banner374
               Milli Eğitim Bakanlığının aldığı radikal bir kararla 8 yıllık zorunlu ve kesintisiz eğitimden vazgeçerek kamuoyunda kısaca 4+4+4 diye bilinen 12 yıllık zorunlu ve kesintili eğitim sistemine geçtiği malum.               

                Bu radikal kararla birlikte MEB’ de farklı okul türlerinin ortaya çıktığı da bilinen bir gerçek.
                Ortaya çıkan okul türleri; okul öncesi eğitim kurumları, ilkokullar, ortaokullar (ortaokullar, imam hatip ortaokulları) ve ortaöğretim kurumları (genel liseler, meslek liseleri, anadolu liseleri, fen liseleri) biçiminde sıralanmaktadır.
                Görüldüğü gibi 12 yıllık zorunlu ve kesintisiz eğitim sürecinin ilk 4 yılı ilkokul, ikinci 4 yıl ortaokul ve üçüncü 4 yılı da lise olarak karşımıza çıkmıştır.
                Durumu böylece özetleyip konumuzun hemen başında uygulamanın gerçeklerinden hareket ederek somut önerimizi paylaşalım.    
                Öncelikle zorunlu eğitimin süresi 13 yıl olmalıdır.
                Bu 13 yıl ise 1+5+3+4 şeklinde formüle edilmelidir. 
                Zorunlu eğitimin birinci yılı okul öncesi eğitimi olarak planlanmalıdır.
                Çünkü okul öncesi eğitimi artık çağımızın en önemli gereksinimidir. Okul öncesi eğitim alarak 1. sınıfa başlayan çocuklar da kavrama yeteneği “çok” geliştiğinden, paylaşma duygusu “iyi” oluştuğundan, kendini ifade etme becerisi “pek” yükseldiğinden hem akademik anlamdaki başarı artmakta hem de davranış bozuklukları en aza inmektedir. Bu sayede okuma yazma eğitimi tam anlamıyla gerçekleşmekte, sanatsal yetenekler verime dönüşmektedir. Bizim amacımızda çocuğun hafızasının en berrak olduğu dönemde onu tam anlamıyla donanımlı yetiştirmek değil mi?
                O zaman okul öncesi eğitimi mutlaka zorunlu olmalıdır. Zira bir zamanlar birçok ilimizde okul öncesi eğitimi zorunlu hale getirilmişti. Kimi yerel yönetimler de bu projeye somut destek vermiş, çalışma güzel bir mecraya doğru yönelmişti. Ne oldu da araba şarampole kaydı, ne oldu da dört dörtlük gelişmeden / uygulamadan vazgeçildi, bilmiyorum. Nedeni her ne olursa olsun 12 yıllık zorunlu ve kesintili eğitim süreci bir gün revize edilirse bu husus mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Eğer konuyla ilgili herhangi bir iyileştirme söz konusu olmazsa mevcut eğitim sistemi bu husus da dikkate alınarak gözden geçirilmelidir.
                Zira okul öncesi eğitim kurumları eğitim kademeleri içinde en sorunsuz olanlarıdır. Okul mevcutlarının azlığı, öğretmenin ilgisi, para sorununun olmaması gibi etkenlere güvenlik zafiyetinin de bulunmaması eklenince bu kademede çalışmak büyük bir zevk olmaktadır.
                Önerimize göre 13 yılın ikinci kademesi 5 yıllık ilkokul dönemidir. İlkokul 8 yıllık zorunlu ve kesintisiz eğitim sisteminden önce olduğu gibi 5 yıl olmalıdır.
                Çünkü tespitlerimize göre 5 sınıf çocuğu yaş aralığı olarak duygusallık içinde bulunduğundan çok öğretmenli programlara hazır durumda değil. Onlar seçmeli derslerin yeterince ayırtına varamıyorlar. Kavrama yetenekleri de istenilen düzeye gelişmemiş bulunuyor.  Bu nedenle 5. sınıf çocuğunda öğrenme güçleşiyor. Başarı düşüyor. Dolayısıyla devamsızlık önemli bir mesele olarak karşımıza çıkıyor. Okuldan kaçmalar yoğunlaşıyor. Oysa 5. sınıf çocuğu ilkokul talebesi olsa, sınıf öğretmeni eşliğinde eğitim öğretim faaliyetlerini sürdürse sorun en aza inecek, öğrenme ise birkaç misli artacaktır.
                Zira 5. sınıfların haftalık ders dağıtım çizelgelerine sanırım “rehber öğretmenlik” ders saatleri dışında yapılsın mantığından hareket edilerek şube rehber öğretmenlik faaliyetlerini gerçekleştirmek için bir ders saati bile ayrılmamıştır.
                İlkokullardan 5. sınıfların alınması ilkokul sınıf mevcutlarını çok düşürmüştür. Şube başına düşen öğrenci sayısı çoğu okulda 15 civarındadır. Bu da doğal olarak okul binalarını atıl hale getirmiştir. Bu atıllık “Okullar hayat olsun” projesiyle bile ortadan kalkmamıştır. İlkokulların 5 yıl olması binaların atıllığı ortadan kaldıracaktır.
                5. sınıfların ilkokullara kaydırılması sınıf öğretmeni fazlalığını ortadan kaldıracak, dal öğretmeni ihtiyacı azaltacaktır.
                Söz konusu öğretmen olunca 4 ve 5. sınıflarda yabancı dil, din kültürü ve ahlak bilgisi, görsel sanatlar, müzik ve beden eğitimi dersleri mutlaka dal öğretmenlerince okutmalıdır. Hatta 3. sınıfların yetenek dersleri de alan öğretmenlerince okutulabilir. Eğer bu öneri hayata geçerse ek ders ücretleri kararnamesinde de yeni bir düzenleme yapılabilir ki buna da şiddetle gereksinim bulunmaktadır.  
