banner374
7 Haziran gelip geçeli iki ay oldu. Garip bir meclis tablosu ortaya çıktı. Henüz hükümet kurul(a)madı. Görüşmeler çok yavaş. Kimin kiminle ortaklık yapacağı belli değil. Ancak bu görüşmelerin birden çok kanaldan, farklı siyasi partiler arasında, en azından el altından devam ettiğini biliyoruz. Bu gidişle çok yavaş ilerlemesine karşın ya koalisyon ya da erken seçim. Mevcut tablo içinde pek çok alternatif bulunmasına rağmen kalıcı bir hükümetin kurulması da zor görünüyor. Bu durum başta milli eğitim olmak üzere hayatın olağan akışını da yavaşlatmış durumda.

Gözler milli eğitimde anlayacağınız.

Öncelikle bir koalisyon kurulması durumunda milli eğitim bakanlığı hangi partide kalacak? Milli eğitim bakanının kim olacağı pazarlık konusu yapılacak mı? 

Öte yandan yeni bakan bürokraside değişikli yapacak mı? Müfredat programlarına müdahale edecek mi? İl, ilçe yöneticilerinin belirlenmesinde hangi politikaları izleyecek? Yargı kararlarını uygulayacak mı? Özellikle Danıştay ve AYM’ nin okul müdürleriyle ile ilgili vermiş olduğu kararı nasıl okuyacak? Öğretmen rotasyonuna nasıl yaklaşacak? Yılan hikâyesine dönen şube müdürleri hakkında verilen yargı kararları hakkında ne düşünecek? Öğretmenlere moral verebilecek mi? Bakanlığın yaptığı sınavlarda ortaya çıkan skandallara dur diyebilecek mi? O arada ÖSYM’ nin yaptığı ve örneğin 11 sorusu iptal edilen KPSS’ ye ne diyecek? Öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesi konusunda ciddi çabalar sarf edebilecek mi? 3600’ e asılacak mı? Yeni bakanın sendikalara bakış açısı, atanamayan öğretmenlere yönelik politikası ne olacak?

Soru(n)ları uzatmak mümkün.

Yukarıda sıraladığım soru(n)lar acil çözüm beklerken taşıdığım tarihi sorumluluk gereği kurulacağı varsayılan olası yeni hükümetin olası yeni milli eğitim bakanına seslenmek istiyorum.
               
Yeni göreve gelecek sayın bakanım;
1985 yılından günümüze öğretmenliğe başladığım 31 yıl içinde M. Vehbi Dinçerler, Metin Emiroğlu,  Hasan Celal Güzel, Avni Akyol, Köksal Toptan, Nahit Menteşe,  Nevzat Ayaz, Turan Tayan,  Mehmet Sağlam, Hikmet Uluğbay, Metin Bostancıoğlu, Necdet Tekin, Erkan Mumcu, Hüseyin Çelik, Nimet Çubukçu, Ömer Dinçer ve Nabi Avcı olmak üzere 17 sayın bakanla çalıştık.
Bu bakanların kimi 3 ay kimi 5 yıl görev yaptı. Ortalama 1 yıl 8 ay…
Bu sayın bakanlar elbette temsil ettikleri siyasi iradenin ilkeleri doğrultusunda çalışmalar gerçekleştirdiler. Zaman zaman yaşanan olağanüstü dönemlerin etkisi altında kaldılar. Her yeni sayın bakan iddialı geldi, şartların elverdiği ölçüde iddialı projeler hazırladı. Her yeni bakan kendi kadrosunu kurmaya çalıştı. 
               
Ama şunu açıkça ifade etmek gerekir ki, milli eğitimin özellikle personel politikası yerine oturmadı. Hemen bu dönemlerin hepsinde çıkarılan okul müdür yardımcılığından tutun da üst düzey yöneticileri kapsayan yöneticilikle ilgili hazırlanan yönetmeliklerin tamamı yargıdan döndü.
 
Her bakan döneminde moda kavramlar zikredildi. Kimi zaman mesleki eğitim ön plana çıktı, kimi zaman okul öncesi eğitim. Bazen uluslararası projeler desteklendi bazen TKY. Bir sosyal faaliyetlere ağırlık verildi bir akademik başarıya.

Orta öğretime geçiş belki on sefer değişti.
               
Niye? 
Ah bir bilsem…
               
Yeni göreve gelecek sayın bakanım,
Öncelikle geniş katılım sağlayarak o arada Danıştay 2. Dairesinin görüşünü de alarak yeni bir yöneticilik kanunu / yönetmeliği hazırlayınız. Bu mevzuatı taviz vermeden, hiçbir kaygı taşımadan uygulayınız / uygulatınız.  
Türk toplumunun dokusuna uygun kalıcı bir ders programı üzerinde çalışınız.
Her fırsatta okullara uğrayınız. Bu ziyaretler de protokol uygulamanıza gerek yok. Okullar sizin çünkü çocuklar, öğretmen sizin.
Öğretmenlere moral veriniz. Velilere moral veriniz.
Özellikle sosyal medyanın eğitim üzerinde gerçekleştirmeye çalıştığı algı yönetimine müsaade etmemeye çalışınız. Çünkü her okul sizin oklunuz, her öğretmen sizin öğretmeniniz, her çocuk sizin evladınız. O arada her müdür sizin müdürünüz, her kadro sizin kadronuz.
               
Biz geniş bir aileyiz sayın bakanım. Elbette içimizden dökülenler, yarı yolda kalanlar olacaktır. Kurallarınız olsun ve bu kuralları uygulayınız. Ve biliyorum ki, sayın bakanım; işiniz kolay olmayacak. Sizden eğitimle ilgili hemen herkesin şöyle ya da böyle bir beklentisi olacak. Bu beklentilerin tamamını karşılamanız elbette çok güç. Herkesi memnun etmek elbette çok zor.
               
Hani meşhur bir söz var: “Yumurtayı taşa atsanız da sonuç değişmiyor, taşı yumurtaya atsanız da…”
Birlikte çalışalım sayın bakanım. Birileri saç keserken birileri poğaça satmasın yani.

O zaman e – okul sistemi, mebbis modülü gibi kalıcı eser bırakanlara ettiğimiz duanın daha çoğunu size ederiz haberiniz olsun.

Bu vesile ile yeni görevinizi tebrik ediyor, selam ve saygılar sunuyorum efendim. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
ayse 1 yıl önce

Okul oncesine gereken onem verilmelidir ve zorunlu olmalidr yaz boza donmemeli.

Misafir Avatar
yusuf ipekli 1 yıl önce @ayse

kesinlikle katılıyorum ayşe hanım

Beğenmedim! (0)
Avatar
Ahmet 1 yıl önce

Öğretmen atadım değil aday öğretmen atadik diyin daha dogru olur

Misafir Avatar
Yusuf İpekli 1 yıl önce @Ahmet

doğru ahmet bey aday öğretmen, haklısınız.

Beğenmedim! (0)
Avatar
selami 1 yıl önce

Etkilendim...

Misafir Avatar
yusuf ipekli 1 yıl önce @selami

teşekkür ederim, selami bey

Beğenmedim! (0)
Avatar
yönetici 1 yıl önce

düzelsin artık şu yöneticilik işi, bıktık billahi...

Avatar
Ahmet 1 yıl önce

8 ay sonra çıkan yönetmelige bağlı kalan 2014 eylül atamasi ogretmenlerin sesini de duyun ya hiç eğitim almadan sınava gireceğiz daha sınavın ne zaman Nerede nasıl olacağı belli değil bu nr kadsr adalet Danıştay karar verecek daha birileri sesimizi duysun ya

Avatar
çiçek abbas 1 yıl önce

iyi ki zamanında emekli olmuşum.
yoksa yüreğim dayanmazdı, inan olsun...

Avatar
Yusuf ipekli 1 yıl önce

inşAllah sayın yönetici