banner374
06 Ocak 2014 Pazartesi 15:46
MEB’de Öncelikle Anlayış Değişikliği gerekiyor

 Son günlerde MEB'de kadro değişimi hareketi olduğu, il müdürlerinin değiştiği, ilçe müdürlüklerine atamalar yapıldığı ve bakanlık merkez teşkilatında da değişikliklerin olacağı görülmektedir.

Önemli olan kimin geldiği değil niçin geldiğidir. İşe göre adamı? Adama göre iş mi? Gözetilmektedir.

İşin ehline teslim edilmesinin İslamiyet'teki yerinden bahsedecek değiliz fakat hatırlatmakta fayda var diye düşündüğümüzden değinmek istedik.

Bundan da önemlisi (yani adama göre iş, işe göre adamdan da önemlisi) emir komutanın nasıl işlediğidir. Çünkü balık baştan kokar atasözü günümüze çok uymaktadır.

Bir de son yıllarda anlayış farklılığını görüyoruz. Az sonra vereceğimiz örneklerde olduğu gibi tutarlı olmak da önemli.

Bir başka anlayış farklılığı ise daha önce de belirttiğimiz gibi istatistik'ten gelişmiş ülkeler geleceği planlamak için yararlanırken bizim gibi ülkelerde en iyi kıvırma yöntemi olarak kullanıldığı noktasındadır.

Konumuza geçelim:

MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğü bayram değil seyran değil misali yakın bir zamanda Kasım 2011-Kasım2013 bülteni yayınladı.

Genel müdürün öncülük ettiği bülten, Genel Müdürlüğün son iki yıllık icraatlarını anlatıyor. Bültenin bir sayfası aynen şöyle;



Tekrar yazacak olursak;

"Zorunlu Eğitimin 12 yıla çıkarılması ile ortaya çıkan kapasite ihtiyacının karşılanması, sınavla öğrenci alan okullarda okumak isteyen öğrencilere imkan sunmak ve bunlara paralel olarak kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlamak amacıyla şube kontenjanları artırıldı. Buna göre fen ve sosyal bilimler liselerinde bir sınıfa alınacak öğrenci sayısı 26'dan 30'a Anadolu ve Anadolu Öğretmen Liselerinde ise 30'dan 34'e çıkarılmıştır."

Bu cümlenin neresinden tutalım?

Bir bakanlık nasıl olur da sınıf mevcutlarını arttırmayı başarı olarak değerlendirebilir. Evet sınıf mevcutları 30'dan 34'e çıkarılmasını başarılı bir faaliyet olarak ele alan bir anlayış söz konusu.

Burada ayrıca;

"Bakanlığımız merkezi sınavla öğrenci alan ortaöğretim programınlarında okumak isteyen öğrencilerin taleplerini azami ölçüde karşılamak amacıyla kapasite artırıcı yeni düzenlemeler yaparak daha fazla öğrencinin bu okullarda öğrenim görmelerine imkan sağlamıştır. Bu okullardan; fen ve sosyal bilimler liseleri ile her türdeki Anadolu liselerinin

kontenjanlarında geçen yıla göre önemli oranda artışa gidilerek daha fazla öğrencinin öğrenim görmesinin yolu açılmıştır.

2013-2014 Eğitim öğretim yılında sınavla öğrenci alan okulların kontenjanı bir önceki yıla göre yaklaşık %50 oranında artırıldı!"

Cümleleri de var. Bunlar da gerçekten yalan değil. Bültende yer aldığı üzere tüm okullar dönüştürülünce yani Genel Liseler kapatılıp Meslek ya da Anadolu lisesi yapılınca kapasite doğal olarak artmış.

Anadolu Liselerinin kapasitesi artmış bunu kabul ediyoruz da bu artışın Meslek Liselerinde sınıf mevcudu artışına yol açtığını, ikili eğitimlerin arttığını neden söylemiyoruz?

Bu söylenmez çünkü Meslek Liseleri Ortaöğretim Genel Müdürlüğüne bağlı değil. Kaldı ki sayın genel müdür tüm okulların dönüşmesi sonucu ortaya çıkacak sorunların dile getirildiği dönemde vatandaşa açık lise ve özel okul alternatifini göstererek çözüm üretebilmişti.

Ayrıca kontenjanlar arttırıldı da ne oldu? On binlerce kontenjan halen boş duruyor buna çözüm bulabildiniz diye sormazlar mı insana?

İşte değişmesi gereken anlayışlar bunlar. Bir yeri yaparken diğer tarafı bozuyorsanız yaptığınız anlamsızdır.

Devam edecek olursak;

Sınıf mevcudunun arttırılması yani 30'dan 34'e çıkarılması ile övünen MEB'in hazırladığı 2010-2014 stratejik planında;

"Derslik başına düşen öğrenci sayısının... 30'a yaklaştırılması için gerekli alt yapı ihtiyacı giderilecektir."

Hedefi var.

Yani kendi hedefine aykırı davranan ve bununla övünen bir anlayış söz konusu.

İşin daha ilginç yanı ise Bülteni hazırlayan ekibin başında da Stratejik planın hazırlandığı dönemde bu planın başında bulunan kişi de aynı...

Stratejik plan bilindiği üzere yasa gereği tüm kurumların hazırlaması zorunlu olan planlardır. Hazırlamak bir yana uyulması ve güncellenmesi de gerekir.

Bu durumda bakanlık üst düzey bürokratları bu planlara uymazken aksine yaklaşımlardan övünürken daha alt birimlerden (örneğin okullardan) plana uyulması nasıl beklenecek?

Tekrar söyleyelim ki MEB'in öncelikle anlayış değişikliğine ihtiyacı vardır.

Bu anlayış değişikliğinde;

- İşi ehline teslim etmek,

- Planlı çalışma yapmak,

- Kendi koyduğu kurallara kendisinin uyması,

- Çalışan ve öğrenci odaklı çalışmalara imza atmak,

- Geleceği görebilmek,

- Sabahtan akşama sistem ya da yaklaşım değişikliğine gitmemek,

- Verilen sözlerin arkasında durabilmek,

- Eleştiriyi elzem gören değil, eleştiriye saygıyı erdem gören anlayışa sahip olmak,

- Yarattığı mağduriyette böbürlenmeyi ya da kıvırmayı değil özrü tercih edebilmek,

- Günlük değil, aylık, yıllık ve uzun vadeli hedef ve planlara sahip olabilmek,

- Şeffaflığı her konumda ve her daim sağlayabilmek,

- Katılımcılığı hata düzeltmek değil katılanların görüşlerine saygı yönünde değerlendirebilmek,

Şeklinde prensipler üzerinde kurulmalıdır...

Burada sadece birkaç örnek üzerinde durarak konuyu ele aldık bunları çoğaltmak tabii ki mümkün...

Maksut BALMUK

Kaynak: www.memurlar.net

banner182
Son Güncelleme: 06.01.2014 15:47
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol