banner406
banner420
01 Şubat 2019 Cuma 21:11
MEB’in Yeni Adımlarına Dair

Neler mi bu güzel işler pekala?

Şunlar:

1- Temel liseleri dış baskılara rağmen kapattı.

2- Özel öğretim kurslarını da dış baskılara rağmen kapattı.

3- Destekleme kursları ile ilgili yeni bir düzenleme yapacak. Bu düzenlemenin ana konusu  bu kursları verecek olan personel olacak. Bu revizyon bana göre yeterli değil. Kesinlikle ama kesinlikle bu kursların da kaldırılması gerekiyor.

4- Özel okullara gidenlere yapılan teşvik yardımları da kaldırıldı. Bu da önemli bence.

Bu dört adımın yeterli olmamakla birlikte yeterli görmediğim 2023 vizyonuna giden yolda uygun adımlar olduğunu düşünüyorum. Yani 2023 vizyonuna giden yolda bir yol temizliği olarak görebiliriz bunları. Daha da olacak diye tahmin ediyorum.  Ama bu adımlar ile çağın gerisinde kalırız. Çünkü bu adımlar yavaş adımlardır ve bu bakımdan bizi her zaman çağın gerisine mahkum eder.  Atacağımız adımlar daha hızlı olmalı. Bu bir mecburiyettir. Dünya çok hızlı ilerliyor. Her bakımdan tabii...

MEB adımlarını hızlandırmak için neler mi yapmalı?

Malum en büyük vizyon, muasır medeniyetler seviyesine çıkmak hatta bu seviyeyi geçmek. Onun için hızlandırılmış adımlar diyorum. Yoksa bazı mecburiyetlerin, koşullanmışlıkların, çıkmazların, kıskaçların, darboğazların, tabuların  bizi çağın gerisine mahkum kılacağını unutmayalım. İster kul hakkı isterseniz insan hakkı deyin, tabii yaşam anlayışınız ile bu tabir değişebilir ama sözünde olmasa da özünde eştir,  bu hakkın teslimi de zorlaşacaktır. Yani mecburiyetler  kıskacının neticesi olan çağın gerisine mahkumiyet algısı,  koşullanmışlık ile bir algıdan doğuyor  ve bu algının olguya dönüşmesi ile insanlarımız haksızlıklara teslim oluyor. Kendilerini adeta haksızlıklara bırakıyor.  Halbuki bizler insanlarımıza hakkı teslim etmeyi misyon edinmeliyiz, haksızlığı teslimi değil... Onun için hızlandırılmış adımlar... Malum gecikmiş olan çoktan geçmiştir.

Onun için soruma dönüyorum. MEB adımlarını hızlandırmak için neler mi yapmalı? Hakkın teslimi için önereceklerimize kimseler alınmasın, gücenmesin ve kırılmasın. Kimse kusura bakmasın. Eğitim alanı birilerinin çiftliği ya da kazanç kapısı olamaz. İdeolojik, dinsel vs. at koşturulacak, birilerinin  kafasına uygun insan üretilecek alan da değildir. Vakıfların, derneklerin ise hiç değil. Birilerinin maddi ya da manevi tatmin alanı zinhar hiç olamaz. Olsa olsa  küçüklerimizin kendilerini bulmak ve çağı yakalamak için koşacağı bir alan olmalıdır. Büyükler ise bu vizyon  ile koşuşturabilirler. Neyse. Çok uzatmadan hızlandırılmış adımları sıralayarak yineleyelim:

1- Destekleme kursları kaldırılmalı (kısa vadede)

2- Merkezi sınavlar kaldırılmalı, okul sınavları da tabii (aşamalı olarak-orta vadede)