                5. sınıfların ilkokula dâhil edilmesiyle ilgili daha pek çok gerekçe olmasına karşın konuyu kısa kesip başka bir tespite daha geçelim.
                İlkokullar okul kademeleri arasında en az sorunlu ikinci kademedir. Çünkü ilkokullarda öğretmenler mensubiyet duygusu içinde çocuklarına daha çok sahip çıkmaktadırlar. Onları toptan geliştirmek esas olduğundan dal öğretmenlerini gücendirmeyelim ama öğretmenlerin çocuklara olan itinalı davranışları yükselmektedir. Bu pozisyon veliler içinde geçerlidir. Aynı zamanda veliler hem çocuğunu hem öğretmenini hem de okulunu daha çok ilgi alanına almaktadırlar. Bu ilgi alanı da okulu gerek maddi açıdan gerekse psikolojik yönden rahatlatmaktadır. Ancak bu maddi katkı ilkokulları rahatlatmaktan uzak olup ilkokullara da mutlaka öğrenci başına ödenek verilmelidir.       
                Önerimiz içinde yer alan 13 yıllık eğitim sürecinin üçüncü dilimi olan 3 yıllık süre ortaokulları kapsamaktadır.
                Ortaokullar 8 yıllık zorunlu ve kesintisiz eğitim sistemi öncesinde olduğu 3 yıl olmalıdır. Böylece ortaokulların mevcutları rahatlatılmalıdır. Mevcutların rahatlaması ortaokulların tekli eğitime geçmesi anlamına da gelecektir. Tekli eğitim ile haftalık 35 / 36 ders saati daha rahat uygulanacak seçmeli dersler amacına uygun olarak işlenebilecektir. Tekli eğitimin öğrenci davranışlarına olumlu yansıması çarçabuk görülecek okul kademeleri arasında en sorunlu gibi görünen ortaokullar bu olumsuzluklardan bir nebze olsun kurtulacaktır.
                Ayrıca ortaokullar için müfredat programlarında sadeleştirmeler yapılarak var olan sıkışıklık giderilmelidir. Haftalık ders dağıtım çizelgeleri yenilenmeli şube rehber öğretmenliği saati ders dağıtım çizelgelerine eklenmelidir. Yine sosyal etkinlikler için ayrıca ders saati / saatleri ihdas edilmelidir.
                Neden, ortaokullar için okul kademeleri içinde en sorunlu olanıdır dedik. Çünkü ortaokulların ne yazık ki ödeneği yok. Yine ortaokullarda okul aile birliklerinin bağış toplama oranı % 10’ lar civarında. Ortaokulların başta personel ihtiyacı olmak üzere zorunlu harcamalar için bile bir bütçesi maalesef mevcut değil. Aynı zamanda ortaokul çocukları hayatlarının en hareketli dönemini yaşamaktalar. Ergenleşen bu bireyleri tutmak çok olanaklı gözükmüyor. Bir de ortaokullardaki rehber öğretmen ihtiyacını göz önünde bulundurunca durum daha da vahimleşmektedir.
                O zaman bu sorunu bertaraf etmenin birinci yolu ortaokullara öğrenci başı ödenek tahsis etmekten geçmektedir. İkinci olarak ortaokullara güvenlik görevlisi verilmelidir. Üçüncü olarak müdür yardımcısı normunu yeniden düzenlemeli ortaokullara baş muavin kadrosu verilmelidir. Dördüncü olarak 5. sınıflar ilkokullara kaydırılmalıdır. Beşinci olarak ise ortaokullara en az bir rehber öğretmen ataması mutlaka yapılmalıdır. Böylece ortaokullarda hat safhada olan güvenlik meselesi de kendiliğinden çözülmüş olur.
                13 yıllık eğitim sürecimizin son kademesi olan 4 yıl ise orta öğretim aşamasıdır.
                Ortaöğretimde ödenek sıkıntısı olmaması önemli bir husustur. Bu kademenin büyük meselelerinden biri okul türlerinin farklılığı ve çeşitliliği olarak karşımıza çıkmaktadır. O kadar çok lise türü var ki bazen biz bile karıştırıyoruz. Öncelikle okul türlerinin azaltılması gereken orta öğretim kademesindeki bir diğer sorun sınav sistemi sorunu. Burada da TEOG türü bir sınav sistemi okulları da, öğrenciyi de, velileri de pek rahatlatacak gibi durmaktadır. 
                İşte önerim olan 13 yıllık eğitim süreci, okul kademeleri, bu kademelerin fotoğraflarıyla ilgili tespit, görüş ve düşüncelerim bunlar.
                Gündemde okul / kurum yöneticisi görevlendirmeleri, il / ilçe milli eğitim müdürlerinin atanmaları, yeni atanan şube müdürlerinin 2. atama istekleri, becayiş talepleri varken bu konu da nereden çıktı demeyelim lütfen.  Zira okullar rahat olmazsa hiçbir kademede çalışan hemen hiçbir yönetici rahat edemez.
                Can alıcı sorunun zamanı geldi sanıyorum. “Milli Eğitim Bakanı olsaydım ne yapardım?” ya da “Milli Eğitim Bakanı olsaydınız ne yapardınız?”
                Lütfen söyler misiniz?              

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
atilla babayigit 2 yıl önce

kesinlikle 13 yıllık zorunlu eğitim 1+5+3+4 olması kanaatindeyim çünkü 5,sınıflar uyum konusunda zorlandılar çocuklara yazık etmiyelim