banner374
13 Haziran 2015 Cumartesi 11:42
Yeni Dönemde Şube Müdürlüğü Sorunu Çözülür mü?

 Sırf bir inat uğruna yılan hikayesine dönen ve bu konudaki yargı kararlarının uygulanmaması ile aslında sadece buz dağının görünen yüzü olan şube müdürlüğü sorununun yeni dönemde koalisyon hükumeti ile çözülüp çözülmeyeceği merak konusudur.

Aslında özünde temel sorun olarak hukuk devletinde yargı kararlarının uygulanmaması diye bir garip dönemin adıdır şube müdürlüğü sorunu. “Evvel yok idi iş bu rivayet yeni çıktı” kabilinden herkesi şaşırtan bu sorun, basit bir koltuk meselesi değildir asla. Konuyu koltuk meselesine indirmek ise bu konuyu hiç anlayamamaktır ki bu durum hakikat körlüğüdür haşa! Zira mesel şudur ki şube müdürlüğü sorunu yalnızca buz dağının görünen yüzünden ibarettir.
 
Mesele bir hukuk devletinde düşünülmesi bile abes ve tehlikeli olan yargı kararlarının uygulanmaması ve nihayet “mülkün yani devletin temeli olan adaletin” askıya alınıp keyfiliğin meşrulaştırılarak devlete olan güvenin zedelenmesidir. Hem de Anayasanın 2. maddesinde yazılı olan “hukuk devleti” ibaresi hala yürürlükte iken…
 
Bir başka ifadeyle bir hukuk devletinde yargı kararının uygulanmaması sözün bittiği yerdir aslında. Zira bu yönüyle mesele göründüğünden çok daha ciddi olup sadece bu konunun mağdurlarını değil bu ülkenin geleceğine dair sorumluluk taşıyan her aklıselimi yakından ilgilendirir. Hele hele bir hukuk devletinde Anayasa’ya göre seçilip devleti yönetme yetkisine talip olan herkesi, ülkede hukuku tesis etmek adına en temel mesele olarak tam ortasından ilgilendirir.
 
Şunu da hemen ilave etmek gerekir ki şube müdürlüğü sorununu teknik hukuki açıklamalarla izaha çalışmak israfı kelamdır. Zira mesele sadece ve sadece bir yaklaşım meselesinden ibarettir. Yani yargı kararları izaha ve yoruma ihtiyaç duymayacak kadar açık olduğu için “ben yaptım oldu” meselesinden ibarettir. Dolayısıyla teknik detaylarda boğulup, konunun özünden sapmamak çok daha doğru olacaktır. Konunun özü ise hukuk devletinde yargı kararının uygulanmaması garabetidir.
 
İşte bu nedenle seçimlerin ardından koalisyon hükümeti kaçınılmaz olduğuna göre özellikle hukuk kuralların geçerli olduğu kuralı hayati önem taşımaktadır. Zira hukuk kuralları yerine keyfilik başladığı an hükümetin sallanması demektir. Nitekim özellikle devletin personel rejimindeki politikalar, bir denge arayışı olarak koalisyon dönemlerinde çok daha adil ve dengeli olmak zorundadır. Bunun en tipik örneği belki de Türkiye’nin gelmiş geçmiş en zayıf hükümeti olan ANASOL-D hükümetinde devlet memurluğu alımlarının yazılı sınavla (KMS, KPSS) alınmasının yasalaşmış olmasıdır.
 
Toparlamak gerekirse sayısını bile unuttuğumuz yargı kararının uygulanmaması nedeniyle ciddi bir sorun olarak hala orta yerde duran şube müdürlüğü sorununun olası bir koalisyon hükümeti tarafından hem adaletin tesisi, hem hukuk devleti ilkesinin gereği, hem de eğitimcilerin beklentisi doğrultusunda çözülüp çözülmeyeceği merak konusudur.
 
Her ne kadar üzerinden bir hayli süre geçmiş olsa da bu ülkede ortalama yargı sürecinin beş yıl olduğu gerçeğini dikkate aldığımızda sürecin hala devam ettiğini ve sorunun da hala tazeliğini koruduğunu söylemek mümkündür.
 
İşte bu gerçekten hareketle muhtemel bir koalisyon hükümetinin ilk olarak çözüme kavuşturması gereken temel sorun hukuk devletinin yeniden tesisi ise müstakbel Milli Eğitim Bakanının da masasında bulacağı temel sorun şube müdürlüğü sorunu olacaktır.
 
“Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler…”
 
Cafer GÜZEL      
banner182
Son Güncelleme: 13.06.2015 11:47
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol