okul dönüşümlerini,idarecilikte mülakat denilen uygulamayi,ve tüm sinif öğretmenlerinin(pardon doğudaki sinif öğretmenlerinin) kanayan yarasi rotasyon affini hangi kanuna dayanarak yaptiniz.lütfen kamu oyu oluşturmaya çalişmayin.

Avatar
arif 3 yıl önce

mebin hukuk müşavirliği yok mu? aymden döneceği kesin olan yönetmelikleri uygulamaları niye yapıyorlar. yargıdan dönmeyecek bir metin hazırlayamıyorlüar mı , yoksa işlerine mi gelmiyor hukuka uygun uygulamalar. son şube müdürlüğü atamaları. birinci sınıf hukuk öğrencisi de bunun yargıdan döneceğini bilir. sınavı hiç değerlendirmeye almadan sadece sözlüyle şube müdürü atıyor, olacak iş mi yani.bu ben istediği mi atarım mantığıdır. o da duvara tosluyor.

Avatar
yazıklarolsun 3 yıl önce

insanların haklarını ye sonra yüce türk milleti adına karar veren yargıya yerlere vur ey üyesi olduğum eğitim bir sen biz boşunamı sınavlara hazırlandık boşunamı yüksek lisans yaptık lütfen hakları korumaya yönelik sendikacılık yap