banner374
05 Ocak 2015 Pazartesi 23:14
YENİ TÜRKİYE’NİN KAPIKULU ÖĞRETMENLERİ

 İlk defa ve yeniden müdür görevlendirmelerinin ardından müdür yardımcılığı ve müdür baş yardımcılığı görevlendirmeleri ile ilgili süreç başlamış ve sonlandırılmıştır. Bu bağlamda, malumunuzdur ki, süreç müdürlerin çalışacakları müdür yardımcısı ve müdür baş yardımcısı (norm varsa tabi) inhası ile başlamıştır, bilahare bu inhaların silsile ile ilgili üst kurumlara intikali ile devam etmiştir. Tabi, söz konusu bu süreç, her ilde farklı yapıların içerisine dahil olduğu konjonktürde kendine bir akış yolu çizerek silsile ile akıp gitmiştir. Tereyağından kıl çeker gibi müdür yardımcılığı ve müdür baş yardımcılığı görevlendirmeleri yapılmıştır. Malum, bu kadar akıp giden bir zeminde, yönetici görevlendirmelerinin de bu akışkan hali ile çorap söküğü gibi gerçekleşeceği besbelli idi. Nitekim, öyle de oldu. Pekala, süreç yaşanırken, liyakat ve ehliyet gibi bu süreçlerin mevzuatında olmazsa olmazları, lakin fiiliyatta oluşturulan bu kaygan zemini bozan bu mevzuat halkalı nitelikler esas mı alındı yoksa es mi geçildi?

Malum, engin deneyimlerimiz her zamanki gibi liyakatın esas alındığı hüsn-ü zana NANİK yaptı. Nanik yaptığı kadar varmış; zira sürecin içinde yaşananları duyunca ve görünce anladık ki, ‘’müdürler, yardımcılarını liyakat ve ehliyet ölçütlerine dayanarak seçer...’’ hüsn-ü zannımızın, süreç içerisinde NANAY olduğu da büsbütün besbelli bir şekilde ortaya çıkmıştır. Şöyle ki;

Süreç başlarken, her zamanki gibi yine hüsn-ü zana başvurduk. Hüsn-ü zannımıza karşı çevresel yaklaşımlar, her ne kadar bu süreçlere başlarken alaya alınmış olsa da, biz hüsn-ü zana bu süreçler evveliyatında başvurmaya devam edelim dedik. Belki, bir gün bu hüsn-ü zan hortlar diyerek tabi. Hortlar dedimse,o malum tüyleri diken diken eden anlamında değil, onun için hemen ürkmeyin. Her neyse, biz sadede gelelim. Müdür yardımcılığı ve baş yardımcılığı görevlendirme süreci, herkes için farklı bir mana ifade ediyor olmuş olsa da, bunlar arasında ön plana çıkan İL İÇİNDE isteğe ve özre bağlı atama nedenleri ile şehir merkezlerinin kapısını açmayı bırakın aralayamayan öğretmenlerin, içinde bulunduğu bu çıkmaz duruma karşı BU GÖREVLENDİRME SÜRECİ çıkabilir bir kapı aralığı olarak belirmişti. BU KAPSAMDAKİ ÖĞRETMENLER İÇİN BULUNMAZ BİR FIRSAT VE BİÇİLMİŞ BİR KAFTAN GİBİ İDİ. Nitekim, sürecin bu belirtisi ile kırsalda görev yapan birçok öğretmen, şehirde bir okula müdür yardımcısı ya da baş yardımcısı olarak kapılanmak için harekete geçmiş, birçok kapı aşındırmıştır. Böylelikle, şehir merkezlerinde yöneticiliğe kapılanmak ve kapağı atmak için kapı arkalarında çevrilen işlerle, müdür yardımcıları ve baş yardımcıları görevlendirmeleri gerçekleştirilmiştir. Sürecin ortaya koyduğu, öğretmen açısından esefle karşıladığımız bu tablo karşısında, yazın dünyamızda ün yapmış olan kaplumbağaların yazarı FAKİR BAKURT’un öğretmenlerle ilgili şu sözleri aklımızdan geçmiştir. Neydi o sözler:

‘’Öğretmen yalvarmaz, Öğretmen boyun eğmez, Öğretmen el açmaz.’’

Öğretmenlerimizin bu süklüm püklüm halleri, mesleki etik, onur ve değerleri baş tacı yapmaları ile yok olacaktır öngörüsünü taşıyorum. Zira; öğretmenlerimizin bireysel çıkarları uğruna düştükleri bu haller, mesleki onur, etik ve değerlerin ayaklar altına alınıyor olması demektir. Bu hallerin neticesi her ne kadar bireysel anlamda düşünüldüğünde bir kazanım olarak görülse de, mesleki olarak hiçbir zaman bir kazanım olmamıştır ve olmayacaktır. Aksine, KOSKOCAMAN BİR KAYIP OLMUŞTUR VE OLACAKTIR... BİLİNMELİDİR Kİ, BU HALLER YÜZÜNDEN BU KOSKOCAMAN KAYIPLARIN KISA VADEDE TELAFİSİ MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR. BÖYLE DEVAM EDERSE, ORTA VE UZUN VADEDE TELAFİSİ OLMAYACAK GİBİ GÖRÜNÜYOR... Bir zaman gelecektir ki, 2577 SAYILI kanun bile öğretmenlere karşı yapılan hak ve hukuk ihlallerine karşı baş edemeyecek duruma gelecektir. Bir müddet sonra bu baş edememezlik hali ile hukuk bile ‘’NE HALİNİZ VARSA GÖRÜN...’’ tepkisini ortaya koyabilir. Ayrıca, unutulmamalıdır ki, öğretmenler arasındaki kenetlenme halinin tam anlamıyla ortaya çıkamamasının altında yatan nedenlerden biri de, bu bireysel çıkarlara külliyen endeksli öğretmen halleridir. Bu hallerin faturası, öğretmenlerin hak ve hukuk noktasında sağlaması gereken mesleki dayanışmaya kesilmektedir. Bu faturanın bedeli, öğretmenlerimizin hak ve hukuk noktasında, mesleki dayanışmalarında yaşanan azlık olarak ödenmektedir.

Evet, anayasal hak olan aile bütünlüğünüzün tam olarak sağlanması için (İL İÇİNDE, KIRSALDA ÇALIŞAN BİR ÖĞRETMENİN ŞEHİR MERKEZİNDE ÇALIŞAN EŞİNİN YANINA ŞEHİR MERKEZİNDEKİ OKULLARIN ÖĞRETMEN NORMLARINDAKİ DOLULUK YÜZÜNDEN GİDEMEYİŞİ),

Evet, sizlerin de imkan ve fırsatlara nail şehir okullarında çalışmanız için yollar açılmamış olsa da,

Tüm bu bahaneler ardına sığınıp, liyakat ve ehliyet kriterlerini göz ardı eden kaygan zeminli müdür yardımcılığı ve baş yardımcılığı görevlendirme süreçlerine kendinizi bırakıp da kapıkulu öğretmenleri görüntüsü vermemelisiniz... UNUTMAYINIZ Kİ, KAPIKULU ÖĞRETMENLERİ KAPILANDIĞI İÇİN SÜREKLİ KAPI ÇALMAKTA ZORUNDA KALIR... BU KAPIKULU HALLERİNİZ İSE SİZDEN MESLEKİ ONURU, AHLAKI VE DEĞERLERİ ÇALAR... BİLMELİSİNİZ Kİ, 4 YIL SONRA BİRİLERİNİN İKİ DUDAĞI ARASINDAN İSMİNİZ ÇIKMADIĞI TAKDİRDE, YÖNETİCİLİKTEN ÖĞRETMEN OLARAK DÖNDÜRÜLDÜĞÜNÜZDE, DERSİNİZE GİRENLER, SAYGI EMARESİ OLAN KAPINIZI ÇALARAK SINIFA GİRME DAVRANIŞINI GÖSTERMEYECEKLERDİR... ZİRA; ONLAR NAZARINDA SİZ MESLEKİ DEĞERLERİNİZE KARŞI SAYGILI DAVRANMAMIŞSINIZDIR...

Ayrıca, bu süreç yöneticiliğe rağbetin seyrini şehirlere çevirmiştir. Bu nedenden ötürüdür ki, kırsaldaki okullar imkan yetersizliği içinde debelenirken, bir de yöneticiliği eksikliği girdabına kapılarak kıvranacaktır zannımca. Bir öğretmen arkadaşım, kırsal okullara bu süreçte, yönetici adayı bulunamamasını şu sözlerle açıklıyor: ‘’Eskiden yazılı sınav puanı ile kırsal ve şehir ayırmaksızın müdür yardımcılığı kadroları kapış kapış olurdu, şimdi bırakın müdür yardımcılığı kadrolarına görevlendirme için inha edilecek birini bulmayı, kırsaldaki okulların müdürlük kadroları boş kalıyor. İL/İLÇE MEM’LER FELLİK FELLİK GÖREVLENDİRME YA DA VEKALET YOLU İLE YÖNETİCİ ARIYOR, DEMEK Kİ, İNSANLAR YAZILI SINAV PUANLARI İLE HAK EDEREK BİR YERLERE GELMEK İSTİYOR, BU DAHA CAZİP GELİYOR İNSANLARA, SONRA 4 YIL PERİYOTLARLA BİRİLERİNİN İKİ DUDAĞI ARASINDA DA KISTIRILMAK VE SIKIŞTIRILMAK İSTEMİYOR. ONUN İÇİN MESLEKİ HAYALLERLE DEĞİL, BİREYSEL HAYALLERLE YENİ SÜRÜM YÖNETİCİ ADAYLARI ŞEHİRLERE RAĞBET GÖSTERİYOR.AMA ŞUNU İYİ BİLİYORUZ Kİ, ESKİDEN KÖYLERE MESLEKİ HAYALLER İLE RAĞBET EDİLİRDİ. BU YÖNETİCİ BELİRLEME SİSTEMİ, BU GİDİŞLE KÖYLERE YÖNETİCİ BULAMAYACAK. ONDAN BUNDAN ŞUNDAN MAHRUM KÖY ÇOCUĞU YÖNETİCİDEN DE MAHRUM KALACAK. YÖNETİCİ GÖREVLENDİRME SÜREÇLERİNİN TAMAMA ERMESİNDEN SONRA AÇIN BAKIN, İLLERDE HANGİ OKULLARIN YÖNETİCİLİK KADROLARI BOŞ YANİ MÜNHAL. ESKİYE KIYASLA GÖZLERİNİZE İNANAMAYACAĞINIZ BİR TABLO İLE KARŞILAŞACAĞINIZI İDDİA EDEBİLİRİM. ’’

Netice olarak, bu süreçlerden çıkarılacak çok ders var, ama önce öğretmen boyun eğmez, yalvarmaz, yalnızca ders verir sözünü öğretmenlerimiz üzerinde pratiğe dökmemiz gerekiyor. Ondan sonra bu gibi hak ve hukuk gözetmeyen, liyakat ve ehliyeti kale almayan süreçlere karşı kaygan zeminde kaymalar ve sapmalar göstermeyecek ders veren öğretmenlerimizi göreceğiz. Bu dersler, yukarıdakiler için ders niteliğinde olacak. Ve ondan sonra başlayacak ehliyet ve liyakat. YOKSA, LİYAKAT VE EHLİYET NANAY OLUR, BU SÜREÇLER ENGİN DENEYİM OLUR VE SÜREKLİ NANİK YAPAR BİZLERE...

NOT:

OSMANLI’NIN KAPIKULU ASKERLERİ VARDI; YENİ TÜRKİYE’NİN NUR TOPU GİBİ KAPIKULU ÖĞRETMENLERİ Mİ OLDU?

YÖNETİCİ GÖREVLENDİRME SÜREÇLERİNDE, LİYAKAT VE EHLİYETİ ESAS ALACAK KİŞİLERİ, HANGİ DEĞERLER EĞİTİMİ İLE YETİŞTİREBİLİRİZ?

ÖĞRETMENLERİNE VE YÖNETİCİLERE KURU LAFA KARNIMIZ TOK, ŞU DEĞERLERİ BİR DE SİZİN ÜZERİNİZDE GÖRELİM DİYECEK BİR ÖĞRENCİ TOPLULUĞU İÇİN DE BİR EĞİTİM PLANI HAZIR MI?

KAPIKULU OLMAYARAK, MAHKEME KAPILARINI AŞINDIRAN 4 YILINI DOLDURUP YAPILAN YANLI DEĞERLENDİRMELER NETİCESİNDE ÖĞRETMENLİĞE DÖNDÜRÜLEN MÜDÜRLER, HUKUK KAPISINDAN İSTEDİKLERİ SONUÇLARI LEHLERİNE ÇIKAN İDARE MAHKEMESİ KARARLARI İLE ALMAKTADIRLAR... KAPIKULU GİBİ HAREKET EDEREK MESLEKİ ONUR VE ŞEREFİ AYAKLAR ALTINA ALDIRMAYANLAR, HER ZAMAN KAZANACAKLARDIR... DİLERİM, MEB MÜKERRER DEĞERLENDİRMELERDE DAHA ÖZENLİ VE HAKKANİYETLİ DAVRANMALARI YÖNÜNDE BÜROKRATİK DEĞERLENDİRİCİLERİ UYARIR, HATTA KULAĞINI ÇEKER... ÇÜNKÜ ÇEKMEZSE, YARGILAMA GİDERLERİNDEN MADDİ OLARAK ÇOK ÇEKEBİLİR...

Yahya ASLAN

www.mebpersonel.com

banner182
Son Güncelleme: 05.01.2015 23:17
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
master 2 yıl önce

hazımsızlığın bakış açısı işte tamda budur!

Avatar
öğretmen 2 yıl önce

öğretmenlerimize,ders niteliğinde bir değerlendirme yazısı olmuş,teşekkürler,tabiki,anlayanlara...