banner374
            Küçük bir hayal gezintisine çıkalım sevgili okur. Bir tiyatro salonunda hissedebilirsin kendini. Bir taraftan bu loş ortamda sahneye çıkacak kişiyi beklerken bir taraftan da kırmızı renkli ve konforlu koltuğuna iyice yaslanmış etrafındaki zengin iş adamlarını, bilim insanlarını, genel müdürleri vb gibi toplumda kendine yer edinmiş birçok kişiyi fark ettiğini hayal et. Herkes heyecanlı çünkü biraz sonra sahneye dünyanın en zengin insanı çıkacak. Yıl 2009, burası TED stüdyoları, California ve bu seçkin kalabalıktakilerin az sonra yaşayacakları korku henüz akıllarının ucundan bile geçmiyor.

Öncelikle TED nedir bundan söz etmek istiyorum size. “TED” geleceğimizi şekillendiren üç kapsamlı konunun - Teknoloji, Eğlence, Tasarım’ ın (Technology, Entertainment, Design)- ilk harflerinden oluşur. Etkinliğin amacı herhangi bir disiplinle ilişkisi bulunan bütün fikirlerin ortaya konulmasıdır. Bu amaçla yıl boyunca çeşitli katılımcılar aracılığıyla farklı fikirler konuşuluyor ve kısa videolarla birlikte de bütün dünyaya ulaştırılıyor.

Sahneye dünyanın en zengin iş adamı Bill Gates alkışlar eşliğinde gelir ve sözlerine şöyle başlar;"Çok önemli bazı sorunlar üzerinde itici bir kuvvet olmadan çalışılmadığını düşünüyorum. Yani piyasa, bilim adamlarını, iletişimcileri, düşünürleri, hükümetleri doğru işler yapmaya zorlamıyor. Sadece bu işlere önem vererek ve bu konuya önem veren parlak zekâlı insanları yanımıza alarak, diğer insanları da bu işin içine çekerek, ihtiyacımız olan gelişmeyi sağlayabiliriz." 2004 yılında emekli olduktan sonra kendisini hayır işlerine adayan iş adamı eşi ile birlikte bir vakıf kurar ve bu vakıf sayesinde dünya genelinde ihtiyaç sahiplerine ulaşır. Piyasanın bizleri doğru, ahlaklı ve iyi insanlar olmaya zorlamadığını ifade eden iş adamı ancak birlik içinde bu amaç için çabalarsak gelişme göstereceğimizi söyler. İçinde bulunduğumuzu hayal ettiğimiz bu seçkin kalabalığa ise sıtmadan bahsederek iyi ve doğru bir davranışta bulunmanın önemini fark etmemizi sağlamaya çalışacaktır. Hastalığın tarihçesini anlatır önce. 1930 yılında sıtmadan ölen kişi sayısı tavan yapmıştır, tüm dünyada 5 milyondan fazla kişi bu hastalıktan dolayı hayatını kaybetmiştir. Bir İngiliz askerin tesadüf eseri hastalığın sebebinin sivrisinekler olduğunu ortaya çıkarmasıyla özellikle zengin ülkelerde bu hastalığın görülme sayısı zamanla azalmış ve neredeyse yok olmuştur. Ancak fakir ülkelerde sıtma görülmeye devam etmiştir. O bunları söylerken bizde yanımızda en son ne zaman sıtma diye bir hastalıktan bahsedildiğini hatırlamaya çalışıyoruz; galiba hiçbir zaman diyoruz kendi kendimize. Hastalığın fakir ülkelerde görülmesi, ölümlere sebep olmaya devam etmesi, tedavisi ve yok edilmesi için gereken yatırımın yeterince yapılmadığını düşündürmüş ünlü iş adamına. Bir araştırma yapınca da durumun gerçekten böyle olduğunu anlamış. Araştırmaları onu dünya genelinde kellik için yapılan harcamaların bile sıtma için yapılan harcamalardan daha fazla olduğunu göstermiş.


               Herkesin sıtma gibi yılda yaklaşık olarak bir milyondan fazla kişinin ölümüne sebep olan yıkıcı bir hastalığa karşı birlik içinde olmak duygusunu kazanmaları için ilginç bir şey yapar. Dikkatli bir şekilde kendisini dinleyenlere dönerek şöyle söyler: "Hepinizin bildiği gibi sıtma sivrisinekler yoluyla yayılır." Elindeki kavanozda bulunan sivrisinekleri kalabalığa göstererek işte size birkaç tane getirdim der, kavanozun kapağını açar ve "Neden hep fakirler sıtmadan ölsün?" diye sorar. İşte o an salondaki herkes büyük bir şaşkınlığa uğrar. Salonu terk etmeye çalışanlar dahi olur. Az önce kendilerinin çok uzağındaki hatta belki de hayatları boyunca hiç duymadıkları bir hastalıktan bahsedilirken şimdi ise bu hastalıkla burun burunadırlar. Neyse ki Bill Gates kavanozdaki sivrisineklerin hastalık taşımayan bir tür olduğunu söyleyerek salondakileri rahatlatır ancak artık salondakiler bir an için bile olsa dehşete kapılmış ve farkındalık kazanmışlardır.

Konuşmasının sonuna doğru bu hastalıkla savaşmak için kendi yardım vakfının bir plan bulduğunu ancak bunu uygulamak için iletişimcilere, sosyal bilimcilere, matematikçilere, ilaç şirketlerine ihtiyaç duyduklarını anlatır. Tüm bunları başarmanın tek yolu bütün bileşenleri bir araya getirmek ve zengin devletleri cömert olmaya davet etmektir. İşte tüm bunlar bir araya geldiğinde hastalığın kökünü kurutmak konusunda iyimser olabileceğim der. Umarız yaşamını uzun süreler çalışarak ve başarmak için sürekli savaşarak geçiren Bill Gates bu savaşı da ihtiyaç duyduğu insanlara ulaşarak güzel bir şekilde nihayetlendirir. Hastalıklarla sadece fakir insanların savaşmak zorunda olmadığı bir dünya diliyoruz. 

*Fotoğraf: Diclehan ATAMAN

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol