banner374

Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Tasarı, 1 Mart 2014 tarihinde, Meclis tarafından kabul edildi. Kabul edilen tasarıyla MEB merkez teşkilatında Müsteşar hariç bütün yöneticilerin, taşra teşkilatında ise il-ilçe şube müdürleri hariç bütün il-ilçe ve okul yöneticilerinin, eğitim-öğretim yılı sonu itibarıyla görevleriyle son veriliyor.

 

Her dereceden eğitim yöneticisinin, belirli periyotlarda yer değiştirmesinin, yasal anlamda görevlerini yerine getirmeyen yöneticilerin görevlerine son verilmesinin normal olduğu, bütün eğitim otoritelerince kabul edilen bir gerçektir. Ancak bu yasayla yapılan, değişiklik değil, tam anlamıyla bir tasfiyedir. Çünkü, yürürlükteki mevzuata göre gereken şartları yerine getirerek, bu görevlere atanan eğitim yöneticileri, bir yasa maddesiyle görevden alınmakta, hukuksal yolları takip ederek görevlerine hukuk yoluyla geri dönme hakları da dâhil olmak üzere hiçbir hak talep edememektedirler.

 

MEB’in bu tasfiyeyi neden yaptığı konusunda önemli nedenlerden biri; 12 yıllık AKP iktidarı döneminde; müfredattan ders kitaplarına; eğitim sisteminden, eğitimde teknoloji kullanımına kadar birçok alanda yapılan değişikliklere rağmen, eğitim sistemimizin ortaya çıkardığı öğrenci başarısının, uluslararası ölçeklere göre önemli bir ilerleme göstermemesidir. Bu durum, TIMSS-2011 (Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması) raporunda şu şekilde tespit edilmektedir; “ 2003 yılından itibaren eğitim programının çağdaş bir hale getirilmesi çalışmaları cesaretle yürütülmüş ve program içeriği anlamında önemli ilerleme kaydedilmiştir. Bugün farkına varmaya başladığımız can sıkıcı durumlar son yıllarda ortaya çıkmış sonuçlar olmaktan ziyade, Milli Eğitim Bakanlığı’nın TIMSS ve PISA çalışmalarına destek vermesi sayesinde görünür kılınan sonuçlardır. Böylelikle daha önce somut olarak karşılaştırma imkânı olmayan durumları görebilmekteyiz. Bakanlık açısından temel çekince bu sonuçların son yıllarda üretilmiş olduğu algısının yayılması olacaktır. Ancak, bu sonuçların yakın dönemin uygulamalarının bir sonucudur yargısına varmak meseleyi bir sistem veya bir zihniyet sorunu olarak görememektir. Bu tür rapor ve sonuçlarla varılabilecek en önemli yargılardan birisi, uzun yıllardan beri kemikleşen eğitim sisteminin, ekonomik ve demokratik anlamda elde edilen kazanımlara tepki vermediğinin anlaşılmasıdır. İyi niyetli girişimlere ve reform sayılabilecek iyileştirmelere rağmen eğitim sistemi kımıldamamıştır ya da kımıldatılamamıştır.”

 

Bu tespite göre, eğitim sisteminde yaşanan gelişme ve değişmeler, öğrenci başarısına yansımamıştır. MEB, bu yasayla, her kademeden eğitim yöneticilerini değiştirerek, okullarda yeni bir yönetim kadrosuyla, bu soruna çözüm aramak istemektedir.

 

Yine MEB, Bakanlık politikalarını, bizzat kendi siyasi anlayışına yakın kadrolarla uygulamak anlamında, bu yönetici tasfiyesini yapmaktadır. Bu anlayış, 657 sayılı DMK’nın “kariyer ve liyakat” ilkesine uymamaktadır.

 

Bu yasa değişikliği sonucu görevden almalarda ve görevlendirmelerde akla gelebilecek bir başka neden ise AKP-Cemaat tartışmalarıyla gündeme gelen yargı ve emniyet teşkilatlarındaki tasfiyenin, MEB’e de uzanmasıdır. Eğer MEB, bu saikle, böyle büyük çaplı bir tasfiyeyi gerçekleştiriyorsa, gerçekten işinin ehli eğitim yöneticilerine yazık olacaktır.

 

Bu nedenler, kanımızca, böyle büyük bir tasfiye operasyonunun gerekçesi olmaktan uzaktır. Eğitim yönetiminde, adaletten uzak, kariyer ve liyakat ilkelerine uymayan ve değişimin bilimsel nedenlerine dayanmayan bu tasfiye, önümüzdeki yıllarda daha büyük sorunlara neden olacaktır.

 

 

 

 

 

 

                

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
holozlu 3 yıl önce

okuldaki yöneticilerin hangi liyakatlara uyduklarını biliyoruz.kendi başlarına iş yapanlar güya okulu öğretmenlerce yönetiyorlar