banner374
02 Şubat 2014 Pazar 09:27
MEB'de Ömrü Kısa Ölçme ve Değerlendirmeler...
 Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nabi AVCI'nın, 2013-2014 ders yılının 1.dönem sonuna doğru öğrenciler ve velilerin memnuniyet ile karşılayacağı bir açıklaması oldu. Sayın Avcı, velilerden gelen şikayetler neticesinde performans ödevlerinin öğrencilere kazandırdıklarını ölçtük biçtik ve değerlendirme sonucunda da öğrenci düzeyinde verilen performans ödevlerinden belli kazanımlar sağlanamadığı aksine velilere ve yakın çevreye bir külfet, mihnet teşkil ettiği kanaatine vardık demeye getirdi. Biz ise, bunun üzerine düşünelim dedik.
Sayın Avcı'nın, performans ödevlerine dair şikayetler üzerine performans ödevlerini kaldırmaya dönük hamlesi, ister istemez performans ödevinin İlköğretim Kurumları Yönetmeliğine konulduğu Hüseyin ÇELİK dönemini hatırımıza getirdi. Malumunuzdur ki, söz konusu ödev 20 Ağustos 2007 günlü Resmi Gazetede İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde yapılan değişiklikler içerisinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ölçme ve değerlendirme kapsamında olan sözlü notları mülga edilerek, yerine öğrencilerin çalışma süreçlerinin değerlendirebileceği performans, proje ve derse katılım gibi teknikler getirilmiştir. Elbette, her yeni olanın eskisinden iyi olduğu düşünülerek söz konusu ölçme değerlendirme tekniklerine yönelik olumlu görüşler ortaya konulmuştur. Özellikle meslekte yıllanmış olan öğretmenlerin bu cicili bicili görülen ölçme değerlendirme tekniklerine adaptasyonlarının uzun süreli olacağı kestirilmiş ve öyle de olmuştur. Okullar, performans ve proje ödevleri gibi yeni ölçme ve değerlendirme tekniklerine hazırlıksız yakalanmıştır. Zira; ölçme değerlendirme teknikleri, jakoben usulle, öğretmeni malum ölçme teknikleri açıdan hazır bulunmayan okullara sert bir iniş yapmıştır. Büyük bir kaosun, kargaşanın içinde kendilerini bulan okul yöneticileri ve öğretmenleri, jakoben usule inat birbirleri ile müzakare tekniğini kullanarak, kargaşadan düzene giden yolu aramaya koyulmuşlardır. MEB, usulen hatalı davrandığını ise geri dönütler ve okulların söz konusu halet-i ruhiyesinden anlamıştır. Bilahare, şıpıdık peş peşe kaotik konulara dair genelgeler yayınlamaya başlamıştır. Biraz olsun bu genelgeler ile herkes performansa ve projeye dair neyi nasıl yapacağını anlamış oluyordu. Bu bağlamda, aheste aheste girilen düzen yolunda yol alınmaktaydı. MEB, bu süreçte cicili bicili performans ve proje ödevlerinin öğrenciler tarafından ne şekilde algılanacağını ve nasıl yapılacağını, hem onları hem de velilerini eğitim paydaşı yerine koymasa gerek, görüş almadığından uygulama sahasında görecekti. Öyle de oldu...

