banner374
MİLLİ EĞİTİM ŞÛRÂSI YANLIŞ GÜNDEMLE TOPLANDI

Bilindiği üzere Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından düzenlenen "19. Milli Eğitim Şurası Genel Kurul Toplantısı" başladı. Şuranın gündemine geçmeden önce 18. Milli Eğitim Şurasının gündemi neymiş ona bakalım.

18. Milli Eğitim Şurası şu gündem maddeleri ile toplanmıştı.

1. Öğretmenin Yetiştirilmesi, İstihdamı ve Mesleki Gelişimi

2. Eğitim Ortamları, Kurum Kültürü ve Okul Liderliği

3. İlköğretim ve Ortaöğretimin Güçlendirilmesi, Ortaöğretime Erişimin Sağlanması

4. Spor, Sanat, Beceri ve Değerler Eğitimi

5. Psikolojik Danışma, Rehberlik ve Yönlendirme

Şura sonrasında tam 15 sayfalık kararlar alınmıştı. Bu kararların ne kadarı uygulandı esas soru bu olmalı.

Şimdi 19. Milli Eğitim Şurasının gündemine bakalım. Şuranın 4 ana gündem maddesi varmış.

1. Öğretim programları ve haftalık ders çizelgeleri

2. Öğretmen niteliğinin arttırılması

3. Eğitim yöneticilerinin niteliğinin arttırılması

4. Okul güvenliği

Gündem maddelerinin içeriğine ilişkin olarak Milli eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı’nın açıklamalarını okuduk ya da dinledik.

Ancak şuranın daha başta yanlış gündem maddesi ile toplandığını düşünüyorum. Çünkü öncelikle eski gündem maddelerinin ne kadarı gerçekleştirildiğine dair bir görüşme ile şura başlamalı idi. Malum bizler çok kararlar alıp sonra takibini yapmayan bir milletiz. O halde hangi kararlar alındı, ne kadarı uygulandı, hangi kararlardan vazgeçildi, uygulanan kararların neticesi neler oldu gibi sorularla başlamak icap etmez miydi? Eğitimciler bilir; okul zümre toplantılarında bile önceki yıla ait kararlar gözden geçirilerek toplantıya başlanır.

Şûrâ gündemine ilişkin olarak ikinci itirazım ise gündem maddelerine ilişkin. Bir kere zorunlu 12 yıl meselesinin sonuçları ana gündemde yer almalıydı. 18. Milli Eğitim Şûrâsında alınan kararlardan birisi eğitim sisteminin 4+4+4 olarak zorunlu 12 yıla çıkarılması kararı idi. Eğitimin kademelendirilmesine o dönem için destek veren birisi olarak 12 yıl eğitimin zorunlu olmasına karşı çıkmıştık. Hatta Eğitim-Bir-Sen başkanı Ahmet Gündoğdu’nun sert bir itirazı dönemin gazetelerinde yer almıştı. Ancak bugün sanki her şey yerli yerindeymiş gibi bu konunun konuşulmaması tam bir talihsizliktir. Zorunlu 12 yıllık eğitim tıpkı zorunlu 8 yıllık eğitim gibi mesleki eğitimi bitirmeye devam etmektedir. Zorunlu 12 yıl okuyan ve hiçbir meslek sahibi yapamadan mezun edilen gençler önce okulda öğretmenlerin başına sonra ailesinin başına sonra da toplumun başına adeta “bela” olmaktadır. Bela değilse bile kesinlikle “yük” olmaktadırlar.

O halde 19. Milli Eğitim Şurasının ana gündem maddelerinden birisi zorunlu 12 yıllık eğitim sistemini gözden geçirmek olmalıdır. Okuma yazmayı zar zor bilen öğrencilere fizik, kimya, biyoloji dersi vermeye devam eden sistem problem çoğaltmaya devam ediyor.

