banner438

Milli Eğitim Bakanı Ziya SELÇUK’a Haksızlık Yapılıyor

Milli Eğitim Bakanı Ziya SELÇUK döneminden önce 2017 yılında Rehber öğretmenler için hazırlanan kitap görsellerini 2 yıl sonra piyasaya çıkartıp , bu görseller üzerinden Bakan Ziya SELÇUK ve Ak Parti hükümetini hedef gösteren muhalif medya ahlaklı olmalıdır ... Konuyla ilgili değerlendirmeyi sitemiz yazarı , Cengizhan TÜRKYILMAZ yazdı

MEB 23.01.2020, 23:58
Milli Eğitim Bakanı Ziya SELÇUK’a Haksızlık Yapılıyor

Cengizhan TÜRKYILMAZ

Bazı basın yayın organlarında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), "Psikososyal Önleyici Destek Programı" kitabı 235.Sayfasındaki “Doğrular ve Yanlışlar” etkinliği Önerilen Materyaller başlığı altında 238.Sayfadaki EK-1’de Çocuğunu öpen, şefkatle sarılan anne görselinin başörtülü olması, 244. Sayfadaki EK-7’de ise bir yetişkinin öpmeye çalışması karşısında hoşnut olmayan çocuk görselindeki yetişkinin başı açık bir anne olması üzerinden bir tartışma yaratılmaya çalışılıyor. Bu iki resmi gören gözler; 241. Sayfada ki EK-4’de çocuğuna, yıkanırken yardım eden anne görselini görmek istemediği gibi; kitapta yer alan 150'nin üzerindeki görsel içerisinden yalnızca 4 tanesini bir araya getirerek bütünü yansıtmayan maksatlı bir algı oluşturulmaya çalışıldı.


Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 81 ilden rehber öğretmenlerin katılımı ile ‘’Psikososyal Destek Programı Eğitici Eğitimi Kursu’’ düzenlenmiş olup verilen kurslar sonucunda 245 eğitici yetiştirilmiştir. Yetiştirilen eğiticiler tarafından 81 ilde bulunan yaklaşık 33.000 rehberlik öğretmenine Nisan 2019 - Haziran 2019 tarihleri arasında uygulayıcılık eğitimleri vermişlerdir. 33.000 rehberlik öğretmeni bu eğitimi alıp eğitimin üzerinden de 9 ay geçmesine rağmen bugüne kadar bu konuda bir itiraz gelmemiştir. Ama 33.000 rehberlik öğretmeninin bakıp ta görmediğini bazı mahfillerin görmesi gerekiyordu ki gördü.


Bakanlığın yaptığı basın açıklamasında da belirtildiği üzere: ‘’Hizmet içi eğitimler için 2017 yılında hazırlanan "Psikososyal Önleyici Destek Programı" kitabı söz konusu haberin manşet bölümünde iddia edildiği gibi öğrencilere yönelik değil, rehberlik öğretmenlerinin mesleki gelişimine kaynak olarak sunulmuştur.’’ Burada da görüleceği üzere bu materyaller öğrencilere rehber öğretmenlerin süzgecinden geçerek ulaşacaktır.


Ama kurt kuzuyu yemeye karar verince; kuzunun suyun alt başından ya da üst başından içmesinin pek bir ehemmiyeti yoktur. Algı yönetmenleri iş başında: Dün Bakan Beyin bir programda kendisine yöneltilen soruyu ‘’Bunu kahve arasında konuşalım.’’ İnceliği ile geçiştirmesini ihanet gören zihniyetin soldaki izdüşümünün bugün de aynı Bakanı başı kapalı kadınları iyi, başı açık kadınları ise kötü göstermekten sorumlu tutmasını garipsemiyoruz. Çünkü mesele objenin, olayın ne olduğu değil; nereden bakıldığı meselesidir. Algılarınız, ön yargılarınız, şartlanmışlıklarınız, kimliğiniz sizi hangi pencereden bakmaya zorluyorsa o açıdan gördüğünüzü gerçek olarak algılayacaksınız.
Robert Kenner’in yönettiği 2014 yapımı belgesel filmi ‘’Şüphe Tüccarları’’nda; küresel sermaye sahiplerinin menfaatlerini savunan çıkar şebekelerinin algı yönetimleri yoluyla gerçekleştirdiği toplumsal ve siyasi manipülasyonlar anlatılıyor. Bu çıkar şebekelerine hizmet eden algı yönetmenlerinin bilimsel veriler karşısında şüphe uyandırma ve algı satma taktikleri gözler önüne seriliyor.


Bilindiği gibi iletişimin kızıl elması iknanın gerçekleşmesi için, ikna edilmesi gereken hedef kitlenin algısını bilmek lazımdır. Hedef kitlenin algılamalarını, tutumlarını, inançlarını ve davranışlarını sosyal radar projeleri, veri madenciliği çalışmalarıyla derleyen şüphe tüccarları oluşturdukları algı platosunda kişisel/ toplumsal algı ayarlarımızla oynuyorlar.
Algı yönetmeni şüphe tüccarlarının elinde dünya artık bize gösterilen dünyadır. ‘’Dünya bildiğimiz, tanıdığımız bir dünya değil. Hissettiğimiz bir dünya değildir. Dünyayı bize gösterilen tutum, algı, iletişim biçimde kavramamız, tanımlamamız, yaşamamız “gerçek“ ve “doğru“ olan tek ölçüt haline gelmiştir.’’


‘’Algılar gerçektir, çünkü insanlar algılara inanırlar. Algılar nasıl yorumladığımız, neye inandığımız ve nasıl davrandığımız sonucu oluşur.’’
Henry Kissinger’a atfedilen ‘’Bir şeyin olması pek o kadar önemli değildir; fakat gerçek olarak algılanması çok önemlidir.’’ sözü bir bakıma içinde yaşadığımız dünyayı da özetlemektedir.


Sosyal psikoloji alanında yapılan çalışmalarda insanların negatif bilgilere pozitif olanlardan daha fazla inanma eğiliminde olduğu ortaya çıkmıştır. Yani olumsuz haberler görüş oluşturmamızda olumlu haberlerden daha etkilidir, çünkü daha çok dikkatimizi çeker.


Bunun farkında olan şüphe tüccarları, algı yönetimi stratejileriyle üretilmiş korkular oluştururlar. Ve bu korkular; çoğu zaman gerçek korku ve tehditlerin önüne geçebilir. Böylesi bir algı yönetimi stratejisi ile amaçlanan; korkunun siyasal bir araç haline getirilmesi ve bu araçsallaştırmadan siyasi kazanımlar elde edilmesidir.


Şimdi burada durup şu soruyu sormak lazım: "Psikososyal Önleyici Destek Programı"ndaki 2 görselin araçsallaştırılmasından kim, nasıl bir siyasi kazanım etmeye çalışıyor olabilir?

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@