3- Sınav piyasacılarının ya da tüccarlarının (sınavlara hazırlık kitapları, merdiven altı olan  özel dersler, özel kurslar vs.) eğitim alanına sızdıkları delikler  de sınavların kaldırılması ile kapanacaktır. Çünkü bunlar mide bulandırıcıdır ve bayağılığı temsil eder. Çocukların o taze dimağını tekdüzeliğe alıştırır ve  koşullandırarak  perişan eder, çocukların üzerinden bir silindir gibi geçer. Çocuklarımızı mahveder. Geçenlerde bir çocuğumuzun, okul-ev-kurs-özel ders-testler koşuşturması içindekini halini anlatmak için sarf ettiği şu söz ise gerçekten gerçekleri görüp hızlı adımları atma yolunda insanı heveslendiriyor. Söz şöyle: ‘Bu koşuşturma içinde kendime ayıracak zamanım yok.’ Kendine vakit ayıramayan bir çocuğun kendisini keşfi imkansızdır. Çocuklarımız yaratılan bu öğrenim süreçleri ve düzenleri içinde kaşif değil, kalıp insan oluyor hem de bal gibi. Bu gerçeği görün artık şüpheniz olmasın (orta vadede)

3- Doğal zekanın gelişimi için ilgi, yetenek ve beceriye hitap eden doğal alanlar  ve ortamlar  kurulmalı

4- Okulların fiziksel yapısı ve donanımı da 3.madde bağlamında yenilenmeli, okullarda öz değişimi yapılırken bunların söz ve biçim yönünden destek görmesi de şart sanki (uzun vadede)

5- Tüm zorunluluklar kaldırılmalı, zorunluluklardan kastettiğimi yüzeysel değil daha derin düşünün derim, zorunluluklara tabi olmak doğal zekanın gelişim alanını sınırlandırıyor ve kısıtlıyor. Bırakalım, tabii güveniyorsak çocuklarımıza ve bilmenizi isterim ki  güven öz güven getirir,  çocuklar tercih etsin eğitim ortamlarında neler yapacaklarını. Bu durum onlara öz güven ve rahatlık verecektir. Bu öz güven ve rahatlık öğrenmeyi ve özümsemeyi de beraberinde getirecektir. Zaten en büyük sorunumuz hem öğrenme hem de özümseme değil mi? Okulu (iç-dış paydaşları ile düşünerek) değil, öğrencinin kendisi akıp yolunu bulmalı. Yastığa başınızı koyun ve düşünün. Çocuklarımızın öğrenim ortamlarında ne kadar çocuklarımızın doğal zeka ve yetnek gelişimlerine müdahale edenler var. Bunların bir kısmı zaten çocukların yararını değil, kendi yararlarını düşünerek bu ortam içinde maddi (para)-manevi (ideolojik, dinsel vs.) nemalanarak yollarını buluyorlar (uzun vadede)

6- Çocuğun kendisini keşif yolculuğu desteklenmeli  ve ilgi-yeteneği güçlendirilmeli. Bence bu alan en sonunda çocuklara teslim edilmeli. Bu teslimiyet,  elbette onların doğal zekasını, ilgi ve yeteneklerini geliştirecekleri alanlardan çekilmek olmalıdır.  Bence büyükler olarak, bizler, bu alanları işgal etmiş durumdayız. Bu işgale bir son verilmeli (uzun vadede)

Kısa, orta ya da uzun vadede derken bir kronolojiyi göstermek istedim yoksa süreyi değil. Malum zaman çok hızlı,  zamanın bu hızlılığı karşısında biz de hızlı olmalıyız. Bu sürenin kısası, uzunu yok aslında.  Tabii bunlar bir anda değil, aşama aşama gerçekleşmeli. Ancak böyle çağ yakalanır ve çağ aşılır. Yoksa çağın gerisindeki bu mahkumiyet sürer gider. Malum  koşullanmışlıkların, çıkmazların, kıskaçların, darboğazların, tabuların izini sürmektir bunun temel nedeni.

Biraz daha cesur ve kararlı olmalıyız.

Yoksa  çağ az gidip uzaya giderken bizler az gittik uz gittik demeyi sürdürürüz.

Saygılar.

Yusuf SEVİNGEN

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.