Şûrânın gündemine dair bir başka itirazımız ya da önerimiz ise öğretmenlerin itibarını iade edecek maddenin olmaması meselesidir. Eğitimcileri öğrencinin elinde oyuncak eden sistem neden sorgulanmaz? Çocuklara dokunulmazlık verip öğretmenlerin onurlarını ayaklar altına alan eğitim anlayışı neden gündemde yok?

Yine şura gündemine dair bir diğer itirazımız ise basın-yayın ve internet belasının gündemde yer almamasıdır. Yanlarında sınırsız internet hakkı bulunan telefonla okula gelen öğrencilere hangi değerleri öğreteceksiniz? Çocukların telefonu alan öğretmenler, bırakın içeriğine bakmayı, ekran görüntüsünü görünce yüzü kızarıyor. Daha vahim olan ise çocuklarının her yaptığında arkasında duran veliler. “Benim çocuğum yapmaz diyen” velilerin evlatlarının telefon görüntülerini görünce hiçte öyle rahatsız olmadıklarını görünce hayretler içinde kalıyor, derin derin düşünüyoruz.

Ne yapılabilir bu çocuklara? Çocukları kazanalım, diyerek eğitim sistemini adeta felç ettik. Tedaviye cevap vermiyorsa ameliyat şart değil midir?

Bir başka itirazımız ise eğitim felsefemize dair olacak. Hoş ortada bir felsefe var mı onu bilmiyorum ama “yapılandırıcı yaklaşım-öğrenci merkezli eğitim” denilen bir anlayış hâkim eğitim sistemimizde. Öğrenciyi merkeze alan çoklu zekâ ile aslında herkesin zeki olduğunu ifade eden sistem. Herkesin farklı zekâsını kabul eden fakat sadece akademik zekâ türüne göre dizayn edilmiş müfredatla yürümeye çalışan eğitim sistemi sorgulanmalıdır.

Bu kapsamda eğitim anlayışımızda toplumsal algı bağlamında yeniden gözden geçirilmelidir. “Bırakın çocuklarınız kendileri seçsin”, “özgürlüklerini kısıtlamayın” “kaldırımda yürüyen çocuğunu elini neden tutuyorsunuz?” şeklindeki çocuğu yetişkin olarak görme anlayışı toplumu mahvetti. Gayri ahlaki bir durumunu ifade ettiğimiz bir baba çocuğu için “ ne yapabilirim kendi tercihi” diyorsa biz bitmişiz demektir. Çocukların “çocuk” olduğunu unutturmaya çalışan algı terkedilmelidir. Hemen acilen terkedilmelidir. Tam uçurumun kenarındayız. Haberiniz olsun.

Son olarak şura gündeminde yer alan “Öğretim programları ve haftalık ders çizelgeleri” maddesine ilişkin, daha önce ifade ettiğim önerileri şura üyelerinin dikkatine sunmak istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığı kimin müdür olacağı meselesine harcadığı mesaiyi eğitim müfredatının tanzimi için harcamalı. Din kültürü ve ahlak bilgisi kitaplarında bir tane başörtülü kadın resmi hala yok. Fen bilimleri kitaplarında Ak Şemseddin yok, Cezeri yok, İbni Sina yok, Musa kardeşler yok, Mimar İbrahim Efendi yok. Yok, yok, yok.

Ne var peki? Anştayn (bilerek böyle yazdım) var, Nivton (bunu da bilerek yazdım) var. Bilmem kim var… Batı hayranlığı var, batı medeniyeti (öyle bir medeniyet yoktur) var. Bunlarla uğraşmalı bakanlık ve şura üyeleri.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
şükrü 2 yıl önce

tespitler yerinde

Avatar
şükrü 2 yıl önce

milli eğitim bakanlığını kim yönetiyor diye de bir yazı istiyoruz senden

Avatar
kardeşim benim 2 yıl önce

kardeşim yazılarına imzamı atarım. ama editörler yayınlarsa bu kaçıncı yorum göndermem ama yayınlamıyorlar.......

Avatar
teşekkürler 2 yıl önce

teşekkürler , kaleminize yüreğinize sağlık..