Performans ödevi, gel zaman git zaman, bugüne değin kendisini imal ve ihya eden Sayın ÇELİK dahil 3 bakanı devirdi; ama gel gör ki, cari ders yılı 1.dönem sonu itibariyle Sayın AVCI'ya takıldı ve performans ödevinin kendisi devrilmek üzere. Neden olarak da, velilerden gelen yoğun şikayetler gösterilmektedir. Unutulmamalıdır ki, eğitim paydaşları görüşleri alınmadan ve uygulama sahasında geri dönütleri alınarak yeni stratejiler üretilmeden getirilen her yeni uygulama, devrilmeye ve ömrü kısa olmaya mahkumdur kanaatindeyim. Uygulama sahasında, yaklaşık 6 yıldır adeta çırpınarak, debelenerek 20/08/2007'den beri İKY kapsamında yürümeye çalışan performans ödevlerinin, öğrenci nezdinde işe yaramaz olduğu müşahade edilip kaldırılma yoluna gidiliyor. Şöyle ki:

Öğrenciler, performans ödevi ile haşır neşir olduğu süreçte, ya veliden ya minnet ederek yakın çevredeki ödevi yapabilecek potansiyele sahip birilerinden ya da internet kafenin yolunu tutup
GOOGLE EFENDİ'DEN yardım almaktaydılar. Hatta, meslek hayatımda performans ödevini ilk ders saatinde yapıp ikinci ders saatimde elime tutuşturan öğrencileri bile gördüm. Bu öğrencilerin performans ödevlerine dair süreç, yalnızca 1 ders saati ile sınırlıydı. Bilgisayar ortamından yazıcı vasıtasıyla elde edilen A-4'teki performans ödevlerinin okunmayıp yalnızca el teması kurulması ve bilahare öğretmenin eline tutuşturulması ise cabası... Bu bağlamda, öğrenci nazarında performans ödevlerine bakış böyleydi ve bu bakış bir müddet sonra klişeleşmiş olacaktı. MEB, gelinen noktada tüm bu anlattıklarıma benzer yaşananları ve şikayetleri terazinin bir kefesine, öğrenci kazanımlarını diğer kesefesine koydu. Ve yaşananlar ve şikayetler kefesi ağır bastı. Performans ödevinin bindirdiği ağırlığı kaldıramayan veli de sonunda şikayet kanallarında isyan etti ve kaldırılsın dedi. MEB'de, bu isteği geri çevirmedi ve pat diye performans ödevi kaldırılıyor müjdesini verdi velilere...
MEB, tüm anlattıklarımız bağlamında, okul düzeyinde yapılan ölçme değerlendirme tekniklerinde ve ortaöğretime geçiş sisteminde dikiş tutturamamıştır. Acaba, tüm bunlardan dolayı mı YEĞİTEK bünyesindeki ölçme ve değerlendirme grup başkanlığı genel müdürlüğe çevrilecektir? Bir ihtiyaç mı hasıl olmuştur? gibi sualleri de sormadan edemiyoruz. Bizce de, hem TEOG sınav sonuçlarının geç açıklanması hem OGS'de bir dikiş tutturulamaması hem de okul düzeyinde yapılan ölçme ve değerlendirmelerde olumlu geri dönütler alınamaması ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜ LÜZUMLU KILMAKTADIR KANAATİNDEYİM.
Not: 11 yıldır doğru, güvenilir, geçerli ÖLÇME DEĞERLENDİRMEYİ; hem okul düzeyinde yapılan ölçme değerlendirmelerde hem de merkezi yapılan ölçme değerlendirme sınavlarında bulamadık; ayrıca bu süreçte kaldıra kaldıra kaldırdıklarımızla, süpüre süpüre yığılan ölçme değerlendirme süprüntüleriyle ölçme değerlendirme geri dönüşüm müdürlüğü kurup ihya bile edebilirdik. Ayrıca şunu belirtmeden geçemeyeceğim. Öğretim programları geliştirdik, öğretme teknikleri imal ede ede KPSS Eğitim Bilimleri hazırlık kitaplarını kalınlaştırdık ama öğrenme süreci sonunda hep takıldık da takıldık ve neticede çocuklarımızı heba ettik sanırım. MEB, ÖLÇME DEĞERLENDİRMEDE MAKUS TARİHİNİ YENER TEMENNİSİYLE... YOKSA KURBAN VE HEDER NESİLLER ÇOK OLACAKTIR...
Yahya ASLAN
banner182
Son Güncelleme: 02.02.2014 09:28
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol